İkinci Ceza Dairesi, hırsızlık mahkumiyetinde bir sanığın süresiz temyizini reddederek, diğer sanığın yalnızca kendisinin temyiz ettiği önceki hüküm sonrası yargılama giderlerinin sanığa yüklenemeyeceği hatasını düzelterek hükmü onamıştır.
Özet: Bir sanığın temyiz talebi yasal süresi geçtikten sonra yapıldığı gerekçesiyle reddedilirken, diğer sanığın temyiz başvurusunda, mahkemenin önceki bozma kararına uyarak yeniden hüküm kurmasına rağmen, tamamlanmış suçta sanık lehine eksik ceza tayini ve gece vakti eylemine ilişkin hatalı değerlendirme gibi hususlar aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamış; ancak önceki hükmün sadece sanık tarafından temyiz edilmesi nedeniyle bozma sonrası yapılan yargılama giderlerinin haksız yere sanıktan tahsiline karar verilmesi bozma sebebi sayılarak, hükmün yargılama giderlerine ilişkin kısmı düzeltilmek suretiyle diğer yönleri onanmıştır.
2. Ceza Dairesi         2025/15012 E.  ,  2026/975 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHLERİ : 10.12.2024, 12.12.2013
SAYILARI : 2024/84 E., 2024/479 K.- 2013/159 E., 2013/144 K.
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, bozma
I.Sanık ...'in Temyiz Talebinin İncelenmesi
Adana 16. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.12.2013 tarihli ve 2013/159 Esas, 2013/144 Karar sayılı kararının sanık ...' e 25.01.2014 tarihinde usule uygun olarak bizzat tebliğ edildiği ancak kararın sanık tarafından 1412 sayılı Kanun'un 310/1. maddesinde öngörülen bir haftalık yasal süre geçtikten sonra temyiz edildiği anlaşılmakla sanığın süresinde olmayan temyiz isteminin aynı Kanun'un 317. maddesi gereğince Tebliğname'ye uygun olarak REDDİNE,
II.Sanık ...'ın Temyiz Talebinin İncelenmesi
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 17499 sayılı Kanun'un 22. maddesi ile 5271 sayılı Kanun'a eklenen geçici 6. maddenin 1.fıkrasının (d) bendi uyarınca temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Dairemizin 10.10.2023 tarihli ilâmı ile sanığın kesintisiz izleme olmaksızın yakalandığı, eylemin tamamlandığı gözetilmeden 5237 sayılı Kanun'un 35. maddesinin uygulanması ve eylemin gece gerçekleştiği sabit olmamasına rağmen aynı Kanun'un 143. maddesinin uygulanması gerekçeleriyle hükmün bozulmasına karar verildiği ve mahkemece bozmaya uyulduğu halde, gündüz vakti tamamlanmış suçtan hüküm kurulduktan sonra kazanılmış hak kavramına yanlış anlam verilerek yeniden 5237 sayılı Kanun'un 35. maddesinin uygulanması suretiyle eksik cezaya hükmedilmesi aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış, hak mahrumiyetlerine dair hüküm fıkrasının sonunda "Tanığın hazır olduğu görülmekle duruşma salonu dışına çıkarıldı." şeklindeki ibarenin yazılması mahallinde düzeltilebilir maddi hata olarak görülmüş, dosya içeriğine göre diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak;
Önceki hüküm yalnızca sanık tarafından temyiz edildiğinden bozma sonrası yapılan yargılama giderlerinin sanıktan tahsiline karar verilemeyeceğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle Tebliğname'ye uygun olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak gerekçeli karardan yargılama giderine ilişkin kısım çıkartılarak yerine "aleyhe temyiz olmadığından bozma kararı sonrası yapılan yargılama giderlerinin Devlet Hazinesi üzerinde bırakılmasına" cümlesinin eklenmesi suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.