Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesinin, trafik kazası kaynaklı cismani zarar ve bakıcı gideri talepli maddi tazminat davasında sigorta şirketinin sorumluluğuna dair istinaf kararı.
Özet: Bu hukuki belge, bir trafik kazasında ağır yaralanarak %100 malul kalan ve ömür boyu bakıcıya muhtaç olduğu tespit edilen davacının, davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortalı aracın çarpması sonucu oluşan cismani zararlar nedeniyle talep ettiği bakıcı gideri tazminatının konusunu oluşturmaktadır; ilk derece mahkemesi, önceki bilirkişi raporları ve aktüer hesaplamalarına dayanarak, davacının %75 kusurlu, sürücünün %25 kusurlu olduğu kazada, sigorta poliçesi limiti olan 268.000 TL ile sınırlı olarak davalıdan tahsiline karar vermiş ve bu karar davalı tarafından istinaf edilmiştir.

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/135 - 2026/1083
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2025/135
KARAR NO : 2026/1083
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ESKİŞEHİR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 22.10.2024
NUMARASI : 2022/179 Esas 2024/766 Karar
DAVANIN KONUSU : Cismani Zarar Nedeniyle Maddi Tazminat
KARAR TARİHİ : 15.06.2026
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 06.07.2026
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı ... Anonim Şirketi vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili dava dilekçesinde; 24.09.2014 tarihinde, davacı ...’ın babası ile birlikte araçtan inip yolun karşısına geçmek istediği sırada, davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı aracın çarpması sonucu yaralandığını, yaya konumunda bulunan davacının kusuru bulunmadığını, kaza neticesinde yaralanan davacının bakıma muhtaç kaldığını, zararlarından davalının sorumlu olduğunu belirerek, HMK'nın 107.maddesi gereğince belirsiz alacak davası olarak ve fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak, 100,00TL bakıcı giderinin davalıdan tahsilini istemiş, ıslah dilekçesi ile talebini 268.000,00 TL olarak belirlemiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; öncelikle KTK 97. maddesi uyarınca davalı şirkete kanunda belirtilen evraklar ile müracaat edilmediğinden davanın usulden reddi gerektiğini, esas yönünden ise; davalı şirketin 3.kişilerin uğradığı bedeni zararlardan sigorta poliçesinde belirtilen azami limitlerle ve işletenin veya işletenin eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru oranında maddi tazminat ile sorumlu tutulabileceğini, kaza tespit tutanağında sigortalı araç sürücüsüne kusur atfedilmediğini, davanın kusur yokluğundan reddi gerektiğini, bakıcı giderlerinin poliçe teminatı kapsamında olmadığını ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; davanın, davalıya trafik sigortası ile sigortalı olan aracın sebebiyet verdiği kazada ağır yaralanarak sürekli maluliyeti oluştuğu iddia edilen davacı için oluşan bakıcı gideri zararının tazmini istemine ilişkin olduğu; Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/487 E sayılı dosyasında ... Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından alınan 23.05.2019 tarihli raporda, davacı ... ...'in geçirmiş olduğu trafik kazası nedeniyle %100 malul kaldığı ve ömür boyu bakıcıya muhtaç olduğunun saptandığı, yine Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Dairesinin 03.09.2021 tarihli raporunda meydana gelen trafik kazasında davacı ...'ın %75, sürücü ...'ün %25 kusurlu olduğu belirtildiği, davacı tarafça aynı kazaya bağlı bakıcı gideri zararı dışındaki zararlara ilişkin olduğu bildirilen Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/487 E sayılı dosyasında alınan rapor ile bakıcı ihtiyacının davacı için ömür boyu süreceği belirlenmekle, bu rapor esas alınarak aktüer bilirkişiden alınan raporda; davalı sigorta şirketi sigortalısının bakıcı giderinden sorumluluğunun 1.324.315,96 TL olduğu, sigorta şirketi teminat limitinin 268.000,00 TL ile sınırlı olduğunun belirtildiği, Ankara 13 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/739 esas 2024/60 karar sayılı dosyasının incelenmesinde, aynı kazaya ilişkin 5.500,00 TL daimi maluliyet tazminatının davalı sigorta şirketinden talep edildiği, kararın istinaf incelemesinden geçerek 29.05.2024 tarihinde kesinleştiğinin anlaşıldığı, davaya konu konu trafik kazasından kaynaklı olarak, davacının ve davalının taraf olduğu, Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/487 E sayılı dosyasında, her ne kadar kesin hüküm nedeniyle davanın reddine karar verilmiş ise de, bu dosyada yapılan yargılama esnasında alınan bilirkişi raporlarının, iki tarafın da taraf olduğu, eldeki dava bakımından güçlü delil teşkil ettiği, rapor içerikleri incelendiğinde davacının malul olduğu yönünde kanaat oluşturmaya elverişli olduğu, kaza tarihinden bu yana ve mahkemece bekletici mesele yapılan dosya gözetildiğinde, yeniden kusur ve maluliyet incelemesine girişilmesinin yargılamanın uzamasına neden olacağı gibi usul ekonomisine de aykırı olacağı, bu itibarla yeniden kusur ve maluliyet raporu alınmaksızın mahkemece kanaat oluşturmaya yeterli bulunan bilirkişi raporlarına dayalı olarak düzenlenen aktüer bilirkişi raporu denetime elverişli ve dosya kapsamına uygun bulunduğundan davanın kabulüne, karar vermek gerektiği gerekçesiyle; “Davanın kabulüne, 268.000,00 TL bakıcı giderinin 23.04.2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalı sigorta şirketinin sigorta limiti ile sınırlı olarak sorumlu tutulmasına, " karar verilmiş hüküm davalı vekli tarafından istinaf edilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini, kararın HMK’nın 297. maddesine uygun olmadığını, eldeki davanın kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, dava konusu edilen hususta yeniden dava açılmayacağını, davacının daha önce aynı talep çerçevesinde Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurduğunu, 2018.E.1584 Sayılı dosyada, kazanın meydana gelmesinde araç sürücüsünün kusurlu olmadığından başvurunun esastan reddine karar verildiğini ve kararın kesinleştiğini, bu kararın HMK’nın 303 maddesi gereğince kesin hüküm oluşturduğunu, davanın reddi yerine kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, davacının, davalı hakkında Ankara 13 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/487 E. dosyasında da, davanın kabulüne karar verilmiş iken, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi 04.10.2023 tarih 2020/487 E. 2021/578 K. Sayılı kararı ile “davalının kesin hükme yönelik iddiaları değerlendirilmeden davanın esası hakkında karar verilmiş olması nedeniyle kararın kaldırılmasına karar verdiğini,” akabinde mahkemece yapılan yargılamada, hakem kararının eldeki davada kesin hüküm oluşturduğu kabul edilerek, davanın reddine karar verildiği ve kararın istinaf incelenmesinden geçerek kesinleştiğini, bu nedenle eldeki davanın da reddine karar verilmesi gerektiğini, esas yönden de araç sürücüsünün kusursuz olması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, olay tarihinde 4 yaşında olan davacının kontrolsüzce yola atladığını, zarardan ebeveynlerinin bakım gözetim yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle sorumlu olduğunu, her halükarda kusur raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi gerektiğini, mahkemece alınan raporda araç sürücüsüne %25 kusur verilmiş iken, STK’da alınan raporda araç sürücüsünün kusursuz olduğunun belirtildiğini, raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi gerektiğini, bakıcı giderinin teminat kapsamında olmadığını, ayrıca hesaplananın brüt asgari ücrete göre yapılmasının da hatalı olduğunu, avans faizine de hükmedilemeyeceğini, ıslah edilen miktar için ıslah tarihinden itibaren faize hükmedilebileceğini, kabul anlamına gelmemek üzere davalı temerrüde düşürülmediğinden 23.04.2021 tarihinden itibaren faizin de hatalı olduğunu, belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Mahkemece verilen kararda kamu düzenine aykırılık görülmediğinden, HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf edenin sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonucunda;
Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle, bakıma muhtaç kaldığından bahisle, bakıcı gideri istemidir. Mahkemece, kaza neticesinde davalı tarafından ZMMS ile sigortalı araç sürücüsünün tali %25 oranında kusurlu olduğu ve davacının sürekli bakıma muhtaç olduğu kanıtlandığından bahisle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Öncelikle, ilk derece mahkemesi karar başlığında ... ... ve ... ... davacı olarak gösterilmiş ise de, adı geçenler tarafından, davanın ... ...'e velayeten açıldığı ve davacının kanunu temsilcisi oldukları, zarar gören reşit olmasa dahi HMK'nın 50. maddesi gereğince uğradığı zararların tazmini için açacağı davada taraf ehliyeti bulunduğundan, bu nedenle de karar başlığında davacı olarak gösterilmesi gerektiğinden, sırf kanuni temsilcilerinin davacı olarak gösterilmiş olması doğru değil ise de, davanın reşit olmayan, davacı adına velayeten açılmış olmasına göre, karar başlığında davacının kanuni temsilcilerinin davacı olarak gösterilmiş olması mahallinde düzeltilebilecek maddi hata niteliğinde olduğundan, bu husus kararın kaldırılma sebebi olarak görülmeyerek, davalının istinaf sebeplerinin incelenmesine geçilmiştir.
Olay tarihinde, 4 yaşında olan davacının, ... Köyü istikametinden, Eskişehir istikametine olan çift yönlü iki şeritli ve kaplama genişliği, 6 m olan yolda, ... Köyü yol ayrımında, yolun karşı istikametinde duran otobüsten babası ile birlikte indikleri, sonrasında yolun karşısına, ... Köy yoluna geçmek için giren davacıya, seyahat ettikleri otobüs ile aynı istikamette gerisinden gelen sigortalı aracın, karşı yönden gelen araçlara ait şeride geçerek duraklayan aracı solladığı esnada, davacıya çarpması ile trafik kazasının meydana geldiği, kaza tespit tutnağı ve dosya kapsamından anlaşılmıştır. Kaza tespit tutanağı ekinde krokide, çarpma noktasının, gidiş geliş çift yönlü olan karayolunun, karşı yönden gelen araçların şeridi içerisinde, ... Köy yolu kavşağında olduğunun gösterildiği, olaya ilişkin yapılan savcılık soruşturmasında ise davacının yasal temsilcisinin şikayeti olmaması nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği görülmüştür.
Davacının bedensel zarara uğradığından bahisle, sürekli iş göremezlik zararının, davalıdan tahsili için, Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurusu üzerine, Uyuşmazlık Hakemi tarafından kusur bilirkişisinden alınan raporda, taşıt yoluna kontrolsüzce giren davacının %100 kusurlu olduğunun belirtilmesi üzerine, Uyuşmazlık Hakeminin 2018.E.1584 başvurusu sayılı ve 2018/30860 K. Sayılı 14.05.2018 tarihli kararı ile kazanın meydana gelmesinde, araç sürücüsünün kusuru bulunmadığından, davacının, sürekli iş göremezlik zararına yönelik talebinin reddine karar verildiği, daha sonra aynı zarar ile ilgili olarak Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesine açılan davada, mahkemenin 2023/739 E. 2024/60 K. Sayılı 26.01.2024 tarihli kararı ile, aynı taraflar arasında, sürekli iş göremezlik tazminatına ilişkin zararların, Sigorta Tahkim Komisyonunda talep edildiği ve talebin esastan reddine karar verildiği, söz konusu kararın da kesinlemiş olduğundan, kesin hüküm nedeniyle yeninden dava açılmayacağından davanın kesin hüküm nedeniyle usulden reddine karar verildiği, kararın istinaf incelemesinden de geçerek kesinlemiş olduğu, gerek Sigorta Tahkim Komisyonuna yapılan başvuruda, gerekse de Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesine açılan davada bakıcı giderine yönelik zararların talep edilmediği görülmüştür.
Davalı vekili tarafından, aynı taraflar arasında Sigorta Tahkim Komisyonunda görülen uyuşmazlık neticesinde verilen kararın eldeki dava açısından kesin hüküm oluşturacağından davanın kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de; HMK'nın 303/1. maddesi gereğince, bir davada verilen kararın diğer davada kesin hüküm oluşturabilmesi için tarafların ve dava sebeplerinin aynı olması yanı sıra davaya ait taleplerin de aynı olması şartının bulunmasına, eldeki davada davacı tarafından "bakıcı gideri" talep etmiş olup, öncesindeki sigorta hakem kararının ve Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi kararının "sürekli iş görmezlik tazminatına yönelik" olmasına göre öncesinde verilen kararlar, eldeki davada kesin hüküm oluşturmayacağından davalının buna yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
Davalı vekili tarafından hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden alınan rapor ile Sigorta Tahkim Komisyonundan alınan rapor arasında çelişki olduğunu ileri sürmüştür. Davalı tarafından Jandarma Trafik Uzmanından alınan uzman görüşünde, kazanın oluş şekli, kaza mahallinin meskun mahal olması ve kaza mahallindeki hız limitleri de değerlenmek suretiyle tanzim edilen raporda, kavşak noktasında meydana gelen kazada, davacının yaralanmasının ağırlığı da değerlenmek suretiyle kazanın meydana gelmesinde, taşıt yoluna kontrolsüzce giren yayanın asli %60 oranında, davalı tarafından sigortalı araç sürücüsünün tali %40 oranında kusurlu olduğu belirtilmiştir.
Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesinde aynı taraflar arasında görülen davada trafik kusur bilirkişinden alınan 03.03.2021 tarihli raporda ise davalıya sigortalı araç sürücüsünün %25 oranında, davacının %75 oranında kusurlu olduğunun tespit edilmesi, Sigorta Hakemi tarafından, trafik bilirkişisinden alınan raporda, davacının tam kusurlu, davalı tarafından sigortalı araç sürücüsünün kusurunun bulunmadığının tespit edilmesi üzerine raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi için Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden alınan 03.09.2021 tarihli kusur raporunda da, kazanın meydana gelmesinde davalıya sigortalı araç sürücüsünün %25 oranında, davacının %75 oranında kusurlu olduğunun tespit edilmesi üzerine alınan raporun, raporlar arasındaki çelişkiyi giderdiğinden bahisle hükme esas alındığı görülmüştür.
Adli Tıp Kurumu tarafından tanzim edilen raporun, raporlar arasındaki çelişkiyi giderecek mahiyette olmasına, davalı tarafından sigortalı aracın gidiş geliş olmak üzere iki şeritli yolda meskun mahalde seyri sırasında, kavşak başında yolcu indirmek için duran otobüsü geçmek istediği sırada, otobüsten inerek karşıya geçen yayaya çarpması ile meydan gelen kazada, çarpma noktası da nazara alındığında, davalının da tali kusurlu olduğunun kabul edilmiş olmasında isabetsizlik bulunmamasına göre davalının kusur duruma yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
Davalı vekili tarafından bakıcı giderinin teminat kapsamında olmadığını ve ayrıca hesaplamaya esas alınan ücretin asgari ücretin neti olması gerektiğini ileri sürmüş ise de, KTK'nın 91 maddesi gereğince işletenin sorumlu olduğu zararlardan, KTK'nın 92. maddesinde teminat dışı sayılanlar ve KTK'nın 98. maddesinde SGK sorumluluğunda kalanlar hariç davalının teminat limiti ile sınırlı olarak sorumlu olmasına, TBK'nın 54. maddesinde bedensel zarar kapsamında sayılan bakıcı giderinden "Sağlık Gideri Teminatı" kapsamında davalının sorumluluğunun bulunmasına, yapılan hesaplamanın da Yargıtay 4. Hukuk Dairesi tarafından benimsenen ilke ve yöntemlere uygun olarak brüt asgari ücret üzerinden yapılmış olmasında isabetsizlik bulunmamasına göre davalının sorumlu tutulmasına ve hesaplanan tazminata yönelik istinaf sebepleri de yerinde görülmemiştir.
Buna göre; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, davadan önce KTK'nın 99. maddesine uygun başvuru yapılmış olması nedeniyle temerrüt gerçekleştiğinden, temerrüt tarihinden itibaren faize hükmedilmiş olmasında isabetsizlik bulunmamasına göre; davalı vekilinin tüm istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş, aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Davalıdan alınması gereken 18.307,08 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından, peşin alınan 4.577,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 13.750,08 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Kararın taraflara usulüne uygun şekilde tebliğine,
5-HMK'nın 333. maddesi gereğince kullanılmayan istinaf gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
Dair, duruşma açılmadan dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 361/1 maddesi uyarınca kararın usulen tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 15.06.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.