Yargıtay 2. Ceza Dairesi, nitelikli hırsızlık suçundan verilen mahkûmiyet kararını, sanığa zorunlu müdafi atanmaması nedeniyle savunma hakkı kısıtlandığı gerekçesiyle kanun yararına bozdu.
Özet: Hırsızlık suçundan verilen mahkûmiyet hükmünde, ilgili yasa maddelerinde öngörülen cezanın alt sınırının beş yıldan fazla olması nedeniyle Ceza Muhakemesi Kanununun 150/3. maddesi uyarınca sanığa zorunlu müdafi atanması gerekirken, bu usuli eksikliğin giderilmemesi sonucu savunma hakkının kısıtlandığı gerekçesiyle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin kabul edilerek mahkûmiyet kararının bozulmasına ve dosyanın yeniden değerlendirilmek üzere ilk derece mahkemesine iadesine karar verilmiştir.
2. Ceza Dairesi         2025/16575 E.  ,  2026/876 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2021/153 E., 2022/468 K.
SUÇ : Hırsızlık
İNCELEME KONUSU
KARAR : Mahkûmiyet
KANUN YARARINA BOZMA
YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 18.12.2025 tarihli ve KYB-2025/145792 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
"Benzer bir olayla ilgili olarak Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.10.2021 tarihli ve 2021/2-35 esas, 2021/473 karar sayılı ilâmında yer alan, "...Gece vakti nitelikli hırsızlık suçundan yargılanan sanıklar ... ve ...’a, suçun nitelikli hâli dikkate alınmak suretiyle zorunlu müdafi atanması gerektiği sonucuna ulaşılmakla birlikte, yargılama ve hüküm tarihi itibarıyla Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve Özel Dairece, 5271 sayılı CMK'nın 150. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca zorunlu müdafi atanması için suçun temel şekli bakımından öngörülen hapis cezasının alt sınırının gözetilmesi gerektiğinin kabul edildiği, bu bağlamda suçun nitelikli hâlleri de dikkate alınarak müdafi atanması hususundaki Yargıtay Ceza Genel Kurulu veya Daire içtihatlarındaki değişimin sanıkların yargılanıp hükümlerin kesinleştiği tarihten sonraki kararlarla değiştiği, mahkeme içtihatlarındaki değişimlerin ise olağanüstü kanun yollarına başvurma hakkı tanımadığı kabul edilmelidir...” şeklindeki açıklamalar nazara alındığında, sanığa yüklenen 5237 sayılı Kanun’un 142/2-h ve 143. maddelerinde öngörülen suçun gerektirdiği cezanın alt sınırı dikkate alınarak, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 150/3. maddesi uyarınca, sanığa zorunlu müdafii atanması gerektiği gözetilmeden, savunma hakkının kısıtlanması suretiyle yargılamaya devam edilerek hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir.” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142. maddesinde 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 62. maddesi ile yapılan ve 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren değişiklik uyarınca, hükümlüye yüklenen 5237 sayılı Kanun’un 142/2-h, ve 143. maddelerinde öngörülen suçun gerektirdiği cezanın alt sınırının 5 yıldan fazla olması ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 14.10.2021 tarihli ve 2021/35 Esas, 2021/473 Karar sayılı kararı dikkate alınarak, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 150/3. maddesi uyarınca hükümlüye zorunlu müdafi atanması gerektiği gözetilmeden, yargılamaya devam edilerek aynı Kanun’un 188/1 ve 289/1-h maddelerine aykırı davranılması suretiyle hükümlünün savunma hakkı kısıtlanıp hırsızlık suçundan yazılı şekilde hüküm kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur.
III. KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, Adana 17. Asliye Ceza Mahkemesinin, 06.10.2022 tarihli ve 2021/153 Esas, 2022/468 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun'un 309/3. maddesi gereği KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309/4. maddesinin (b) bendi uyarınca gerekli işlemlerin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.