Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesinde, tanınmış marka ihlali, kurum kararı iptali ve tescil başvurusunun hükümsüzlüğü talepleriyle ilgili ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi.
Özet: Bu hukuki belgede, tanınmış markalarının davalı tarafın marka başvurusuyla benzer olduğunu, kendi tanınmışlığından haksız yararlanıldığını, karıştırılma ihtimali bulunduğunu ve alan adı haklarının ihlal edildiğini iddia eden davacı, marka kararlarının iptali ile başvurunun hükümsüzlüğünü talep etmiş; davalı taraf ise markalar arasında genel olarak benzerlik ve sınıfsal çakışma olmadığını, davacının tanınmışlık iddiasının kendi hizmetlerini kapsamadığını savunmuş; ilk derece mahkemesi ise yalnızca belirli hizmetler (tekne barındırma, taşıt/mal kurtarma) açısından düşük düzeyli benzerlik ve karıştırılma ihtimali görse de, davacı markasının tanınmışlığının beyaz eşya sektörüne özgü olup dava konusu marka hizmetlerine geniş bir koruma sağlamadığını ve alan adından kaynaklı üstün hak bulunmadığını karara bağlamıştır.

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2024/1001 - 2026/1217 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/1001 KARAR NO : 2026/1217T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A RİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİTARİHİ : 07/03/2024NUMARASI : 2023/215 E. - 2024/90 K.DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali, Hükümsüzlük Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 07/03/2024 tarih ve 2023/215 E. - 2024/90 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraflarca istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkilinin 2021/156290, 2021/133275, 2021/133271, 2021/133265, 2021/109468, 2021/071942, 2021/057783, 2020/56144, 2019/25523, 2015/30331, 2011/59470, 2011/58777, 2011/113120, 2011/110344, 2004/05819, 2000/17224 sayılı "..." ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalının 2022/055022 sayılı " ... ..." ibareli marka başvurusuna itirazlarının Kurum tarafından kısmen kabul edilerek marka kapsamından 35. sınıf hizmetlerin çıkarıldığını, 39.sınıf hizmetler için marka tescil işlemlerinin devamına karar verildiğini, verilen kararın hatalı olduğunu, zira markaların esas unsurlarının birebir aynı olduğunu, davalı yanın müvekkili markalarının tanınırlığından yararlanmaya çalıştığını, haksız kazanç peşinde olduğunu, dava konusu markanın müvekkiline ait markaların serisi gibi algılanacağını, Yargıtay 11. HD’nin 2016/11385E., 2018/3327K. sayılı kararında “... ” ibaresinin müvekkili markaları ile benzer görüldüğünü, 39. sınıfta başvuru kapsamında kalan hizmetlerin, müvekkili markalarındaki 37. sınıf hizmetler ile benzer görülmesinin gerektiğini, tanınmış markaların farklı mal ve hizmet sınıflarında da korunacağını, taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin açık olduğunu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 2015/11295E., 2016/6512K. sayılı kararı ile müvekkilinin markalarının tanınmış olduğunun kabul edildiğini, dava konusu markanın tescilinin müvekkili markalarının ayırt ediciliğine zarar vereceğini, davalı başvurusunun kötü niyetli olduğunu, yine müvekkili şirkete ait ... ibareli alan adının 02.01.2004 tarihinden itibaren tescilli olduğunu, dava konusu markanın müvekkili şirkete ait alan adından doğan hakların da 6769 sayılı 6/6 maddesi anlamında ihlalinin söz konusu olacağını ileri sürerek, ... YİDK’nın 06/03/2023 tarih ve 2023/M-2286 sayılı kararının iptaline, 2022/55022 sayılı "... ..." ibareli marka başvurusu tescil edilmişse hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı ... vekili, müvekkili KUrum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.Davalı vekili, bütün olarak değerlendirildiğinde, taraf markaları arasında bir benzerliğin bulunmadığını, şekil, boyut, yazı tipi gibi unsurlarının tamamen birbirinden farklı olduğunu, sınıfsal bir benzerliğin de söz konusu olmadığını, davacı yanın tanınmışlık iddiasının ve 6/5 maddesinde aranılan koşulların meydana gelme ihtimalinin bulunmadığını, davacının 6/6 uyarınca üstün bir hakkının olmadığını, kötü niyet iddialarını kabul etmediklerini savunarak, davanın reddini istemiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, dava konusu 2022/55022 sayılı “... ...” ibareli başvuru kapsamında YİDK kararı sonrasında kalan 39. Sınıf hizmetlerden yalnızca “Tekne barındırma hizmetleri.. Taşıt ve malları kurtarma hizmetleri.” ile davacıya ait markalardan 2011/59470 sayılı marka kapsamındaki bir kısım hizmet arasında düşük düzeyli bir benzerliğin mevcut olduğu, taraf markaları arasındaki yüksek düzeyli benzerlik ile bu durum ele alındığında, tüketicinin, yukarıda bahsedilen hizmetlerde işaretlerin iktisadi kaynakları arasında ilişkilendirme ihtimali dahil karıştırma ihtimali kurarak yanılgıya düşebilecekleri, başvuruda kalan sair hizmetler yönünden taraf markaları arasında benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, davacı tarafından işlem dosyasında tanınmışlık iddialarını ispatlar delillere yer verilmediği, davacı markasının tanınırlığı hususunda verilmiş mahkeme kararının yeterli görülmesi halinde dahi bu tanınmışlığın spesifik olarak beyaz eşya sektörüne yönelik olduğu, halbuki dava konusu marka kapsamındaki hizmetlerin, ilgili ürün grubundan tamamen farklı nitelikte ve farklı ihtiyaçlara yönelik ürünler oldukları, bu anlamda dosya içerisindeki delillerin iddia edilen tanınmışlığın varlığı için yeterli görülmesi halinde dahi dava konusu marka kapsamındaki mallara sirayet edecek şekilde geniş bir korumanın davacı lehine oluşmayacağı, davacının ... alan adından kaynaklı üstün bir hakkının alan adı kapsamındaki faaliyet konularının, dava konusu marka kapsamındaki hizmetler ile ilişkilendirilebilir olmaması nedeniyle mevcut olmadığı, kötü niyet iddialarının ispatlanamadığı, YİDK kararının iptali ve hükümsüzlük koşullarının kısmen oluştuğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, ... YİDK'nin 2023/M-2286 sayılı kararının 39. sınıf "tekne barındırma hizmetleri. Taşıt ve malları kurtarma hizmetleri" bakımından iptaline, davaya konu markanın belirtilen mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, dava konusu markanın kapsamında yer alan tüm hizmetler bakımından taraf markaları arasında sınıfsal benzerlik bulunduğunu, bilirkişi heyetinde sektör bilirkişisi yere almadığından verilen rapora itirazda bulundukları halde mahkemece itirazlarının karşılanmadığını, müvekkilinin markalarının asli unsuru olan "..." ibaresinin dava konusu markada da asli unsur olarak konumlanması nedeniyle karşılaştırılan markalar arasında yüksek seviyeli benzerlik söz konusu olduğunu, müvekkilinin markalarının tanınmışlığı nedeniyle SMK'nın 6/5.maddesi uyarınca başvuru markasının tescilinin mümkün bulunmadığını, dava konusu markanın, müvekkilinin markaları yönünden haksız rekabete neden olacağını, haklı bir sebep olmadan müvekkilinin tanınmış markasının benzerini tercih eden davalının marka başvurusunun kötüniyetle yapıldığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın tümden kabulüne karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkili Kurum tarafından, karşılaştırılan markalar arasında benzerlikler bulunduğu kabul edilerek, aynı/aynı tür/benzer/ilişkili 35.sınıf hizmetlerin başvurunun kapsamından çıkarıldığını, başvuru markasının kapsamında kalan hizmetlerle itiraz gerekçesi markaların kapsamındaki hizmetlerin farklılaştığını, bu nedenle markalar arasında karıştırılma ve ilişkilendirilme ihtimalinin söz konusu olmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı gerçek kişi vekili istinaf başvuru dilekçesinde, beyaz eşya markası olarak bilinen davacı markalarının tanınırlığı ile ilgisi olmayan bir faaliyet kolundaki benzerlikten yola çıkılarak, ilgili tüketici kesiminin niteliğini dikkate almadan, doğrudan yanılgıya düşüleceğinin kabul edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, başvuru markasının içerisinde bulunan unsurlardan sadece birisine bakılarak ve diğer unsurlar ihmal edilerek ayırt ediciliğin yokluğuna hükmedilmesinin doğru olmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu "... ..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." ibareli markaları arasında, asli unsurlarını oluşturan "..." ibaresinin ortaklığından kaynaklanan benzerlik bulunduğu, esasen ibareler arasındaki benzerliğin dava konusu YİDK kararında da kabul edildiği, başvuruda kullanılan "..." ibaresinin yeterli ayırt ediciliği sağlamadığı, mahkemece bilirkişi raporuna istinaden taraf markaları arasında aynı/aynı tür/benzer bulunan 39. sınıf "Tekne barındırma hizmetleri. Taşıt ve malları kurtarma hizmetleri" bakımından SMK'nın 6/1.maddesi anlamında karıştırılma ihtimalinin söz konusu olduğu değerlendirilerek anılan hizmetler yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin yerinde olduğu , davacının "..." ibareli markalarının "beyaz eşya" sektöründe tanınmış olduğu ve davacının ... ibareli alan adının aynı alanda fiilen kullanıldığı söylenebilirse de tarafların marka işaretleri arasındaki benzerlik düzeyi, davacı markalarının tanınmışlık ve ayırt edicilik seviyesi, "beyaz eşya" sektörü ile başvuru kapsamında kalan 39.sınıf hizmetler arasında hiçbir yakınlık bulunmaması gözetildiğinde başvurunun, geri kalan hizmetler yönünden SMK'nın 6/5. ve 6/6. maddesindeki koşulların oluşmasına sebebiyet vereceğinin, anılan hizmetler yönündün davacının SMK'nın 6/3.maddesi anlamında önceye dayalı üstün hak sahibi olduğunun ve başvurunun kötü niyetle yapıldığının kanıtlanamadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin ve davalılar vekillerinin istinaf başvurularının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00'şer-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, taraflarca istinaf başvurusunda yatırılan 427,60'ar-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 304,40'ar-TL'nin taraflardan ayrı ayrı tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında taraflarca yapılan yargılama giderlerinin uhdelerinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 18/06/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 18/06/2026 BaşkanÜyeÜyeKatipBu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.