Antalya Bölge Adliye Mahkemesi, fırtına sebebiyle düşen reklam toteminden kaynaklanan araç hasarı tazminatı davasında, haksız fiil sorumluluğu ve sigorta ödemeleri üzerine istinaf incelemesi yapmaktadır.
Özet: Davacı şirket, aracının bir alışveriş merkezi otoparkında şiddetli fırtına sonucu devrilen reklam toteminden kaynaklanan maddi hasar ve araç mahrumiyet bedelinin, totemdeki logosu bulunan davalı şirket ile diğer davalıların kusurlu bakımı ve güvenlik önlemleri almamaları nedeniyle tazmin edilmesini talep ederken; davalı şirket, totem üzerinde tasarruf hakkı olmadığını, ortak alanda bulunduğunu ve zarardan sorumlu olmadığını, sorumluluğun avm yönetimine veya kat maliklerine ait olabileceğini savunarak davanın reddini istemektedir.

T.C.
ANTALYABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ16.HUKUK DAİRESİT Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ:DENİZLİ 1.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİKARAR TARİHİ:27/12/2022DAVANIN KONUSU:Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:10/06/2026İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.Üye hakimin görüşü değerlendirildi.GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin maliki olduğu ... plakalı aracı ... tarihinde Denizli ili, ... ilçesinde ... Alışveriş ... otoparkında bulunan ... İth. İhr. San. ve Tic. A.Ş. tarafından kiralanan reklam toteminin devrilmesi sebebiyle maddi hasara uğradığını, ... Daire Başkanlığı'nın ... tarihli raporu ile şiddetli fırtına sebebiyle ... Mah. ... Bul. No:...'de bulunan ... açık otopark alanındaki reklam tabelasının devrilmesiyle park halinde bulunan müvekkiline ait ... plakalı, ... model ... marka aracın zarara uğradığının tespit edildiğin, müvekkili şirket tarafından araçta meydana gelen zararın ... numaralı kasko poliçesi kapsamında ... Sigorta A.Ş. tarafından karşılanması talebinde bulunulduğunu, bunun üzerine dava dışı sigorta şirketi tarafından araçta ağır hasar meydana geldiği, tamirinin ekonomik olmadığının tespit edildiğini, dava dışı sigorta şirketi tarafından araç rayiç değerinin 700.000,00 TL olarak tespit edildiğini, müvekkili şirketin üçüncü kişilere öncelikle zarar sorumlularına karşı haklarını saklı tutarak zararın artmasının engellenmesi ve gecikmeksizin zararın giderilmesi amacıyla dava dışı sigorta şirketi ile işbu rayiç değerin belirlenmesi hususunda mutabık olunduğunu, bunun üzerine 367.000,00 TL'si 04.08.2021 tarihinde, 333.000,00 TL'si 06.08.2021 tarihinde müvekkili şirkete ödendiğini, müvekkili şirketin aracı sigorta şirketi ile yapmış olduğu mutabakatname gereği kazalı hali ile sigorta şirketinin belirlediği üçüncü kişiye KDV dahil 431.800,00 TL bedelle satıldığını, aracın satımı üzerine keşide edilen faturadan belli olacağı üzere 4.275,25 TL'si KDV müvekkili şirket tarafından ödenmek zorunda kalındığını, bu sebeple neticede kasko sigorta şirketi tarafından müvekkili şirkete 695.724,75 TL ödeme yapıldığını, müvekkili şirketin aracının kasko sigortasını temin şirket tarafından yapılan ödemeye rağmen müvekkilinin zararının giderilmediğini, öte yandan müvekkili işbu kaza sebebiyle aracı kullanamamasından dolayı zarara uğradığını, davalıların müşterilerinin can ve mal güvenliklerinin korunması ile mükellef olduğunu, davalıların meydana gelen zarar sebebiyle kusurlu olduklarını, zararı tazmin etmekle yükümlü olduklarını, davadan önce arabuluculuğa başvurulduğunu ancak anlaşma sağlanamadığını belirterek; davanın kabulü ile müvekkilinin haksız fiil sebebiyle zarara uğramasından bahisle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 1.000,00 TL'si hasar-zarar bedeli ve 1.000,00 TL'si araç mahrumiyet bedeli olmak üzere toplam 2.000,00 TL'nin tazmini ve tüm zarar tutarlarına haksız fiil tarihinden itibaren tahsile kadar işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 1.080,00 TL maktu arabuluculuk vekalet ücretinin de yargılama giderlerine ilave edilerek, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara müştereken ve müteselsilen yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DAVALILARIN SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı ... Sanayi ve Tic. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; işbu davanın hukuki dayanaktan yoksun, mücerret iddialara dayanan ve kötü niyetli olması hasebiyle reddi gerektiğini, müvekkili şirketin bahsedilen AVM'de kiracı konumda olduğunu, bağımsız bölüm maliki olmadığını, davacının aracına çarpan tabelada her ne kadar müvekkili şirkete ait logo yer almaktaysa da bu tabelanın AVM'nin ortak alanında konumlandırılan totemin hasar almasıyla araca çarptığını, ortak alanda yer alan totem üzerinde müvekkili şirketin herhangi bir tasarruf hakkı bulunmadığını ayrıca bu toteme/alana ilişkin olarak müvekkili şirketin bir kira akdinin de bulunmadığını, bu alanla ilgili olarak müvekkili şirketin tek sorumluluğunun belediyeye ödenen reklam/tabela vergisi olduğunu, kaldı ki bu ödemelerin de AVM tarafından yapıldığını, kullanılan alana tekabül edecek kadarlık kısmının müvekkili şirkete yansıtıldığını, müvekkili şirkete ait logoların yer aldığı totem üzerinde müvekkili şirketin tasarruf hakkı da olmadığı düşünüldüğünde; hiçbir kabul anlamına gelmemek kaydıyla müvekkili şirketin meydana geldiği iddia edilen zarardan hiçbir şekilde sorumluluğunun bulunmadığının tartışmadan vareste olduğunu, davacının hiçbir kabul anlamına gelmemek kaydıyla bir zarar var ise de; bu zararın diğer davalı AVM şirketinden ve/veya toplu yapı niteliğindeki taşınmazın tüm kat maliklerinden hisseleri oranında talep edilebileceğini, mücbir sebepler gereği meydana gelen zarar sebebiyle müvekkili şirketin sorumlu tutulmasının mümkün olamayacağından davanın reddi gerektiğin, davacının hasar gören aracını rayiç değeri üzerinden kaskolatmış ve kaskosunu yaptırdığı sigorta şirketinden tüm zararını tahsil ettiğini savunarak; davacının uğramış olduğunu iddia ettiği zarardan hukuken müvekkil şirketin bir sorumluluğunun bulunmaması hasebiyle davanın husumet yönünden reddine, mahkemece yargılamaya devam edilmesi halinde davalı/karşı davalının davasının esastan reddine, ön inceleme aşaması tamamlanmamış olan işbu davanın ... Sigorta A.Ş.'ye ihbar edilmesine, yargılama masrafları ile ücret-i vekaletin karşı taraf üzerinde bırakılmasını talep etmiştir. Davalı ... Tic. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının bedelini ödediği, delilleri arasında fatura ve diğer belgeler doğrultusunda uğradıkları net zarara karşılık belirsiz alacak davası açmasının mümkün olmadığını, davacı tarafından harç tamamlanması gerektiği, tamamlanmaması halinde davanın usul yönünden reddi gerektiğini, davacının taleplerinde haksız ve kötü niyetli olduğunu, dava dışı sigorta şirketi ile belirlenen rayiç bedel üzerinden mutabık kalındığını, halen araçlarında ilave hasar zararı olduğundan bahsedilemeyeceğini, olayın meydana geldiği ... tarihinde Denizli ve Aydın illeri çevrelerinde saat ... civarında ani, yoğun ve kısa süreli fırtına çıktığını, davacıya ait aracın bu nedenle hasarlandığını, müvekkilinin meydana gelen olayda sorumluluğunun bulunmadığını, çok kuvvetli fırtına sebebiyle oluşan zararın TBK'nin 69. maddesi kapsamında değerlendirilemeyeceğini, müvekkilinin bu tür olayla ilişkin ... Sigorta İş Yeri Paket Sigortası mevcut olduğunu, davanın işbu sigorta şirketine ihbarını, davacının aracının zararının kendi sigorta şirketi tarafından giderildiğini savunarak; davanın reddini, yargılama masrafları ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "... Olayın oluşuna göre davanın, 6098 sayılı TBK'nin 69. maddesi uyarınca bina malikinin sorumluluğundan kaynaklı haksız fiil davası olduğu anlaşılmıştır.TBK 69. maddesi uyarınca "Bir binanın veya diğer yapı eserinin maliki, bunların yapımındaki bozukluklardan veya bakımındaki eksikliklerden sorumludur. İntifa ve oturma hakkı sahipleri de, binanın bakımındaki eksikliklerden doğan zararlardan, malikle birlikte müteselsilen sorumludur."Kusur aranmaksızın sorumluluğun düzenlendiği haller, kusursuz sorumluluk halleri olarak ifade edilmektedir. Sorumlu kişi veya işletmenin, kusurlu olup olmaması, özen ödevini yerine getirip getirmemesi, işletme veya nesnede bir bozukluk veya noksanın bulunup bulunmaması, meydana gelen zararın tazmin borcu yönünden bir etkiye sahip değildir. Zira, bunların sebep oldukları zararlarda, kusurun bulunup bulunmadığı ya da rolünün olup olmadığı çoğu zaman bilinemediği veya ispat edilemediği gibi, sorumlu kişi veya işletme, her türlü özeni gösterse, gözetim ve denetim ödevini yerine getirse, gerekli bütün tedbirleri alsa bile, yine de çoğu zaman zararın meydana gelmesini önlemek mümkün değildir. Bu sebeple, sorumluluğunun bağlandığı olgu ile zarar arasında uygun illiyet bağı kurulduğu zaman, sorumluluk da gerçekleşmiş olacağından; bu işletme veya nesnelerin sahip veya işletenleri, bunların sebep oldukları zararı gidermek zorundadır.Kusursuz sorumlulukta, zarar gören kişinin kusurun varlığını ispat etmek zorunluluğu yoktur. Aksine kusursuz sorumlu olan davalının, olayla zarar arasında illiyet bağının bulunmadığını kanıtlaması gerekir. Sorumluluk hukukunun önemli öğelerinden biri de zarar ile eylem arasında illiyet bağının bulunmasıdır. İlliyet bağının kesildiği durumlarda kusursuz sorumlu olan kişi sorumlu tutulmayacaktır. Benzer nitelikteki Yargıtay 3 Hukuk Dairesi .../... Esas ... Karar sayılı ilamında da aynı şekilde açıklanmıştır. (Emsal, İstanbul BAM 3. HD 2020/974 E. 2021/2254 K.)Davalı ... şirketi davaya konu totemin yer aldığı AVM'nin maliki olarak yapı malikinin kusursuz sorumluluğu gereğince ortaya çıkan zarardan sorumludur. Davalı ... şirketi her ne kadar husumet iddiasında bulunmuş ise de, söz konusu reklam tabelasının, davalının kiracı olarak işlettiği iş yerine ait reklam tabelası olması, yani tabelanın davalı ...'a ait olması, davalının da diğer yapı maliki davalı ile birlikte ortaya çıkan zarardan müteselsilen sorumlu tutulması gereğini doğurduğundan davalının husumet itirazına itibar edilmemiştir.Davalılar her ne kadar olay günü gerçekleşen fırtına ve rüzgarın mücbir sebep olduğu ve zarar ile arasındaki illiyet bağını kestiği iddiasında bulunmuş iseler de; yapı maliklerinin kusursuz sorumluluğu ilkesine göre, illiyet bağının kuvvetli rüzgar nedeniyle sorumluluğu ortadan kaldıracak şekilde bir mücbir sebep kabul edilemeyeceği, somut olayda bina veya yapı-eser malikinin sorumluluğunu ortadan kaldıracak, zarar-neden arası illiyet bağını kesecek bir mücbir sebep ya da zarar görenin veya 3. Kişinin bir kusurunun bulunmadığı, her doğa olayının mücbir sebep sayılamayacağı, somut olayda da zararın nedeninin şiddetli rüzgar değil reklam totem tabelasının cıvatalı bağlantılarının emniyetle kullanılabilmesi ve bunun yanı sıra kullanıldığı yerde bir arada tuttuğu parçalara zarar vermemesi için o bağlantıya özgü, hesaplanabilir bir emniyetli tork değeri olması gerektiği ancak olmadığı, ayrıca açık otopark alanında olması ve kenarlarında rüzgar hızını kesecek binaların bulunmaması hesaba katılarak reklam tabelasının periyodik olarak kontrollerinin yapılması gerektiği, bu hususlarda gereği yapılmadığı için olayın totem tabelasının boru tip ayak profilleri üzerindeki yoğun deformasyondan kaynaklandığı, illiyet bağının kesilmediği anlaşılmıştır. Olayda hukuki sorumluluk açısından, TBK 69. madde gereği bina maliki ve kiralayan olarak binanın yapımındaki bozukluklardan veya bakımındaki eksikliklerden doğan zararı gidermekle yükümlü olarak davalıların kusursuz sorumlu olduğu ve bina bakım eksikliklerinden kusursuz sorumluluğunu kaldıracak kurtuluş beyinnesi getiremediği görülmüştür. Davaya konu olan olayda davacıya ait araç hasara uğramış perte ayrılmıştır. Bu durumda sözü edilen aracın gerçek pert bedelinin yani davacının gerçek zararının tespiti gerekmektedir. Hükme esas alınan sigorta eksperi bilirkişi raporu ile, davacıya davadan önce dava dışı sigorta şirketince ödenen bedelin mahsubu ile bakiye (pert) hasar bedelinin 100.000,00 TL olduğu tespit edildiğinden, Mahkememizce gerekçeli, denetime elverişle ve yeterli görülen bu rapor doğrultusunda davalıların 100.000,00 TL bakiye hasar (pert) bedelinden müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları kanaatine varılmıştır.Araç mahrumiyetine ilişkin zararın belirlenmesinde; hasara uğrayan aracın markası, özellikleri ve model yılı ile aracın gördüğü hasarın ağırlığı ve hasara uğrayan bölgeleri, hasarın giderilmesinde kullanılan parçaların niteliği dikkate alınarak objektif olarak hasara uğrayan aracın onarımı için gerekli süre ve emsal aracın ikamesinin kullanımı için ödenecek ücret ile bu aracın kullanılamadığı süre içerisinde elde edilen yararlar dikkate alınarak sözkonusu zararın kapsamı belirlenmesi gerekmektedir.Mahkememizce alınan sigorta eksperi bilirkişi raporunun Yargıtay ve BAM emsal kararlarına uygun ve hüküm kurmaya elverişli olduğu kanaatine varılmış, yeni bir araç alınabilmesi için gereken makul sürenin 15 gün olduğu ve bu süre boyunca davacının aracını kullanamayacağından kaynaklı mahrumiyet bedelinin kaza tarihi itibariyle 7.500,00 TL olacağı kanaatine varıldığından, davacının uğradığı gerçek zarar kalemlerinden olan bu bedelin de davalılardan ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. (Antalya BAM 4. HD 2019/1304 E. 2020/582 K.)Haksız fiiller meydana geldikleri anda hukuki sonuç doğurur ve zarara neden olanların zararı tazmin borcu haksız fiil tarihinde ortaya çıkar. Haksız fiilin unsuru olan zarar, zarar görenin malvarlığında rızası dışında meydana gelen azalma ile zarar verici fiil olmasa idi bulunacağı durum arasındaki farktır ve zarar haksız fiilin meydana gelmesi ile gerçekleşmiş sayılır. Zarar verenin ve diğer sorumluların zararı tazmin yükümlülüğü herhangi bir ihbara ve ihtara gerek kalmaksızın olay tarihinde doğar. Haksız fiile bağlanan hukuki sonuçlar haksız fiil tarihi esas alınarak belirlenir ve bu nedenle haksız fiillerde olay tarihinde yürürlükte bulunan hukuk kuralları uygulanır. Buna göre davalıların haksız fiil tarihi olan ... tarihinden itibaren talep gibi yasal faiz ile sorumlu tutulmalarına karar verilmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur ..." şeklindeki gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davalı ... Sanayi ve Tic. A.Ş. vekili ve davalı ... Tic. A.Ş. vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı ... Sanayi ve Tic. A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; husumet itirazlarının olduğunu, müvekkilinin AVM de kiracı olup, bağımsız bölüm maliki olmadığını, iddia edilen zararın mücbir sebepten dolayı ortaya çıktığını, davacının hukuki yararının olmadığını beyan ederek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.Davalı ... Tic. A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının zararını sigorta şirketinden tahsil ettiğini, mutabakatname imzaladığını, taleplerinin haksız ve kötü niyetli olduğunu, fırtınadan dolayı olayın meydana geldiğini, talep şartlarının oluşmadığını, bilirkişi niteliğinin yetersiz olduğunu, raporun hatalı ve eksik değerlendirme içerdiğini beyan ederek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, tazminat istemine ilişkindir.Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, Türk Borçlar Kanunu m. 69 gereğince davalıların zarardan müteselsilen sorumlu olduklarının anlaşılmasına, davacının sigorta şirketine ile yaptığı anlaşmada, "iş bu rayiç bedel kabulü, sigorta şirketine karşı olup, üçüncü kişilere özellikle zarar sorumlularına karşı kabul ettiğimiz anlamına gelmemektedir" şerhi yazılı olmakla, iş bu davayı açmasında hukuki yararının olduğunun, hukuki engelin olmadığının anlaşılmasına, hükme esas alınan bilirkişi raporundaki hesaplamaların hükme ve denetime elverişli, dosya kapsamına uygun bulunmasına, bilirkişi ek raporundaki tespitlerden anlaşıldığı üzere mücbir sebebin mevcut olmadığının anlaşılmasına, dosya kapsamında, zarar görenin veya üçüncü kişinin kusuru nedeniyle illiyet bağını kesen bir durumun da var olduğunun görülmemesine, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davalılar vekillerinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı ... Sanayi ve Tic. A.Ş. vekili ve davalı ... Tic. A.Ş. vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 7.343,32 TL istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 1.835,85 TL toplam harcın mahsubu ile bakiye 5.507,47 TL istinaf karar harcının davalı ... Sanayi ve Tic. A.Ş'den taraftan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA, 3-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 7.343,32 TL istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 1.835,84 TL toplam harcın mahsubu ile bakiye 5.507,48 TL istinaf karar harcının davalı ... Tic. A.Ş.'den taraftan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA, 4-Davalıların istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgililerine İADESİNE, 5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,6-Kararın Dairemizce taraflara TEBLİĞİNE, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince aynı Kanun'un 361/1 maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren İKİ HAFTALIK süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. ...