Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesinde, ruhsat eksikliği nedeniyle iptal edilen hac organizasyonu sonrası ödenmeyen ücret iadesine ilişkin itirazın iptali davası.
Özet: Bu hukuki evrakta, davacılar tarafından hac ibadeti için ödenen paranın, acentenin ruhsat alamaması nedeniyle ibadetin gerçekleşmemesi üzerine davalının da imzaladığı bir geri ödeme sözleşmesiyle umre masrafları düşüldükten sonra 16.000 USD iade edilmesi kararlaştırıldığı ancak bu iadenin yapılmaması üzerine başlatılan icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptali talebi ele alınmakta, mahkeme ise uyuşmazlığın Türk Ticaret Kanunu hükümleri çerçevesinde "ticari dava" niteliği taşıyıp taşımadığını ve dolayısıyla görevli mahkemenin belirlenmesi hususunda kapsamlı bir hukuki değerlendirme yapmaktadır.

T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/455 Esas
KARAR NO : 2026/585
DAVA : İtirazın İptali
DAVA TARİHİ : 21/05/2026
KARAR TARİHİ : 01/06/2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 01/06/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Dava konusu dosyada borçlu olan dava dışı .... İle anlaşıldığını, buna göre davacılar kişi başı 10.000 USD olmak üzere toplam 20.000 USD ödeme yaptıklarını, gün geldiğinde kafile ile birlikte hac ibadetini gerçekleştirmek üzere ...'a doğru yola çıktıklarını, ...'a indiklerinde şirket yetkilileri "özel mücamele vizesi alamadıklarını" yani hac turizmi yapmak üzere ruhsat alamadıkları gerekçesiyle hac ibadetinin yapılamayacağını belirttiklerini, hac ibadeti yapmak üzere ücret ödemiş olan müvekkillerinin mağdur olduğunu, şirket yetkililerinden ödenen ücreti iade istediklerini, bunun üzerine davalının da imzasının bulunduğu geri ödeme sözleşmesi yapıldığını, Buna göre 20.000 USD ödemenin ... a yapıldığı, ancak hac turizminin gerçekleştirilemediği, bunun yerine umre ziyaretlerinde bulunulduğu bu sebeple gidişte ödenen ve dönüşte ödenecek olan uçak biletleri, otel ücretleri ve rehber ücreti olarak kişi 2.000 USD olmak üzere toplam 4.000 USD düşüldükten sonra kalan 16.000 USD nin 11.08.2025 tarihinde ... şirketi yetkilisi ... tarafından ödeneceği iki şahit huzurunda ... kendi adına ve ... şirketi adına imzaladıklarını, itirazın iptalini takibin devamına karar verilerek fiili ödeme tarihindeki kuru üzerinden talep hakkımız saklı kalmak kaydı ile 16.000 USD anapara ve takip tarihine kadar işlemiş faiz 335,34 USD olmak üzere toplam 16.335,34 USD üzerinden takibin devamına, takip tarihinden sonra ana para 16.000 USD üzerinden Merkez Bankası USD azami mevduat faizi oranının takipten kesinleşen miktar olan 16.335,34 USD ye eklenmek suretiyle takibin devamına -alacağın likit olması nedeniyle %20 icra inkar tazminatına mahkum edilmesine yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ:
Davacılar açmış oldukları dava ile; hac organizasyonu hususunda dava dışı şirket ile anlaşma yaptıklarını, ancak ...'dan ruhsat alınamadığı için Hac organizasyonunun yapılamadığını, bu kapsamda ödenen 20.000,00-USD ücretin umre ibadeti kapsamı dışında kalan kısmının iadesi için sözleşme yapıldığını ve davalının da sözleşmeyi imzaladığını, davalı tarafından kalan para ödenmediği gibi başlatılan icra takibine de itiraz edildiğini bu sebeple itirazın iptaline karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmaktadır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5. maddesinde ticaret mahkemelerinin kuruluşu ve hangi mahkemelerin ticaret mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.
Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
Davaya konu somut olayda; davacılar tarafından dini bir ibadet olarak Hac ibadeti için ödenen paranın Hac organizasyonunun gerçekleştirilememesi nedeniyle davalıdan iadesinin talep edildiği anlaşılmakta olup, dini bir ibadet niteliğindeki Hac ibadetinin davacılar yönünden hiçbir surette ticari bir iş olarak kabul edilemeyeceği zira dini bir ibadet organizasyonunun davacıların şahsi ibadeti niteliğinde olduğu ve dini bir ibadet niteliği nedeniyle ticari olmasının mümkün olmadığı, bu sebeple davacıların davalı ile arasındaki ilişkinin tüketici ilişkisi niteliğinde olduğu ve Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında kalan tüketici işlemi niteliğinde işleme yönelik olarak Hac ibadetinin gerçekleştirilememesi nedeniyle davacılar tarafından ödenen paranın iadesine yönelik başlatılan icra takibine itirazın iptali davasında görevli Mahkemenin Tüketici Mahkemesi olduğu anlaşılmakla davacıların davasının görev yönünden dava şartı yokluğu nedeniyle reddi ile davada görevli Mahkemenin Tüketici Mahkemesi olduğuna karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davacının açtığı davada, mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; açılan davanın, HMK'nun 115/2.maddesi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2-6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 1. cümlesi uyarınca, kararın kesinleşmesine müteakip talep halinde, dosyanın ve eklerinin görevli mahkeme olan BAKIRKÖY NÖBETÇİ TÜKETİCİ MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,
3-6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 1. cümlesi uyarınca, taraflardan herhangi birinin kararın kesinleşmesinden itibaren iki (2) haftalık yasal süre içerisinde Mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde, dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesine,
4- 6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 2. cümlesi uyarınca, taraflardan herhangi birinin kararın kesinleşmesinden itibaren iki (2) haftalık yasal süre içerisinde Mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmemesi halinde, dava dosyasının re'sen ele alınarak, açılmamış sayılmasına karar verilmesine, bu hususun taraflara ihtaratına, (Gerekçeli hükmün tebliği ile ihtaratına)
5- 6100 Sayılı HMK nın 331/2.nci maddesi 1. cümlesi uyarınca, bu dava dosyasına ilişkin harç ve yargılama giderlerinin görevli mahkemede değerlendirilmesine,
6- Dava dosyasının kesinleşmesi üzerine, iki (2) haftalık yasal süre içerisinde, taraflardan herhangi birinin, ilgili mahkemeye dava dosyasının gönderilmesini talep etmemesi halinde, ilgili dava dosyasının mahkeme Yazı İşleri Müdürü tarafından mahkeme hakiminin önüne getirilmesine,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere davacı vekilinin huzurda yüzüne karşı davalı vekilinin yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 01/06/2026
Katip ...
e-imza
Hakim ...
e-imza