İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, ticari satış sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasında, yetkisiz çalışanına teslim edilen malların şirket sorumluluğu üzerindeki istinaf kararını incelemiştir.
Özet: Ticari satış sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasında ilk derece mahkemesi, davacı şirketin, davalı şirket çalışanı tarafından usulüne uygun şekilde teslim alındığı SGK kayıtları ve sevk irsaliyesi ile sabit dört adet notebook bedeli olan 5.168,40 ABD dolarının tahsilini talep etmesi üzerine, davalı tarafın ürünlerin kendisine ulaşmadığı yönündeki savunmasını, çalışanın teslimatı kabul etmesine rağmen kesin delillerle ispatlayamadığını ve yemin delilini kullanmadığını dikkate alarak davanın kabulüne, belirtilen alacağın dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar vermiştir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/1902
KARAR NO:2026/825
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:29/03/2022
NUMARASI:2020/60 Esas - 2022/301 Karar
DAVANIN KONUSU:Alacak (Ticari satım sözleşmesinden kaynaklanan)
Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davacı ve davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin teknolojik ürün ve hizmet satan bir şirket olduğunu, davalı tarafından müvekkilinden farklı zamanlarda ürün ve hizmet alındığını ve bu hizmetler karşılığında fatura bedellerinin davalı tarafından ödendiğini, bu satın alma işlemlerinin her zaman davalı şirket çalışanı... tarafından yapıldığını, davaya konu faturaya ilişkin alımlara ilişkin olarak ise... tarafından ürünlerin doğrudan tedarikçi şirketten teslim alınmasının talep edildiğini ve 4 adet notebookun... tarafından elden teslim alındığını, bu alıma ilişkin faturanın davalıya gönderildiğini fakat davalı tarafça faturanın reddedildiğini ve...'in teslim alma yetkilerinin alındığının bildirildiğini, müvekkili tarafından gösterilen tüm çabalara rağmen ödeme yapılmadığını iddia ederek, 5.168,40-USD'nin davalından tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili savunmasında özetle; ...'in sahte evrak düzenleyerek müvekkili adına satın alma işlemleri yaptığını, bu husus öğrenildiğinde müvekkili tarafından suç duyurusunda bulunulduğunu, davacı tarafça şirket çalışanının yetkilerinin şirketten teyit edilmediğini, davacının kendi kusurundan doğan zararını müvekkiline yükleyemeyeceğini, müvekkilinin davacıya borçlu olmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Mahkememizce celbedilen SGK kayıtlarına göre; dosya kapsamındaki sevk irsaliyesine göre teslim alma tarihi olan 09/10/2019 tarihi itibari ile davalı şirket çalışanı dava dışı...'in halihazırda şirket çalışanı olduğu hususunda ihtilaf yoktur. Şirket çalışanının 23/10/2019 tarihi itibari ile iş akdine davalı şirket tarafından son verildiği, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının ... esas sayılı soruşturma dosyası kapsamında çalışan...'in şüpheli sıfatı ile vermiş olduğu ifadeleri de değerlendirildiğinde, davacı tarafın takip talebine dayanak fatura konusu notebook bilgisayarların davacı tarafça davalı şirkete gönderildiği ve sevk tarihi itibari ile davalı şirket çalışanı olan... tarafından teslim alındığının sabit olduğu, söz konusu bilgisayarların davalı şirkete eski davalı çalışanı tarafından teslim edilip edilmediği hususunun ihtilaflı olduğu, davalı şirket çalışanı tarafından imzalanan mal sevk irsaliyesi bulunması ve şirket çalışanının da malları teslim aldığı hususunun kabulünde olması sebebiyle dava konusu malların kendisine teslim edilmediği hususu bakımından ispat yükü davalıya aittir. Davalının bu yöndeki savunmasını aynı ispat gücüne sahip kesin delil ile ispatlaması gerektiği gözetilerek bu bakımdan davalı tarafça başkaca bir delil sunulmamış olması sebebiyle mahkememizce her iki taraf vekillerinin de hazır bulunduğu 14/12/2021 tarihli celse 1 nolu ara karar ile; "Davalı tarafın cevap dilekçesinde açıkça yemin deliline dayanmış olduğu anlaşılmakla davalı vekiline yemin delili hakkını kullanıp kullanmayacakları, kullanılacak olması halinde yemin metnini hazırlayıp dava dosyasına sunması hususunda iki haftalık kesin süre verilmesine, verilen kesin sürede ara karar gereği yerine getirilmediğinde yemin delilinden vazgeçmiş sayılacağının davalı vekiline ihtarına(ihtarat yapıldı)," şeklinde yemin delil hatırlatması yapıldığı ancak verilen kesin süre içerisinde davalı vekili tarafından ara karar gereği yemin delil hakkının kullanılıp kullanılmayacağı hakkında beyanda bulunulmadığı anlaşılmakla davalının fatura konusu malları teslim almadıkları yönündeki savunmasına itibar etme olanağı bulunmadığı, yukarıda ayrıntılarına yer verilen inceleme ve tespitler bakımından denetime elverişli bulunan bilirkişi raporunda her ne kadar dava konusu faturanın davacı defterlerinde de kayıtlı olmadığı tespit edilmiş ise de, faturanın kayıt altına alınmamasının davalının faturaya yaptığı itirazdan kaynaklandığı görüşünün bildirildiği hususu ve satın alma ile satın alınan notebook bilgisayarların davalı şirket çalışanına teslim edildiği hususu dosya kapsamına göre sabit olduğundan davacının satarak teslim ettiği mal bedelleri yönünden davalıdan alacaklı olduğu..." gerekçesiyle, davanın kabulü ile 5.168,40-USD'nin dava tarihinden itibaren 3095 Sayılı Kanun'un 4/a.maddesi gereğince işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir. Davacı vekili 15.08.2022 tarihli dilekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesine rağmen tarafları lehine kabul edilen tutara göre değil maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin kanuna aykırılık teşkil ettiğini bu nedenle sehven yapılan bu yanlışlığın giderilmesi ile kabul edilen 5.168,40 USD'nin karar tarihindeki güncel kur üzerinden TL'ye çevrilerek tarafları lehine vekalet ücreti hesaplanmasını, maddi hatanın tashih yolu ile ek karar oluşturulmak suretiyle düzeltilmesi talep etmiştir. İlk derece mahkemesi 31.08.2022 tarihli ek karar ile; "...Davacı vekili tarafından her ne kadar karar tarihindeki kur üzerinden vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinden bahisle tashih talebinde bulunulmuş ise de; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 1993/13-41 Esas, 1993/145 karar sayı ve 07.04.1993 tarihli kararı uyarınca yabancı para borcu ile ilgili alacaklarda talep edilen yabancı paranın dava tarihindeki efektif döviz satış kuru karşılığı Türk Lirası üzerinden karar tarihindeki tarifeye göre nisbi karar ve ilam harcına hükmedilmesi gerektiği, söz konusu Yargıtay Hukuk Genel Kurul kararının yerleşik tüm içtihatlarda ( Yargıtay 11. HD. 2017/3178 E, 2019/678 K., 2016/13870 E, 2018/7291 K., 2017/119 E, 2018/7808 K.) benimsendiği, vekalet ücretinin de dava değeri üzerinden belirlenmesi gerektiği bu sebeple Mahkememizce verilen 2020/60 E., 2022/301 K. Sayılı 29/03/2022 tarihli kararın dava tarihindeki kur üzerinden hesaplanarak hükmedilen vekalet ücretine dair kurulan hüküm fıkrasının usul ve yasaya uygun olduğu kaldı ki ayrıca belirtmek gerekir ki, HMK'nin 294-298. maddelerine göre hakim hükmü vermekle o davadan elini çekmiş olur ve yargılamanın iadesine karar verilmedikçe veya hüküm temyiz edilip bozulmadıkça/istinaf edilip kaldırılmadıkça daha önce verilen kararın dışına çıkılacak biçimde, taraflardan birinin sorumluluğunu azaltamaz veya artıramaz.Anılan yasal düzenlemelerden anlaşıldığı üzere, hükümlerin tashihi, tavzihi veya tamamlanması bu kuralın dışında değildir.Hal böyle olunca da somut olayda; tashih talebine konu mahkememiz kararında maddi hata içeren, belirsiz, çelişkili, açık olmayan bir hüküm söz konusu olmadığı ve mahkeme kararında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçların, tashih, tavzih veya tamamlama yolu ile sınırlandırılması, genişletilmesi ve değiştirilmesinin de mümkün olmadığı ..."gerekçesiyle, davacı vekilinin hükmün tashihi talebinin reddine, karar verilmiştir. Davacı vekili ek karara karşı ve katılma yoluyla asıl karara karşı, davalı vekili ise asıl karara karşı istinaf başvurusunda bulunmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; gerekçeli kararda haklı davanın kabulüne karar verildiğini, ancak müvekkili lehine 5.100,00 TL vekalet ücretine hükmedildiğini, vekalet ücretinin kabul edilen tutarın karar tarihindeki güncel kur üzerinden TL karşılığına göre hesaplanması gerekir iken mahkemece bunun yerine maktu vekalet ücreti verildiğini, maddi hatanın düzeltilmesi isteminin ve tahsis talebinin reddedildiğini, dava tarihi itibariyle geçerli kurun göz önüne alınarak maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2019/6569 Esas, 2019/16794 Karar sayılı kararında yabancı para alacağının karar tarihi itibariyle efektif satış kuru üzerinden TL'ye çevrilerek vekalet ücretinin hesaplanması gerektiğinin ifade edildiğini belirterek, kararın 5 numaralı bendi ile ek kararın kaldırılmasını ve kararın düzeltilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kararın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkili şirketin çalışanı tarafından teslim alındığı belirtilen dava konusu bilgisayarların teslimine ilişkin çelişki giderilmeden ve eski çalışan dava dışı...'in yetkisiz olduğu dikkate alınmadan karar verildiğini, TBK 46.maddesi gereğince yetkisiz temsilcinin işlem yapması durumunda işlemin onanması halinde ancak temsil olunanı bağlayacağını, eski çalışan olan...'in yetkisiz olduğunu, davanın reddine karar verilmesi gerekir iken haksız şekilde kabulüne karar verildiğini, bir an için...'in satış yetkisine sahip olduğu kabul edilse dahi davacı tarafça malların teslim edildiğinin ispatlanamadığını ve davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi neticesinde tespit yapıldığını, 23.10.2019 tarihli dava konusu e-faturaya müvekkili şirketin 25.10.2019 tarihli noter ihtarnamesi ile itiraz edildiğini, davacı ve müvekkilinin dava konusu faturaya ticari defter ve kayıtlarında yer vermediğini, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının ... Soruşturma dosyası kapsamında çalışan...'in şüpheli sıfatıyla ifade verdiğini, bilgisayarların davalı şirkete gönderildiğini, davalı çalışan teslim alındığı gerekçesiyle mahkemenin hüküm tesis ettiğini, şirketin eski çalışanının İstanbul Anadolu 35. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/746 Esas sayılı dosyasında vermiş olduğu ifade üzerinde durulmadığını, mahkemenin sanığın hazırlık ifadesinde bulunan çelişki üzerine sorduğu soruya... tarafından beyanın kendisi tarafından verildiğini ancak kabul etmediğini ifade ettiğini, söz konusu ifadelerden de görüleceği üzere dava konusu malların teslim alınıp alınmadığı konusunda açıkça çelişki bulunduğunu, çelişkinin mahkemece giderilmesi gerektiğini belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, ticari satıma ilişkin faturaya bağlanmış alacağın tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, her iki taraf vekillerince, yasal süreleri içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Uyuşmazlık, davacının dava konusu fatura alacağına hak kazanıp kazanmadığı, fatura alacağına dair ticari ilişkiyi gerçekleştiren davalı eski çalışanı...'in mail yazışmaları ile satın aldığı ürünlerden davalı şirketin sorumlu olup olmadığı, teslim alan...'in tesliminden dolayı davalının sorumluluğunun bulunup bulunmadığı, dava dışı...'in hazırlık aşamasındaki ve ceza yargılaması aşamasındaki ifadesinin farklı olmasının iş bu davadaki durumu değiştirip değiştirmeyeceği, mahkemece dava tarihindeki Türk Lirası karşılığı üzerinden hesaplanan fatura bedeli ile ilgili olarak kabul edilen alacak yönünden davacı yararına hükmedilen vekalet ücretinin ve buna ilişkin verilen ek kararın usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığına ilişkindir. Dosya kapsamından, dava dışı davalı çalışanı... tarafından , 16.02.2018 - 16.07.2018 - 01.02.2018 - 09.08.2018 tarihli sipariş formları düzenlendiği, davalı şirketin müşteri, davacının ise sipariş alan olduğu, bu şekilde düzenlenen sipariş formlarının davalı şirket ünvanı ve kaşesi ile Notebook bilgisayar siparişinin davacı şirkete gönderilmiş olduğu, davalı şirketin kaşe ve imzasının bulunduğu, işlemleri dava dışı...'in yürüttüğü, sipariş sonrasında... tarafından davalı şirketin mail adresinden davacı satıcı şirketin mail adresine mailler gönderildiği, maillerin sipariş ve onay mailleri olduğu, davacı şirket tarafından davalı şirket adına 23.10.2019 tarihinde 5.168,40 USD tutarında e-fatura düzenlendiği, davalı şirket tarafından 25.10.2019 tarihinde Beyoğlu ... Noterliğinde düzenlenen ihtarnamenin davacı tarafa gönderildiği söz konusu ihtarnamede; şirket tarafından fatura bedelinde belirtilen hizmet ve malın alınmadığı belirtilerek kabul edilmediği, fatura bedeline mutabakatlarının bulunmadığı ve muhatap faturaya itiraz edildiğinin belirtildiği, sipariş formu ile sipariş edilen ürünlerin davacı şirket tarafından davalı şirket çalışanı...'e 10.10.2019 sevk irsaliyesi ile teslim edildiği, davalı şirket tarafından 31.10.2019 havale tarihli dilekçe ile dava dışı... hakkında sahtecilik, nitelikli dolandırıcılık ve benzeri suçlamalar ile İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına şikayet dilekçesinin sunulduğu, dilekçede; ...'in şirkette işlem uzmanı olarak 15.10.2019 tarihine kadar çalıştığı, işçi olan şahsın şirketin bilgi işlem ihtiyaçlarını çeşitli firmalardan aldığı tekliflere istinaden yönetimin onayı ile ödemeleri peşin olarak yaptığı ve ihtiyaçları temin ettiği, ancak bazı firmalara yapmış olduğu ödemelerin faturalarını muhasebe departmanına teslim etmemeye başladığının tespit edildiğini, tespitler neticesinde 15.10.2019 tarih saat: 11:00 sıralarında şüphelinin bölüm amiri tarafından arandığını, bilgi işlem malzemeleri alımlarında şirket yöneticisinin onayı olmayan harcamalara ait faturalar olduğunun tespit edildiğini, ürünlerin nerede olduğu sorularak yönetimden onaylı satın alma evraklarını derhal teslim etmesinin talep edildiğini, buna karşılık şüphelinin evrakların olmadığını, getiremeyeceğini söylediğini ve istifasını verdiğini ,aynı gün şirket merkezine ... Şirketi firmasından altı adet bilgisayar alımına ait 11.10.2019 tarihli 7.752,60 USD miktarlı faturanın teslim edildiğini, şüphelinin tekrar arandığını ve bilgisayarları teslim aldığını ve şirkete teslim etmediğini, artık edemeyeceğini, bilgisayarları satıp komisyon ve para aldığını itiraf ettiğini ve şirkete gelmediğini, 16.10.2019 tarihinde .....AŞ adlı firmadan şirket bilgisi dışında bilgisayar alımına dair 14.10.2019 tarihli 9.499,00 USD bedelli faturanın geldiği, faturaya ilişkin firma arandığında aynı şekilde... tarafından teslim alındığının belirtildiği, şirket zararının tespit edilmeye çalışıldığı ifade edilerek cezalandırılmasının talep edildiği, 23.10.2019 tarihinde davalı şirket tarafından dava dışı...'e gönderilen noter ihtarnamesi ile iş akdinin iş kanunu 25/2-e bendi gereğince haklı nedenle fesih edildiğinin ihtar edildiği, dava dışı... tarafından 12.11.2019 tarihinde Emniyet Müdürlüğüne verilen ifadede; daha önceden ... isimli iş yerinde bilgi işlem sorumlusu olarak çalıştığını, zaman içerisinde firmayla sorunlar yaşamaya başladığını, firmanın kendisini gözden çıkarttığını, istifa etmeye zorladıklarını bildiğini, kendisininde işten ayrılmadan önce satın alma sorumlusu olması nedeniyle davalı şirket adına davacı şirketle irtibata geçerek dokuz adet Notebook siparişi verdiğini, daha sonra bilgisayarı elden teslim aldığını, gelen bilgisayarları çalıştığı firmanın bilgisi olmadan işten ayrıldıktan sonra kendi imkanları ile sattığını, bu süre içerisinde bankalara ve üçüncü şahısları birikmiş borçları olduğunu, kredi ödemelerinin aksaması ve hakkında yasal sürecin başlatılması sebebiyle böyle bir karar aldığını, işten ayrılmadan önce çalıştığı firmanın maaş ödemediği için maddi sıkıntı yaşadığını, daha sonradan çalıştığı firmanın bilgisayarlarını bilgileri dışında sattığını öğrenince faturayı kabul etmediklerini, kendisininde zaman kazanmak anlamında tazminatının yatacağını göz önünde bulundurarak ... Firması ile iletişime geçip faturanın firma adına kesilmesini istediğini, amacının firmayı zor durumda bırakmak olmadığını, tazminatı alınca ödeme yapmak olduğunu beyan ettiği, adı geçen hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının ... nolu Soruşturma sonucunda İstanbul Anadolu 35. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/746 Esas sayılı dosyasında kamu davasının açılmış olduğu, davacının ise iş bu davada ticari satıma konu e-fatura bedelinin tahsili amacı ile dava açtığı, dava dilekçesinde; toplam 5.168,40 USD'lik alacağın fatura tarihinden itibaren ticari faiziyle birlikte tahsilini talep etmiş olduğu anlaşılmıştır. Tarafların delillerini ibraz etmesi ve ilgili delillerin celbi sonrasında bilirkişi raporu alınmıştır. 18.05.2021 tarihli bilirkişi raporunda; tacir olan taraflardan davacının defterlerinin TTK hükümlerine uygun tutulduğu, takip konusu faturanın kayıtlarında yer aldığı, takip konusu fatura içeriği malın davalıya teslimi konusunda ihtilafın bulunduğu, davalının borcunun olmadığı yönünde usulüne uygun ihtarat yapılmasına karşılık defter belge ibraz etmiş olduğu ve diğer tespit edilen hususları topluca değerlendirildiğinde, davacı şirketin incelenen defterlerinde, davalıya tanzim ettiği fatura (dava konusu fatura haricinde) ve makbuzlar kaynaklı davacı tarafın 31.12.2019 tarihi itibariyle 35.585,04 TL alacaklı olduğu, ancak 31.12.2019 tarihli görünen bakiye içerisinde davaya konu olan 23.10.2019 tarihli 5.168,40 USD olan e-faturaya ait ticari defter kayıtlarında işleme alındığına dair hiç bir yevmiye kaydına rastlanılmadığından dava konusu faturadan kaynaklı olan 5.168,40 USD'lik alacağının olup olmadığının mahkemenin takdirinde olduğu, davalı şirketin incelenen defterlerinde, davacı şirketin tanzim ettiği fatura (dava konusu fatura haricinde) ve makbuzlar kaynaklı 31.12.2019 tarihi itibariyle 37.583,00 TL borçlu olduğu, 31.12.2020 tarihi itibariyle 17.529,81 TL borçlu olduğu, ancak davalı şirketin incelenen defterlerinde, dava dosyası münderecatında 23.10.2019 tarih ... numaralı dava konusu e-fatura davalı tarafından 25.10.2019 tarih... yevmiye nolu Beyoğlu ... Noterliğinden “Şirketimiz tarafından muhataptan fatura bedelinde belirtilen hizmet ve mal alınmamış olup fatura tarafımızca kabul edilmemektedir.” şeklinde itiraz etmiş olmaları ve dava konusu 23.10.2019 tarih ... numaralı e-faturanın ticari defter kayıtlarına almadıklarından, dava konusu faturadan kaynaklı olan 5.168,40 USD'lik alacağının olup olmadığının mahkemenin takdirinde olduğu belirtilmiştir. Davacı vekili bilirkişi raporuna karşı beyan dilekçesinde; söz konusu faturanın müvekkili tarafından kayıtlara alınmama sebebinin davalı tarafın ürünleri sipariş eden ve davalının satın almacısı olan ve yıllardır olduğu gibi taraflarına davalının sipariş formlarını ileten ve firma adına satın alma işlemini yapan... isimli şansın kendi bünyelerinde o tarihte yani sipariş tarihinde çalışmadığını beyan etmeleri ve bu beyan edilen hususların araştırılması olduğunu, araştırma neticesinde...'in davalı firmada çalıştığı, siparişin davalı firma tarafından verildiği, daha sonra ise faturayı kabul etmedikleri beyanı üzerine davanın açıldığını, ürünlerin sipariş edildiği ve teslim edildiği tarihlerde... isimli kişininde davalı firmada satın almacı olarak çalıştığını, şirket adına bu işlemleri gerçekleştirdiğini, ...'lı çalışanı olduğu ve görevinin o tarihlerde ifa ettiğinin tespit edildiği ifadelerinin yer aldığını, İstanbul Anadolu 35. Asliye Ceza Mahkemesinin 25.03.2021 tarihli duruşmasında; ...'in zapta geçen beyanında; ... Şirketinin kendilerinin teknik destek aldıkları bir firma olduğunu, buradan düzenli olarak bilgisayar donanım parçaları satın aldıklarını, satın alma işleminin yapılmak istendiğini, Antalya'da bulunan şube için yedi tane laptop bilgisayar teklifi aldığını, başta yedi tane aldığını, açık hesap çalıştıklarını, ödemenin sonradan yapıldığını, bilgisayarları aldığını, ofise götürdüğünü, 10 gün sonra işten ayrıldığını, kendi şahsı adına satmadığını, firma ile sıkıntılarının olduğunu, sipariş formlarının hepsinin onların onayını alıp siparişi firmaya gönderdiğini, daha önce de bu şekilde alış veriş olduğunu beyan ettiğini ifade ederek ,toplam alacağın faiziyle birlikte kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Dilekçesine İstanbul Anadolu 35. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/746 Esas sayılı dosyasına ait dava dışı...'e ilişkin savunmanın yer aldığı, 25.03.2021 tarihli duruşma tutanak örneğini ibraz etmiştir. Davalı vekili esasa dair beyan dilekçesinde; bilirkişi raporunda ticari defterlerin delil vasfına haiz olduğunun tespit edildiğini, davaya konu e-faturaya ait defter kayıtlarında işleme alındığına dair hiçbir yevmiye kaydına rastlanılmadığının belirtildiğini, müvekkili şirketin davaya konu faturayı ticari defter ve kayıtlarında yer vermediğini belirterek, haksız davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece, yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden davanın kabulüne dair hüküm tesis edilmiştir. Davacı yararına 5.100,00 TL vekalet ücreti takdir edilmiştir. Bilirkişi raporunda, taraflar arasında dava konusu fatura haricinde ticari ilişkiye dayalı olarak davalı şirketten davacının alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Dava dışı... ifadesinde süregelen ticari ilişkiyi ve açık hesap şeklinde çalışıldığını ifade etmiştir.Adı geçenin buna dair ifadeleri ile defter kayıtları uyumludur. İstanbul Anadolu 35. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/746 Esas sayılı dosyasındaki savunmasından, taraflar arasında bilgisayar ve bilgisayar parçalarının alımı ile ilgili süregelen ticari ilişkinin mevcut olduğu, satın alma işlerinin dava dışı... tarafından gerçekleştirildiği, siparişlerin davalı şirket kaşesi ve imzası ile yapıldığı ayrıca davalı şirketin maili üzerinden onayların verildiği anlaşılmaktadır. Dava dışı... sipariş tarihinde ve siparişe konu ürünlerin sevk irsaliyesi ile teslim edildiği 10.10.2019 tarihinde davalı şirket çalışanıdır. Davalı şirketin dava dışı şirket çalışanına 23.10.2019 tarihli düzenlemiş olduğu ihtarname ile iş akdinin daha sonra fesih edildiği görülmektedir. Bu durumda, dava dışı şirket çalışanı... her ne kadar davalı şirketi temsile yetkili olmasa dahi süregelen işlemlerin adı geçen tarafça yerine getirilmiş olması ve yetkilerce onaylanmış olması da göz önünde bulundurulduğunda TBK'nın 46.maddesinin değerlendirilmesi gerekecektir. ...'in davalı şirkette bilgi işlem uzmanı olarak çalıştığı ,davalı şirketin bilgi işlem ihtiyaçlarını aldığı tekliflere istinaden yönetimin onayı ile peşin olarak yaptığı ve ihtiyaçları temin ettiği davalı şirketin 31.10.2019 havale tarihli İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına sunulan şikayet dilekçesinde kabul edilmiştir. Dava dışı... şirket yetkilisi olmamakla birlikte davalı şirketin daha önceki işlemleri onadığı dikkate alındığında yapılan işlemlerin temsil olunan davalıyı bağlayacağı kuşkusuzdur. Davacı satıcı şirketin, davalı şirket ünvanı ve kaşesi ile gerçekleştirilen tekliflerle, tekliflerin onayına dair yazışmaların davalı şirket mail adresinden yapılmış olması ve ürünlerin şirket adresinde şirket çalışanına teslimi sonucunda fatura alacağına hak kazanacağı şüphesizdir. Davalı şirket çalışanı ile davalı şirket arasındaki uyuşmazlık davacı fatura alacağını etkilemeyecektir. Kaldı ki dava dışı... olay tarihinde davalı şirket çalışanıdır. TBK'nın 116.maddesinde, yardımcı kişilerin fiillerinden sorumluluk başlığı ile; "Borçlu, borcun ifasını veya bir borç ilişkisinden doğan hakkın kullanılmasını, birlikte yaşadığı kişiler ya da yanında çalışanlar gibi yardımcılarına kanuna uygun surette bırakmış olsa bile, onların işi yürüttükleri sırada diğer tarafa verdikleri zararı gidermekle yükümlüdür. Yardımcı kişilerin fiilinden doğan sorumluluk, önceden yapılan bir anlaşmayla tamamen veya kısmen kaldırılabilir. Uzmanlığı gerektiren bir hizmet, meslek veya sanat, ancak kanun veya yetkili makamlar tarafından verilen izinle yürütülebiliyorsa, borçlunun yardımcı kişilerin fiillerinden sorumlu olmayacağına ilişkin anlaşma kesin olarak hükümsüzdür." düzenlemesi yer almaktadır. Söz konusu yasal düzenlemeler kapsamında davalı şirketin dava konusu fatura bedelinden sorumluluğuna ilişkin verilen kararda bir isabetsizlik görülmemiştir. Davalı şirketin, ürünlerin şirket uhtesinde bulunmaması ve dava dışı eski çalışanı tarafından alınmış olmasından dolayı uğradığı zarar davacıya karşı ileri sürülemeyecektir. Davacıya karşı, davalı çalışanın haksız eyleminden dolayı sorumluluğu olmadığına yönelik savunmasına itibar edilmeyecektir. Davalı ile eski çalışanı arasındaki iç ilişki davacının fatura alacağını talep etmesini engel olmayacaktır. Bu nedenle davalı vekilinin istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Davacı vekili ise müvekkili lehine verilen vekalet ücretinin hüküm tarihindeki USD döviz kurunun TL karşılığı gözetilerek verilmesi gerektiğini iddia ederek, asıl karara ve tahsis talebinin reddine dair ek karara karşı istinaf talebinde bulunmuştur. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2019/3473 Esas, 2020/2039 Karar sayılı ilamında; "...Dava konusu alacak yabancı para cinsinden olup, bozma gereğince 16.390.66 Euro işlemiş faiz ve 12.588.43 Euro ana para olmak üzere toplam 28.979.09 Euro alacağa hükmedilmiştir. Davacı yararına hükmedilecek nisbi vekalet ücreti ile nisbi karar ve ilam harcının yabancı paranın dava tarihindeki kur üzerinden karar tarihindeki tarifeye göre hükmolunması gerekirken yazılı şekilde vekalet ücretine ve nisbi karar harcına hükmedilmesi isabetli görülmemiş, bozmayı gerektirmiş ise de bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden 6100 sayılı HMK 3/2 maddesi gereğince kararın düzeltilerek onanması gerekmiştir..." belirtilmiştir. Yine emsal Yargıtay 11 Hukuk Dairesinin 2017/3178 Esas, 2019/678 Karar sayılı ilamında; "... Dairemizce de benimsenen Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 1993/13-41 Esas, 1993/145 karar sayı ve 07.04.1993 tarihli emsal kararı uyarınca yabancı para borcu ile ilgili alacaklarda talep edilen yabancı paranın dava tarihindeki efektif döviz satış kuru karşılığı Türk Lirası üzerinden karar tarihindeki tarifeye göre nisbi karar ve ilam harcına hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde karar tarihindeki kurun esas alınarak harca hükmedilmesi de isabetli görülmemiştir..." ifadelerine yer verilmiştir.Dava tarihi 24.01.2020'dir. Dava konusu fatura bedeli 5.168,40 USD'dir. Dava tarihi olan 24.01.2020 tarihinde TCMB efektif satış kuruna göre 1 USD 5.9483 TL'dir. 5168,40 USD x 5.9483 TL = 30.743,19 TL'dir. Davacı dava dilekçesinde harca esas değeri 30.181,00 TL olarak belirtmiştir. Bu nedenle davacının kabul ettiği 30.181,00 TL üzerinde hüküm tarihi 29.03.2022 tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT göre davacı yararına vekalet ücretinin tayini gerekecektir. Bu ise 29.03.2022 tarihinde 5.100,00 TL'dir. Bu nedenle davacı vekilinin katılma yolu ile asıl davada verilen kararın vekalet ücretine ilişkin istinaf nedenleri ile tashih talebinin reddine dair 31.08.2022 tarihli ek karara yönelik istinaf nedenleri yerinde görülmeyerek yapmış olduğu istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir. Her iki taraf vekillerinin ileri sürdükleri istinaf nedenleri yerinde görülmemekle birlikte, HMK'nın 33 ve 355. maddeleri uyarınca resen yapılan incelemede; davacı tarafça arabuluculuk başvurusunda bulunmuş ve son tutanak 25.12.2019 tarihinde düzenlenmiştir. Mahkeme tarafından 6325 sayılı Kanunun 18/A maddesinin 13. bendi gereğince arabuluculuk ücretine yargılama giderleri olarak resen hükmedilmesi gerekirken bu konuda olumlu veya olumsuz karar verilmemiş olması isabetli görülmemiş, hükmün bu yönden resen düzeltilmesi gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, her iki taraf vekillerinin istinaf başvuru nedenleri yerinde görülmemekle birlikte, HMK'nın 33, 355 ve 353/1.b.2 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, resen gözetilen sebeplerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının düzeltilmek üzere kaldırılmasına ve davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;Her iki taraf vekillerinin istinaf başvuru nedenleri yerinde görülmemekle birlikte HMK'nın 33, 355 ve 353/1.b.2 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, resen gözetilen sebeplerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının düzeltilmek üzere kaldırılmasına ve davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda;
1-Davanın kabulü ile 5.168,40 USD'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ve 3095 Sayılı Kanun'un 4/a.maddesi gereğince hesaplanacak temerrüt faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Alınması gerekli 2.100,06 TL karar ve ilam harcından 515,42 TL peşin harcın mahsubu ile geriye kalan 1.584,64 TL eksik harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafça başlangıçta yapılan 569,82 TL yargılama gideri ile yargılama aşamasında yapılan 708,50 TL masraf olmak üzere toplam 1.278,32 TL yargılama giderinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
4-Gider ve delil avanslarının kullanılmayan kısmlarının yatıran taraflara iadesine,
5-Davacı taraf vekille temsil olunduğundan, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve taktir olunan 5.100,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
6-Arabuluculuk aşamasında yapılan ve Hazine tarafından karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
7- İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden:
a-Taraflarca yatırılan istinaf başvuru harçlarının Hazineye gelir kaydına; taraflarca yatırılan istinaf peşin karar harçlarının, talepleri hâlinde, ilk derece mahkemesince yatıran taraflara iadesine,
b-Taraflarca yapılan kanun yolu giderlerinin kendilerinin üzerlerinde bırakılmasına,
8-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
9-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 30.04.2026
KANUN YOLU:HMK'nın 362/1.a maddesi uyarınca, dava konusunun miktarına göre karar kesindir.