Kamu idaresinin, yüklenici şirketin sözleşmeli işler sırasında üçüncü tarafa verdiği zararın tazminine ilişkin rücu davası.
Özet: Davacı idare, taraf olduğu hizmet alım sözleşmesi kapsamında davalı şirketin yaptığı teraslama çalışmaları sırasında yuvarlanan kayaların elektrik direğine verdiği hasar sonucu ödemek zorunda kaldığı tazminatın tamamını, sözleşme ve eki şartnamelerdeki sorumluluk hükümleri uyarınca davalı şirketten rücuen talep etmiş; ilk derece mahkemesi ve istinaf bu talebi davalının %70 kusuruyla sınırlı kabul edince, davacı vekili işin yürütülmesiyle ilgili güvenlik önlemleri ve tüm sorumluluğun sözleşme gereği davalıda olduğunu belirterek tam rücu talebiyle temyize gitmiştir.
6. Hukuk Dairesi         2025/3710 E.  ,  2026/1465 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2025/638 E., 2025/1272 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Menemen 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2016/235 E., 2021/246 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı idare ile davalı şirket arasında uygulama proje sahasında makineli arazi hazırlığı ihalesi kapsamında hizmet alım sözleşmesi yapıldığını, davalı tarafından iş makinası ile teraslama çalışmaları yapılırken, yuvarlanan kayaların dava dışı TEİAŞ'a ait elektrik direğinin hasara uğramasına sebebiyet verdiğini, Menemen 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2014/539 Esas sayılı dosyası ile TEİAŞ tarafından idare ile davalı şirkete karşı tazminat davası açıldığını, davanın kısmen kabulüne, 58.740,00 TL yasal faizi ile davalılardan tahsiline karar verildiğini, söz konusu dosyada idarenin iş yerindeki işlerin denetim ve kontrolü hususunda ihmali bulunduğu gerekçesiyle tali kusurlu olduğu belirtilmişse de idarenin böyle bir ihmali bulunmadığı gibi İdare ile davalı şirket arasında akdedilen sözleşme ve şartnamelerin içeriği ve 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 41. maddesi göz önünde bulundurulduğunda İdareye bu hususta bir kusur atfedilemeyeceğini, davalı şirket ile imzalanan hizmet alım sözleşmesi ve eki şartname kapsamında zarar ve hasardan asıl olarak davalı şirket sorumlu olduğundan idarelerince ödenen meblağ için davalı şirkete rücu edilmesinin zorunlu olduğunu belirterek davanın kabulüne, davacı tarafça ödenen 58.740,00 TL tazminat, 2.524,96 TL yargılama gideri ve 6.761,40 TL vekalet ücretinin tamamının yasal faizleriyle birlikte 97.606,69 TL'nin ödeme tarihi olan 29.04.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı şirketten tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalı şirketin tasfiyesinin tamamlandığını, şirketin tasfiye işlemlerinin bittiğini, ticaret sicilden terkininin yapıldığını, bu haliyle davalı şirkete karşı dava açılmasının mümkün olmadığını, davacının olayda kusurunun olduğunu, bu durumun Yargıtay denetiminden geçtiğini ve kesinleştiğini, zarara uğrayan kurumun TEİAŞ ile izin irtifak ilişkisi olan kurum ... olduğunu, OGM'nin ağaçlandırma yapılacak alanlarla ilgili izin irtifak sahibi ilgililere bu sahalarda ağaçlandırma faaliyetine başlanacağı, gerekli tedbirlerin alınması, riskli yerlerde istinat duvarlarının çekilmesi uyarısında bulunması gerektiğini, taşeron firmanın TEİAŞ’a böyle bir uyarıda bulunmasının mümkün olmadığından bahisle davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tarafların sorumluluk miktarının tespit edilmesi için yeniden alınan raporlar doğrultusunda davalı yanın kusur oranı %70 olarak kabul edilerek davanın kısmen kabulüne, 68.324,89 TL tazminatın, ödeme tarihi olan 29.04.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı yandan alınarak davacı yana verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Bilirkişi raporuna itiraz ettiğini, ancak mahkemece itirazının değerlendirilmediğini,
b. Davalının, sözleşme ve şartname gereğince, sözleşme konusu işin yürütülmesi ile ilgili olarak, işin yürütüldüğü yerde ve çevresinde her türlü güvenlik önlemini almak zorunda olduğunu, tazminata konu olan hasarın da işin yürütülmesi ile ilgili olarak ve işin yürütülmesi sırasında ortaya çıktığını, zaten 23.09.2019 tarihli ek raporda da tüm sorumluluğun davalıda olduğunun tespit edildiğini beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, rücuen tazmin istemine ilişkindir.
Taraflar arasında Menemen serisi ağaçlandırma uygulama projesinde hizmet alımına ilişkin sözleşme imzalanmış olup, davalı tarafından iş makinası ile teraslama çalışmaları yapılırken, yuvarlanan kayaların dava dışı TEİAŞ'a ait elektrik direğinin hasara uğramasına sebebiyet vermesi nedeniyle yapılan yargılama neticesinde hükmedilen tazminatın davacı tarafından ödendiği dosya kapsamından anlaşılmıştır.
Taraflar arasındaki sözleşmenin 8.2. maddesinde hizmet işleri genel şartnamesi ihale dokümanı ve sözleşmenin eki olarak sayılmış, sözleşmenin 21.1. maddesinde “ İş ve iş yerlerinin korunmasına ilişkin sorumluluk Genel Şartname'nin 19 uncu maddesinde düzenlenen esaslar dahilinde yükleniciye aittir”, yine sözleşmenin 31.1. maddesinde “Yüklenici, taahhüdü çerçevesinde kusurlu ve standartlara uygun olmayan malzeme seçilmesi, verilmesi veya kullanılması, tasarım hatası, uygulama yanlışlığı, denetim eksikliği, taahhüdün sözleşme ve şartname hükümlerine uygun olarak yerine getirilmemesi ve benzeri nedenlerle ortaya çıkan zarar ve ziyandan doğrudan sorumludur” düzenlemeleri yer almıştır. Atıf yapılan şartnamenin 19. maddesinde; “ İşyerinde, işin başlamasından kabul belgesinin verilmesine kadar her türlü araç, malzeme, ihzarat, makine ve taşıtlar ile sözleşme konusu hizmet işinin korunmasından yüklenici sorumludur. Yüklenici, kazaların, zarar ve kayıpların meydana gelmesini önlemek amacı ile gereken bütün önlemleri almak ve kontrol teşkilatı tarafından, kaza, zarar ve kayıp ihtimallerini azaltmak için verilecek talimatların hepsine uymak zorundadır. Yüklenici, işin devamı süresince iş yerinde yapılacak çalışmalarda her türlü güvenlik önlemini almak zorundadır. İş sahasında veya çevresindeki bölgede, yeterli güvenlik önleminin alınmaması nedeniyle doğabilecek hasar ve zararın ödenmesinden yüklenici sorumludur” denirken şartnamenin 15. maddesinde ise “Yüklenici işlerin yürütülmesi, tamamlanması ve işlerde olabilecek aksaklıkların giderilmesi için gereken bütün işlemlerde, sözleşme koşullarına uygun davranma yükümlülüğü içerisinde; (a) Kamu düzenine ve kamusal yaşamın gereklerine uygun davranacak, (b) Kamunun mülkiyeti veya hüküm ve tasarrufu altındaki taşınır ve taşınmaz mallar ile özel kişilerin mülkiyetindeki taşınır veya taşınmaz mallara, kamusal kullanıma tahsis edilmiş veya bırakılmış yol, meydan, park gibi orta mallarına ve kamu hizmetinde kullanılan mallara zarar vermeyecek, bunların kullanımına ve bunlara ulaşılmasına engel olmayacaktır. Belirtilen hükümlerin ihlal edilmesi nedeniyle idarenin maruz kalabileceği tüm zarar, ceza, tazminat ve benzeri sorumluluklar ile bunların mali sonuçlarından doğacak giderler yüklenici tarafından karşılanacaktır” düzenlemesi bulunmaktadır.
Taraflar arasındaki sözleşme ve eki şartnamelerin anılan maddelerinin incelenmesi neticesinde işyerinde, iş sahasında veya çevresinde yeterli güvenlik önlemi alınmaması nedeniyle meydana gelen hasar ve zarardan yüklenicinin sorumlu olduğu anlaşılmaktadır.
Mahkemece yapılan yargılama neticesinde; davalı tarafın kusur oranı %70 olarak kabul edilerek davanın kısmen kabulüne, 68.324,89 TL tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiş ise de anılan sözleşme ve şartname hükümleri çerçevesinde değerlendirme yapılmak suretiyle davalı yüklenicinin, davacı tarafından zarar gören dava dışı TEİAŞ’a yapılan ödemenin tamamından sorumlu olduğu hususu gözden kaçırılarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,15.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.