Alkollü sürücünün kusuruyla oluşan trafik kazası sonrası sigorta ödemesinden kaynaklanan rücu alacağının tahsili amacıyla itirazın iptali davası.
Özet: Bir sigorta şirketi, kendi sigortalısının alkollü ve tam kusurlu karşı tarafın sigortalısı tarafından karıştığı trafik kazasında oluşan maddi hasar için ödediği 7.200 TLyi, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 1472/1 maddesindeki halefiyet hakkına dayanarak davalı sigorta şirketinden ticari faiziyle birlikte rücuen talep etmekte; davalı ise kusurun kendilerinde olmadığını, davacının halefiyet hakkını ispatlaması gerektiğini, zararın tespiti, sorumluluk limitleri ve talep edilen faiz türü gibi konularda itirazlarını ileri sürerek davanın reddini talep etmektedir.

T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/747 Esas
KARAR NO : 2026/596
DAVA : Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen)
DAVA TARİHİ : 17/10/2024
KARAR TARİHİ : 19/06/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVADavacı vekili dava dilekçesinde özetle; 20.06.2023 tarihinde --------- Ş. nezdinde --------- numaralı Trafik Sigortası Poliçesi ile sigortalı --------- plakalı aracın, müvekkil şirket nezdinde --------- numaralı Ticari Genişletilmiş Kasko Poliçesi ile sigortalı --------- plakalı araca çarpması sonucu maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kazanın --------- plakalı tırın telefon teli direğine çarpması ve direğin park halindeki sigortalı araç üzerine devrilmesiyle gerçekleştiğini, kaza tespit tutanağında karşı araç sürücüsünün 2 promil alkollü olduğunun ve aracın yüksekliğinin 4.03 metre olarak belirtildiğini, karşı araç sürücüsünün sokağın darlığını ve aracın yüksekliğini dikkate almayarak asli ve tam kusurlu olduğunu, müvekkil şirketin poliçeden doğan sorumluluğu gereği sigortalısı --------- Şirketi’ne 7.200,00 TL tutarında ödeme yaparak zararı karşıladığını, dava konusu talebe ilişkin zorunlu arabuluculuk sürecinde 26.06.2024 tarihinde anlaşma sağlanamadığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 1472/1 maddesi uyarınca sigortacının ödediği tazminat kadar halefiyet hakkına sahip olduğunu, bu kapsamda müvekkil şirketin sigortalısının zararını karşıladığını ve davalı sigorta şirketine rücu hakkı doğduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 7.200,00 TL maddi tazminatın ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsilini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMADavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkil şirket nezdinde --------- numaralı Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile sigortalı bulunan -------- plakalı aracın 20/06/2023 tarihinde karıştığı kazada sigortalısının kusursuz olduğunu ifade ettiğini, Trafik Sigortası Genel Şartları'nın A. 6.b maddesi uyarınca hak sahibinin kendi kusuruna denk gelen tazminat taleplerinin teminat dışı kaldığını vurguladığını, davanın reddini talep ettiğini, aksi kanaatte olunması halinde kusur oranlarının tespiti için dosyanın Adli Tıp Trafik İhtisas Kurumu'na sevk edilmesini istediğini, davacının halefiyet hakkını ispatlaması gerektiğini ve lütuf ödemesi yapılıp yapılmadığının araştırılmasını talep ettiğini, gerçek zararın tespiti için bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini, Trafik Sigortası Genel Şartları'nın B. 2 maddesi gereğince müvekkil şirketin yalnızca anlaşmalı servislerdeki onarım bedellerinden sorumlu olduğunu belirttiğini, fatura ibraz edilmediği sürece KDV hariç hesaplama yapılması gerektiğini, müvekkil şirketin sorumluluğunun poliçe limitleri ile sınırlı olduğunu, aleyhlerine faize hükmedilmesi halinde bunun yasal faiz olması gerektiğini ve ticari faiz talebinin mevzuata aykırı olduğunu, davanın açılmasına sebebiyet vermediklerinden yargılama giderlerinden sorumlu olmadıklarını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE: Dava hukuki niteliği itibariyle, --------- İcra Müdürlüğünün --------- E sayılı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67. maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir.İİK. mad. 67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır.
İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır.b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır. Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır.c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir. Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez.
İtirazın iptali istemine konu, ---------- İcra Müdürlüğü'nün --------- esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde bulunduğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği; borçlu tarafından borca itiraz edildiği, itiraz dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edilmediği huzurdaki davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Bilirkişi tarafından alınan kök ve ek raporda özetle;Kaza mahallinin Sokak içi olduğu, kazanın gece meydana geldiği, Sokak üzerindeki hız limitinin 50 km/saat olduğu, yolun bir TIR'ın rahatlıkla seyredebileceği genişlikte bulunduğu, sürücünün alkolsüz olduğunun tespit edildiği, kazanın gece meydana gelmesi sebebiyle havadan geçen siyah kabloları görmenin ve yüksekliğini anlamanın mümkün olmadığı,--------- plakalı araç sürücüsü --------- aracının yüksekliğinin yönetmeliklere göre normal tolerans içinde olduğu, yolun TIR girişlerine yasaklanmadığı dikkate alınarak meydana gelen kazada kusursuz olduğu, ----------- plakalı araç sürücüsünün park yasağı olmayan bir bölgede park etmesi nedeniyle kazada kusursuz olduğu, kazanın meydana gelmesinde telefon hatlarını çok düşük yükseklikte çeken davadışı ilgili kuruluş ile yolların trafik düzeni ve güvenliğini sağlayacak durumda bulundurmayan ve denetlemeyen davadışı ilgili belediyenin kusurlu olduğu, ---------- plakalı ----------- model ---------- marka ---------- tipi aracın kaza anında 84.888 kilometrede olduğu, dosya kapsamında ve SBM kayıtlarında aracın kaza öncesi karışmış olduğu bir kazasının görülmediği, kaza tarihi itibarıyla aracın 650.000 TL rayiç değerinin bulunduğu, hasarlı araç fotoğrafları ve kasko hasar raporu değerlendirildiğinde parçaların onarılıp boyandığı, sigorta hasar raporunda belirlenen işçilik bedelinin uygun olduğu, davaya konu hasar bedelinin KDV dahil 7.200,00 TL olduğu, aracın hasar değeri ve rayiç değeri karşılaştırıldığında onarımının ekonomik ve uygun olduğu, araç hasar bedelinin 7.200 TL olarak belirlendiği ve davalının sigortalısının kusurlu olmaması nedeniyle davacının davalıdan talep edebileceği bir zarar bedeli olamayacağı kanaatine varıldığı tespit edilmiştir.
2918 sayılı Yasanın 85 ve devam maddeleri gereğince bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar. İşleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bir bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın, kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulur. Sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi, kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hakim, durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilir. Bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur. Maddi tazminatın biçimi ve kapsamı ile manevi tazminat konularında Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.
Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören üçüncü şahısları, korumak amacıyla getirilmiş olan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğunun bir kusur sorumluluğu olmayıp, sebep sorumluluğu olduğu; böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğu, öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir . 2918 sayılı Kanunun 86. maddesinde ise, bu Kanunun 85.maddesinde düzenlenen sorumluluktan kurtulma ve sorumluluğu azaltma koşullarına yer verilmiş olup, bu düzenlemelere göre, araç işleteni veya araç işleteninin bağlı bulunduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulabilecek; sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi ise kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hakim, durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilecektir.
6098 sayılı Yasanın 49 ve devam maddeleri gereğince kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır.Usul ve yasaya uygun bilirkişi raporu ile kaza mahallinin sokak içi olduğu, kazanın gece meydana geldiği, sokak üzerindeki hız limitinin 50 km/saat olduğu, yolun tırın rahatlıkla seyredebileceği genişlikte bulunduğu, sürücünün alkolsüz olduğunun tespit edildiği, kazanın gece meydana gelmesi sebebiyle havadan geçen siyah kabloları görmenin ve yüksekliğini anlamanın mümkün olmadığı--------- plakalı aracının yüksekliğinin yönetmeliklere göre normal tolerans içinde olduğu, yolun TIR girişlerine yasaklanmadığı dikkate alınarak meydana gelen dava dışı sigortalı araç sürücüsünün kazada kusursuz olduğu alınan teknik rapor ile sabit hale gelmiştir. Somut olayda davalı sigorta şirketi, dava dışı sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve poliçe limitleri dahilinde sorumlu olacağı ve kazanın oluşumunda sigortalısı olan araç sürücüsünün kusurunun bulunmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-DAVANIN REDDİNE,
2-Karar harcı 732,00 TL den başlangıçta peşin olarak yatırılan 427,60 TL peşin harçtan mahsubu ile eksik kalan 304,40 TL davacı taraftan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
5-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 7.200,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6- Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca --------bütçesinden ödenen 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
7-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,
Dair tarafların yokluğunda, miktar itibariyle KESİN olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı. 19/06/2026