İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinde kambiyo senetlerinden kaynaklanan menfi tespit davasında murisin vefatı sonrası teslim edilmeyen deri alım satımı anlaşması borçluluğu inceleniyor.
Özet: İmalat işi yapan davacı firma, merhum satıcı ile imzaladığı, ancak malların teslim edilmeden satıcının vefat etmesi nedeniyle borçlu olmadığını iddia ettiği kambiyo senetleri (bonolar) için, merhumun mirasçısı olan davalıların başlattığı icra takibine karşı menfi tespit davası açarak borçlu olmadığının tespitini talep ederken; davalılar ise senetlerin mal teslimi karşılığı düzenlendiğini, davacının miras bırakanın ölümünü fırsat bilerek ödeme yükümlülüğünden kaçmaya çalıştığını savunarak davanın reddini ve kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmektedir.

T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/301
KARAR NO : 2026/1043
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 13/09/2022
NUMARASI : 2021/44 Esas 2022/752 Karar
DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit (Alım Satım)|Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
BİRLEŞEN İZMİR 1.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN
2020/714 ESAS - 2021/333 KARAR SAYILI DOSYASI
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 25/12/2019
BAM KARAR TARİHİ : 21/04/2026
KARAR YAZIM TARİHİ : 21/04/2026
Asıl ve birleşen dosya davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
ASIL DAVA DOSYASINDA :
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin vergi mükellefi olarak .... unvanı adı altında imalat işi ile iştigal ettiğini, davacıların murisi müteveffa .... ile müvekkil 15.10.2018 tarihinde bir sonraki 2019 yılı sezonu için işlenmiş zik deri alım satımı konusunda anlaştıklarını, zik derilerin 2019 yılının ikinci veya üçüncü ayının başında müvekkile teslim edileceğini, bunun karşılığında bedelleri de 30.06.2019 tarihinde 3.000,00 USD , 30.07.2019 tarihinde 4.000,00 USD, 30.08.2019 tarihinde 4.000,00 USD, 30.09.20019 tarihinde 4.000,00 USD olarak ödenecek şekilde anlaştıklarını, bu bedellerin karşılığı olarak da 15.10.2018 düzenleme tarihli yukarıda belirtilen vade tarihleri ve miktarları içerecek şekilde bonolar tanzim edilerek müteveffa ....'na teslim edildiğini, davacıların murisi ... . 17.01.2019 tarihinde, anlaşmaya varılan derileri müvekkile teslim etmeden vefat ettiğini, müteveffa ... .'nun mirasçıları olan davalıların işbu senetlerden 15.10.2018 tanzim tarihli, 30.06.2019 vade tarihli 3.000,00 USD tutarındaki senedi İzmir 14. İcra Müdürlüğü'nün 2019/11948 Esas sayılı dosyasıyla 03.09.2019 tarihinde Kambiyo Senetlerine Mahsus Takip Yolu ile icraya koyduklarını ve dava tarihi itibari ile icra takibin kesinleştiğini, dava konusu olan henüz icraya konulmamış bonoların lehtar kısmında ... yazıldığını, müvekkil ile davacıların murisi arasındaki sözlü anlaşmaya dayalı olarak verilen siparişler müvekkile teslim edilmediğini, işbu bono tutarlarına konu deri ham maddesinin müvekkile teslim edildiğine dair herhangi bir fatura veya sevk irsaliyesi de mevcut olmadığını, var ise de müteveffanın ölümünden önce veya sonra bu malların teslim edildiğine ilişkin fatura veya sevk irsaliyelerinin davalı yanca ibraz edilmek suretiyle ispat edilmesi gerektiğini, müvekkil tarafından kesinleşen takip kapsamında takip dosyasına borcun kısmen veya tamamen ödenmek zorunda kalınması halinde İİK'nın 72/5 maddesi uyarınca ödenen kısım yönünden davaya istirdat davası olarak devam olunmasına, açıklanan nedenlerle davalılarca İzmir 14. İcra Müdürlüğü'nün 2019/11948 Esas sayılı dosyası ile icra takibine konu edilen 15.10.2018 tanzim tarihli, 30.06.2019 vade tarihli 3.000,00 USD tutarındaki senetten dolayı müvekkilin borçlu olmadığının tespitine, dava sonuçlanıncaya kadar icra takibinin durdurulması için ihtiyati tedbir kararı verilmesine, davalıların haksız ve kötü niyetli olarak icra takibi yaptıklarından İİK madde 72/4 uyarınca takipte talep olunan yabancı para cinsinden alacağın karar tarihindeki TCMB tarafından açıklanan döviz satış kuru karşılığının %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yapılacak yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalılar vekili cevap dilekçesinde; Davalılar miras bırakan ....'nun vefatından sonra miras bırakan tarafından satışı yapılan ancak bedeli tahsil edilemeyen işlerle ilgilendiklerini, davacının iddiasının mal teslim edilmeden bonoların teslim edildiği yönünde olduğunu, bunun da hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, söz konusu olayda tarafların alış verişi üzerine vadeli sıralı bonolar tanzim edildiğini, Miras bırakanın vefatını fırsat bilen karşı yan davalıların işten anlamadığı saikiyle hareket ettiğini ve davalıları defalarca oyaladığını, telefon ile yapılan görüşmeler netice vermeyince de davalı tarafa icra takibine girişildiğini, bu sebeplerle davanın reddine karar verilmesini, takip tutarının %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
BİRLEŞEN DAVA DOSYASINDA( İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2020/714 E. - 2021/333 K. Sayılı Dosyasında)
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilin .... unvanı adı altında imalat işi yaptığını, deri konfeksiyon imalatı sektöründe sezonun, her yılın Mart - Nisan aylarında başladığı, Ekim ayına kadar devam ettiğini, müvekkilinin imalat işi yaptığı .... ünvanlı işyeri için davalıların murisi .... ile 15.10.2018 tarihinde işlenmiş zik deri alım satımı konusunda anlaştıklarını, anlaşma gereği düzenlenen 30.06.2019 tarihinde 3.000,00 USD , 30.07.2019 tarihinde 4.000,00 USD, 30.08.2019 tarihinde 4.000,00 USD, 30.09.20019 tarihinde 4.000,00 USD olarak ödenecek bonoların davalı murisine teslim edildiğini, ancak murisin anlaşmaya varılan derileri teslim edemeden 17.01.2019 tarihinde vefat ettiğini, müteveffa .... 'nun mirasçıları iş bu senetlerden 15.10.2018 tanzim tarihli, 30.06.2019 vade tarihli 3.000,00 USD tutarındaki senedi İzmir 14. İcra Müdürlüğü'nün 2019/11948 Esas sayılı dosyasıyla 03.09.2019 tarihinde Kambiyo Senetlerine Mahsus Takip Yolu ile icraya koyduklarını ve iş bu takibe yönelik olarak da İzmir 18. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2019/362 Esas sayılı dosyası ile menfi tespit davası açıldığını, bu davada davalıların davaya cevap dilekçelerinde iş bu senetlerin murisleri tarafından satım sözleşmesi sebebiyle alındığını kabul ve ikrar ettiklerini, davalılarca iş bu menfi tespit davasına konu kalan diğer senetlerin de İzmir 14. İcra Müdürlüğü'nün 2019/15700 Esas sayılı dosyası ile 04.12.2019 tarihinde icra takibine konulduğunu, davalıların iş bu satım sözleşmesinden kaynaklı malların satışına ilişkin fatura, sevk irsaliyesi vs. gibi belgelerle satışı ispat etmeleri gerektiğini, iş bu menfi tespit davasında müvekkilinin bonoların verildiğini, ancak malların teslim edilmediğini iddia ettiğini, bononun üzerinde malen ibaresi bulunduğunu, davalıların ise (senette lehdar/alacaklı) iş bu senedin bir
satım sözleşmesine dayandığını ikrar ettiklerini, bu durumda senet üzerindeki malen ibaresi konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmadığını, bu durumda ispat yükünün davalı alacaklıya düştüğünü, bu nedenle icra takibine konu edilen bonolar bedelsiz kalmış olup müvekkiline iade edilmesi gerektiğini, açıklanan nedenlerle davalılarca İzmir 14. İcra Müdürlüğü'nün 2019/15700 Esas sayılı dosyası ile icra takibine konu edilen 15.10.2018 tanzim, 30.07.2019 vade tarihli 4.000,00 USD; 30.08.2019 vade tarihli 4.000,00 USD; 30.09.2019 vade tarihli 4.000,00 USD miktarlı bonodan dolayı borçlu olmadığının müvekkilin borçlu olmadığının tespitine, dava sonuçlanıncaya kadar icra takibinin durdurulması için ihtiyati tedbir kararı verilmesine, davalıların haksız ve kötü niyetli olarak icra takibi yaptıkları sabit olduğundan İİK madde 72/4 uyarınca takipte talep olunan yabancı para cinsinden alacağın karar tarihindeki TCMB tarafından açıklanan döviz satış kuru karşılığının %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yapılacak yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep ettiği görülmüştür.
CEVAP: Davalılar vekili cevap dilekçesinde; Müvekkillerin miras bırakanı ....'nun deri alım satım işiyle ilgilendiğini, vefatı üzerine eşi ve oğlu işlerin tasfiyesi ve takibini yapmaya başladıklarını, bu bağlamda miras bırakan tarafından satışı yapılan ancak bedeli tahsil edilemeyen işlerle ilgilendiklerini, dericilik sektörü yapılan işlerde vadenin bir yılı dahi aştığını, davacının iddiasının mal teslim edilmeden bonoların teslim edildiği yönün olduğunu, bu hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, tarafların alış verişi üzerine vadeli sıralı bonolar tanzim edildiğini, miras bırakanın vefatını fırsat bilen karşı tarafın müvekkillerinin işten anlamadığı saikiyle hareket ederek müvekkilleri defalarca oyaladıklarını, telefon ile yapılan görüşmeler netice vermeyince de taraflarınca icra takibine girişildiğini, davacının borçlu olmadığı iddiasında ise bunu eşdeğer belge ile ispat etmesi gerektiğini, açıklanan nedenlerle davanın reddine, davacı haksız ve kötü niyetli olduğu için takip tutarının % 20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ile avukatlık ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verildiği görülmüştür.
MAHKEMECE: "... Yapılan yargılama, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;
Asıl dava ve birleşen dava, bedelsizlik nedeniyle senetlerden dolayı borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Hukukumuzdaki ispat kuralları gereği çekin veya senetten ötürü borçlu bulunmadığının iddiasının kabul edilebilir olması için, öncelikle bu konudaki ispat yükümlülüğünün yerine getirilmesi gerekmektedir. Diğer bir deyişle, çek veya senetten ötürü borçlu olmadığını iddia eden kişi, açacağı menfi tespit davasında bu iddiasını yazılı delil ile ispat ile mükelleftir. (İşçi-işveren ilişkisinden kaynaklanan ilişkilerdeki tanık ile ispata ilişkin uygulamalar saklıdır.)
Çek ve senedin aralarında bulunduğu kambiyo senetleri, “soyut borç ikrarını içeren senet” niteliğindedir. Hukuk düzenimizde soyut borç ikrarı kural olarak geçerli olup, soyut borç ikrarında bulunan borçlu karşısında alacaklının alacağın sebebini ispat etmesi kural olarak zorunluluk arz etmez. Bu aşamada senet alacaklısı, senetten ötürü alacaklı olduğunu ispat bakımından ayrıca bir ispat vasıtasına gerek duymaz.
Çek ve senet ile borç altına giren kimse, borçlu olmadığını iddia ediyor ise bu hususu ispat etmek yükümlülüğü altına girmektedir. Çek veya senedin bedelsiz olduğu iddia edilmesi sureti ile açılan menfi tespit davasında ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. Yüksek Mahkeme’nin yerleşik içtihadı ve öğretideki görüşler de bu yöndedir. (Bkz. Yarg. HGK. 29.09.1976, 11/497-2564; Yarg. TD. 23.11.1970, 2787/4659; Yarg. 11. HD. 30.04.1984, 2460/2584; B. KURU, Hukuku Muhakemeleri Usulü, C.2, s. 367, UYAR, Olumsuz Tespit Davaları, s. 560, B. UMAR/E. YILMAZ, İspat Yükü, s. 132; Yarg. 19. HD. 22.09.1992; 8658/4353; YKD. Mart 1993, C. 19, S.3, s. 415 vd; E. ERTEKİN/İ. KARATAŞ, Uygulamada Ticari Senetler, s. 707).
Nihayetinde borçlunun senedinin bedelsizliğine ilişkin olarak; önce borcun sebebini, daha sonra da bu sebebin gerçekleşmediğini yahut geçersizliğini veya sebebe bağlı olarak ödeme gibi borcu sona erdiren bir olguyu ispat ile yükümlüdür. Eğer bu ispat gerçekleşmemiş ise borçluya alacaklıya yemin teklif edebileceği hatırlatılarak buna göre karar verilmesi gerektiği Yargıtay kararlarında sıklıkla ifade olunmaktadır.
Asıl dosya ve birleşen dosyada davacı taraf, davalıların murisi ile olan ticari ilişkileri kapsamında deri alımı yaptığını ve karşılığında dava ve takibe konu "malen kaydı" bulunan senetleri (bonoları) verdiğini, ancak davalıların murisinin deri teslimini yapmadığından senetlerin bedelsiz kaldığını iddia ederek açtığı menfi tespit davasında, ispat külfetinin davacı borçluya düştüğü, davacının bu iddiasını yazılı delille ispatlaması gerektiği, davacı ve davalıların murisi ....'na ait ticari defter ve kayıtlar üzerinde yapılan denetime ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi kök ve ek raporlarına göre, davalıların murisi tarafından 2017-2018 yıllarında 4 adet fatura düzenlendiği, bu faturaların davalıların murisine ait ticari defterlerde 92.431,70 TL bedelli olarak , davacıya ait ticari defterlerde ise 90.691,71 TL bedelli olarak kayıtlı olduğu, defterler arasındaki 1.739,99 TL tutarında fark bulunduğu, bu farkın 11.03.2018 tarih 11516 nolu 19.790,90 TL'lik faturanın davacı defterlerinde 18.051,71 TL olarak kayıt altına alınmasından kaynaklandığı, ayrıca davacının davalıların murisi ....'ndan 2017 yılında 1 adet fatura karşılığı KDV hariç 11.760,00 TL tutarında mal/hizmet alımı, 2018 yılında ise üç adet fatura karşılığı KDV hariç 73.824 TL tutarında mal/ hizmet alımı yaptığını Kemeraltı VD'ne bildirdiği, bu durumun davacının davalıların murisinden malı teslim aldığına karine teşkil ettiği, davacının senetlerin karşılığında malın teslim edilmediği iddiasını yazılı delillerle ispatlaması gerektiği ancak buna ilişkin davacının yazılı delil sunamadığı gibi asıl dosyada ve birleşen dosyada yemin deliline dayanmadığından davalılara yemin teklif edebileceğinin de hatırlatılamadığı, böylece tüm dosya kapsamından davacının davasını ispatlayamadığı anlaşılmakla davacının asıl dosya ve birleşen dosyadaki davasının reddine karar verilmiş, asıl dava dosyasında Mahkemece İzmir 14. İcra Müdürlüğü'nün 2019/11948 Esas sayılı dosyasındaki takipte icra veznesine girecek paranın alacaklıya ödenmemesi hususunda ihtiyati tedbir kararı verildiği, davalı alacaklının alacağına geç kavuşması söz konusu olduğundan, takip konusu asıl alacak miktarı üzerinden hesaplanacak %20 oranındaki tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiş, birleşen dosya kapsamında ise, davalının verilmiş bir tedbir kararı bulunmadığından ve alacağına geç kavuşması söz konusu olmadığından tazminat talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki hüküm kurulmuştur.'' gerekçesi ile;
HÜKÜM: Gerekçesi HMK 294/4 mad. gereğince bir ay içinde açıklandığı üzere;
1-Asıl Dava Dosyasında,
Davacı tarafından açılan menfi tespit davasının REDDİNE,
Davalının, Mahkemece verilen ihtiyati tedbir kararı nedeniyle alacağına geç kavuşması söz konusu olduğundan, takip konusu asıl alacak miktarı üzerinden hesaplanacak %20 oranındaki tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
2-Birleşen Dava Dosyasında,
Davacı tarafından açılan menfi tespit davasının REDDİNE,
Davalının, verilmiş bir tedbir kararı bulunmadığından ve alacağına geç kavuşması söz konusu olmadığından tazminat talebinin REDDİNE," şeklinde karar verilmiştir.
İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkil ... ünvanı adı altında deri konfeksiyon imalat işi ile iştigal etmekte iken davalıların murisi müteveffa .... ile uzun yıllardan bu yana işlenmiş zik deri alışı yaptığını, deri imalat işinin süre gelen alış verişlerde müvekkili bir sonraki sezon olarak tabir edilen dönem gelmeden önce müteveffaya 15.10.2018 düzenleme tarihli, birbirini takip eden tutarlarda yine sektörün gereği olası fiyat artışlarından etkilenmemek adına Amerikan Doları üzerinden 30.06.2019 - 30.07.2019 - 30.08.2019 - 30.09.2019 vade tarihli bonoları tanzim ederek .... 'na verdiğini, .... bu senetlerin karşılığında 2019 yılının ikinci ve üçüncü aylarında müvekkile işlenmiş zik derileri teslim edeceğini, bu süreçte bonoların lehtarı olan .... nun vefat ettiğini, müvekkile teslim etmesi gereken derileri teslim edemediğini, müteveffanın mirasçıları olan davalılar iş bu senetlerden 30.06.2019 - 30.07.2019 vade tarihli olan iki tanesini İzmir 14. İcra Müdürlüğünün 2019/11948 Esas sayılı dosyasından, diğer senetleri de İzmir 14. İcra Müdürlüğünün 2019/15700 Esas sayılı dosyaları ile iki ayrı icra takibine koyduklarını ve müvekkili tarafından ilk takip için asıl dava ile menfi tespit talebinde bulunulduğunu, akabinde ikinci icra takibi yönünden de İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/714 Esas sayılı dosyası ile ikame olunan menfi tespit davası iş bu dava ile birleştirildiğini, her iki dava da mahiyeti itibariyle aynı olduğundan istinaf dilekçesinde her iki dava için ayrı ayrı istinaf gerekçeleri yazmak yerine, her iki davaya yönelik istinaf taleplerinin tek olarak Mahkemenin tensiplerine sunduklarını, ilk derece mahkemesinin hem asıl dava, hem de birleşen davanın reddine yönelik kararı hukuka ve fiili duruma aykırı olup, yapılacak istinaf incelemesi sonucunda kaldırılması gerektiğini, dava dilekçesinde ve aşamalarda da beyan ettiği üzere icra takiplerine konu edilen bonoların malen kaydı içerdiğini, ilk derece mahkemesince her iki tarafından defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılmış, bu inceleme neticesinde tespit olunan "davalıların murisi tarafından 2017 - 2018 yıllarında 4 adet fatura düzenlenmiş olduğu, bu faturaların da müvekkilin ticari defterlerine kayıt edilerek Kemeraltı Vergi Dairesine bildirildiği, bunun da davaya konu bonolara ilişkin malın teslim alındığına dair karine teşkil ettiği" gerekçesi ile davaların reddine karar verildiğini, aynı bilirkişi incelemesinde müvekkili davalıların murisine belirtilen dönemlerde ödemeler yaptığını, sadece tanzim olunan faturalar üzerinden böyle varsayımsal bir karara varmanın hukuka aykırı olduğunu, diğer yandan 2017 - 2018 yıllarında müvekkile fatura kesmek suretiyle mal teslim eden bir kimsenin bu fatura tutarları için 2019 yılının Haziran ayından başlayarak taksitler halinde senet almış olması da hayatın ve en önemlisi ticari teamüllere aykırı olduğunu, eldeki davalarda asıl olan iş bu takiplere konu edilen bonolara konu olan malların müvekkile teslim edildiğinin ispatı davalılar olduğunu, davalılar bu konuda bir yazılı belgeyi sunmadıklarını, aksine sadece taraflarca kendilerince tutulan, herhangi bir mutabakat içermeyen defterlerdeki kayıtlara itibar edilmek suretiyle davaların reddine karar verildiğini, ilk derece mahkemesi gerekçesinde yemin teklif edilmediğin de bahsettiğini, müteveffa ölmüş olduğunu, asıl ilişkinin tarafı olan kişi ölmüşken, onun işleri ile uzaktan yakından ilgisi veya bilgisi olmayan eşine ve oğluna mı yemin teklif edecektik diye düşünmeden de edemediklerini, asıl dava ve birleşen davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesi nedenini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Asıl dava ve birleşen dava: menfi tespit istemine ilişkindir.
HMK'nun 355. Maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına; ilk derece mahkemesince aldırılan bilirkişi raporlarının denetime elverişli ve açık olmasına, dava konusu senetlerin davalıların murisinin defterinde kayıtlı olmasına, senetler üzerinde malen kaydı bulunmasına, bu senetler karşılığı kendisine mal teslim edilmediğini ispat yükünün, yani senetlerin avans olarak verildiğini ispat yükünün davacı tarafta olmasına, ancak davacı tarafın sunduğu delillere göre malı teslim almadığını ve senetlerin avans olarak verildiğini ispat edememesine göre davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek, aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 13/09/2022 tarih, 2021/44 Esas ve 2022/752 Karar sayılı kararına karşı davacının asıl ve birleşen dava yönünden istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf başvurusu sırasında;
a)Asıl dava yönünden alınması gereken 732,00 TL harçtan peşin olarak alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 651,30 TL harcın asıl dava davacısından alınarak hazineye gelir kaydına,
b)Birleşen dava yönünden alınması gereken 732,00 TL harçtan peşin olarak alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 651,30 TL harcın birleşen dava davacısından alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Asıl ve birleşen dava davacısı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına,
4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-Kararın re'sen taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 361/1. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.. 21/04/2026