Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi, eser sözleşmesinden kaynaklanan munzam zarar talepli tazminat davasında ilk derece mahkemesinin ret kararını inceleyen istinaf kararını sunar.
Özet: Bu hukuki belge, bir eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın geç ödenmesi nedeniyle enflasyon karşısında değer kaybına uğradığını iddia ederek munzam zarar talebinde bulunan davacının açtığı davanın, ilk derece mahkemesince genel ekonomik olumsuzlukların munzam zararı ispat için tek başına yeterli olmadığı ve davacının somut delillerle zararını ispatlayamadığı gerekçesiyle reddedilmesi üzerine, davacının Anayasa Mahkemesi kararları ve yargılama sürecinin uzamasına atıfla kararın kaldırılması talebiyle yaptığı istinaf başvurusunun incelendiği bir dava dosyasını özetlemektedir.

T.C.ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31.HUKUK DAİRESİ

Esas-Karar No: 2025/138-2026/572
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
31.HUKUK DAİRESİ
(İnceleme Aşamasında / Duruşmasız)
(Başvuru Kabul/Gönderme/HMK m. 353/1-a.6)
DOSYA NO : 2025/138 Esas
KARAR NO : 2026/572
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 16/09/2024
NUMARASI : 2022/535 Esas-2024/492 Karar
DAVANIN KONUSU : Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 09/06/2026
KARAR YAZIM TARİHİ : 30/06/2026
Taraflar arasında yapılan yargılama neticesinde, Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasında mahkemece davanın reddine dair verilen karara karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili; müvekkilinin 06/04/2019-29/06/2019 tarihleri arasında davalı şirketin ... adresinde bulunan ... ofisine karo halı, linoleum, pvc, profil ve self levelling dolgu işlerini gerektiği tam ve eksiksiz yaparak, davalı tarafa teslim ettiğini ancak bedellerinin ödenmediğini, Ankara 14 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/197 sayılı dosyası ile dava açıldığını ve mahkemece 99.160,40-TL'nin 05/05/2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesine karar verildiğini, ilamın Ankara 28 İcra Müdürlüğünün 2021/13702 sayılı dosyası ile takibe konu edildiğini ve yine ödenmediğini dosyanın istinaf incelemesinde olduğunu, paranın gerçek alım gücünün bilirkişilerce hesaplanması gerektiğini, enflasyon karşısında bu miktarın değer kaybına uğradığını, yapılan işe ilişkin malzemelerin fiyat değişimlerinin ilgili yerlerden sorulması taleplerinin olduğunu beyan ederek, davanın kabulü ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Davalı vekili; davacı tarafından yapılan işe ilişkin bedelin ödenmemesi iddiası ile Ankara 14 Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/197 sayılı davada avans faizi ile davacıya ödenmesine karar verilen 99.160,40-TL uğradığını iddia ettiği munzam zararının belirsiz alacak davası olarak talep ettiğini ancak davacının taleplerinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davanın belirsiz alacak davası olarak ikame edilemeyeceğini, ilgili dosyanın istinaf incelemesinde olduğunu ve bekletici mesele sayılması taleplerinin bulunduğunu, davacı tarafın talep ettiği munzam zarar şartlarının oluşmadığını bu nedenle reddine karar verilmesi gerektiğini beyan ederek, öncelikle davanın usulden reddine, mahkeme aksi kanaatte ise Ankara 14 Asliye Ticaret Mahkemesi dosyasının bekletici mesele yapılmasına ve akabinde haksız ve hukuka aykırı ikame edilen davanın esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :
Mahkemece; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 29.03.2022 tarih ve 2021/11-938 E., 2022/401K. sayılı ilamında açıklandığı üzere munzam zarar koşullarının somut olayda gerçekleşmediği, aşkın zararın genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma) dışında davacının durumuna özgü somut vakıalarla ispatlanması gerektiği, yüksek enflasyon, dolar kurundaki artış, serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşu, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma, davacıyı ispat yükünden kurtarmayacağı gibi herhangi bir ispat kolaylığı da sağlamayacağı, davacının geç ödeme ile davacının maruz kaldığı zararı doğuran vakıaların dosya kapsamında ispat edilemediği ¸Yargıtay 3 .H. D 2023/1897 E.- 2024/1099 K), bu itibarla davacı tarafından ileri sürülen, ülkemizdeki belirli dönemlerde mevcut olan ekonomik olumsuzluklardan enflasyon, yüksek faiz, para değerindeki düşüş gibi olgulara dayalı aşkın (munzam) zarar talebinin, zarar olgusunun delili olarak kabul edilemeyeceği belirtilerek ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Dava konusu zarar türü ile ilgili Anayasa mahkemesinin 2017 yılında verdiği hak ihlali kararının tartışılmadığını, Anayasa mahkemesi kararlarının bağlayıcı olduğunu, munzam zarar koşullarının oluştuğunu, alacağın tahsili için açılan ilk davanın yargılamasının uzun sürmesi ve tahsilatın geç yapılmasının munzam zarar talebine engel olmadığını belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE :
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nun 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Para borçlarında borçlunun temerrüdünün bir sonucu niteliğindeki munzam (aşkın) zarar TBK'nın m. 122 (B.K.105) hükmünde düzenlenmektedir. Söz konusu hükmün ilk fıkrasına göre, "Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür". Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 10.11.1999 tarihli ve 1998/13-353 E. 1999/929K. sayılı kararında da vurgulandığı üzere munzam zarar, sorumluluğu kusura dayanan borçlu temerrüdünün hukukî bir sonucudur ve alacaklının zararının faizi aşan bölümüdür. Munzam zarar, borçlu temerrüde düşmeden borcunu ödemiş olsaydı, alacaklının mal varlığının kazanacağı durum ile temerrüt sonucunda ortaya çıkan ve oluşan durum arasındaki farktır. Diğer bir anlatımla Türk Borçlar Kanunu'nun 120/2. maddesi gereğince temerrüt faizini aşan ve kusur sorumluluğu kurallarına bağlı bir zarar şeklinde tanımlanabilir.
Alacaklının borçludan munzam zararını isteyebilmesi için; para borcunun ifasında borçlunun temerrüde düşmüş olması, temerrüt faizini aşan bir zararının bulunması, söz konusu zararla borçlunun temerrüdü arasında uygun illiyet bağının bulunması ve borçlunun kusurunun bulunması gerekmektedir. Kusurun derecesi sorumluluğun doğması bakımından önemli olmayıp borçlu her türlü kusurundan sorumludur. TBK'nın 112. hükmüyle uyumlu olarak TBK'nın 122. maddesinde alacaklı yararına bir kusur karinesi kabul edilmiştir. Buna göre, alacaklı borçlunun temerrüde düşmekte kusurlu olduğunu ispatla yükümlü değildir; borçlunun kusurlu olduğu varsayılmaktadır. Borçlunun sorumluluktan kurtulması için kendisinin hiçbir kusurunun bulunmadığını ispatlaması gerekir. Uygulamaya göre buradaki kusursuzluk, temerrüde düşmekteki kusursuzluktur. Yoksa, temerrüde düştükten sonraki aşamada gelişen olaylarda (yargılamanın uzaması vs.) aranan bir kusur değildir.
Munzam zararın hesaplanmasında somut zarar yöntemi ve soyut zarar yöntemi olmak üzere iki yöntem bulunmaktadır. Somut zararın yönteminde, davacı alacaklının munzam zararın oluştuğunu somut bir biçimde ispatlaması gerekmekte olup, somut zararın ispatı halinde ispatlanan bu zararın munzam zarar olarak ödenmesi gerekir. Somut zararın ispatlanamaması halinde ise, soyut zarar yöntemine göre temerrüde düşülen para alacağının değişik yatırım araçlarında değerlendirilmesi halinde alacağı ortalama değer ile para alacağının temerrüt faizi arasındaki farkın munzam zarar olarak ödenmesi gerekir. Soyut zararın hesaplanmasında her yıl itibariyle gerçekleşen TEFE- TÜFE oranı, bankaların 3 aylık ortalama vadeli mevduat faiz oranları, devlet tahvillerine verilen faiz oranları, döviz kurlarındaki Amerikan Doları ve Euro değişim oranları, asgari ücret artışı ve altın fiyatlarındaki artış verileri dikkate alınarak sepetteki bu verilerin ortalamasının mahkemece zararın hesaplanmasında dikkate alınması gerekir (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, 2024/762 Esas - 2025/1271 Karar).
Somut olayda dava konusu alacağa ilişkin ilk davanın Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/197 Esasında 15/05/2020 tarihinde açıldığı, o dava tarihinden önce temerrütün söz konusu olmadığı; o dosyada yapılan yargılama neticesinde verilen kararın istinaf incelemesinin Dairemizce yapıldığı ve Dairemizin 25/04/2024 tarih, 2024/286 Esas - 2024/448 Karar sayılı ilamı ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden hüküm kurulduğu ve 54.068,88 TL alacağın dava tarihinden (15/05/2020) itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine dair kesin olarak karar verilmiştir.
O halde mahkemece yapılacak işlem; işin esasına girilerek ilk dava tarihi olan 15/05/2020 tarihinden iş bu dava tarihine kadar geçen sürede hüküm altına alınan 54.068,88 TL yönünden yukarıdaki açıklamalar kapsamında davacının avans faizi ile karşılanmayan munzam zarar alacağı bulunup bulunmadığının denetime elverişli bilirkişi raporu ile tespit edilerek ulaşılacak sonuca göre karar verilmesinden ibaret olacaktır.
Açıklanan nedenlerle; sair hususlar incelenmeksizin davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde sonuçlandırılması için kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,
2-ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 16/09/2024 tarih ve 2022/535 Esas-2024/492 Karar sayılı kararının HMK’nun 353/1-a.6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine,
5-Davacı tarafından ödenen istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek kararda dikkate alınmasına,
6-İnceleme konusu kararın icrasının geri bırakılması için İİK'nın 36/1 maddesi gereğince varsa taraflarca yatırılan nakit teminatların veya sunulan banka teminat mektuplarının dosya kapsamı ve kararın niteliğine göre aynı maddenin 5. Fıkrası gereğince yatıran/sunan tarafa İADESİNE,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1.a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 09/06/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan
✍e-imzalıdır
Üye
✍e-imzalıdır
Üye
✍e-imzalıdır
Katip
✍e-imzalıdır