Davalı şirketin ticari satıştan kaynaklanan 2.573.238,43 TLlik fatura borcuna yaptığı itirazın iptali davası İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülüyor.
Özet: Davacının otomatik kapı, kepenk ve iç kapı sistemleri tedarikinden kaynaklanan 2.573.238,43 TL tutarındaki alacağının tahsili için başlattığı icra takibine davalının haksız itirazı üzerine açılan bu itirazın iptali davasında, davacı vekili takibin devamını, en az yüzde yirmi icra inkar tazminatı ile ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiş, davalının davaya cevap vermemesi ve duruşmalara katılmaması üzerine yapılan incelemelerde taraflar arasındaki ticari ilişkinin ve davacının alacağının bilirkişi raporu ve delillerle sabit olduğu tespit edilmiştir.

T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/1077 Esas
KARAR NO : 2026/640
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 25/11/2025
KARAR TARİHİ : 01/07/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının uzun yıllardır otomatik kapı, kepenk ve iç kapı sistemleri alanında satış, pazarlama, tedarik ve kurulum hizmetleri sunduğunu, davalı tarafın bu kapsamda ürün ve hizmet alımı gerçekleştirdiğini, davalı adına tanzim edilen faturalardan kaynaklı olarak toplam 2.573.238,43 TL tutarında asıl alacak borcunun bulunduğunu, taraflar arasında açık hesap düzeninde ticari ilişki yürütüldüğünü, davalının borçlarını ödemeyerek davacıyı oyaladığını, bu nedenle --------- İcra Dairesinin --------- Esas sayılı dosyası üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının 16.10.2025 tarihli dilekçesi ile borca ve ferilerine haksız şekilde itiraz ettiğini, davacının ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi neticesinde davalının itirazının haksızlığının ortaya çıkacağını, davalının alacağın tahsilini geciktirme gayreti içinde olduğunu, taraflar arasında 17.10.2025 tarihinde zorunlu arabuluculuk sürecine başvurulduğunu ancak 21.11.2025 tarihli son tutanak ile anlaşma sağlanamadığını, davalının tedarikçilerine ödeme yapmadığını ve kötü niyetli olarak mal kaçırma amacı güttüğünü, davalı hakkında çok sayıda icra takibi ve dava bulunduğunu, bu nedenle İİK 257. maddesi kapsamında ihtiyati haciz kararı verilmesi gerektiğini, davalının borca yetecek miktardaki menkul, gayrimenkul ve üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine karar verilerek ---------- İcra Dairesinin ----------- Esas sayılı dosyasına müzekkere yazılmasını, Davalı Borçlunun ----------İcra Dairesi nezdindeki ----------- Esas sayılı dosyaya vaki haksız itirazın iptali ile takibin devamını, asıl alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı tarafa usulüne uygun olarak tebligat yapılmış olup, davalı tarafça davaya karşı cevap dilekçesi verilmemiş ve duruşmalara da katılmamıştır.
Mahkememizce; ---------- İcra Dairesinin ---------- Esas sayılı dosyası, ----------- Ticaret Sicili Müdürlüğü'nden ----------- Şirketi'nin ticaret sicil kayıtları, ---------- Ticaret Sicili Müdürlüğü'nden davacı şirketin ticaret sicil kayıtları, ----------- davacı şirketin 2025 yılına ilişkin BA -BS formları, ------------ davalı şirketin 2025 yıllarına ilişkin BA-BS formları ayrı ayrı celp edilerek incelenmiş, mali müşavir bilirkişiden hüküm kurmaya ve denetime elverişli rapor alınarak taraflara tebliğ edilmiştir.Dava; ------------ İcra Dairesinin ---------- Esas sayılı dosyasında davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptali, takibin devamı ve icra inkar tazminatı istemlerine ilişkindir.İtirazın iptali davası, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan, normal bir eda (alacak) davasıdır. Yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Takip alacaklısı tarafından takip borçlusuna karşı açılır. Borçlu bu davaya karşı vereceği cevapta ödeme emrine itiraz ederken bildirdiği itiraz sebepleri ile bağlı değildir. Borçlu cevap dilekçesinde itiraz ederken bildirmiş olup olmadığına da bakmaksızın bütün savunma sebeplerini bildirmelidir. Alacaklı bu davada alacağının varlığını 6100 sayılı HMK' ya göre caiz olan her türlü delille ispat edebilir.Mahkememizce--------- İcra Dairesinin --------- Esas sayılı dosyası celp edilerek, dosya arasındaki tüm kayıt ve belgeler incelenmiştir. Söz konusu icra dosyasında davacı tarafından davalı aleyhine 10/10/2025 tarihinde icra takibine girişildiği, davacı-alacaklı tarafından toplam 2.573.238,43 TL'nin davalı-borçludan tahsilinin talep edildiği, ödeme emrinin davalı-borçluya 18/10/2025 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, davalı-borçlunun da yasal itiraz süresi içerisinde 16/10/2025 tarihinde borca itiraz dilekçesi verdiği, buna bağlı olarak icra müdürlüğünce icra takibinin durdurulduğu, takibin durdurulması kararının davacı/alacaklıya tebliğ edilmediği, davacının yasal süre içersinde bu davayı açtığı anlaşılmıştır.Tüm dosya kapsamı, taraf iddia ve savunmaları, toplanan deliller ve hükme esas alınan bilirkişi raporlarındaki tespitler uyarınca; taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu, davacı tarafından davalıya teslim edilen mallara karşılık düzenlenen faturalardan kaynaklanan 2.573.238,43 TL alacağının tahsili amacıyla başlatılan --------- İcra Dairesinin ---------- Esas Sayılı dosyası ile icra takibine girişildiği, davalı borçlunun yasal süre içerisinde takibe itiraz ettiği ve davacı vekilinin de yine yasal süresi içerisinde mahkememizde itirazın iptali talepli işbu davayı açtığı, davalı vekilinin davaya karşı cevap vermediği, uyuşmazlığın halli ve taraflar arasındaki ticari ilişkinin tespiti için mahkememizce davacı ve davalı tarafın ticari defterlerinin incelemesine karar verildiği, ticari defter incelemesinin yapıldığı 13/04/2026 tarihinde davacı defterlerini sunmuş, usulüne uygun ihtarlı tebligata rağmen davalı tarafın ise incelemeye katılmadığı ve defterlerini sunmadığı, SMMM bilirkişi tarafından hazırlanan ve Mahkememizce de kısmen hükme esas alınan 30/04/2026 tarihli bilirkişi raporuna göre; davacı tarafın 2025 yılına ilişkin ticari defterlerinin açılış
ve kapanış tasdiklerinin usulüne uygun olarak yaptırıldığı ve defter kayıtlarının birbiri doğruladığı, taraflar arasında ticari ilişkinin bulunduğu, davacının takibe konu ettiği cari hesabı oluşturan faturaların, davacının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davacının sunduğu 2 sayfalık eksiksiz cari hesap dökümüne göre, davalı hesabının 01.01.2025 devri ve takip eden tüm 2025 yılı işlemleri sonucunda, icra takip tarihi öncesinde davacı lehine 2.573.238,43 TL borç bakiyesi verdiği kanaat ve tespitlerinin belirtildiği görülmüştür.
6100 sayılı HMK'nın "Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması" başlıklı 222(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) " şeklinde düzenlenmiştir.
Dosya kapsamı incelendiğinde; davacı tarafın dava dilekçesinde her iki yanın ticari defterlerine delil olarak dayandığı, tarafların ticari defter ve kayıtlarını 13/04/2026 tarihi saat 14.00'da yapılacak incelemede sunmaları için HMK'nın 219. ve 222. maddelerine göre sunmaları için kesin süre verildiği aksi halde ibrazdan kaçınmış sayılacağının ihtarını içeren 05/02/2025 tarihli ara kararın 10/02/2025'de davalı vekiline usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, bilirkişinin raporunu hazırlaması için ticari defter incelemesinin yapıldığı 17/03/2025 tarihinde davacı defterlerini sunmuş, davalı ise incelemeye katılmamış ve defterlerini sunmamıştır.Sonuç itibariyle; usulüne uygun yapılmış tebligata rağmen davalı tarafın, bilirkişi incelemesinin yapıldığı tarihte kendi defterlerini sunmadığı, ticari defter ve kayıtların incelenebilmesi hususunda gerekli ihtarı içeren 11/03/2026 tarihli duruşma ara kararın gereğini yerine getirmeyen davalı tarafın, ticari defter ve kayıtlarını ibrazdan kaçındığı yani HMK'nun 222/3. md anlamında ticari defterlerini ibraz etmediği, HMK'nun 222/3'. maddeye göre, davalının ticari defterlerini ibraz etmemesi sebebiyle, maddenin ikinci fıkrasında belirtilen şartlara uygun olarak tutulmuş davacının ticari defter kayıtlarının kendi lehine delil teşkil ettiği, bunun aksinin davalı tarafça senet veya diğer bir kesin delille de ispatlanmadığından, bilirkişi raporu doğrultusunda davacının takip tarihi itibariyle 2.573.238,43 TL asıl alacağını kanıtladığının kabulü ile --------- İcra Dairesinin ---------- esas sayılı icra takibine yaptığı itirazın iptali ile takibin aynen devamına dair karar verilmiştir.
İcra ve İflas Kanununun 67.maddesinin 2.fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Takip talebi ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde alacak likit olduğu anlaşılmakla kabulüne karar verilen 2.573.238,43 TL asıl alacağın %20'si icra inkar tazminatının davalının tahsiline dair karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Ayrıca Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliği’nin 26. maddesi, Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297/1-ç ve 326. maddeleri gözetilerek dava öncesi ödenen arabuluculuk ücreti zorunlu giderlerinin yargılama gideri olarak kabul edilmesi ve davada haksız çıkan taraftan alınarak Hazineye gelir yazılmasına karar verilmesi gerektiğinden, Hazine tarafından karşılanan 3.600,00 TL arabuluculuk zorunlu yargılama giderinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına ilişkin hüküm kurulması cihetine gidilmiştir.
HÜKÜM (Yukarıda açıklanan nedenlerle) :
1-Davanın kabulü ile ---------- İcra Dairesinin ------------ esas sayılı takip dosyasında davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin aynen devamına,
2-Alacak likit olduğundan kabulüne karar verilen 2.573.238,43 TL'lik asıl alacağın %20'si oranında hesaplanacak icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
3-Alınması gereken 175.777,92 TL nisbi harçtan başlangıçta alınan peşin harcın mahsubu ile bakiye 144.699,63 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
4-Davacı tarafından yapılan 31.781,19 TL dava açılış masrafı ve 13.150,00 TL yargılama masrafından ibaret toplam 44.931,19 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
5-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap edilen 376.521,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
6-Suçüstü ödeneğinden karşılanan 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
7-Taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının 6100 sayılı HMK md. 333 uyarınca karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair; davacı vekilinin yüzüne, davalı tarafın yokluğunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde ----------- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 01/07/2026