Yargıtay 2. Ceza Dairesi, hırsızlık suçundan verilen mahkûmiyeti, sanık müdafiinin somut delil yetersizliği ve beyan çelişkileri iddialarına rağmen hukuka uygun bularak onadı.
Özet: Sanık müdafiinin, müvekkili hakkında hırsızlık suçundan verilen mahkumiyet kararının hukuka aykırı olduğunu, suçun işlendiğine dair somut delil eksikliğini, katılanın çelişkili beyanlarını, olayı doğrulayan kamera kaydı, parmak izi gibi kanıtların yokluğunu, katılanın sanığın annesinin telefonunu çalmış olabileceği şüphesini, katılanın adli sicil kaydının bu şüpheyi desteklemesini ve sanığın gelir durumuyla çalınan malların değeri göz önüne alındığında suçun hayatın olağan akışına aykırılığını ileri sürerek yaptığı temyiz başvurusunun, Bölge Adliye Mahkemesinin kararında herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle reddedilerek, hükmün onanmasına karar verilmiştir.

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2023/1695 E., 2023/2741 K.SUÇ : HırsızlıkHÜKÜM : İlk Derece Mahkemesinin kararı kaldırılarak yeni hüküm tesisiTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onamaİlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:5271 sayılı CMK'nın 288. maddesinin "Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır" ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; "Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir" şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık müdafiinin temyiz isteminin, "mahkûmiyet kararının hukuka aykırı olup, müvekkili sanığın üzerine atılı suçun faili olduğunu gösteren şüpheden uzak, kesin ve somut nitelikte hiçbir delilin bulunmadığına, katılanın aşamalardaki beyanlarının birbiri içerisinde büyük çelişkiler içerdiğine, katılanın cep telefonunun ve parasının sanık tarafından çalındığına ilişkin kamera kaydı, tanık beyanı, parmak izi vs her türlü şüpheden uzak kesin ve somut hiçbir delil bulunmadığına, mahkeme gerekçesinde BTK kayıtlarına yer vermiş ise de sanığın annesine ait olan hattın bir süre önce çalındığını ve katılan tarafından çalınmış olabileceğinden şüphelendiğini ifade ettiğine, katılanın adli sicil kaydında yer alan bir çok suç kaydının sanığın şüphelerini desteklediğine, sanığın olay tarihinde çağrı merkezinde çalışmakta olup aylık gelir düzeyi ve çaldığı iddia olunan malların değeri dikkate alındığında sanığın bu suçu işlemiş olmasının hayatın olağan akışına da uygun olmadığına" ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede;Sanık hakkında kurulan hükümde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz nedenlerinin reddiyle, 5271 sayılı CMK'nın 302/1. maddesi uyarınca, usûl ve yasaya uygun olan İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin kararına yönelik TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ ile HÜKMÜN Tebliğname'ye uygun olarak ONANMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Nazilli 2. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 31.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.