Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinin, menfi tespit davasında bono imza sahteliği iddiasının bilirkişi incelemesi yöntemleriyle değerlendirilmesine ilişkin istinaf kararı
Özet: Bu hukuki evrak, davacının hakkında başlatılan icra takibine dayanak teşkil eden 40.000 TLlik senedin üzerindeki imzasının sahte olduğu iddiasıyla açtığı menfi tespit davasında verilen karara ilişkin istinaf başvurusunu incelemektedir. Bölge Adliye Mahkemesi, kambiyo senetlerinde imza incelemesinin İcra ve İflas Kanunu ile Hukuk Muhakemeleri Kanunundaki özel hükümler çerçevesinde yapılması gerektiğini vurgulayarak, sahtelik konusunda kesin kanaat oluşmadığında bilirkişi incelemesine başvurulmasını, bu incelemenin uzmanlarca, teknik donanımlı laboratuvarda, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle, senedin düzenlenme tarihinden önceki döneme ait mukayeseye elverişli belgeler üzerinden yapılması ve sonuçta imzanın kime ait olduğunun tüm detaylarıyla gerekçelendirilmiş ve denetime elverişli bir raporla ortaya konulmasını şart koşmaktadır.

T.C. ADANA BAM 9. HUKUK DAİRESİ
T.C.ADANABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9. HUKUK DAİRESİDOSYA NO : 2023/1158 KARAR NO : 2026/1720KARAR TARİHİ : 19/06/2026T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IBAŞKAN : ... (...)ÜYE : ... (...)ÜYE : ... (...)KATİP : ... (...)İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : 15/06/2023NUMARASI : 2020/745 ESAS 2023/495 KARAR DAVACI : ... -...- ...VEKİLİ : Av. ...- DAVALI : ... -.... VEKİLİ : Av. .... DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit İSTİNAF KARARININKARAR TARİHİ : 19/06/2026KARAR YAZIM TARİHİ : 19/06/2026.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/745 esas 2023/495 karar sayılı kararına karşı istinaf başvurusu üzerine dosya Dairemize gönderilmiş olmakla, dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE : Dava, menfi tespit talebine ilişkindir.Davacı tarafından, .... İcra Dairesi'nin 2019/12843 sayılı dosyası ile 09/07/2019 tanzim ve 01/10/2019 vade tarihli 40.000,00.TL'lik bonoya dayanılarak hakkında takip başlatıldığı, ancak, davalı ile aralarında bono düzenlemeyi gerektirir ticari bir alışverişinin olmadığı, bonodaki imzasının, davalının eşi ile yapılan araç kiralama işi nedeniyle düzenlenen makbuzdan taşıma ya da taklit edilmek suretiyle sahte olarak düzenlendiği iddia edilerek, icra takibine esas teşkil eden bono nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespiti talep edilmiş, davalı ise, bonodaki imzanın sahteliği hususunda savcılık soruşturması olduğunu, takip konusu bononun yasal şartları ihtiva ettiğini, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuş, mahkemece yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nun 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ve kamu düzenini yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Kambiyo senetlerine dayalı olarak başlatılan takiplerde imzaya itiraz, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK)’nun 170. maddesinde düzenlenmiş olup, bu maddenin 3. fıkrasında icra mahkemesince imza incelemesinin aynı Kanun'un 68/a maddesinin 4. fıkrasına göre yapılması gerektiği düzenlenmiştir. İİK’nın 68/a maddesinin 4. fıkrasında ise, "...imza tatbikinde Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun bilirkişiye ait hükümleri ile 309. maddesinin 2, 3 ve 4. fıkraları ve 310, 311 ve 312. maddeleri hükümleri uygulanır." hükmü yer almaktadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nun 447. maddesinin 2. fıkrası gereğince Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'na yapılan yollamalar HMK'ya yapılmış sayılır. Bu hüküm uyarınca HMK'nın yürürlük tarihinden sonra icra mahkemesinde HMK'nın 208, 211 ve 217. maddelerine göre imza incelemesi yapılması gerekmektedir.HMK'nın 211/a maddesine göre yapılan incelemeye rağmen hâkimde sahtelik konusunda kesin bir kanaat oluşmamış ise HMK'nın 266 ve devamı maddelerine göre çözümü özel veya teknik bilgi gerektirdiğinden bilirkişi incelemesine karar verilir. Aynı Kanun'un 211/b maddesine göre bilirkişi incelemesinden önce mevcutsa o tarafa ait karşılaştırma yapmaya elverişli yazı ve imzalar ilgili yerlerden getirilir. Bilirkişi o mahkemede elde edilen yazı ve imzalarla inceleme yapar. Bu husus maddenin gerekçesinde "...Bilirkişi incelemesinde, bu yazı ve imzalarla mahkemece elde edilen yazı ve imzalar esas alınır. Bilirkişi inceleme için gerekli görürse kendi huzurunda tarafın yeniden yazı yazması veya imza atmasını mahkemeden talep edebilir..." şeklinde açıklanmıştır. Bu hükümden anlaşılacağı üzere takibe dayanak senedin sahteliğinin bilirkişi raporu ile ispatlaması gerekir. Bilirkişi incelemesinde kullanılacak belgeler mahkeme veya bilirkişi huzurunda alınan imza örnekleri ve mukayeseye esas belgelerdir. İmza incelemesinde öncelikle senedin düzenleme tarihinden öncesine ilişkin borçluya ait olduğu muhakkak olan karşılaştırmaya elverişli imzalarını taşıyan belgeler, keşide tarihine en yakın tarihli olanından başlayarak bilirkişi tarafından mukayeseye esas alınmalıdır. Yapılacak bilirkişi incelemesinin, konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuvar ortamında, optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle yapılması, bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse karşılaştırmaya esas belgelerdeki imza veya yazının tersim, seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması; sonuçta, imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının, dayanakları gösterilmiş, tarafların, mahkemenin ve Yargıtayın denetimine elverişli bir raporla ortaya konulması, gerektiğinde karşılaştırılan imza veya yazının hangi nedenle farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarının fotoğraf ya da diğer uygun görüntü teknikleriyle de desteklenmesi şarttır. Nitekim bu ilkeler, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 30.05.2001 tarihli ve 2001/12-436 E., 2001/467 K. ile 07.10.2009 tarihli ve 2009/12-382 E., 2009/415 K. sayılı kararlarında da benimsenmiştir.Diğer taraftan adli bilimler disiplininin bir dalı olan kriminilastiğin özel bir sahası olan adli grafoloji ve belge sahteciliği dalı, el yazısı ve imzaların grafolojik açıdan kişinin samimi yazı ve imzalarının karakteristik yazım özelliklerinin tespitini ve belirlenen karakteristiklerin, araştırılan (incelemeye konu olan) yazı ve imzalarda da var olup olmadığının incelenmesini içerir. Bilirkişi inceleme sonucunda senette borçluya atfen atılı bulunan imzanın borçluya ait olup olmadığına ilişkin bir kanaate ulaşır. Mahkemece bilirkişi raporu yeterli görülür ise bu rapora göre, yeterli görülmez ise ek rapor alarak veya yeniden bilirkişi incelemesi yaptırarak sonucuna göre karar verilir. (HGK'nın 08/10/2019 tarih ve 2017/12-2692 Esas, 2019/1003 Karar) Somut olayda, davacı tarafından, takibe ve davaya konu bonoda kendi adına atfen atılan imzanın kendisine ait olmadığını ileri sürerek menfi tespit talebinde bulunulduğu, bonodaki imzanın borçluya ait olduğunu kanıtlama külfetinin davalı alacaklıya ait olduğu, mahkemece, Jandarma Genel Komutanlığı'ndan alınan 03.03.2023 tarihli raporda, karşılaştırmaya esas belgeler dikkate alındığında, dava konusu bonodaki imzanın davacıya ait olup olmadığı hususunda müspet ya da menfi bir kanaat bildirilemeyeceğinin belirtilerek, davacının huzurda alınacak imza örneklerinin ve karşılaştırmaya esas ilave belge asıllarının gönderilmesi halinde tekrar inceleme yapılacağının belirtildiği, mahkemece, davacının imza örneklerinin huzurda alınmayıp, ... CBS 2020/48800 soruşturma sayılı dosyasından alınan imza suretlerinin bilirkişi incelemesi için gönderildiği, mahkemece, tüm deliller ile ATK raporu birlikte değerlendirildiğinde bonodaki imzanın davacının eli ürünü olup olmadığının tespit edilemediği, rapordaki bu belirsizliğin borçlu lehine yorumlanması gerektiği, ispat yükü üzerinde olan alacaklının rapora itiraz ederek yeni bir rapor aldırılmasını talep etmediği, sonuç olarak, bonodaki imzanın davacının eli ürünü olduğunun ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, imza incelemesine ilişkin uzmanlık raporunun hüküm kurmaya yeterli olmadığı, HMK'nun 282. Maddesi gereğince, bilirkişi raporundaki değerlendirme açık, net ve yeterli görünmez ise, taraf itirazları olmasa dahi kendiliğinden yeniden rapor düzenlenmesini isteyebileceği, zira, mahkemece alınan Jandarma Kriminal raporunda da belge asıllarının eksik olduğuna vurgu yapılıp, bu eksikliğin giderilmesi halinde yeniden rapor düzenleneceğinin belirtildiği anlaşıldığından, mahkemece, yukarıda belirtilen ilkeler doğrultusunda, davacının imza örneklerinin temin edilip, dava konusu bonodaki imzaların davacıya ait olup olmadığı yönünde yeni bir rapor alınması, ayrıca, ... CBS'nın 2020/48800 soruşturma sayılı dosyasının akibetinin araştırılarak, sahtecilik hususunda dava açılmış ise sonucunun bekletici mesele yapılması gerekirken, eksik incelemeye dayalı hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırıdır.Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve eksik hususların giderilip, yeniden karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş, buna dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere :1)-Davalı vekili istinaf başvurusunun KABULÜNE,2)- .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/745 esas 2023/495 karar sayılı kararının HMK.'nun 353/1-a-6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3)-Dava dosyasının yeniden yargılama için .... Asliye Ticaret Mahkemesi'ne GÖNDERİLMESİNE,4)-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin alınan 683,10.TL istinaf karar harcının kararın kesinleşmesi ile talep halinde davalıya İADESİNE,5)-Davalı tarafından istinaf için yapılan yargılama giderinin esas hüküm ile birlikte ilk derece mahkemesince karara BAĞLANMASINA, 6)-6100 Sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan gider avansının İlk Derece Mahkemesine İADESİNE,7)-İnceleme dosya üzerinden yapıldığından lehe vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,8)-6100 sayılı HMK'nın 7035 sayılı yasanın 30. maddesiyle değişik 359/4 maddesi gereğince kararın kesin olması nedeniyle ilk derece mahkemesince taraf vekillerine TEBLİĞİNE,Dair, 6100 sayılı HMK'nun 353/1-a/6 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle kesin olmak üzere 19/06/2026 tarihinde karar verildi. ...Başkan...¸e-imzalıdır...Üye...¸e-imzalıdır ...Üye...¸e-imzalıdır...Katip...¸e-imzalıdır