Limited şirkette bilgi alma hakkı engellenen ortağın yöneticilerin azli talebine ilişkin ilk derece mahkemesi kararının Adana BAM 9. Hukuk Dairesi tarafından yapılan istinaf incelemesi.
Özet: Bir limited şirketin %50 ortağı olan davacı, diğer %50 ortak ve tek yönetici olan kardeşinin kendisini şirket işlerinden dışladığı ve bilgi vermediği iddiasıyla yöneticinin azlini ve ortak imza yetkisiyle yönetimde söz sahibi olmayı talep etmiş; davalı ise iddiaları reddederek davacının bilgilendirildiğini ve yöneticinin azli için hukuki şartların oluşmadığını savunmuş; ilk derece mahkemesi ise yöneticinin ağır görev ihlallerinin ispatlanamadığı ve müdürlerin atanması ile görevden alınmasının genel kurulun devredilemez yetkilerinden olması nedeniyle davanın reddine karar vermiştir.

T.C. ADANA BAM 9. HUKUK DAİRESİ

T.C.
ADANA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/876
KARAR NO : 2026/1599
KARAR TARİHİ : 12/06/2026
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 14/04/2023
NUMARASI : 2022/1054 ESAS 2023/298 KARAR
DAVACI : ... - ...- ...
VEKİLLERİ : Av. ....
DAVALILAR : 1-....
VEKİLİ : Av. ....
DAVANIN KONUSU : Ticari Şirket (Yöneticilerin Azline İlişkin)
İSTİNAF KARARININ
KARAR TARİHİ : 12/06/2026
YAZIM TARİHİ : 12/06/2026
.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/04/2023 tarih, 2022/1054 Esas, 2023/298 Karar sayılı kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, istinaf talebinin süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirilmiş olduğu ve istinafa başvuru koşullarının mevcut olduğu dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonucu anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonucunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNLARININ ÖZETİ :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin, davalı abisi olan ... ile birlikte davalı ... ve Petrol Ürünleri Taşımacılık Madencilik Turizm Dış Ticaret Ltd. Şti.'nin %50 ortağı olduğunu, şirketin %50 hissesinin müvekkiline, %50 hissesinin ise abisi olan davalı ...'a ait olduğunu, şirketin kuruluş aşamasında; şirketin temsil ve ilzam yetkisinin münferit imza ile ...'a verildiğini, şirket adına taşınmazların soğuk hava depoları ile araçlarının bulunduğunu, son zamanlarda davalının müvekkilini şirketten uzak tutmaya, şirkete sokmamaya, şirketin faaliyetleri ve kazançları ile ilgili bilgi vermemeye başlaması üzerine müvekkili tarafından davalılara "... Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ... sicil numarasında kayıtlı ve pay sahibi olduğum ... ve Petrol Ürünleri Taşımacılık Madencilik Turizm Dış Ticaret Ltd.Şti ünvanlı şirketin Ortaklar Kurulu'nu Yönetim oluşturma ve diğer nedenler sebebi ile yönetim oluşturma, sıkıntıların giderilmesi, ve diğer gündem maddelerini görüşmek üzere karara bağlamak üzere Türk Ticaret Kanunun ilgili hükümlerine göre toplantıya çağrılmasını talep ederim..” yönünde ihtar göndermesine rağmen, davalıların müvekkilinin bu ihtarına cevap dahi verme ihtiyacı duymadığını, davalıya verilen münferit imza yetkisinin, kendisinin de dahil olduğu müşterek imza ile iş ve işlemlerin tesisini istediğini belirterek, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davacılar vekilinin cevap dilekçesinde özetle; Öncelikle şirket yöneticisinin azline yönelik taleplerin doğrudan şirket yöneticisi taraf gösterilerek istenmesi gerektiğini, dolayısıyla davalı .... Şti. yönünden davanın pasif husumet yokluğu sebebiyle reddine karar verilmesi gerektiğini, devamla da, Müvekkili ...'ın şirketin kurulduğu 1991 yılından beri davalı şirketin münferiden yöneticisi olduğunu, müvekkilinin diğer ortak davacıyı şirketten uzak tutma, şirkete sokmama, bilgi vermeme gibi bir hareketinin söz konusu olmadığını, davacının bir çok kez şirket muhasebe defterlerini incelediğini ve bu konuda şirket muhasebecisi ... tarafından her defasında da bilgilendirildiğini, müvekkilinin şirketin ortağı olup TTK madde 613 uyarınca şirket sırlarını korumakla yükümlü olduğunu, şirket ortağının bilgi alma hakkının engellendiği iddiasının gerçeği yansıtmadığını, şirket ortağının bugüne kadar şirketin bütün faaliyetlerinden haberdar edildiğini, ayrıca bilgi alma hakkının engellendiği iddiasının bu davanın konusu olmadığı gibi yöneticinin azli sebebi de olmadığını, davacının mahkeme yoluyla bilgi alma hakkının tanınmasını isteyebilecekken yöneticinin azlini talep etmesinin dürüstlük kuralına aykırı bir talep olduğunu, davacının bilgi alma hakkının engellendiği iddiasını somut delillerle ispatlayamadığını, davacının 02.06.2022 tarihli Genel Kurul Toplantısı talebinin, şirketin henüz hesap döneminin gelmemiş olması sebebiyle karşılanmadığını, davacının iddialarının hiçbirinin yöneticinin azli sebebi olmadığını belirterek davanın yasal şartları oluşmadığından reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ'NİN KARAR ÖZETİ :
İlk Derce Mahkemesinin kararında özetle; Davalı şirket müdürünün yönetim hakları ve temsil yetkilerinin sınırlandırılması açısından yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal ettiğinin ispat edilemediğini, davalı şirketin limited şirket olduğu, 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 Türk Ticaret Kanu'nun 616. maddesinde genel kurulun devredilmez yetkilerinin sayıldığı ve maddenin b bendinde, müdürlerin atanmaları ve görevden alınmaları işleminin genel kurulun devredemeyeceği yetkileri arasında bulunduğu, bu kapsamda ise davacı ortağın talebinin sonuç olarak davacının da müdür olarak atanmasına yönelik olması nedeniyle şirketin genel kurulunun devredemeyeceği yetkileri arasında sayılan yeni müdür atanmasına mahkemece karar verilemeyeceğinden koşulları oluşmayan davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
DAVACI VEKİLİ TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekili tarafından verilen istinaf dilekçesi ile; Yerel Mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, dosyaya sundukları delillerin toplanmadığını, tanıkların dinlenmediğini, haklı nedenlerinin araştırılmadığını, ticari defter ve belgeler incelenmeden karar verildiğini, müvekkilinin davalı şirketin %50’ ortağı olduğunu, şirketin temsil yetkisinin tamamen kötü niyetli olarak kullanıldığını belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLER İLE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
Dava, Şirket Müdürünün Azli talebine ilişkindir.
Davacı tarafça, davalı ...'ın şirketin müdürü olduğu, davalının kötü yönetim sonucu şirketi zarara uğrattığı belirtilerek, davalının müdürlük görevinden azli talebinde bulunulmuştur. Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 630/2 ve 3. maddelerinde açıklandığı üzere; her ortağın, haklı sebeplerin varlığında, yöneticilerin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebileceği, yöneticinin, özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesi veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesi haklı sebep olarak kabul olunacağı belirtilmiştir.
Bilindiği gibi 6102 sayılı TTK'nın 630/2 maddesinde "Genel kurul, müdürü veya müdürleri görevden alabilir, yönetim hakkını ve temsil yetkisini sınırlayabilir.
Her ortak, haklı sebeplerin varlığında, yöneticilerin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebilir.
Yöneticinin, özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesi veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesi haklı sebep olarak kabul olunur.
Görevden alınan yöneticinin tazminat hakları saklıdır" hükmü yer almaktadır.
6102 sayılı Kanun'un 630. maddesi uyarınca her ortak, haklı sebeplerin varlığında yöneticilerin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını ve sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebilir. Anılan hüküm uyarınca şirket yöneticilerinin azli talepli açılan davalarda husumetin, azli talep edilen yöneticiye yöneltilmesi gerekli ve yerinde olup ayrıca şirket tüzel kişiliği veya şirket ortaklarının tamamının davaya dahil edilmesi zorunlu değildir.(bkz. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2022/7367 Esas, 2024/3619 Karar sayılı kararı da bu yöndedir)
Şirket müdürünün yetkilerinin geri alınması ve sınırlandırılmasında; genel kurulun birçok kez kanuna aykırı şekilde toplantıya çağrılmaması, azlık hakları ile bireysel hakların devamlı ihlali, özellikle bilgi alma ve inceleme haklarının engellenmesi, şirketin sürekli zarar etmesi, dağıtılan kar payının sürekli azalması, ortaklar arasındaki şiddetli geçimsizlik, şirketin devamlı olarak kar getirmemesi, şirketin amacının gerçekleşmesinde ekonomik ve hukuki imkansızlık, kanun esas sözleşme ve genel kurul kararlarının yerine getirilmemesi veya sürekli şekilde ihlali, uzun yıllar ciddi bir faaliyetin olmaması gibi hususlar haklı neden olarak kabul edilmektedir.
Kamu düzenine aykırılık yönünden yapılan incelemede;
Somut olayda; dava, limited şirket yöneticisinin haklı sebeple azli istemine ilişkin olup, şirket yöneticisinin azli talepli açılan işbu davalarda husumetin, azli talep edilen yöneticiye yöneltilmesi gerekli ve yeterli olup ayrıca şirket tüzel kişiliği veya şirket ortaklarının davaya dahil edilmesinin zorunlu olmadığı, bu sebeple eldeki davada davalı şirket yönünden davanın pasif husumet yokluğu sebebiyle reddine karar verilmesi gerekirken işbu husus göz ardı edilerek davanın her iki davalı açısından da esastan reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, kararın bu sebeple resen kaldırılması gerektiği anlaşılmakla istinafa konu kararın resen kaldırılmasına ve Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurularak davalı şirket yönünden davanın pasif husumet yokluğu sebebiyle reddine karar vermek gerekmiştir.
Davalı vekilinin istinaf talebi yönünden yapılan incelemede;
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı; davalı şirket müdürünün yönetim hakları ve temsil yetkilerinin sınırlandırılması açısından yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal ettiğinin ispat edilemediği, davacı tarafından gerekçe olarak " davalı şirket müdürü ve şirket muhasebecisinin davacıya bilgi vermediği, şirketten uzaklaştırmaya çalıştığı, toplantı yapılaması, ve davacının cevap alamaması"nın gösterildiği, şirketin genel kurul toplantısı yapılmaması durumunda davacı ortağın TTK 410, 412, vd. Maddeleri hükümleri kapsamında yasal koşulları mevcut olduğunda şirketin genel kurul toplantı yapılması talebiyle ayrı bir dava açarak bu konuda haklarını kullanmasının mümkün olduğu, ayrıca dava dilekçesinde belirtilen diğer gerekçelerin ise davacı ortağın bilgi alma hakkı kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, TTK nın 614/3. Maddesinde yer alan düzenleme kapsamında ise, davacı ortağın bilgi alma hakkını şirket genel kuruluna ve mahkeme başvuru yoluyla kullanarak davacının şirket yönetimi ve işleri hakkında bilgi almasının mümkün olduğundan yöneticinin temsil yetkisinin sınırlandırılması kapsamında haklı sebep sayılamayacağı, davalı şirketin limited şirket olduğu, 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 Türk Ticaret Kanunun 616. maddesinde genel kurulun devredilmez yetkilerinin sayıldığı ve maddenin b bendinde, müdürlerin atanmaları ve görevden alınmaları işleminin genel kurulun devredemeyeceği yetkileri arasında bulunduğu, bu kapsamda ise davacı ortağın talebinin sonuç olarak davacının da müdür olarak atanmasına yönelik olması nedeniyle şirketin genel kurulunun devredemeyeceği yetkileri arasında sayılan yeni müdür atanmasına karar verilemeyeceğinden, davanın davalı şirket müdürü açısından reddine dair ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere :
1)-6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,
2-6100 Sayılı HMK'nin 355. maddesi gereğince .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/04/2023 tarih, 2022/1054 Esas, 2023/298 Karar
sayılı kararının DAİREMİZCE RE'SEN KALDIRILMASINA,
3-Esas hakkında yeniden HÜKÜM KURULMASINA,
4- Davalı şirket yönünden davanın pasif husumet yokluğu sebebiyle REDDİNE
5-Davalı ... yönünden davanın REDDİNE,
6-Karar tarihi itibariyle alınması gereken 732,00.TL maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 80,70.TL harcın mahsubu ile eksik kalan 651,30.TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
7-.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/06/2023 tarih ve 2022/1054 Esas, 2023/298 Karar, 2023/220 Harç nolu, Harç Tahsil Müzekkeresinin İPTALİNE,
-İptaline karar verilen harç tahsil müzekkeresine göre yapılan bir tahsilat var ise bunun MAHSUBUNA,
8-Davalılar vekille temsil edildiğinden, karar tarihi itibariyle yürürlükte olan AAÜT'nin 13. maddesine göre davalılar vekilinin sarf ettiği emek ve mesaisi dikkate alınarak (istinaf yoluna başvuran tarafın sıfatı ve kazanılmış haklar göz önüne alınarak) 9.200,00.TL maktu vekalet ücreti takdiri ile davacıdan alınarak davalılara VERİLMESİNE,
9-Davacı vekili tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
10-Davacı vekili tarafından yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın HMK 333 maddesi gereğince bu hükmün kesinleşmesinden sonra davacıya İADESİNE,
İstinaf incelemesi yönünden;
1-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 732,00.TL maktu istinaf karar harcından peşin alınan 179,90.TL'nin mahsubu ile bakiye 552,10.TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA,
2-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
3-6100 sayılı HMK'nın 330. maddesi gereğince inceleme duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
4-6100 Sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan gider avansının İlk Derece Mahkemesince İADESİNE,
5-6)-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesince karar tebliğ işlemlerinin Dairemizce taraf vekillerine TEBLİĞİNE,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, dava değeri göz önüne alınarak 7036 sayılı Kanun'un 7'nci maddesi yollamasıyla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 361'inci maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere 12/06/2026 tarihinde oy birliğiyle ile karar verildi.
...
Başkan
... ¸e-imzalıdır
...
Üye
... ¸e-imzalıdır
...
Üye
... ¸e-imzalıdır
...
Katip
...
¸e-imzalıdır