Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, marka tescil kurum kararının iptali davasında iltibas ve müktesep hak iddialarını istinaf yoluyla inceledi.
Özet: Davacı, alt mahkemenin, davalının belirli bir ibareyi içeren marka başvurusuna yaptıkları itirazın reddine yönelik kararını istinaf etmiştir; zira alt mahkeme, bazı mal ve hizmetler açısından markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunsa da, davalının 2002den bu yana tescilli ve kullanılan aynı esas unsuru içeren markalarına dayalı müktesep hakları olduğu gerekçesiyle davayı reddetmiş olup, davacı bu karara karşı, davalının tüm mal ve hizmetler için kullanım ispatı sunmadığını ve özellikle ağır silahlar gibi belirli kalemler için müktesep hakkın oluşmadığını savunarak yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmektedir.

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1143 - 2026/1189

T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2024/1143
KARAR NO : 2026/1189
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 20/03/2024
NUMARASI : 2023/288 E. - 2024/113 K.
DAVANIN KONUSU : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali)
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 20/03/2024 tarih ve 2023/288 E. - 2024/113 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, davalının 2022/022280 sayılı "..." ibareli başvurusuna karşı müvekkilinin "..." ibareli markalarına dayalı olarak gerçekleştirdikleri itirazın Kurum tarafından reddedildiğini, verilen kararın hatalı olduğunu, müvekkilinin markasının sahibi olduğunu her iki markada da “...” ibaresinin esas unsur olduğunu, davalı markasındaki "..." kısmının tek başına ayırt edici bir özellik taşımadığı gibi müvekkili markaları ile ilişkilendirilmesine yol açacak bir anlam kattığını, itiraza gerekçe olarak gösterilen marka ile başvuru konusu işaretin aynı veya benzer sesçil ve görsel etki bıraktıklarını, bütünsel olarak bıraktıkları izlenimin aynı ve benzer biçimde göründüğü, taraf markalarının kapsamındaki mal ve hizmetlerin benzer olduğunu, bu durumun karıştırılma ihtimaline yol açacağını ileri sürerek, ... YİDK'nın 2023/M-2959 sayılı kararının iptali ile başvurunun kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı vekili, müvekkilinin av tüfeği, tabanca ve mühimmat sektöründe faaliyet gösteren bir firma olduğunu, 40’a yakın ülkeye ihracat yaptığını, müvekkilinin “...” esas unsurlu çok sayıda markasının bulunduğunu, yine ... nezdinde de marka başvurusunun bulunduğunu, 2002 yılından beri faaliyetlerini sürdürdüğünü, davacı iddialarının yerinde olmadığını, markaların benzer olmadıklarını, dava konusu markanın müvekkili markalarının devamı niteliğinde olduğunu, davacı markasındaki “...” ibaresinin yeterli ayırt edicilik sağladığını, davacının roket ve füze tasarımları alanında faaliyet gösterdiğini, bu kapsamda müvekkili faaliyetlerinden farklılaştığını, markaların bütün olarak incelenmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, ..., bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, dava konusu marka başvurusu kapsamında yer alan 13. Sınıf malların tamamı ve 35.sınıftaki “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Ateşli, havalı, yaylı silahlar ile bunlara ait kılıf ve askı kayışları. Ağır silahlar, havanlar, roketler. Havai fişekler. Kişisel kullanım için koruyucu gazlar. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” yönünden taraf markalarının kapsamlarının aynı ya da benzer olduğu, başvuruda yer alan sair mal ve hizmetler yönünden ise taraf markaları arasında emtia benzerliğinin mevcut olmadığı, normal şartlarda, anılan mal ve hizmetler yönünden, taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkabileceği, ancak davalının, ... nezdinde kayıtlı en eskisi 2002 yılından bu yana tescilli, dava konusu marka ile aynı esas unsuru içerir, dava konusu marka kapsamında benzerliği tespit olunan mal ve hizmetlerde tescilli ve yine aktif olarak kullanıldığı görülen markalarının varlığından kaynaklı, SMK m 6/1 kapsamında iltibas ihtimaline yol açabileceği belirtilen tüm mal ve hizmetler yönünden müktesep hakkının mevcut olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, markalar arasında SMK'nın 6/1,maddesi anlamında benzerlik ve karıştırılma ihtimali bulunduğunun dosya kapsamı ile sabit olduğunu, başvuru markasının kapsamındaki tüm mal ve hizmetler açısından kullanım ispatının sağlanmasının gerektiğini, diğer mal ve hizmetler bakımından kullanım ispatının sağlandığı bir an için kabul edilse dahi davalının ağır silahlar, havanlar, roketler, havai fişekler, kişisel kullanım için koruyucu gazlar" malları açısından müktesep hakka mesnet markanın kullanıldığının söylenemeyeceğini, YİDK tarafından "... " markaları incelenerek gerekçe oluşturulduğunu, oysa başvurunun "..." markasına ilişkin olduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, itirazın reddine dair YİDK kararının iptali ve başvurunun kaldırılması istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
İşlem dosyasının incelenmesinden; davalı Şirketin 2022/022280 sayılı "..." ibareli marka başvurusuna, davacı Şirket tarafından "..." ibareli markalarına dayalı olarak itiraz edilmiş, davalı Kurum tarafından ibareler benzer görülmekle birlikte başvurucunun 2002/09347 sayılı "..." ibareli markasının 08/08/2003 tarihinden bu yana tescilli olduğu, markanın 13.sınıf "ateşli silahlar" emtiasında "... " biçiminde kullanıldığı gösterir delillerin de sunulduğu, dava konusu markanın başvurucunun önceki markaları ile seri marka oluşturduğu gerekçesiyle, davacının itirazı reddedilmiştir. Anılan kararın iptali istemi ile açılan işbu davada ise ilk derece mahkemesince, taraf markaları 13.sınıf mallar ve 35.sınıfın 5.alt sınıfında 13.sınıf malların satışı hizmetleri yönünden benzer bulunmakla birlikte, davalının, ... nezdinde kayıtlı en eskisi 2002 yılından bu yana tescilli, dava konusu marka ile aynı esas unsuru içerir, dava konusu marka kapsamında benzerliği tespit olunan mal ve hizmetlerde tescilli ve yine aktif olarak kullandığı markalarının varlığından kaynaklı müktesep hakkının mevcut olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 19.09.2008 tarih ve 2007/7547 E.-2008/10251 K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere, kazanılmış hakkın varlığının kabulü için, kazanılmış hakka dayanak teşkil eden tescilli marka ile yeni markadaki ibarelerde, asli unsurların muhafaza edilmiş olması ve eski markanın en azından hükümsüzlük davası açılabilecek kadar belli bir sürede çekişmesiz şekilde kullanılması, karşı taraf markalarına yanaşma niyeti olmadan ve iltibas tehlikesi yaratmayacak şekilde, eski ve yeni markalar arasında işletme ile bağlantının ve tüketici nezdinde yaratılan izlenimin korunmuş bulunması, yeni markada kazanılmış hak iddia edilen markaya nazaran emtia kapsamının genişletilmemiş olması şartlarının bir arada bulunması gerekmektedir.
Somut olayda, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, "işlem dosyasına davalı taraf vekili tarafından sunulan yayıma itiraza karşı
görüş dilekçesi ekinde, davalı yanın çok sayıda tarihsiz mahiyetteki ateşli silah
ürünü görselleri ve fuar/stand görsellerinin yanı sıra dava konusu markanın başvuru
tarihinden önceki tarihli gerek “...” markasını taşıdığı görülen silahların satışını
gerekse de birçok farklı marka altında silah satışı yapıldığını gösterir faturalara,
ihracat belgelerine, silah fuarları katılım faturalarına yer verildiği, bahsi geçen
belgelerin tamamı bir arada değerlendirildiğinde, davalı yanın uzun yıllardır
“...” esas unsurunu haiz marka ile ticaret hayatında aktif olarak var olduğu
görülmüş olup davalı yanın 2002/09347 sayılı markasının (hatta ve hatta YİDK karar
gerekçesinde yer almasa davalıya ait sicilde kayıtlı ve müktesep hak için aranılan
tüm şartları taşıdığı görülen 2013/105532 sayılı , 2013/105539
sayılı esas unsurlu markaların varlığının SMK m. 6/1 kapsamında
reddine karar verilen mal ve hizmetler yönünden davalı lehine müktesep hak
sağlayacağı" bildirilmiş, mahkemece bu doğrultuda davalının dava konusu marka yönünden müktesep hak sahibi olduğu kabul edilmiş ise de, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davalı Şirketin önceki markalarının 13.sınıftaki "Ateşli, havalı, yaylı silahlar ile bunlara ait kılıf ve askı kayışları. Ağır silahlar, havanlar, roketler. Havai fişekler. Kişisel kullanım için koruyucu gazlar." mallarının hangileri yönünden kullanıldığı konusunda denetime elverişli olacak şekilde bir araştırma ve inceleme yapılmadan, anılan malların tamamı ve bunların satışına özgü mağazacılık hizmetleri yönünden davalının kazanılmış hakkının bulunduğunun kabul edilmesi doğru olmamıştır.
Bu durumda mahkemece yapılması gereken, davalının kullanım delillerinin incelenmesi için aralarında marka vekili ve ateşli silahlar konusunda uzman bilirkişilerin yer aldığı 3 kişilik bilirkişi heyetinden, SMK'nın 9. maddesi kapsamında markanın kullanıldığının kabul edilebilmesi için bu kullanımın SMK'nın 7. maddesinin 2. fıkrasında öngörülen şekilde, yine 7. maddenin 3. fıkrası ve SMK'nın 9. maddesinin 2 ve 3. fıkrasında belirlendiği şekilde gerçekleşmesi gerektiği, ayrıca Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2013/384 E.-2013/1893 K. Sayılı ilamında da belirtildiği üzere kullanım ispat edilmeden, markanın kullanıldığı mal ve hizmetlere benzerliği nedeniyle başka mal ve hizmetlerde de kullanılmış sayılamayacağı hususları gözetilmek suretiyle, davalının mesnet markalarının, kapsamındaki hangi mallarda müktesep hak sağlayacak biçimde kullanıldığı konusunda denetime elverişli rapor alınıp, oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar vermekten ibarettir.
Bu itibarla Dairemizce, davacı vekilinin yukarıdaki hususlara ilişkin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, kararın niteliğine göre davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin20/03/2024 gün ve 2023/288 E. - 2024/113 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA;
2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE,
3-Davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,
4-Davacı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının istek halinde davacıya iadesine,
5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine,
7-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 11/06/2026 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 11/06/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.