İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin ticari satıştan kaynaklanan itirazın iptali davasında mal tesliminin ispat edilememesi nedeniyle ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesine ilişkin kararı.
Özet: Bu dava, davacının davalıya sattığı jeneratör ve aksesuarlarının bedelini tahsil etmek üzere başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptaline ilişkindir. Davacı, kesilen faturalara rağmen ödeme yapılmadığını iddia etmiş, ancak ilk derece mahkemesi, ispat yükünün kendisinde olduğunu ve mal teslimini gösteren sevk irsaliyesi gibi somut bir belgenin bulunmadığını, sunulan diğer delillerin yetersiz olduğunu belirterek davanın reddine karar vermiştir. Mahkeme ayrıca, davacının davalı ticari defterlerinin ibrazına yönelik ıslah talebini, davalının davayı takip etmemesi üzerine yapılan ve kötü niyetli olduğu düşünülen bir talep olarak değerlendirip kabul etmemiştir. Davacı, bu ret kararına karşı istinaf başvurusunda bulunmuştur.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/918
KARAR NO: 2026/1217
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 03/03/2026
NUMARASI: 2025/85 Esas - 2026/199 Karar
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/06/2026
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı şirket, müvekkilinden jeneratör ve aksesuarları aldığını, bunun karşılığında davalıya 2 adet fatura kesildiğini, müvekkilinin, davalı şirkete ilk olarak 22.10.2024 tarihli Fatura No: ....... Euro bedelli Jenaratör sattığını, ikinci fatura ise
15.11.2024 tarihli Fatura No:...... Euro bedelli Aksesuar sattığını, davalı şirkete bu ürünler teslim edildiğini ve kendisine de fatura kesildiğini, fatura içeriğine davalı tarafından itiraz edilmemiş fakat ödeme işlemi de süresi içerisinde davalı tarafından yapılmadığını, davalı şirket sahibi ile telefon üzerinden kendisi ile görüşüldüğünü, her defasında ödeme yapacağını söylediğini, borcunu ödemediğini, bunun üzerine davalı şirket hakkında .... İcra Dairesi’ nin ... E. sayılı dosyası kapsamında takibe geçildiğini, davalı tarafın borca itiraz ettiğini, açıklanan ve Mahkemenizce re’ sen dikkate alınacak tüm nedenlerle: davanın kabulüne, davalı şirket adına kayıtlı banka hesaplarına, taşınır ve taşınmazlarına teminatsız veya teminat karşılığında, tedbir niteliğinde ihtiyati haciz konulmasına, ....İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline ve takibin devamına, asıl alacağın %20’ sinden aşağı olmamak üzere, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasını saygılarımızla arz ve talep etmiştir.
Davacı vekili 03/02/2026 tarihli ıslah dilekçesinde özetle; Dava dilekçesi ile daha önce sunulmuş olan delil listesini, HMK m.176-181 uyarınca kısmen ıslah ettiklerini, kısmi ıslah dilekçesinin davalı tarafa tebliği ile birlikte gerekli görülürse tekrardan davalı tarafın ticari defterlerinin dosyaya sunulmasının istenilmesini, aksi halde mevcut delil durumuna göre karar verileceğinin davalıya ihtar edilmesini talep ettiklerini, arz ve izah edilen tüm bu nedenlerle; ıslah dilekçesinin kabulüne, Davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarını (yevmiye defteri, defteri kebir, envanter defteri, yardımcı defterler ve ilgili kayıtlar) mahkemeye ibraz etmesi için HMK m.220 uyarınca kesin süre verilmesine, Davalıya, belirtilen süre içinde ticari defterlerini ibraz etmemesi halinde mevcut delil durumuna göre karar verileceğinin ihtar edilmesine, Davalının defterleri ibraz etmesi halinde, bu defterlerin usulüne uygunluğu, iç tutarlılığı ve uyuşmazlık konusundaki kayıtları yönünden bilirkişi incelemesi yapılmasına, tüm yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini arz ve talep etmiştir.
CEVAP : Davalı davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "davacı tarafından jenaratör ve aksesuarlarının satışından kaynaklanan alacağının tahsilinin talep edildiği, mahkememizce tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapıldığı, davalının ticari defter ve kayıtlarını sunmadığı, davacının ticari defter ve kayıtlarının incelendiği, davacının ticari defterlerini usulüne uygun tutulduğu, faturaların ticari defterlerinde kayıtlı bulunduğu, ancak yukarıda ayrıntılı açıklandığı üzere faturanın defterlere kayıtlı olmasının alacağın varlığına tek başına ispata yeterli olmadığı, , ispat yükünün davacıda olduğu, malın teslimini ispatlaması gerektiği, davacının defterlerinde ve dosya içerisinde faturaya konu malın teslimine ilişkin belge bulunmadığı, davacı tarafından sunulan resimler ve seyahat raporu isimli belgenin malın teslimi ispata yeterli olmadığı, davalının imzasını içerir sevk irsaliyesi veya benzeri belgenin bulunmadığı, davacının ıslah talebi yönünden; 6100 sayılı HMK'nın 176 ve devamı maddelerinde ıslah müessesine göre taraflardan her biri, yapmış olduğu usul işlemlerini kısmen ya da tamamen ıslah edebilir ise de maddi hukuka ilişkin iddiaların kanıtlanması için başlangıçta karşı tarafın ticari defter ve kayıtlarına dayanılmamışken karşı tarafın davayı takip etmediğini gördükten sonra HMK 220/3 maddesinin uygulanılmasının talep edilmesi HMK 182. Maddesinde düzenleme bulan ıslahın kötüniyetli düşüncelerle yapıldığı kanaatine varılarak davacının ıslah talebine itibar edilmemiş sonuç olarak ispatlanamayan davanın reddine , ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kötü niyet iddiasına dair herhangi bir delil de bulunmadığını, davayı kazanmak adına yasal hak kullanılarak davanın ıslah edilmesi kötü niyet olarak değerlendirilemeyeceğini, davalının davayı takip etmemesinin sorumluluğunun davacıya yüklenmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, ıslah talebinin dikkate alınmaması sebebiyle usuli kazanılmış hakkının ihlal edildiğini, ıslah talebinin tahkikat devam ederken, yasal prosedüre ve usulüne uygun yapıldığı,emsal kararlarda da görülebileceği üzere kötü niyetli ıslahın varlığı genel anlamda davayı uzatmak niyetiyle hareket edilmesine bağlanmış, davayı kazanmak adına yapılan ve bir hakkın kullanılması niteliğindeki ıslahın, kötü niyetli ıslah olarak değerlendirildiği tek bir örnek bulunmadığını, yasa metni ve Yargıtay içtihatları açık olup davayı uzatmak niyetiyle değil tam tersine haklı davanın kabulü adına yapmış olduğu ıslah talebinin, kötü niyetli olduğundan bahisle dikkate alınmayarak davanın reddine karar verilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE :Dava, ticari satım sözleşmesine dayalı faturadan kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.
İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, faturalara konu malların teslim edilip edilmediği, davacı alacağının bulunup bulunmadığı noktasındadır.
Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında, "fatura alacağı" sebebine dayalı olarak 21.600,00 Euro asıl alacağın tahsili istemiyle 10/12/2024 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.
Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.
İlk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümü için tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiştir.
Ticari davalarda da deliller ile bunların sunulması 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine tabidir(TTK m. 4/2). Ticari uyuşmazlıklarda mahkeme, yabancı gerçek veya tüzel kişi bile olsalar, tarafların ticari defterlerinin ibrazına, resen veya taraflardan birinin istemi üzerine karar verebilir. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun, yargılamayı gerektiren davalarda hazırlık işlemlerine ilişkin hükümleriyle senetlerin ibrazı zorunluluğuna dair olan hükümleri ticari işlerde de uygulanır.(TTK'nın 83/1,2)
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222/2. Maddesine göre, ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Anılan maddenin 3. fıkrasına göre ise, ikinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
Bilirkişi aracılığıyla incelenen davacı ticari defterlerine göre, takip tarihi itibariyle davalıdan 21.600,00 Euro(791.850,00 TL) alacaklı durumdadır. Davalı ise herhangi bir mazeret bildirmeksizin ticari defterlerini ibrazdan kaçınmıştır.
Davalının herhangi bir mazeret bildirmeksizin ticari defterlerini ibrazdan kaçınması ile, HMK'nın 222. maddesi uyarınca davacının usulüne uygun tutulmuş ticari defterleri lehe delil kabiliyeti kazanmıştır. Davacı kendi ticari defterlerine göre 21.600,00 Euro alacaklı olup, bu aşamada davalının bunun aksini ispatlaması gerekir. Bu aşamada faturaların davalıya gönderilip gönderilmemesinin bir önemi bulunmamaktadır. Davalı taraf, davacının lehine delil teşkil eden ticari defterlerin aksini ispatlayamamış olup, davacıya karşı borçtan sorumludur.
İlk derece mahkemesince 27/05/2025 tarihli duruşmada taraf ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiş olduğundan ve inceleme kararının davalıya tebliğ edilmesine rağmen mazeretsiz olarak davalının ticari defterlerini sunmaması nedeniyle, incelenen davacı ticari defterlerinin lehe delil kabiliyeti kazanması ve aksinin davalı tarafça isatlanamaması karşısında davalının ticari defterleri hakkında tekrar inceleme kararı verilmesine gerek bulunmadığından davacının, taraf ticari defterlerinin mahkemece resen dahi incelenebilecek olması nedeniyle davalının ticari defterlerine delil olarak dayanıldığına ilişkin ıslahının davayı bir etkisi bulunmamaktadır. Hal böyleyken ilk derece mahkesince davacı lehine delil kabiliyeti kazanan ticari defterlerinin aksi davalı tarafça ispat edilemediğinden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile reddine karar verilmesi yerinde görülmemiştir.
Sözleşmede daha yüksek akdi veya gecikme faizi kararlaştırılmadığı hallerde, yabancı para borcunun faizinde Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanır. (... sy m. 4/a)
İİK'nın 67/2. maddesi, itirazın iptali davasında, borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu (...) diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir, şeklindedir. Buna göre, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için takibe konu alacağın likit olması zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut olduğunda ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir.
Eldeki davada, dava konusu fatura alacağı likit (belirlenebilir) olup, kabul edilen alacak miktarı üzerinden davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesinin şartları oluşmuş bulunmaktadır. Takibin yabancı para cinsinden açılmış olması nedeni ile icra inkar tazminatının takibe konu asıl alacağın takip tarihindeki Türk Lirası cinsinden değeri üzerinden belirlenmesi gerekir. Buna göre talep edilen alacağın takip tarihi itibariyle TCMB efektif satış kuru üzerinden karşılığı 794.476,08 TL üzerinden icra inkar tazminatına karar verilmesi gerekir.
HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesince eldeki davanın ispatlanamadığından bahisle reddine karar verilmesi isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce ilk derece mahkemesi kararı düzeltilerek yeniden esas hakkında aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
1-Davanın KABULÜNE,
2-Davalı-takip borçlusunun, .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında başlatılan icra takibine vaki itirazının İPTALİNE, kabulüne karar verilen asıl alacağa takip tarihinden itibaren tarihinden itibaren alacak tahsil edilinceye kadar işleşecek ... sayılı Kanunun 4/a maddesi uyarınca Devlet Bankalarının Euro ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Kabulüne karar verilen alacağın takip tarihindeki karşılığı 794.476,08 TL'nin %20'si olan 158.895,21 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Başlangıçta peşin olarak alınan 9.627,41 TL harcın icra harcı 3.978,32 TL ile birlikte alınması gerekli olan 54.422,92 TL harçtan mahsubu ile bakiye 40.817,19 TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
5-Arabuluculuk aşamasında Adalet Bakanlığı tarafından ödenen arabulucu ücreti 4.600,00 TL'nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
6-Davacının yargılama sırasında yapmış olduğu başvuru harcı 615,4 TL, peşin harç 9627,41 TL icra harcı 3.978,32 TL, posta ve tebligat gideri 1.430,00 TL, bilirkişi ücreti 9.000,00 TL olmak üzere toplam 24.651,13 TL yargılama masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davacı taraf yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 125.505,75 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca artan gider avansının davacıya iadesine,
9-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak;
a-Davacı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,
b-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 2.002,00 TL, posta ve tebligat gideri 880,00 TL olmak üzere toplam 2.882,00 TL yargılama masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
10-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 11/06/2026
.