İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, Münih Eyalet Mahkemesi kararının tanınması ve tenfizi davasında davalıların konkordato itirazlarını değerlendiren istinaf kararı.
Özet: Bu hukuki evrak, davacının Almanyadaki mahkemelerce verilen ve kesinleşen alacak kararlarının Türkiyede tanınması ve icra edilmesi (tenfizi) talebiyle açtığı davada, ilk derece mahkemesinin davalıların, aralarında konkordato ilan etmeleri gibi ciddi itirazlarına rağmen tenfiz talebini kabul etmesi üzerine, davalıların bu karara karşı istinaf yoluna başvurduğu bir durumu ele almaktadır. İstinaf başvurusunu inceleyen Bölge Adliye Mahkemesi, tarafların iddia ve savunmalarını detaylı bir şekilde özetleyerek hukuki sürecin gelişimini ortaya koymuştur.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ14. HUKUK DAİRESİDOSYA NO:2026/448 KARAR NO:2026/663T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ:İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ:16/09/2025NUMARASI:2025/269 E. - 2025/584 K. DAVANIN KONUSU:Yabancı mahkeme kararının tenfiziTaraflar arasındaki tenfiz davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalılar .... AŞ ve ... AŞ vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİDavacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalı arasında 18.08.2014 tarihinde akdedilen sözleşme kapsamında davalıların borcunu ifa etmemeleri sonucu Münih Eyalet Mahkemesi 14 HK O 15782|15 dosya numarası kapsamında dava açıldığını, Münih Eyalet Mahkemesi tarafından yapılan yargılama neticesinde davalıların davacıya ifa yükümlülüğünü yerine getirmediğinin tespit edildiğini, bu kararın Münih Eyalet Üst Mahkemesi tarafından onanıp 09.01.2024 tarihinde kesinleştiğini, mahkeme ilamından da anlaşılacağı üzere, kararın 09.01.2024 tarihinde kesinleştiğini, söz konusu kesinleşmeye istinaden icra edilebilir olduğuna da karar verildiğini, mahkeme kararının ilgili hakim tarafından onaylanıp apostil şerhinin de alındığını, MÖHUK kapsamında belirlenen şartların yerine getirildiğini davacının davalıdan alacaklı olduğunu ispatlayan Münih Yüksek Eyalet Mahkemesinde 7 U 321/22 (14 HK O 15782|15 Münih Eyalet Mahkemesi) sayılı kararın Türkiye'de hüküm ifade edebilmesi ve icra edilebilmesi için tanınması ve tenfizi gerektiğini ileri sürerek, Münih Yüksek Eyalet Mahkemesinin 09.01.2024 tarihinde kesinleşen ve 7 U 321/22 (14 HK O 15782|15 Münih Eyalet Mahkemesi) sayılı kararının tanınmasına ve tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar ... ...Şirketi ve ... ...Şirketi vekili, savunmasında özetle; dava konusu Münih Yüksek Eyalet mahkemesi kararının tanıma ve tenfiz davasına uygun bir karar olmadığını, tanıma ve tenfizin şartlarının da oluşmadığını, öncelikle Türk Hukuku içinde Yabancı Hukuk açısından da iş bu alacağın zamanaşımına uğradığını, tenfizin şartlarından birisi de mahkemece bilindiği üzere ilamın, Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olması veya davalının itiraz etmesi şartıyla ilâmın, dava konusu veya taraflarla gerçek bir ilişkisi bulunmadığı hâlde kendisine yetki tanıyan bir devlet mahkemesince verilmiş olmaması olduğunu, söz konusu davanın Türkiye' de görülmesi gerekirken yabancı mahkemelerde görülmesinin iş bu haksız karara sebep olduğunu, bu açıdan tenfiz şartının yerine gelmediğini, diğer taraftan davalı müvekkilleri tarafından Tekirdağ Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 225/225 Esas sayılı dosyasında 07/04/2025 tarihinde davalı ... Şirketi adına 24/03/2025 Tarihinde ise ... AŞ adına konkordoto ilan edildiğini, konkordoto kararını sunduklarını, dolayısı ile iş bu tanıma tenfiz konusu ilamın yerine getirilmesinin yasa gereği şu an mümkün olmadığını, işbu sebeple Tekirdağ Asliye Ticaret Mahkemesinin 225/225 Esas sayılı dosyasının beklenmesini talep ettiklerini, MÖHUK m. 55/II uyarınca aleyhine tenfiz istenen davalının da, duruşma gününe kadar, tenfiz şartlarının bulunmadığını veya yabancı mahkeme ilâmının kısmen veya tamamen yerine getirilmiş yahut yerine getirilmesine engel bir sebebin ortaya çıkmış olduğunu ileri sürerek tenfize itiraz edebileceğini, MÖHUK m. 50 vd'deki tanıma ve tenfiz şartlarının oluşup oluşmadığının incelenmesi gerektiğini, taraflarından müvekkili şirketlerin konkordato ilan etmesi ve şu an geçici mühlet aşamasında olmaları sebebi ile söz konusu ilamın yerine getirilmesinin de mümkün olmadığını, davacı tarafından davaya konu talep edilen alacak miktarı üzerinden harç ödenmesine karar verilmesi gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.Diğer davalı, davaya cevap dilekçesi sunmamıştır. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİİlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dosya kapsamındaki dava dilekçesi ve ekleri, celp edilen dosya ve dosyanın tümü hep birlikte incelenmiştir.Davacı vekilince dava dilekçesi ekinde 7 U 321/22 (14 HK O 15782|15 Münih Eyalet Mahkemesi) sayılı kararın kesinleşme şerhi ve onaylı tercümesi dosyaya ibraz etmiştir.Tekirdağ Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 225/225 Esas sayılı dosyasının celp edilerek yapılan incelenmesinde; davacılar ..., ... Şirketi, ... ...Şirketi ve ... ...Şirketi tarafından Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h) davası açıldığı, mahkemenin 10/04/2025 tarihli tensip zaptı ile ... ...Şirketi hakkında İcra ve İflas Kanununun 288. maddesi yollamasıyla İcra ve İflas Kanununun 287. maddesi gereğince 10/04/2025 tarih ve saat 16:00'dan itibaren 3 ay süreyle geçici mühlet verildiği, mahkemenin 27.03.2025 tarihli tensip zaptı ile ... Şirketi hakkında İcra ve İflas Kanununun 288. maddesi yollamasıyla İcra ve İflas Kanununun 287. maddesi gereğince 28/03/2025 tarih ve saat 12:30'dan itibaren 3 ay süreyle ayrı ayrı geçici mühlet verilmesine, yine ... ...Şirketi ile ... TC Kimlik nolu ... hakkında İcra ve İflas Kanununun 288. maddesi yollamasıyla İcra ve İflas Kanununun 287. maddesi gereğince 25/03/2025 tarih ve saat 16:00'dan itibaren 3 ay süreyle ayrı ayrı geçici mühlet verilmesine dair kararlar verildiği görülmüştür. Mahkememizin 03/07/2025 tarihli ön inceleme duruşmasında sunulan yabancı mahkeme kararının apostil şerhi bulunmadığı anlaşıldığından davacı vekiline apostil şerhini sunmak üzere 1 aylık kesin süre verildiği, davacı vekilince 29/08/2025 tarihli dilekçe ve ekinde Münih Yüksek Eyalet Mahkemesi' nin 7U 321/22 dosya numaralı apostilli karar aslı, noter onaylı Münih Yüksek Eyalet Mahkemesi' nin 7U 321/22 dosya numaralı apostilli karar tercümesinin sunulduğu görülmüştür.Taraflar arasındaki ihtilafın; Münih Eyalet Mahkemesi'nin 14 HK O 15782/15 dosya numaralı kararının MÖHUK md 50 vd. Hükümleri Uyarınca tanınması ve tenfizi şartlarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplandığı görülmüştür. Dava, yabancı mahkeme kararının tanınması ve tenfizi istemine ilişkindir.Yabancı mahkeme kararının tenfizi şartları 5718 sayılı MÖHUK'un 54. Maddesinde, tanınması şartları ise yine aynı yasanın 58. Maddesinde düzenlenmiştir.5718 sayılı MÖHUK'un 54. maddesine göre yabancı mahkeme kararının tenfizine karar verilebilmesi için; Türkiye Cumhuriyeti ile ilamın verildiği devlet arasında karşılıklılık esasına dayanan bir anlaşma yahut o devlette Türk mahkemelerinden verilmiş ilâmların tenfizini mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiilî uygulamanın bulunması, ilamın Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olması veya davalının itiraz etmesi şartıyla ilamın dava konusu veya taraflarla gerçek bir ilişkisi bulunmadığı halde kendisine yetki tanıyan bir devlet mahkemesince verilmiş olmaması, hükmün kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması, o yer kanunları uyarınca, kendisine karşı tenfiz istenen kişinin hükmü veren mahkemeye usulüne uygun bir şekilde çağrılmamış veya o mahkemede temsil edilmemiş yahut bu kanunlara aykırı bir şekilde gıyabında veya yokluğunda hüküm verilmiş ve bu kişinin kişinin yukarıdaki hususlardan birine dayanarak tenfiz istemine karşı Türk mahkemesine itiraz etmemiş olması koşullarının varlığı gerekmektedir. Buna karşılık, MÖHUK’da kabul edilen sisteme göre, tenfiz hakimince yabancı mahkeme kararı esastan incelenemez ve hukuka uygunluğu denetlenemez.Somut olayda, Almanya ile Türkiye arasında karşılıklılık esasına dayanan anlaşma bulunduğu, ilam konusunun münhasıran Türk mahkemelerinin yetkisine girmediği, hükmün kamu düzenine aykırılık taşımadığı görülmüştür.Tenfiz istemine konu ilamın kesinleşip kesinleşmediğinin ilamı veren mahkemenin kanunlarına göre belirlenmesi gerekmektedir. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 10.02.2012 tarih, 2010/1 esas ve 2012/1 karar sayılı kararında; yabancı devletin usul hukukuna tabi olarak verilmiş olan bir mahkeme kararının kesinleşme şartlarının münhasıran kararın verildiği ülkenin usul hukuka göre tayin ve tespit edileceği, bu durumun milletlerarası alanda ve Türk hukuku uygulamasında kabul edilmiş bulunan usul hukukunda lex fori prensibinin, diğer bir deyişle mahkemenin kendi usul hukukuna tabi olması prensibinin bir gereği olduğu belirtilmiştir. 5718 sayılı MÖHUK'un 50 ve 53. üncü maddelerinde de kanun koyucu tenfize konu ilamdan bahsederken, kesinleşme hususunda ısrarla o ülke iç hukukuna ve kurumlarının inisiyatifine atıfta bulunmuş olmasına göre, yabancı mahkeme ilamı bakımından Türk usul hükümlerine göre bir kesinlik denetimi yapılması mümkün değildir. Dosyaya sunulan kesinleşme şerhine göre bahsi geçen kararın kesinleştiği anlaşılmaktadır. Bu durumda tenfizi istenen mahkeme kararının ilamı veren mahkemenin tabi olduğu kanunlara göre kesinleştiği anlaşılmıştır.TBK'nın 156. ve İİK'nın 39. maddelerinde ilamların 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğu düzenlenmiş ise de yabancı mahkeme ilamlarının ne kadar sürede zamanaşımına uğrayacağı kararı veren yabancı mahkemenin hukukuna göre belirlenmesi gerekir (Nuray Ekşi, Yabancı Mahkeme Kararlarının Tanınması ve Tenfizi, İstanbul 2020, s.344. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 28/05/1998 tarih 383-3945 sayılı kararı da aynı doğrultudadır). Aksinin kabulü, verildiği devlette zamanaşımına uğrayan yabancı mahkeme kararlarının Türkiye'de icra edilmesine neden olacaktır. Davalının, tenfiz istemine konu edilen ilamın zamanaşımına uğradığını ileri sürdüğü anlaşıldığından tenfizi istenilen kararın verildiği ülke kanunlarına göre zamanaşımına uğrayıp uğramadığının tespiti gerekmektedir. Emsal İstanbul BAM 12. HD' nin 2025/980 esas, 2025/1338 karar sayılı kararına göre, Alman Borçlar Kanunu'nda (BGB m.197) kesinleşen mahkeme kararlarının 30 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu dikkate alındığında tenfizi istenen ilamın zamanaşımına uğradığına yönelik itiraz yerinde değildir.Konkordato ilanının, yabancı mahkeme ilamının tanınmasına veya tenfizine engel teşkil etmeyeceği, konkordatonun borcun icrası aşamasında dikkate alınacağı kanaatiyle davalı tarafların konkordato dosyasının bekletici mesele yapılması taleplerinin reddine karar vermek gerekmiştir.Açıklanan nedenlerle; somut olayda kanunda belirtilen tenfiz şartlarının gerçekleştiği ve yabancı mahkeme ilamında Türk kamu düzenine aykırılık bulunmadığı, davalıların savunma haklarının ihlal de edilmediği anlaşıldığından söz konusu kararın tanınmasına ve tenfizine karar verilmesinde bir hukuka aykırılık bulunmadığından davacının davasının kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin yabancı mahkeme kararlarının tenfizi davalarında harcın maktu olarak alınması yönündeki içtihatlarının istikrar kazanmış olduğu dikkate alındığında yargılamanın maktu harçla tamamlanmasına karar vermek gerekmiştir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 11/07/2023 gün 2022/1024 E. 2023/4355 K.; 11/07/2023 gün, 2022/2244 E. 2023/4370 K.; 16/10/2023 gün, 2022/6371 E. 2023/5889 K.; 31/05/2023 gün, 2022/6677 E. 2023/3391 K. Sayılı içtihatları)." gerekçesiyle davanın kabulüne; Münih Yüksek Eyalet Mahkemesi’nin 09.01.2024 tarihinde kesinleşen ve 7 U 321/22 (14 HK O 15782|15 Münih Eyalet Mahkemesi) sayılı kararının tanınmasına ve tenfizine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalılar .... AŞ ve ... AŞ vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİDavalılar .... AŞ ve ... AŞ vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemece görülmekte olan dosyada davanın kabulü ile Münih Yüksek Eyalet Mahkemesinde kesinleşen kararın tanınmasına ve tenfizine kadar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, istinafa konu edilen işbu davada tanıma ve tenfizin şartlarının oluşmadığını, müvekkilleri tarafından Tekirdağ Asliye Ticaret Mahkemesinin 225/225 Esas sayılı dosyasında 07/04/2025 tarihinde davalı ... Şirketi adına 24/03/2025 tarihinde ise ... AŞ adına konkordato ilan edildiğini, dosyaya konkordato kararı sunulmasına ve bekletici mesele talep edilmesine rağmen yerel mahkemece konkordato dosyasının celp edilmediğini, davalı müvekkillerinin hali hazırda konkordato sürecinde olması sebebiyle tanıma tenfiz konusu ilamın yerine getirilmesinin yasa gereği mümkün olmadığını, tenfiz davalarında, MÖHUK’ta hüküm olmayan hallerde, genel kanun niteliğindeki HMK’nın hükümlerinin uygulanmasının kabul edildiğini, konkordatoya ilişkin hükümlerin MÖHUK'ta olmaması sebebi ile davalı müvekkiller açısından burada Türk Hukukunun uygulanması gerekmesine rağmen dosyada kabul kararı verilmesinin haksız ve hatalı olduğunu, bekletici mesele yapılması talebinin kabulü gerektiğini, zamanaşımı taleplerinin de değerlendirilmeksizin hüküm kurulduğunu, oysa bahse konu alacağın her iki hukuk sistemi açısından da zamanaşımına uğradığını, ayrıca tenfizin şartlarından birisi de ilâmın, Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olması veya davalının itiraz etmesi şartıyla ilâmın, dava konusu veya taraflarla gerçek bir ilişkisi bulunmadığı hâlde kendisine yetki tanıyan bir devlet mahkemesince verilmiş olmaması hususu olduğunu, söz konusu davanın Türkiye de görülmesi gerekirken yabancı mahkemelerde görülmesinin iş bu haksız karara sebep olduğunu, bu açıdan tenfiz şartının yerine gelmediğini, yine davacı tarafça harç ödemesi yapılırken de eksik ödeme yapıldığını, Harçlar Kanununun 4.maddesinin konuyu özel olarak düzenlediğini, bu (yabancı) ilamlarda hükmolunmuş şeyin değeri, nevi ve mahiyetine göre, sayılı tarife üzerinden harç alınması gerektiğinin hükme bağlandığını, ancak davacı tarafça ilgili harç tutarlarının ödenmediğini, davalı müvekkillerinin yabancı ülkede verilen yargılamada adil yargılanma hakkının da ihlal edildiğini, söz konusu karar içeriği okunduğunda bu durumun tespit edileceğini, söz konusu mahkeme ilamının net bir ilam olmayıp birçok çelişki ile dolu ilamın Türk Hukuku bakımından tanıma ve tenfizine karar verilmesi hukuk kurallarına aykırı olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇEDava, MÖHUK'un 50 vd. maddeleri uyarınca Münih Yüksek Eyalet Mahkemesinin 09.01.2024 tarihinde kesinleşen, 7 U 321/22 (14 HK O 15782|15 Münih Eyalet Mahkemesi) sayılı kararının tenfizine karar verilmesi istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalılar .... AŞ ve ... AŞ vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.MÖHUK'un 58. maddesi yabancı mahkeme kararlarının tanımasını, tenfiz şartlarını taşımasına bağlamıştır. İki kurum arasındaki tek fark, tanımada 54 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendinin uygulanmayacağıdır. O hâlde, tanınması istenen yabancı mahkeme kararının Kanun'da aranan şartları taşıyıp taşımadığı değerlendirildiğinde; somut olayda davacının taraflar arasında Münih Yüksek Eyalet Mahkemesinin 09.01.2024 tarihinde kesinleşen,7 U 321/22 (14 HK O 15782|15 Münih Eyalet Mahkemesi) sayılı kararının Türkiye'de tanınmasını talep ettikleri; tanınması istenen kararın, kararı veren yargı organı olan Münih Yüksek Eyalet Mahkemesi tarafından onanmış Türkçe orijinalinin dosya kapsamında mevcut olduğu, mahkeme kararının kesinleşme şerhini de ihtiva ettiğinin görüldüğü, bu kapsamda tanınması istenen mahkeme kararının MÖHUK'un 50. vd. maddesinde aranan şartları kümülatif olarak sağladığı dosya kapsamından anlaşılmıştır. Uyuşmazlık, yabancı mahkeme kararının tenfizi şartlarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. Yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak verilmiş ve o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş bulunan ilamların Türkiye'de icra olunabilmesi, yetkili Türk mahkemesi tarafından tenfiz kararı verilmesine bağlıdır (5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun, m. 50). Kesinleşmiş karara ilişkin tenfizin şartları 5718 sayılı MÖHUK'un 54. maddesinde düzenlenmiştir. Bu madde gereğince; kararın verildiği devlet ile Türkiye Cumhuriyeti arasında karşılıklılık bulunması, kararın münhasıran Türk mahkemelerinin yetkisine giren bir konuda verilmemiş olması, kararın Türk kamu düzenine açıkça aykırı olmaması, o yer kanunları uyarınca kendisine karşı tenfiz istenen kişinin hükmü veren mahkemeye usulüne uygun bir şekilde çağrılmamış veya o mahkemede temsil edilmemiş yahut bu kanunlara aykırı bir şekilde gıyabında veya yokluğunda hüküm verilmiş ve bu kişinin yukarıdaki hususlardan birine dayanarak tenfiz istemine karşı Türk mahkemesine itiraz etmemiş olması gerekir.Anılan maddeye göre; tenfiz şartlarından birisi Türkiye Cumhuriyeti ile ilamın verildiği devlet arasında karşılıklılık esasına dayanan bir anlaşma veya o devlette Türk Mahkemeleri'nden verilmiş ilamların tenfizini mümkün kılan bir anlaşma veya kanun hükmünün veya fiili uygulamanın bulunmasıdır. Tenfizi istenen kararın verildiği Almanya ile Türkiye Cumhuriyeti arasında, yabancı ilamların tenfizine ilişkin sözleşme ve karşılıklılık ilişkisinin bulunduğu anlaşılmaktadır. MÖHUK’un 54/b maddesi gereğince yabancı mahkeme kararlarının tenfizi için aranan şartlardan ikincisi, kararın Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olması veya davalının itiraz etmesi şartıyla ilamın dava konusu veya taraflarla gerçek bir ilişkisi bulunmadığı hâlde kendisine yetki tanıyan bir devlet mahkemesince verilmiş olmamasıdır. Somut olaydaki tenfizi istenen kararın, yabancı mahkeme tarafından verilmiş olup eda hükmü içerdiği ve Alman Hukukuna göre kesinleştiği yönünde apostilli şerhi içerdiği, kararın Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olduğu anlaşılmaktadır.MÖHUK hükümlerine göre, kendisinden tenfiz talep edilen mahkemenin, yabancı mahkeme kararını esastan inceleme ve hukuka uygunluğunu denetleme yetkisi yoktur. Ancak hâkim, kararda yer alan hüküm fıkrasının Anayasa'nın veya hukuk sisteminin temel ilkelerine, Türk toplumunun genel örf-adet ve ahlak telakkilerine aykırı olup olmadığını, yabancı bir kararın Türk kamu düzenine açıkça aykırı olup olmadığını incelemekle yükümlüdür. Bu nedenle davalının davanın esası hakkındaki itirazları konusunda sadece kamu düzeni denetlemesi yapılmalıdır.Davalı tarafından, adil yargılanma hakkının kısıtlandığı iddia edilmektedir.MÖHUK’un 54/ç maddesi gereğince, o yer kanunları uyarınca, kendisine karşı tenfiz istenen kişinin hükmü veren mahkemeye usulüne uygun bir şekilde çağrılmaması, mahkemede temsil edilmemesi ve bu kanunlara aykırı bir şekilde gıyabında karar verilmiş olması hâllerinde ilgilinin tenfize karşı Türk mahkemesinde itiraz etmesi üzerine yabancı mahkeme kararının tenfizi mümkün olmayacaktır. Bu maddede belirtilen hususların ihlal edilip edilmediği tenfizi istenilen kararın verildiği yer kanunlarına göre belirlenecektir. Somut olayda, istinaf eden davalıların yargılama sırasında vekille temsil edildiği, savunma ve itirazlarını sunduğu, delillere dayandığı, delillerin toplandığı görülmekle davalının savunma hakkına riayet edildiği, MÖHUK’un 54. maddesinin (ç) fıkrası anlamında da tenfiz engeli bulunmadığı anlaşılmaktadır.İstinaf eden davalılar vekili davalı şirketlerin konkordato ilan edildiğini ileri sürerek, bunun tenfize engel olduğunu belirtmiştir. Mahkemece, Tekirdağ Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 225/225 Esas sayılı dosyasında davacılar ..., ... Şirketi, ... ...Şirketi ve ... ...Şirketi tarafından konkordato talep edildiği, mahkemenin 10/04/2025 tarihli tensip zaptı ile eldeki davanın davalısı ... ...Şirketi hakkında 10.04.2025 tarihinden itibaren 3 ay süreyle geçici mühlet kararı verildiği, eldeki davanın davalısı ... ...Şirketi hakkında 25.03.2025 tarihinden itibaren 3 ay süreyle geçici mühlet kararı verildiği görülmektedir. Davalılar hakkında konkordato talep edilmesi ve geçici mühlet kararı verilmesi tenfiz engeli sayılacak nitelikte değildir. Bu sebeple, ilk derece mahkemesince de bu yönde karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. İstinaf eden davalılarca, alacağın zamanaşımına uğradığı ileri sürülmüş ise de, mahkemece belirtildiği üzere Alman MK (BGB) m.197(5) uyarınca zamanaşımı süresinin 30 sene olduğu, davalılarca farklı bir zamanaşımı süresi uygulanması gerektiğine dair delil ileri sürülmediği, bu sebeple aksi yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Kaldı ki, Türk Hukukuna göre de ilama bağlı alacaklar için öngörülen 10 yıllık zamanaşımı süresi de geçmemiştir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin yabancı mahkeme kararlarının tenfizi davalarında harcın maktu olarak alınması yönündeki içtihatlarının istikrar kazanmış olduğu dikkate alındığında yargılamanın maktu harçla tamamlanmasında bir isabetsizlik görülmemiştir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 11/07/2023 tarihli, 2022/1024 Esas, 2023/4355 Karar 11/07/2023 tarihli ve 2022/2244 Esas, 2023/4370 Karar 16/10/2023 tarihli, 2022/6371 Esas, 2023/5889 Karar, 31/05/2023 tarihli, 2022/6677 Esas, 2023/3391 Karar sayılı kararları). Bu sebeple davalılar vekilinin aksi yöndeki istinaf sebebinin de reddi gerekmiştir. Açıklanan bu nedenlerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davalılar .... AŞ ve ... AŞ vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davalılar .... AŞ ve ... AŞ vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalılar .... AŞ ve ... AŞ vekili vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalılar .... AŞ ve ... AŞ tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 116,60 TL istinaf karar harcının davalılar .... AŞ ve ... AŞ'den tahsiline,3-Davalılar .... AŞ ve ... AŞ vekili tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 09.04.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.KANUN YOLU:HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.