İzmir Bölge Adliye Mahkemesi, faturaya dayalı ticari alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali davasında, konsinye satış ve yanıltma iddialarının incelenmesi.
Özet: Davacı şirket, davalıya sattığı ve teslim ettiğini iddia ettiği 3.000 adet ürün karşılığında düzenlediği 22.302,00 TLlik faturanın ödenmemesi üzerine başlattığı icra takibine davalının yaptığı itirazın iptali ile alacağın faiziyle tahsilini talep ederken, davalı şirket ise ürünlerin gıda dışı "multihijyen" nitelikte olduğunu, konsinye anlaşmasıyla satılmak üzere alındığını, davacının aldatıcı beyanlarla siparişin beş katı mal gönderdiğini, ürünlerin pazarının olmadığını, kalitesizliğini ve iade edilmek istendiğini ancak kabul edilmediğini ileri sürerek davanın reddini istemiştir.

T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/299
KARAR NO : 2026/975
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 22/11/2022
NUMARASI : 2022/166 Esas 2022/1086 Karar
DAVA : İTİRAZIN İPTALİ
BAM KARAR TARİHİ : 14/04/2026
KARAR YAZIM TARİHİ : 15/04/2026
Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Adresi İzmir'de bulunan davalı şirket ile İzmir ....'da ikamet eden müvekkili şirket arasında akdedilen anlaşmaya göre, davalı şirketin 3.000 adet ... satın aldığını, müvekkili şirketçe satış bedeli olarak 22.302,00 TL fatura kesildiğini, fakat davalı şirket tarafından, müvekkili şirketçe kesilen faturadaki icra takibine konu alacak miktarının ödenmediğini, bunun üzerine İzmir 11. İcra Müdürlüğü'nün 2021/8489 Esas sayılı dosyasıyla genel haciz yoluyla takibe gidildiğini, davalı şirketin itirazı üzerine takibin durdurulduğunu belirterek, borçlunun icra takibine yaptığı itirazının iptaline, borçlunun takip konusu borcu takip dosyasında belirtilen faiziyle ödemeye ve takip konusu alacağın % 20’sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, pandemi koşulları ve şirketlerin bu ve benzeri tahsil edilemeyen alacaklarına istinaden adli yardım talebinin kabulüne ve borçlu şirket malları üzerinde teminatsız tedbire karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın müvekkili şirketin davaya konu alacak ile ilgili olarak yapılan alışverişte anlaşmaya aykırı davranarak dürüstlük ilkesine aykırı davrandığını ve gerçek dışı beyanlar ile müvekkilin iradesini sakatladığını, müvekkilinin ağırlıklı olarak gıda ürünleri alım ve pazarlama alanında faaliyet gösterdiğini, davaya konu malların multihijyen ürünleri olduğunu, müvekkilinin pazarının olduğu bir ürün olmadığını, multihijyen ürün satışı için müvekkilinin ziyaretlerine gelerek ürünü satmak istediklerini, müvekkilinin hem pazara çok hakim olmamasından hem de ürünün yeni bir ürün olması nedeni ile pazarının olmadığını beyan ederek almak istemediğini, bunun üzerine davacı tarafın ürünü konsinye olarak olarak verebileceklerini ve ürünün satıldıkça ödemesini yapabileceklerini söylediklerini, bunun üzerine müvekkilinin 50 koli bir mal sipariş ettiğini, ancak ürün sevkiyatından önce davacı şirket temsilcisi .... beyin, müvekkili şirkete sık sık gelerek bir çok müşterinin ismini zikrederek bu müşterilere multihjyen ürünlerini müvekkili şirket üzerinden sattığını defalarca belirttiğini, dolayısı ile siparişin 5 katı ürün sevk edilmesini sağlayarak müvekkilinin de davacı tarafın beyanlarına güvenerek bu teslimatı kabul ettiğini, sevkiyattan bir hafta kadar sonra müvekkili şirket yetkilisi .... beyi arayarak siparişlerle ilgili bilgi istediğini ayrıca ziyaretlerini niye kestiğini sorduğunu, davacı temsilcisinin şehir dışında olduğunu söyleyerek uğrayacağını belirttiğini ancak gelen giden olmadığı gibi bahsedildiği gibi bir sipariş bilgisinin de verilmediğini, müvekkilinin malı satmak istese de ürünü bilinmediği için alıcı çıkmadığını, malın tesliminden bir ay sonra davacı şirket temsilcisinin arayarak tüm ürünün bedelini talep ettiğini, müvekkilinin anlaşmanın bu şekilde olmadığını ürünün konsinye olduğunu, satıldığı kadarının ödeneceğini belirtmesine rağmen davacı kötüniyetli olarak ödeme talebinde ısrar ettiğini, bunun üzerine müvekkilinin bu şartlarda ürünü satamayacağını geri almalarını belirterek iade faturası keserek geri gönderdiğini ancak davacı tarafça hem fatura hem de ürünlerin geri alınmadığını, söz konusu ürünlerin kaliteli olmadığı gibi üzerindeki etiketinde TSE belgeli ya da gerekli sağlık izinleri ile üretildiğine dair hiçbir belge ve bilgisi olmayan ürünler olduğunu, piyasada bilinmediği için satılamadığını, satılma durumunun da olmadığını, malların depoda durduğunu, davacı tarafa iadeye hazır olduklarını belirterek, davanın reddi ile davacının %20 den az olmamak kaydı ile kötüniyet tazminatı ödemesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesince "... Dava; faturaya dayalı alacağın tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Dava 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmıştır.
Yapılan yargılama, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde,
Davacı taraf, davalıya 3.000 adet ... satıldığını, malların davalıya teslim edildiğini, davalının düzenlenen faturaya itiraz etmediğini ancak fatura bedelini ödemediğini iddia ettiği; davalı taraf ise fatura konusu malların davalıya teslim edildiğini ancak taraflar arasında konsinye satış konusunda anlaşma yapıldığını, davacının anlaşma ve dürüstlük ilkesine aykırı davranarak konsinye satışa ilişkin gerçek dışı beyanlarla davalının iradesini sakatladığını, faturaya konu malların satışının yapılamadığından davacının alacak hakkı doğmadığını savunduğu görülmüştür.
Taraflar arasında dava ve takibe konu malın davalıya teslim edildiği hususunda uyuşmazlık bulunmadığı, uyuşmazlığın taraflar arasında dava ve faturaya konu malların konsinye satışı hususunda anlaşma yapılıp yapılmadığı, konsinye satış yapılması için davacının davalıyı TBK 36.maddeye göre anlaşmaya ve dürüstlük ilkelerine aykırı davranarak gerçek dışı beyanlar ile davalının iradesini sakatlayıp sakatlamadığı hususu olduğu anlaşılmıştır.
Taraflara ait ticari defter ve kayıtlar üzerinde yapılan denetime ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporuna göre, taraflar arasında konsinye satışa ilişkin yazılı bir sözleşme bulunmadığı, dava ve takibe konu faturada konsinye satışa dair açıklamanın yer almadığı aksine faturanın alt kısmında vade tarihinin 17.07.2021 ve vade günününde sıfır olarak belirtildiğinin görüldüğü, faturanın tarafların usulüne uygun tutulmuş ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davalının faturayı teslim aldıktan sonra 8 gün içinde itirazda bulunmadığı, davalının 24 gün sonra iade faturası düzenlediği ancak iade faturasını kendi ticari defterlerine kaydetmediği gibi davacının ticari defterlerinde de iade faturasının kayıtlı olmadığı, bu fatura nedeniyle davalının davacıya 23.302,00-TL borçlu olduğunun belirtildiği, tüm dosya kapsamından taraflar arasında konsinye satışa ilişkin anlaşma yapıldığının tespit edilemediği gibi davalı tarafça davacının davalıyı konsinye satışa ilişkin TBK 36.maddeye göre anlaşmaya ve dürüstlük ilkelerine aykırı davranarak gerçek dışı beyanlar ile davalının iradesini sakatladığı iddiasının da dinlenen davalı tanıklarının beyanlarına göre tespit edilemediği, davalının cevap dilekçesinde açıkçayemin deliline dayanmadığı, bu haliyle davacının davalıya satılan ve teslim edilen 3.000 adet .... satışı nedeniyle dava ve takibe konu fatura nedeniyle 23.302,00-TL alacaklı olduğu anlaşılmakla davacının davasının kabulüne, İİK'nun 67/2.maddesi uyarınca alacağın likit olması ve davalının itirazında haksız olması nedeniyle %20 oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. "şeklindeki gerekçe ile " Davacının davasının KABULÜNE,
İzmir 11.İcra Müdürlüğünün 2021/8489 Esas sayılı takip dosyasında davalının 22.302,00 TL asıl alacağa itirazının iptaline, takibin takip talebinde istenen şartlarda ve bu miktar üzerinden devamına,
2-Hüküm altına alınan alacak üzerinden hesaplanan %20 oranındaki icra inkar tazminatı olan 4.460,40 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine'' karar verilmiştir.
İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkemece yapılan yargılama neticesinde verilen kararın usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini, öncelikle yerel mahkeme kararında yer alan aleyhe hususları kabul etmediklerini belirtmekle birlikte, davacı tarafın dava konusu alacağa ilişkin olarak yapılan alışverişte müvekkili ile olan anlaşmasına aykırı davranarak dürüstlük ilkesine aykırı davrandığını ve gerçek dışı beyanlar ile müvekkilinin iradesini sakatladığını, müvekkilinin ağırlıklı olarak gıda ürünleri alım ve pazarlama alanında faaliyet gösteren bir şirket olduğunu, dava konusu ürünlerin ise, multihijyen ürünleri olup müvekkilinin pek faaliyetinin bulunmadığı bir pazara ait ürünler olduğunu, davacı şirket temsilcilerinin multihijyen ürünlerin satışı için müvekkilini ziyaret ederek ürünü satmak istediklerini, müvekkilinin ise, hem söz konusu ürün pazarına çok hakim olmamasının hem de ürünün yeni bir ürün olması nedeni ile piyasada çok bilinmemesinden bahisle ilgili ürünleri almak istemediğini, akabinde davacının yan ürünü konsinye olarak verebileceklerini ve bu anlaşma doğrultusunda ürünün satıldıkça ödemesini yapabileceklerini beyan ettiklerini, müvekkilin de davacı yandan gelen bu teklif üzerine ürünlerin konsinye satışı hususunda davacıyla anlaşarak 50 koli ürün sipariş ettiğini, ancak henüz ürünlerin sevkiyatının gerçekleşmeden önce davacı şirket yetkilisi ... Beyin, müvekkili şirkete düzenli olarak gelip birçok müşterinin ismini zikrederek multihjyen ürünleri bu müşterilere müvekkili şirket üzerinden sattığını belirttiğini, böylelikle müvekkilinin siparişinin 5 katı ürün sevk edilmesini sağladığını, müvekkilin de davacı tarafın beyanlarına güvenerek söz konusu teslimatı kabul ettiğini, müvekkili tarafından sevkiyattan bir hafta sonra davacı şirket yetkilisi .... Beyin aranarak siparişlerle ilgili bilgi istendiğini ayrıca ziyaretlerini neden kestiğinin sorulduğunu, davacı şirket yetkilisinin de şehir dışında olduğunu belirterek, dönünce mutlaka uğrayacağını belirttiğini ancak hiçbir şekilde ziyarette bulunmadığını, ayrıca ... Bey tarafından bahsedildiği gibi bir sipariş bilgisinin de kesinlikle verilmediğini, üstelik müvekkilinin malı satmak istese de ürünü bilinmediği için alıcı çıkmadığını, malın tesliminden bir ay sonra davacı şirket temsilcisinin tekrar arayıp tüm ürünlerin bedelini talep ettiğini, müvekkilinin de anlaşmanın bu şekilde olmadığını, ürünün konsinye olduğunu, satıldığı kadarının ödeneceğini belirttiğini, buna rağmen davacı yanın kötüniyetli olarak ödeme talebinde ısrar ettiğini, bunun üzerine müvekkilinin bu şartlarda ürünleri satamayacağını, ürünlerin geri alınmasını belirterek iade faturası keserek geri göndermiş ise de, davacı tarafça hem faturanın hem de ürünlerin geri alınmadığını, davacı yanca organize bir şekilde konsinye bir satış anlaşması yapıldığının belirtildiğini, böylece müvekkili üzerinden çok sayıda sipariş alındığı söylenerek müvekkiline hem sipariş edilenden fazla ürün gönderildiğini hem de anlaşılan şekilde ödeme talep edilmediğini, müvekkilin de anlaşıldığı gibi malı sattıkça bedelini ödeyeceğini düşünerek bu durumu kabul ettiğini, anılan ürünlerin kaliteli olmadığı gibi üzerinde yer alan etiketinde de TSE belgesinin veya gerekli sağlık izinleri ile üretildiğine dair hiçbir belgenin ve ibarenin bulunmadığını, ürünlerin piyasada bilinmediği için satılamadığını, müvekkili şirketin deposunda davacı tarafa iadeye hazır bir biçimde durduğunu, bu hususun gerek yargılama öncesinde mail yoluyla gerekse de yerel mahkemece yapılan yargılamanın her aşamasında beyan edildiğini, ancak davacı yanın iadeye yanaşmadığını, yerel mahkeme dosyası kapsamında mevcut Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2012/13029 Esas, 2014/3096 Karar sayılı emsal nitelikteki bir içtihadında; “konsinye satışlarda bir şekil şartı olmadığı t.b.k. komisyon hükümlerinin uygulanması gerektiği kabul edilmektedir” “konsinye satışta, taraflardan biri (bırakan) kararlaştırılan bir bedel karşılığında bir malı diğer tarafa kendi adına ve hesabına satması için ona teslim etmeyi ve diğer taraf da (satış için alan) muayyen bir bedeli ödemeyi veya malı geri vermeyi taahhüt eder.” denildiğini, yine emsal nitelikte olan Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2015/878 Esas, 2015/3407 Karar sayılı içtihadında da konsinye satışlara ilişkin olaya birebir aynı şekilde bir karar mevcut olduğunu, ancak yerel mahkemece gerekli araştırma ve inceleme yapılmadan tamamıyla dosya kapsamında alınan eksik incelemeye dayalı bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulduğunu, söz konusu bilirkişi raporunun eksik inceleme ve yanlış değerlendirmeler içerdiğini, anılı raporda taraflara ait ticari defter ve kayıtların incelenerek davacı ve davalı arasında alım satıma dayalı bir ilişki olduğuna yönelik bir tespitte bulunulmakla yetinildiğini, ancak bilirkişi raporda konsinye satışa dair bir inceleme veya araştırmanın yapılmadığını, ticari defter ve kayıtların incelenmesiyle alınan rapor neticesinde taraflarınca da belirtildiği üzere taraflar arasında bir alışveriş olduğu hususunun sabit olduğunu, kaldı ki davacı tarafın da bu duruma güvenerek kötü niyetli bir biçimde hareket ettiğini, ancak davanın esasının ticari defter ve kayıtlarda yer alan bir durum olmadığını, burada taraflarca yapılan alışverişin ve dosya kapsamında irdelenmesi gereken hususun tamamıyla konsinye satış prosedürleri kapsamında yapılmış bir alım satım ilişkisiyken bu hususun hiçbir şekilde ele alınmadığını, ayrıca raporda, ''davacı ile davalı arasında düzenlenmiş yazılı bir sözleşmenin olmadığı, akdin sözel olduğu, taraflar arasındaki alım-satım işleminin konsinye bir alım-satım ilişkisi olduğunu gösteren yazılı bir belgenin dava dosyasında bulunmadığı, takibe konu fatura muhteviyatında da konsinye satışa dair bir açıklamaya yer verilmemiş olduğu'' beyanlarında bulunulduğunu, burada her ne kadar taraflar arasında konsinye satışa ilişkin yazılı bir belgenin bulunmadığından bahsedilmiş ve bu doğrultuda bir kanaate varılmış ise de, yerleşik Yargıtay içtihatlarıyla da sabit olduğu üzere konsinye satışlarda Kanunlarca aranan herhangi bir şekil şartının bulunmadığını ve bu tip satışlarda Türk Borçlar Kanunu komisyon hükümlerinin uygulandığını, komisyon sözleşmelerinin de herhangi bir şekil şartına bağlı olmadığını, bu nedenle konsinye satış sözleşmeleri için de herhangi bir şekil şartının aranmadığını, ayrıca konsinye satış sözleşmelerine ilişkin uyuşmazlıkların tanıkla ispat edilebildiğini, konsinye satışlarda taraflardan biri (bırakan) kararlaştırılan bir bedel karşılığında bir malı diğer tarafa kendi adına ve hesabına satması için ona teslim etmeyi ve diğer tarafın da (satış için alan) muayyen bir bedeli ödemeyi veya malı geri vermeyi taahhüt ettiğini, taahhüt gerçekleştiği esnada konsinye satış sözleşmesinin geçerli olarak kurulmuş kabul edildiğini, açıklanan hususların 18.10.2022 tarihli duruşma esnasında yerel mahkeme huzurunda dinlenen tanık ... ve tanık ...'nın beyanlarıyla da açıkça ortada olduğunu, tanık beyanlarında da görüldüğü üzere; taraflarca yapılan alışverişin tamamıyla konsinye satış prosedürleri kapsamında yapılmış bir alım satım ilişkisinden ibaret olduğunu, ayrıca taraflarınca yerel mahkeme dosyasına sunulan ve davacı şirket yetkilisi .... tarafından gönderilen whatsapp yazışmalarında da davacı yan tarafından tanık ...'ya tehditvari mesajlar gönderildiğini, ilgili mesajlarda kendisine faturaların ve iban numarasının gönderilerek davaya konu alacağın ödenmesinin talep edildiğini, davacı şirket yetkilisinin ''referans oldunuz bu yüzden sizinde sorumluluğunuz var', sizi son kez arıyorum dekont bekliyorum'' yönündeki beyanlarıyla taraflar arasında aracılık yapan bir kişiyi bile tehdit etmiş olduklarının görüldüğünü, yalnızca bu durumun dahi iddialarını doğrulamakla birlikte davacı tarafın ticari ahlakını ortaya koyduğunu, asıl mağdur olan tarafın müvekkili olduğunu, davaya konu ürünlerin müvekkilinin deposunda durmakta olup müvekkili şirketin bu ürünleri davacıya iade etmeye hazır olduğunu, bu hususun müvekkili tarafından tüm süreç boyunca defalarca kez belirtildiğini, müvekkilinin üzerine düşen tüm yükümlülükleri yerine getirdiğini, ancak davacı yanın, dava konusu alacak ile ilgili olarak yapılan alışverişte müvekkili ile yaptıkları anlaşmaya uygun davranmayıp dürüstlük ilkesine aykırı davrandığını ve gerçek dışı beyanlar ile müvekkilinin iradesini sakatladığını belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; İİK 67. maddesi gereğince açılmış olan itirazın iptali davası olup davanın 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmış olduğu anlaşılmıştır.
6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar res'en gözetilerek ve yine HMK 357/1.maddesindeki, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar istinaf incelemesi sırasında dinlenemez ve yeni delillere dayanılamaz hükmü çerçevesinde yapılmıştır.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde " Davacının davasının kabulüne, İzmir 11.İcra Müdürlüğü'nün 2021/8489 Esas sayılı takip dosyasında davalının 22.302,00 TL asıl alacağa itirazının iptaline, takibin takip talebinde istenen şartlarda ve bu miktar üzerinden devamına, Hüküm altına alınan alacak üzerinden hesaplanan %20 oranındaki icra inkar tazminatı olan 4.460,40 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine' " karar verilmiştir.
İş bu karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Dava konusu İzmir 11.İcra Müdürlüğü'nün 2021/8489 Esas sayılı icra takip dosyasının incelenmesinden; davacı alacaklı tarafından davalı borçlu hakkında toplam 22.302,00 TL asıl alacak üzerinden ilamsız icra takibinin başlatıldığı, davalı borçlunun süresi içerisinde icra takip dosyasına sunmuş olduğu itiraz dilekçesi kapsamında takibin durduğu ve davalının icra takibine vaki itirazının iptali amacıyla eldeki davanın açılmış olduğu anlaşılmıştır.
Takibe dayanak olarak, davacı tarafça davalı adına düzenlenen 17.07.2021 tarih ve 22.302,00 TL bedelli bir adet faturanın gösterilmiş olduğu görülmüştür.
Davacı tarafça davaya konu fatura muhteviyatı malların davalıya satılarak teslim edildiği, buna rağmen davalı tarafça fatura bedelinin ödenmediği iddia edilmiş olmasına rağmen, davalı tarafça takip ve davaya konu faturanın taraflar arasındaki Konsinye satışa ilişkin olarak düzenlenen fatura olduğu, konsinye satışta mallar satıldıkça ödemenin yapılmasının gerektiği, davacı tarafça ödemenin tamamının yapılmasının istenmesi üzerine iade faturası kesildiği ve ürünlerin davacıya gönderildiği, ancak davacı tarafça iade faturası ve ürünlerin kabul edilmediğinden davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama neticesinde; Taraflara ait ticari defter ve kayıtlar üzerinde yaptırılan inceleme sonucunda alınan bilirkişi raporuna göre, taraflar arasında konsinye satışa ilişkin yazılı bir sözleşme bulunmadığı, dava ve takibe konu faturada konsinye satışa dair açıklamanın yer almadığı, aksine faturanın alt kısmında vade tarihinin 17.07.2021 ve vade günününde sıfır olarak belirtildiği, faturanın tarafların tarafların usulüne uygun tutulmuş ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davalının faturayı teslim aldıktan sonra 8 gün içinde itirazda bulunmadığı, davalının 24 gün sonra iade faturası düzenlediği, ancak iade faturasını kendi ticari defterlerine kaydetmediği gibi davacının ticari defterlerinde de iade faturasının kayıtlı olmadığı, bu fatura nedeniyle davalının davacıya 23.302,00-TL borçlu olduğunun belirtildiği, tüm dosya kapsamından taraflar arasında konsinye satışa ilişkin anlaşma yapıldığının tespit edilemediği gibi davalı tarafça davacının davalıyı konsinye satışa ilişkin TBK 36.maddeye göre anlaşmaya ve dürüstlük ilkelerine aykırı davranarak gerçek dışı beyanlar ile davalının iradesini sakatladığı iddiasının da dinlenen davalı tanıklarının beyanlarına göre tespit edilemediği, davalının cevap dilekçesinde açıkça yemin deliline dayanmadığı, bu haliyle davacının davalıdan dava ve takibe konu fatura nedeniyle 23.302,00-TL alacaklı olduğu gerekçesi ile yazılı olduğu şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına göre; davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek, aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 22/11/2022 tarih ve 2022/166 Esas 2022/1086 Karar sayılı kararına karşı davalının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf kanun yoluna başvuran davalı taraftan alınması gereken 1.523,44 TL istinaf nispi karar harcından başlangıçta alınan 380,86 TL'nin mahsubu ile eksik yatırılan 1.142,58 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Davalı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına,
4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere karar verildi. 14/04/2026