Adana BAM 6. Hukuk Dairesi istinaf kararı, asliye ticaret mahkemesinin sahtecilik iddiasını araştırmaması, ihsas-ı reyde bulunması ve adil yargılanma hakkını ihlal etmesi gerekçeleriyle davacının yaptığı reddi hakim talebinin incelenmesini konu almaktadır.
Özet: Davacı vekili, ilk derece mahkemesinin bir sahtecilik iddiasını faydasız bularak tahkikatı kapatması, teknik inceleme yapmadan peşin hüküm vermesi, bilirkişi raporlarındaki çelişkileri gidermemesi, adil yargılanma ve silahların eşitliği ilkelerini ihlal etmesi, davalı banka lehine tek taraflı delil değerlendirmesi yapması gibi nedenlerle hakimin tarafsızlığını yitirdiğini ileri sürerek reddi hakim talebinde bulunmuş; bu talebin reddi üzerine istinaf yoluna başvurarak, çekteki tahrifatın yargılamanın ön meselesi olduğunu, kamu düzenine ilişkin bu hususun resen araştırılması gerektiğini, uzman raporu olmaksızın sahtelik iddiasının reddedilmesinin mutlak bozma sebebi teşkil ettiğini ve mahkemenin aceleci tavrıyla yargılamanın kapatılmasının güveni zedelediğini savunmuştur.

T.C. ADANA BAM 6. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/1042 - 2026/1447

T.C.
ADANA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2026/1042
KARAR NO : 2026/1447
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN :
ÜYE :
ÜYE :
KATİP :
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 13/03/2026
NUMARASI : 2026/160 D.İş - 2026/160 Karar
Reddi Hakim Talep Eden
DAVACI :
VEKİLLERİ : Av.
DAVALILAR : 1-
VEKİLİ : Av.
DAVA : Reddi Hakim
TALEP TARİHİ : 12/03/2026
İSTİNAF TALEP TARİHİ : 30/03/2026
İSTİNAF KARAR TARİHİ : 06/07/2026
KARARIN YAZIM TARİHİ : 06/07/2026
.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13/03/2026 tarih ve 2026/160 D.İş-2026/160 Karar sayılı kararı ile kurulan hüküm nedeniyle reddi hakim talep eden (davacı) ... Orman Ürün. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekilinin istinaf başvurusu ile ilgili yapılan incelemede;
REDDİ HAKİM TALEP EDEN DAVACI VEKİLİ DAVA DİLEKÇESİNDE ÖZETLE: Sahtecilik iddiasının "faydasız" ilan edilerek tahkikatın kapatılmasının açık bir ihsas-ı rey olduğunu ve tarafsızlık karinesini yok ettiğini, ​teknik inceleme yapılmadan kanaat bildirilmesi yargı bağımsızlığını zedelediğini, mahkemenin peşin hükümlü olduğunu, bilirkişi çelişkilerinin giderilmediğini, ​usul kuralları göz ardı edilerek tahkikatın bitirilmesi mahkemeye olan güveni sarstığını, adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini, ​silahların eşitliği ilkesi, delil toplama sürecinin haksız yere kısıtlandığını, ​red talebinin kesinleşmeden verilecek her türlü karar, usul yasasına aykırı olduğunu, mutlaka bozma sebebi teşkil edeceğini, ​mahkemenin aceleci tavrı, adaletin tecellisinden ziyade dosyayı bir an önce kapatma gayesi gütüldüğü izlenimi verdiğini, ​davalı banka lehine tek taraflı delil değerlendirmesi yapılması, hakimin tarafsızlığına dair ciddi şüpheler uyandırdığını, ​müvekkilinin sunduğu makul gerekçelere rağmen yargılamaya devam edilmesi, HMK M. 36 kapsamındaki ret nedenlerini somutlaştırdığını, ​dosyanın reddi hâkim incelemesi için derhal ve duruşma açılmaksızın yetkili mercie gönderilmesini, ​mahkemenin el çekme taleplerinin saklı kalmak üzere, esasa ve sözlü yargılamaya dair başlıca tüm beyan ve haklarını mahfuz tuttuklarını, reddi hâkim talebinden feragat edildiği veya mahkemenin tarafsızlığının kabul edildiği şeklinde yorumlanamayacağını, ​savunma hakkının kısıtlanmaması adına, esasa ilişkin beyanlarını "ihtirazi kayıtla" sunma zaruretinin doğduğunu, ​tahkikatın eksik bırakılmasını yargılamanın her aşamasında ve istinaf yolunda bir bozma sebebi yapma hakkı saklı olduğunu, delil sunma hakkını saklı tuttuğunu, sunulacak her türlü ek beyan ve yeni delil sunma yetkilerinin mahfuz olduğunu, ​Hukuki dinlenilme hakkının yargılamanın bu aşamasında tamamen göz ardı edildiğini bu durumun usule aykırı olduğunu, ​müvekkilinin bizzat sunduğu beyanlar, davanın kabulü için gerekli maddi vakıaları ispatlar nitelikte ve yeterlilikte olduğunu, ​mahkemenin dosyayı karara bağlama telaşı, hak arama hürriyetine ve savunma hakkının özüne engel teşkil ettiğini, ​HMK m. 208/4 uyarınca sahteliği iddia edilen belge üzerinden, bu mesele çözülmeden hiçbir işlem tesis edilemeyeceğini, ​10/09/2012 tarihli çekteki tahrifat davanın ön meselesi olduğunu ve HMK M. 165 uyarınca bekletici mesele yapılması gerektiğini, ​tahrifat olgusu teknik olarak netleşmeden yapılacak hiçbir tazminat hesabı hukuken geçerli ve yeterli olmadığını, ​belgenin sahteliğinin kamu düzenine ilişkin bir vakıa olduğunu, mahkemece re’sen ve titizlikle araştırılması emredici olduğunu, ​sahtecilik incelenmeden kurulan hüküm, tahrifatı yapanların haksız kazancını ve hukuka aykırı işlemlerini meşrulaştıracağını, ​yargıtay’ın yerleşik içtihatları, uzman raporu alınmadan sahtelik iddiasının reddedilmesini mutlak bozma sebebi sayıldığını, ​teknik tahrifat incelemesi yapılmaması, davacı müvekkilinin ispat hakkını ve silahların eşitliği ilkesini doğrudan ortadan kaldırdığını, ​sahtecilik iddiasının "yararsız" görülerek reddedilmesi, hukuk devleti ve hukuk güvenliği ilkeleriyle bağdaşmadığını, ​çek üzerindeki silinti, ekleme ve tahrifatın kriminal incelemesi, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için tek yol olduğunu, ​son bilirkişi raporunun, müvekkillinin uğradığı gerçek zararı tespit etmekten uzak olduğunu, tahrifat iddiasını tamamen dışlayarak sadece davalı bankanın sunduğu verilerle sınırlı kaldığını, ​Bilirkişi ...’un tahrifatı saptayan kök raporu ile son rapor arasındaki uçurum ve çelişkinin giderilmediğini, ​şirket bilançoları ve vergi kayıtları tam metin olarak incelenmeden hazırlanan raporun bilimsel değerden yoksun olduğunu, ​bankanın tahrifli çeki ödemedeki ağır kusur oranı ve özen yükümlülüğü ihlali raporda analiz edilmediğini ​2012 yılından bu yana müvekkili şirketin uğradığı munzam zararlar ve ticari kayıplar hesaplamaya dahil edilmediğini, davalı bankanın sunduğu tek taraflı verilerle hazırlandığını tarafsızlık ilkesine aykırı olduğunu, ​davalı İş Bankası, çekteki tahrifatı saptama yükümlülüğünü ihlal ederek ağır kusurlu davrandığını ve zarara sebebiyet verdiğini, ​tahrifli belgelere dayalı olarak başlatılan icra takiplerinin müvekkilinin ticari hayatını ve itibarını sona erdirdiğini, ​varlık şirketlerinin (Gelecek ve Diriker Varlık) talepleri sahte belgelere dayandığı için bu işlemlerin iptal edilmesi gerektiğini, ​bankaların hatalı bildirimi sonucu haksız yere bozulan kredi notunun, müvekkilinin finansman kaynaklarından mahrum bıraktığını, ​ticari itibarın iadesi ve haksızlığın tespiti için çekteki tahrifatın yargı kararıyla tescil edilmesi gerektiğini, davalıların tahrifli belgeyi bilerek veya ağır ihmal ile tedavüle sokarak haksız fiil sorumluluğu altına girdiklerini, ​müvekkilinin yok edilen ticari itibarı, mahkemenin araştırmadığı ve görmezden geldiği sahte işlemlerin sonucu olduğunu, ​ispat yükünün kendisinde olan davalının çekin tahrifsiz olduğunu bilimsel bir veriyle ispatlayamadığını, yeni bir kriminal rapor alınması ve adaletin tesisi zorunlu olduğunu, sonuç olarak toplam 46 madde halinde sunulan tüm nedenlerle reddi hâkim talebi uyarınca mahkemenin dosyadan ivedilikle el çekmesini talep etmiştir.
Reddi istenen, .... Asliye Ticaret Mahkemesi Hakimi mütalaa yazısında; "...talepte somut bir red gerekçesi belirtilmemiş olması ve tarafımızca yargılamayı uzatmaya yönelik olarak hakimin reddi yoluna gidildiği değerlendirilmekte ise de Hakimlikçe yargılama aşamasında verilecek tüm kararlara karşı davacı tarafta bir güvensizlik hasıl olacağı kanaatinin oluştuğunu, değerlendirmenin reddi hakim talebini inceleme yetkili mahkeme hakimi tarafından yapılmasının uygun olacağı kanaatine varılmıştır. İzah olunan nedenlerle reddi hakim talebinin reddi gerektiği görüşümüzle iş bu düşüncelerin dosyaya eklenerek dosyanın ret talebini inceleme merciine gönderilmesi" şeklinde beyanda bulunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI: " Davacı vekili tarafından hakimin reddi nedeni olarak gösterilen hususların HMK'nin 36. maddesinde tanımlanan hakimin red nedenlerinden olmadığı, esas hükümle birlikte istinaf veya temyiz nedeni olabilecek hususlar olduğu, hakimin tarafsızlığından şüpheyi gerektiren herhangi bir delil de mevcut olmadığı" gerekçesiyle,
"-.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/618 Esas sayılı dava dosyasına ilişkin davacı tarafça ileri sürülen "Reddi Hakim" talebinin REDDİNE," karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Reddi hakim talep eden davacı vekili 30/03/2026 tarihli istinaf dilekçesinde;
Reddi hakim dilekçesinde beyan ettiği hususları tekrarla, müvekkilinin reddi hakim talebini dayandırdığı tüm sebepler gereğince ve yeterince irdelenmeden, reddi hakim sebepleri ile ilgili deliller toplanmadan verilen kararı usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek,
Sonuç itibariyle: İlk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
DELİLLER : İstinaf incelemesine esas;
Yerel mahkemenin dosyası içerisinde bulunan belge ve kayıtlar.
ESASTAN İNCELEME RAPOR SONUCU:
Talep, reddi hakim talebinin incelemesine ilişkindir.
HMK'nun 36/1 maddesinde; "Hâkimin tarafsızlığından şüpheyi gerektiren önemli bir sebebin bulunması hâlinde, taraflardan biri hâkimi reddedebileceği gibi hâkim de bizzat çekilebilir. Özellikle aşağıdaki hâllerde, hâkimin reddi sebebinin varlığı kabul edilir
a) Davada, iki taraftan birine öğüt vermiş ya da yol göstermiş olması.
b) Davada, iki taraftan birine veya üçüncü kişiye kanunen gerekmediği hâlde görüşünü açıklamış olması.
c) Davada, tanık veya bilirkişi olarak dinlenmiş veya hâkim ya da hakem sıfatıyla hareket etmiş olması; uyuşmazlıkta arabuluculuk veya uzlaştırıcılık yapmış bulunması,
ç) Davanın, dördüncü derece de dâhil yansoy hısımlarına ait olması.
d) Dava esnasında, iki taraftan birisi ile davası veya aralarında bir düşmanlık bulunması ''
Hükümleri düzenlenmiştir.
HMK.nın 36. maddesinde hakimin reddine ilişkin sınırlı olarak sayılan sebeplerin dışında hakimin reddi talep edilemez. Hakimin reddini talep eden tarafın hakimin reddine dair sebep, delil ve emarelerini açıkça göstermesi ve varsa buna ilişkin belgeleri de dilekçesine eklemesi gerekir.
Bu kapsamda davacı vekilinin, hakimin reddi talebine ilişkin dilekçesinin içeriğinde belirttiği hususların hakimin reddi sebeplerinden hiç biri olmadığı, bir kısım iddiaların soyut beyandan ibaret olup, bir kısım iddiaların ise yargılama süreci içerisinde hakimin duruşmayı idare ve yargılamayı yürütme yetkisi kapsamında kalan hususlar olduğu, bir kısmının ise istinafa tabi hususlar olduğu, hakimin reddi dilekçesinde belirtilen hususların, hakimin tarafsızlığını yitirdiğini gösterir mahiyette olmadığı görülmüştür.
İlk derece mahkemesinin hakimin reddi talebinin reddine ilişkin kararı usul ve yasaya uygundur.
Talep eden davacı vekilinin istinaf talebi yerinde değildir.
Sonuç olarak: Davacı/Reddi Hakim talebinde bulunan vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine, HMK'nın 43/2 maddesi gereğince kesin olmak üzere karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,
1-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1-b.1 maddesi gereğince reddi hakim talep eden vekili İstinaf Başvurusunun Esastan Reddine,
2-Karar tarihi itibariyle alınması gereken 732,00 TL istinaf karar ve ilam harcı peşin alındığından, yeniden harç alınmasına YER OLMADIĞINA,
3-Reddi hakim talep edenden peşin alınan 2.002,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının HAZİNEYE GELİR KAYDEDİLMESİNE,
4-İstinaf masraflarının, reddi hakim talep eden üzerinde BIRAKILMASINA,
5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
6-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 359/4.maddesi uyarınca, kararın ilk derece mahkemesi tarafından TARAFLARA TEBLİĞİNE,
Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 43/2 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 06/07/2026
Başkan Üye Üye Katip
*e-imzalıdır.* *e-imzalıdır.* *e-imzalıdır.* *e-imzalıdır.*
" Bu Belge 5070 Sayılı Elektronik İmza Kanununa Göre Elektronik Olarak İmzalanmıştır."