İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesinde Ticari Yazılım Satışından Kaynaklanan Alacakta İtirazın İptali ve İspat Yükü Tartışması.
Özet: Bir bilişim şirketinin, davalının kendisine satılan yazılım ve lisanslar karşılığında 36.000 USD tutarındaki faturayı ödememesi üzerine başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptali talebiyle açılan davada; davacı, ürünlerin teslim edildiğini ve kullanıldığını, faturaya süresinde itiraz edilmediğini belirterek itirazın iptali, takibin devamı ve inkar tazminatı talep ederken, davalı ise borcun zamanaşımına uğradığını, faturanın tek başına hizmeti ispatlamadığını, yargıtay içtihatlarına göre hizmetin ayrıca kanıtlanması gerektiğini savunarak davanın reddini ve davacının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini istemektedir.

T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/852 EsasKARAR NO : 2026/508DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)DAVA TARİHİ : 21/11/2024KARAR TARİHİ : 21/05/2026Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVACI: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil şirketin 30 yıldır bilişim sektöründe faaliyet gösterdiği, ---------, --------- ve--------- gibi uluslararası firmaların partneri olduğu, ----------Ş. 'nin gold partneri sıfatıyla yetkili olduğu, davalı --------- bünyesindeki --------- Ş. firmasına sipariş üzerine ürün ve lisans satışı yapıldığı, bu kapsamda 02.04.2024 tarihli ve 36.000 USD bedelli ---------- numaralı faturanın tanzim edildiği, davalı tarafın fatura bedelini ödememesi üzerine ---------- İcra Dairesinin --------- Esas sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığı, davalının takibe haksız ve kötü niyetli itirazı üzerine takibin durduğu, zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşma sağlanamadığı, davalıya -------- isimli yazılım ile birlikte 7 farklı paketin satıldığı, tarafların 36.000 USD bedel üzerinden anlaştığı, ürünlerin distribütör firma Vitel tarafından kurulup davalı tarafından kullanılmaya başlandığı, faturalara süresinde itiraz edilmediği, kurulum ve destek süreçlerine ilişkin yazışmaların mevcut olduğu, tüm görüşmelere rağmen fatura bedeli olan 36.000,00 USD tutarındaki alacağın tahsil edilemediği belirterek davalı tarafın ---------- İcra Dairesinin ----------- Esas sayılı icra takibine davalı tarafından yapılan haksız ve kötü niyetli itiraz nedeniyle takibin durmasından ötürü itirazın iptali ile takibin devamına, davalının %20 oranın da inkar tazminatına mahkum edilmesine, takip tarihinden itibaren alacağın tahsili tarihine kadar %4,5 ve değişen oranlarda devlet bankalarının dolara uyguladığı 1 yıl vadeli mevduat hesabına uygulanan en yüksek faiz oranının uygulanmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yüklenerek davanın taleplerimiz doğrultusunda kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP: Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından başlatılan icra takibine konu alacağın zamanaşımına uğradığı, bu nedenle davanın öncelikle zamanaşımı nedeniyle reddedilmesi gerektiği, müvekkili şirketin davacı tarafa herhangi bir borcunun bulunmadığı, davacının kötü niyetli ve haksız bir icra takibi başlattığı, dava konusu alacağın faturaya dayandırıldığını ancak Yargıtay'ın yerleşik içtihatları uyarınca faturaların tek başına ispat aracı sayılamayacağı, hizmetin verildiğine dair ispat yükünün davacı tarafta olduğu, faturanın tebliğ edilmiş olmasının hizmetin teslim edildiği anlamına gelmeyeceği, davacının fatura haricinde hizmetin sunulduğunu usulüne uygun delillerle kanıtlaması gerektiği, -------- K.---------- sayılı ve 30.5.2019 tarihli Yargıtay kararı ile ----------K. --------- sayılı ve 9.10.2019 tarihli Yargıtay kararında belirtildiği üzere sözleşme ilişkisinin inkar edildiği durumlarda ispat yükünün davacı üzerinde olduğu, 09/02/2016 tarihli ve --------- Esas ---------- Karar sayılı Yargıtay kararı ile 10.12.2013 tarihli ve --------- sayılı Yargıtay kararında satıcının malı teslim ettiğini kanıtlamak zorunda olduğunun vurgulandığını, -------- E. --------- sayılı Yargıtay kararında fatura düzenlenmesinin alacak hakkı doğurmayacağının ve kantar fişleri ile tanık beyanlarının mal teslimini kanıtlamaya yetmeyeceğinin ifade edildiği, --------- E. --------- sayılı Yargıtay kararında faturaya süresinde itiraz edilmemesinin sadece fiyat ve adet yönünden kabul anlamına geldiği, hizmetin verildiğinin ayrıca ispatlanması gerektiğini, 06/06/2018 tarihli ve --------- Esas---------- Karar sayılı Yargıtay kararı uyarınca faturanın tek başına alacağın varlığını kanıtlamayacağı, davanın reddedilmemesi halinde tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde yerinde bilirkişi incelemesi yaptırılması gerektiği, dava konusu alacağın likit olmadığı ve miktarının belirlenmesi için yargılama ile bilirkişi incelemesine ihtiyaç duyulduğu, bu nedenle davacının icra inkar tazminatı talebinin reddedilmesi gerektiği, davacının gerçekleşmemiş bir satış ve teslim iddiasıyla kötü niyetli icra takibi başlattığı, davacı ticari defterleri ile müvekkili şirket ticari defterlerinin birbirini doğrulamadığı, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67. maddesinin 2. fıkrası uyarınca davacının haksız ve kötü niyetli olduğunun sabit olduğunu belirterek takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini ve davanın reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.İNCELEME VE GEREKÇE: Dava hukuki niteliği itibariyle, ---------- İcra Dairesinin ----------- Esas sayılı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67. maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir.İİK. mad. 67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır.İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır.b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır. Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır.c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir. Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez. İtirazın iptali istemine konu, ---------- İcra Dairesinin ------------ esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde bulunduğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği; borçlu tarafından borca itiraz edildiği, itiraz dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edilmediği huzurdaki davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.Bilirkişi tarafından alınan raporda özetle; -----------, kurumların bilgisayar, sunucu, mobil cihaz gibi tüm “endpoint” (uç nokta) cihazlarını tek bir merkezden yönetmesini, güncellemesini ve güvenliğini sağlamasını amaçlayan kurumsal bir BT (IT) yönetim yazılımı olduğu, davacı Şirketle Davalı şirket arasında, 2024 yılında gerçekleşmiş olduğu görülen Ticari İlişki kapsamında, Davacı Şirketçe Davalı Şirkete adına 02/04/2024 Tarihli, --------- Nolu, 02.04.2024 T. ----------- Nolu Tek bir faturadan, kaynaklanan Talebi gibi 36.000.-USD ASIL ALACAĞI bulunduğu ve bu alacağı değişikliğe uğramadan Davalı Şirketten Alacak olarak 2025 Yılına Devir edildiği tespit edildiği, içerikli KDV dahil 36.000.-USD bedelli e- faturayı düzenleyerek, e-belge mükellefi olan davalı şirkete elektronik ortamda tebliğ ettikleri ve usul ve yasaya uygun tutulmuş ticari defterlerinde davalı şirket adına borç kayıtlarının yapılmış olduğu, davacı şirketin incelenen ticari defterlerinde, takip dayanağı yapılan işbu faturaya ilişkin olarak yapılmış bir tahsilat kaydının bulunmadığı gibi, davalı yanca da bu yönde dosyaya sunulmuş herhangi bir ödeme belgesinin dosya kapsamında yer almadığı ve de İddia da edilmediği görülmekle, davacı şirketin usul ve yasaya uygun tutulduğu tespit olunan ve yukarıda listelenen Yasal Ticari Defter kayıtları muvacehesinde, Davacı Şirketin Davalı Şirketten, Takip/Dava Tarihi itibarıyla, Takip Talebinde olduğu gibi, 02.04.2024 T. ---------- Nolu Tek bir faturadan, kaynaklanan 36.000.-USD ASIL ALACAĞI bulunduğu tespit edildiği, bunun yanında; davalı şirket sayın mahkemece tayin edilen gün ve saatte, ibraz edilmesi gereken ticari defter ve kayıtları ile ilgili ekstre ve dayanak belgelerini, herhangi bir mazeret bildiriminde bulunmaksızın bilirkişi incelemesine sunmayarak davacı şirket ticari defter kayıtlarında yer alan işbu 36.000.-USD borç mevcudiyetinin aksini kanıtlayamadıkları belirtilmiş, raporun sonuç kısmında; dava ve takip dosyasında mevcut bilgi ve belgeler ile davacı tarafın lehine delil niteliğindeki defter kayıtları ve müstenitlerine göre, davacı Şirketin 36.000.-USD ALACAK TALEBİ ile “1.241.640.- TL” üzerinden harçlandırmak suretiyle, İtirazın İptali istemli olarak Davalı Şirket aleyhine ikame etmiş olduğu işbu İtirazın İptali Davasında; Davacı Şirketin Davalı Şirketten Takip Tarihi itibarıyla, Takip Talebinde olduğu gibi, 02.04.2024 T. ---------- Nolu Tek bir faturadan kaynaklanan 36.000.-USD asıl alacağı bulunduğu, davalının tüm destek taleplerine davacının destek sağlamış olduğu, sorunların çözümüne yönelik davacının uygun aksiyonlar almış olduğu, davacının epostalarına ve toplantı taleplerine davalının görece geç dönmüş olduğu, davacının proje sürecini zamanında ve özenle yürütmüş olduğu, davalının söz konusu faturayı ödemede zorluk yaşadığının anlaşıldığı, davacının sözleşme ve fatura konusu hizmeti davalıya zamanında vermiş ve gereği gibi ifa etmiş olduğu mütala edilmiştir. Davacı Şirketin 36.000.-USD alacak talebi ile “1.241.640.- TL” üzerinden harçlandırmak suretiyle, İtirazın İptali istemli olarak Davalı Şirket aleyhine ikame etmiş olduğu işbu İtirazın İptali davasıdır.Somut olayda davalı tarafın, usulüne uygun tebligata rağmen ticari defterlerini incelenmek üzere sunmadığı, davacı tarafın ticari defterlerini incelenmek üzere sunduğu ve davacı tarafın defterlerine göre davalıdan 36.000.-USD alacaklı olduğu, HMK 222/3. Maddesinde " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi (Değişik 28.07.2020T. 7251 Sy. Kanun-23.madde)yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. (Değişik 28.07.2020T. 7251 Sy. Kanun-23.madde). Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükmünün düzenlediği, hüküm doğrultusunda davalı tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi durumunda davacı yanın ticari defterlerinin lehine delil olacağı değerlendirilmiştir.Davalının tüm destek taleplerine davacının destek sağlamış olduğu, sorunların çözümüne yönelik davacının uygun aksiyonlar almış olduğu, davacının epostalarına ve toplantı taleplerine davalının görece geç dönmüş olduğu, davacının proje sürecini zamanında ve özenle yürütmüş olduğu, davalının söz konusu faturayı ödemede zorluk yaşadığının anlaşıldığı, davacının sözleşme ve fatura konusu hizmeti davalıya zamanında vermiş ve gereği gibi ifa etmiş olduğu, yazışmalar ve proje süreci değerlendirildiğinde; kurulum ve uyarlama sürecinde yazılımların doğası gereği çıkan hataların Davacı tarafça giderildiği, kurulum süreçlerinde bu tür hataların veya aksaklıkların çıkmasının normal olduğu, davalının tüm destek taleplerine davacının destek sağlamış olduğu, sorunların çözümüne yönelik davacının uygun aksiyonlar almış olduğu, davacının epostalarına ve toplantı taleplerine Davalının görece geç dönmüş olduğu, davacının proje sürecini zamanında ve özenle yürütmüş olduğu, buna karşın davalının söz konusu faturayı ödemede zorluk yaşadığının anlaşıldığı, davacının sözleşme ve fatura konusu hizmeti davalıya zamanında vermiş ve gereği gibi ifa etmiş olduğu usul ve yasaya uygun bilirkişi raporu ile sabit olmakla hükme esas alınarak aşağıdaki şeklide hüküm kurulmuştur.İcra ve İflas Kanununun 67.maddesinin 2.fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Takip talebi ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde alacağın likit olduğu anlaşılmakla kabulüne karar verilen asıl alacak miktarının takip tarihindeki TL karşılığının %20 si oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline ilişkin talebin kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.Kötüniyet tazminatı, takibe girişmekte kötüniyetli bulunduğu borçlu tarafından açıkça kanıtlanmış olan ya da öyle olduğu ayrıca kanıtlanmasına gerek bulunmaksızın dosya kapsamından açıkça anlaşılabilen alacaklıya yönelik bir yaptırım niteliğindedir. Anılan yasa hükmüne göre, alacaklının anılan tazminata mahkum edilebilmesi, açıkça, takibin kötüniyetle yapılmış olması koşuluna bağlanmıştır. Hemen belirtmek gerekir ki, alacaklının icra takibini kötüniyetli olarak yaptığı hususu, borçlu tarafından kanıtlanmalıdır. Öğretiye ve Yargıtay uygulamasına göre, alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu halde, icra takibine girişen alacaklı, kötüniyetli kabul edilir. Açıklanan bu yasal durum ve ilke çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde davalı, davacının icra takibinde kötüniyetli olduğunu yasal delillerle kanıtlayamamış olup, dosya içeriğinde de kötüniyetin varlığını açıkça ortaya koyacak bir yöne rastlanmamıştır.HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;Davanın KABULÜ ile,1-Davalı takip borçlusunun -------- İcra Müdürlüğünün -----------E. Sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının iptali ile kabulüne karar verilen takibe konu alacağa takip tarihinden itibaren kamu bankalarının aynı yabancı para türünden (USD) bir yıl süreli mevduata uyguladıkları en yüksek faiz oranı üzerinden faiz uygulanmasına,2-Kabulüne karar verilen alacağın takip tarihindeki Türk Lirası cinsinden karşılığının %20 'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,3-Davalının Kötüniyet tazminatı talebinin reddine,4-Karar harcı 84.496,73 TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 14.966,25 TL harcın mahsubu ile bakiye 69.530,48 TL harcın davalı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına,5-Davacı tarafından yatırılan 427,60 TL başvurma harcı, 14.966,25 TL peşin harç olmak üzeretoplam 15.393,85 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,6-Davacı tarafından yapılan 172,50 TL tebligat, müzekkere gideri ve 12.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 12.172,50 TL yargılama giderinin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,7-Davacı yararına karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 191.174,40 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,8-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından, bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,9-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca --------- bütçesinden ödenen 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,10-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,Dair davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde ----------- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı. 21/05/2026