İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen, çekici yükleme sırasında meydana gelen trafik kazası sonucu %63 engelli kalan davacının sigorta şirketinden cismani zarar tazminatı talebi davasında kusur tespiti ve maluliyet incelemesi.
Özet: Kendi çekicisini tamir ederken, kardeşinin yönlendirme hatasıyla aracı hareket ettirmesi sonucu sıkışarak %63 oranında engelli kalan davacı, sigorta şirketine karşı sürekli ve geçici iş göremezlik, bakıcı ve tedavi giderleri için maddi tazminat davası açmıştır. Davalı sigorta şirketi ise davacının olayda asli kusurlu olduğunu, maluliyet raporunun usulüne aykırı olduğunu, bazı taleplerin zorunlu trafik sigortası kapsamında olmadığını ve olayın iş kazası niteliği taşıyabileceğini savunarak davanın reddini isterken, mahkeme kusur ve illiyet bağının tespiti için olay yerinde keşif yapılmasına karar vermiştir.

T.C. İstanbul Anadolu 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/509 KARAR NO : 2026/503DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)DAVA TARİHİ : 18/07/2023KARAR TARİHİ : 10/06/2026Mahkememizde görülen Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili --- eşi ---- ait olan ve davalı sigorta şirketinin sigortaladığı ---- plakalı araçla çekicilik işi yaptığı, 21.10.2022 tarihinde ---- bulunan tır parkında arızalı bir otobüsü çekiciye yüklemeye çalıştığı, aracın tekerlekleri dönmediği için müvekkilin fren körüklerini boşaltmak amacıyla aracın altına girdiği, bu esnada çekici aracın sürücü koltuğunda bulunan abisi ---- çevredeki kişilerin yanlış yönlendirmesi sonucu aracı ileri hareket ettirmesiyle müvekkilin diferansiyel ile teker arasında sıkışarak kalça kemiğinin parçalandığı, olaya ilişkin ---- Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen ---- numaralı soruşturmanın müvekkilin şikayetçi olmaması nedeniyle takipsizlikle sonuçlandığı, müvekkilin ---- Devlet Hastanesi'nden alınan 22.02.2023 tarihli raporla %63 oranında engelli hale geldiği, davalı sigorta şirketine 22.12.2022 tarihinde yapılan başvurunun sonuçsuz kaldığı ve arabuluculuk sürecinin de olumsuz neticelendiği belirtilerek, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla HMK 107. madde uyarınca şimdilik 50,00 TL sürekli iş göremezlik, 50,00 TL geçici iş göremezlik, 50,00 TL bakıcı gideri ve 50,00 TL tedavi gideri olmak üzere toplam 200,00 TL maddi tazminatın başvuru tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faiziyle birlikte davalıdan tahsilini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; ---- plakalı aracın müvekkili şirket neyzdinde 07/12/2021-2022 tarihleri arasında ZMMS poliçesi ile sigortalı olduğunu, poliçe limitinin şahıs başına 1.000.000,00-TL olduğunu, kazanın davacının kendi direktifleri doğrultusunda gerçekleşmesi nedeniyle davacının asli ve tam kusurlu bulunduğunu, eksper raporu ile sürücünün kusursuzluğunun tespit edildiğini, aksi kanaatte dosyanın kusur tespiti için Adli Tıp Kurumu'na gönderilmesi gerektiğini, tazminat hesaplamasının aktüer bilirkişilerce yapılması gerektiğini, dosyaya sunulan 22/02/2023 tarihli maluliyet raporunun Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine aykırı olduğunu, raporun usulüne uygun düzenlenmediğini, kaza ile illiyet bağının bulunmadığını, kaza tarihi ile muayene tarihi arasında 18 aylık stabilizasyon süresinin geçmediğini, kazanın iş kazası niteliğinde olması sebebiyle SGK tarafından ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılması gerektiğini, tazminat hesaplamasında TRH-2010 mortalite tablosu ve %1,65 teknik faiz oranının esas alınması gerektiğini, geçici iş göremezlik ve geçici bakıcı giderlerinin ZMMS poliçesi kapsamında olmadığını ve SGK sorumluluğunda bulunduğunu, ceza yargılamasındaki uzlaşma ve şikayetten vazgeçme durumlarının mahkemece tetkik edilmesi gerektiğini, haksız fiil nedeniyle avans faizi yerine yasal faize hükmedilmesi gerektiğini, müvekkil şirketin temerrüde düşmediğini belirterek davanın reddini, aksi halde yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir.DELİLLER: Dava dilekçesi, Cevap dilekçesi, trafik tescil kayıtları, --- Cumhuriyet Başsavcılığının ----- Soruşturma sayılı dosyası, tramer kayıtları, hasar ve poliçe sureti, tedavi evrakları, SGK müzekkere cevabı, SED raporu, tanık beyanları, bilirkişi raporu, ATK raporu, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava, 21.10.2022 tarihinde gerçekleşen yaralamalı trafik kazası sonrasında davacıda oluşan beden ve cismani zarardan kaynaklı maddi tazminat istemine ilişkindir.Tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi sonucunda; Uyuşmazlığın, 21.10.2022 tarihinde gerçekleşen kazada davacının kusuşunun bulunup bulunmadığı, kaza nedeni ile malul kalıp kalmadığı, davalı ZMMS’den varsa zararını talep edip edemeyeceği noktasında toplandığı tespit edilmiştir.Mahkememizin 05/06/2024 tarihli duruşması ile; ----- Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine talimat yazılarak; olay yerinde keşif yapılmasına, keşif için Fen/harita bilirkişisinin görevlendirilmesine karar verilmiştir.---Asliye Hukuk Mahkemesinin ----- Talimat sayılı dosyası ile alınan harita mühendisi bilirkişiden alınan raporda özetle; keşif günü davalı ve davacı tarafların olay yerinde hazır bulunmadığının görüldüğü, dava dilekçesinde belirtilen ---- Caddesi Tır garajı civarı bölgesine gidildiği, dosya içerisindeki 06.07.2023 tarihli kaza tespit tutanağındaki fotoğraflar üzerinden tahmin yürütülerek krokide gösterilen bölgeye ulaşıldığı, gerekli resimlerin alındığı, bölgenin Karayolları Trafik Kanunu ve Yönetmeliği 15. maddesindeki anayol tanımına uyduğunun tespit edildiği, buranın trafiğe açık bir alan olduğu, kapalı bir yer olmadığı, ----- illerini birbirine bağlayan bir anayol niteliği taşıdığı ve işbu krokili raporun tanzim edilerek mahkemeye sunulduğu kanaatini bildirmiştir. Davacı asil ----- 16/07/2026 tarihli duruşmada beyanının alındığı görüldü. Mahkememizin dosyasının tarafların kusur oranlarının tespiti hususunun değerlendirilmesi için Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesine gönderilmesine karar verilmiştir. Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Kurulunun 22/01/2026 tarihli---- karar sayılı raporu ile ;Yukarıdaki hususlar muvacehesinde, olayda; 1.Durum: Kazanın, sürücü ---- "ileri al" komutunu davacı ---- vermesiyle kazanın meydana geldiğinin kabulü halinde; A)-Sürücü ---, kusursuz olduğu, B)-Davacı -----, %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu, 2.Durum: Kazanın, sürücü ----- "ileri al" komutunu araç dışında bulunan kimliği bilinmeyen kişi veya kişilerin vermesiyle kazanın meydana geldiğinin kabulü halinde; A)-Sürücü ----, kusursuz olduğu, B)-Kimliği bilinmeyen araç yanında bulunan kişi veya kişilerin, %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu veya müşterek kusurlu oldukları kanaatini bildirir müşterek raporunu bildirmişlerdir. 6098 Sayılı TBK. 49 maddesi gereğince kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlüdür. 50/1.fıkrası gereğince zarar gören zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. 56. maddesine göre bedensel bütünlüğün zedelenmesi durumunda zarara uğrayana hakim bir miktar manevi tazminat verir.Kural olarak 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 74. maddesi (mülga 818 Sayılı BK'nun 53. maddesi) gereğince ceza mahkemesince verilen kararlar hukuk hakimi bakımından bağlayıcı değildir.Ancak, hukuk hakiminin bu bağımsızlığı sınırsız değildir, ceza mahkemesince fiilin hukuka aykırılığına yönelik kesinleşen maddi olgular hukuk hakimi bakımından da bağlayıcı olup, taraflar yönünden de kesin delil niteliği taşımaktadır (Hukuk Genel Kurulunun 17/09/2008 Tarih,-- karar).2918 sayılı Kanunun 88. maddesi ise “Bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur. Birden fazla kişinin sorumlu olduğu durumlarda, bunlar arasındaki ilişki bakımından zarar, olayın bütün şartları değerlendirilerek paylaştırılır. Özel durumlar ve özellikle araçların işletme tehlikeleri, zararın iç ilişkide başka türlü paylaştırılmasını haklı göstermedikçe, işletenler ve araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahipleri kusurları oranında zarara katlanırlar” düzenlemeleri yer almıştır.6098 sayılı TBK 61. Maddesinde (818 sayılı BK’nın 50 ve 51. maddelerinde de), haksız eylemin ve bunun sonucunda doğan zararın birden fazla kişi tarafından meydana getirilmesi durumunda, zarar görenin dilediği takdirde eyleme katılanlardan birisinden, birkaçından veyahut tamamından zincirleme olarak sorumlu tutulmalarını isteme hakkına sahip bulunduğu düzenlenmiştir.Tüm dosya kapsamı ve deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacının, davalı sigorta şirketinin sigortaladığı ----- plakalı araçla çekicilik işi yaptığı, 21.10.2022 tarihinde ---- bulunan tır parkında arızalı bir otobüsü çekiciye yüklemeye çalıştığı, aracın tekerlekleri dönmediği için davacının fren körüklerini boşaltmak amacıyla aracın altına girdiği, bu esnada kazanın meydana geldiği, davacının yaralandığı, kazanın meydana gelmesinde çekici sürücüsünün kusurlu olduğu iddiası ile eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır.---- Cumhuriyet Başsavcılığının --- Soruşturma,---- Karar sayılı dosyasında davacının şikayetçi olmaması nedeni takipsizlik kararı verildiği görülmüştür.Deliller toplanmış, davacı ve tanık dinlenmiştir. Belirtmek gerekir ki, davalı sigorta şirketinin zarardan sorumlu tutulabilmesi için kazanın meydana gelmesinde çekici şoförünün kusurunun bulunması ve olayın Karayolunda gerçekleşmesi gerekmektedir. Mahkememizce talimat yolu ile kazanın meydana gelen yerin vasfı araştırılmış, karayolu olduğu bilirkişi tarafından tespit edilmiştir. Soruşturma dosyasında yer alan davacı ifadesinde aracın ileri alınmasına yönelik davacının komut verdiği, yine şoför konumunda bulunan davacının abisinin de ifadesinde davacının komutu üzerine hareket ettiğini bildirdiği görülmektedir. Yine soruşturma dosyasından kaza anını gören tanığın bulunmadığı ve kamera kaydının olmadığı anlaşılmaktadır. Davacı taraf kusurun varlığını ispat etmekle yükümlü iken dosyadaki delillerden dava konusu araç sürücünün kusurlu olduğu ispat edilememiş, açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 732,00 TL karar ve ilam harcından başlangıçta alınan 269,85 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 462,15 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,3-Davadan önce gidilen ara buluculukta devletçe karşılanan 3.120,00 TL ara buluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, bu nedenle bu miktar yönünden de harç gibi tahsil müzekkeresi hazırlanmasına,4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafından yapılan 150,00 TL posta ve tebligat ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,6-Davalı vekili kendisini vekille temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 200,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile bu davalıya verilmesine,7-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333 ve gider avansı tarifesinin 5. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra ilgili tarafa iadesine,Dair karar, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda karar gerekçesinin tebliğinden itibaren 2 hafta içinde ---- Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olarak verildi, açıkça okundu usulen tefhim olundu.