Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin sözlü taşıma sözleşmesinden kaynaklanan ödenmeyen nakliye alacağı ve yetki itirazına yönelik itirazın iptali davası gerekçeli kararı.
Özet: Davacı şirket, davalıya sağladığı taşımacılık hizmetinden kaynaklanan 11.600 TLlik alacağın tahsili amacıyla başlattığı icra takibine, davalının borca ve yetkiye yönelik haksız itirazı üzerine, zorunlu arabuluculuktan sonuç alınamaması üzerine bu davayı açmıştır; davacı, sözlü taşıma sözleşmesinin geçerli olduğunu, hizmetin ambar tesellüm fişi ile belgelendiğini ve süresinde itiraz edilmeyen fatura ile borcun sabitlendiğini, ayrıca hizmetin davalının Kayseri şubesine yapılması nedeniyle yetki itirazının mesnetsiz olduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile icra takibinin devamını ve icra inkar tazminatı ödenmesini talep etmektedir.

T.C. KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C. KAYSERİ TÜRK MİLLETİ ADINA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARARESAS NO : KARAR NO : HAKİM : ... ...KATİP : ... ...DAVACI : ... - ... VEKİLİ : Av. ... - DAVALI : ... - ... VEKİLİ : Av. ... -DAVA : İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)DAVA TARİHİ : 05/02/2025KARAR TARİHİ : 24/06/2026KARAR YAZIM TARİHİ : 24/06/2026Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ile davalı şirket arasında şekle bağlı olmaması nedeniyle sözlü olarak yapılan taşımacılık hizmeti sebebiyle ödenmesi gereken alacağının ödenmemesi nedeniyle taraflarınca Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün 2024/50544 esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatılmış, davalı şirket tarafından icra takibine haksız olarak itiraz edilmiş ve Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün 04/10/2024 tarihli kararı ile takibin durmasına karar verilmiş olduğunu, icra takibinin devamı ve itirazın iptali ile icra inkar tazminatının taraflarına ödenmesi amacıyla dava açmadan önce zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulduğunu ancak davalı şirket ile 2024/183412 dosya numaralı arabuluculuk dosyası ile görüşme sonunda anlaşma sağlanamadığını, davalı şirket tarafından borca, yetkiye faize ve ferilerine ilişkin itirazın haksız ve kötü niyetli olması nedeniyle işbu davayı açma zaruretimiz hasıl olmuş olduğunu, yukarıda belirttikleri üzere davacının taşımacılık işi yapmasından kaynaklı davalı şirkete bir nakliye hizmeti sağlamış olduğunu ancak davalı şirketin bu nakliye hizmetinden kaynaklı bedeli davacıya ödememiş olduğunu, İcra takibine dayanak yapılan fatura, cari hesap kayıtları ve ambar tesellüm fişinin dilekçe ekinde Mahkemeye sunulmuş olduğunu, sunmuş oldukları belgeler davalının borçlu olmadığı iddiasının aksine takibe dayanak yaptıkları faturalar, cari hesaplar, ambar tesellüm fişi ile ticari defter ve kayıtlarının davacının alacağını ispatlamakta olduğunu, bu sebeple davalı tarafın itirazının haksız, yersiz ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu ayrıca davalı şirketin cari ve açık hesaplarda gözüken kısmi ödemeler de taraflar arasındaki ticari ilişkiyi ispatladığı gibi davacının alacağını da ispatlamakta olduğunu, taraflar arasında yazılı olarak taşıma sözleşmesinin yapılmamış olması taşıma sözleşmesinin kurulmadığı anlamına gelmeyeceğini, TTK, m. 856/2’ye göre eşyanın taşıyıcıya teslimi taşıma sözleşmesinin varlığına karine oluşturduğunu, davacının teslim aldığı eşyayı gönderilene teslim etmiş (ambar tesellüm fişi ektedir) ve sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmiş olduğunu, karşılığında davalı gönderene borcunu içeren fatura göndermiş ve faturaya davalı tarafından itiraz edilmemesine rağmen icra takibine böyle bir borcu olmadığını iddia etmiş olduğunu, davalının iddialarının yerinde olmadığını çünkü gönderilen tarafından eşyanın kabul edilmesiyle ücret ödeme borcu muaccel hale geleceğini, davalı borçlu taraf arasında gerçekleşen taşıma hizmeti gereği davacıya ödenmesi gereken 11.600,00 TL nakliye bedelinin ödememiş olduğunu, davacının alacağı bulunmakta olduğunu, davacı şirket tarafından düzenlenen faturanın davalı tarafından kabul edildiğini, işbu faturaya herhangi bir itiraz yapılmadığını, davalının basiretli tacir olarak işbu fatura bedelinden sorumlu olduğunun ortada olduğunu, faturaya süresinde itiraz edilmemesi hakkında faturanın içeriğinin kabul edildiğinin Yargıtay İçtihatları ile de sabit olduğunu, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi 2014/1944 E. 2014/700 K. Sayılı kararının bu yönde olduğunu, davalının davacı şirketten taşımacılık hizmeti almış, davacı şirket tarafından da davalı tarafından talep edilen taşımacılık hizmeti gereği gibi ifa edilmiş olduğunu, Ambar Tesellüm Fişinin bu hususu ispatlamakta olduğunu, ayrıca davalı borçlu, takibe ilişkin davalı şirketin ikametgahının, şirket merkezinin bulunduğu yer Ankara İcra dairelerinin yetkili olduğunu iddia ederek yetki itirazında bulunmuş olduğunu, davalının yetki itirazının da yerinde olmadığını, nitekim HMK'nun 14. maddesinin açık olduğunu, davacının, davalı 0150136114200002 Mersis numaralı Batı Bims İnşaat A.Ş. Kayseri şubesine nakliye hizmeti sağlamış olduğunu, ekte sunulan Mersis kaydında görüleceği üzere işbu şubenin Mimarsinan Osb Mah. 9 Cad...6 Melikgazi / Kayseri adresinde olduğunun açık olduğunu, usul hukuku bakımından Şube tarafından yapılan işlemler sebebiyle dava açılması halinde yetkili mahkemenin tayini bakımından merkezin bulunduğu yerde dava açılabileceği ve takip yapılabileceği gibi şubenin bulunduğu yerde de dava açılabilir ve takip yapılabileceğini, o sebeple davalı borçlunun yetki itirazının yerinde olmadığını, Mahkeme aksi kanaatte olur ise; Yargıtay 19.Hukuk Dairesi 2014 tarihli bir kararında itirazın iptaline konu faturaya dayalı alacağın Borçlar Kanunu uyarınca para alacağından kaynaklandığını, bu nedenle alacaklının ikametgahı mahkemesinin de yetkili olduğunu ifade etmiş olduğunu, Takibe konu alacak cari ve açık hesaba daya faturalardan kaynaklı olup Türk Borçlar Kanunu 73. Maddeye göre; para borçları, alacaklının ikametgahında ödenmesi gerektiğinden, alacaklı, para alacağını taraflar arasında ayrıca yetkili bir yer gösterilmiş olmadıkça kendi ikametgahının bulunduğu yerdeki icra dairesinde takip konusu yapabileceğini, buna göre de davalının yetkisizlik iddiasının bu yönüyle de yerinde olmadığını, davalı tarafın süreci uzatmaya matuf, matbu bir dilekçe ile borca itiraz eden borçlu tarafından dosya kapsamına borcunun bulunmadığını ortaya koyacak herhangi bir delil sunulmamış olduğunu, davalı tarafın kötü niyetli olduğunun ortada olduğunu, izah edildiği üzere davalı, borca; borcun konusunu ve mahiyeti ile kendisinin borçlu sıfatını haiz olduğunu bilmesine rağmen söz konusu hususları inkar ederek itiraz ettiğinden davalı hakkından takip tutarının %20’si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekmekte olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla; İşbu haklı davanın kabulüne, Kayseri Genel İcra Müdürlüğü 2024/50544 Esas Sayılı dosyasına davalı tarafından yapılan itirazın iptaline ve takibin devamına, Söz konusu itirazın kötü niyetli olması hasebi ile takip tutarının %20’si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının davası usul ve yasaya aykırı olmakla davanın reddine karar verilmesini istemek gerektiğini, davaya dayanak yapılan icra takibine itiraz dilekçesinde de ifade edildiği üzere davaya karşı süresi içerisinde yetki itirazında bulunduklarını, davalı şirketin ikametgahı Ankara olduğu halde Kayseri Asliye Ticaret Mahkemesi’nde dava açılması yasaya aykırı olup, davanın yetkili Ankara Ticaret Mahkemesinde görülmesini taleple yetki itirazında bulunduklarını, davacı taraf her ne kadar, şubenin işlemlerinden doğan davalarda şubenin bulunduğu yer mahkemesinin yetkili olduğunu, davalı şirketin Kayseri şubesine taşıma hizmeti sağlandığından bahisle yetkili mahkemenin Kayseri Ticaret Mahkemesi olduğunu iddia etmişse de davalı şirketin bahse konu yer için herhangi bir nakliye hizmeti almadığını, daha da önemlisi şirket merkezi Ankara olup Kayseri'de bulunan yerin şube niteliği bulunmamakta olduğunu, dolayısıyla davalı şirket merkezi Ankara ilinde olmakla HMK madde 14/2 gereğince mahkemece davanın yetki yönünden reddi ile dosyanın yetkili Ankara Asliye Ticaret Mahkemesi’ne gönderilmesini talep ettiklerini, davalı şirket ile davacı taraf arasında sözlü veya yazılı taşımacılık sözleşmesi yapılmamış olduğunu, davacı taraf taşımacılık işi yaptığından bahisle davalı şirketle sözlü olarak taşımacılık sözleşmesi yapıldığını ve akabinde nakliye hizmeti sağlandığını ancak davalının nakliye hizmetinden kaynaklı bedelin ödenmediğini ileri sürmüşse de taraflar arasında iddia edildiği gibi bir anlaşma yapılmadığı gibi davalı şirket de davacıdan bu kapsamda bir nakliye hizmeti almamış olduğunu, kaldı ki, davacı tarafça dosyaya sunulan faturalar ve ambar tesellüm fişi taraflar arasındaki akdi ilişkiyi kanıtlamamakla davalı şirket adına düzenlenen fatura da hizmetin alındığına delil teşkil etmemekte olduğunu, zira faturanın, sözleşmenin yapılmasından sonra düzenlenip gönderildiğini bu anlamda, faturanın, sözleşmenin icra aşamasıyla ilgili bir belge olduğunu ancak, ifa sırasında veya daha sonradan düzenlenip verilmesi yanında, ifadan önce de düzenlenebileceğini, bu sebeple de borcun ifa edildiğini göstermeyeceğini (Toksal, s. 235; Bozer/Göle) faturanın izah ettikleri gibi bir akit olmayıp akdin ifasını gösteren tek yanlı bir belge olduğundan verilmesi ticari işletmesi bağlamında bir mal satılması, üretilmesi, bir iş görülmesi veya bir menfaat sağlanması (TTK.m.21.) gibi bir sözleşmenin yani muteber bir temel borç ilişkisinin varlığı şartına bağlı olduğunu, faturayı tanzim eden ve alan kimse arasında böyle bir temel borç ilişkisinin bulunmadığı hallerde faturanın hukuki bir sonuç doğurması da söz konusu olmadığını, geçersiz bir sözleşmeye 8 gün içinde itiraz etmeme muteber olmayan sözleşmeye geçerlilik de sağlamayacağını, borç münasebeti olmaksızın düzenlenen ve muhatabı tarafından her nasılsa teslim alınan faturaya sekiz gün içinde itiraz edilmemiş olmasının onu borç altına sokacağı şeklindeki bir görüş hem mantiki hem de hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, o halde öncelikle taraflar arasında böyle bir hukuki ilişkinin var olup olmadığının göz önünde tutulmasının zorunlu olduğunu, bu bakımdan temel borç ilişkisinin mevcudiyeti hakkında doktrin ile Yargıtay arasında da görüş ayrılığı olmadığını, bilindiği üzere fatura, ifa safhası ile ilgili bir belge olmakla fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerektiğini, dolayısıyla fatura, sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerektiğini, faturayı alan akdi ilişkiyi inkar ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerektiğini, taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa, düzenlenen belge fatura niteliğine haiz olmadığını, öte yandan davalı şirket tarafından faturaya itiraz edilmemesi ve faturanın tebliğ edilmiş olmasının da akdi ilişkinin varlığını ispatlamasının mümkün olmadığını, karşı tarafın akdi ilişkiyi inkâr etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlaması gerektiğini, akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkânı olmadığını, faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerli olduğunu, sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, Türk Ticaret Kanunu’nda özel bir hüküm bulunmamakta, anılan yasanın 21. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın içeriğinden söz edilmekte olduğunu, faturanın zorunlu içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme Vergi Usul Kanunu’nda yer almakta olduğunu, faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlı olduğunu (VUK’nın m. 230), dolayısıyla, faturanın içeriği, faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı takdirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususları yazılı delil haline getirmeyeceğini, dolayısıyla TTK. Madde 21 uyarınca, fatura düzenlenip verilmesi için, taraflar arasında önceden kurulmuş geçerli bir sözleşme ilişkisinin bulunması şart olmakla itiraza uğramayan faturanın, malın teslim edildiğini, işin görüldüğünü veya menfaatin sağlandığını göstermemekte olduğunu, bu kapsamda davacı ile davalı şirket arasında taşıma sözleşmesi yapıldığı ve davalı şirkete yapıldığı iddia edilen taşıma hizmetinin yerine getirildiğini ispat yükü, davacının üzerinde olmakla davacının davalı şirkete mal teslim ettiğini usulüne uygun delillerle kanıtlamasının gerekmekte olduğunu, zira davalının sözleşmesel ilişkiyi inkar etmiş olması halinde öncelikle davacıya, davalı ile aralarında (alım-satım) ilişkisi olduğunu kanıtlaması için uygun bir mehil verilmesi gerektiğini, çünkü, tebliğ edilen faturaya sekiz gün içinde itiraz edilmemiş olması hali, faturada yazılı malın davalı alıcıya teslim edildiğini göstermeyeceğini; bu sadece malın fiyat ve adedi yönünden içeriğini kabul anlamına geleceğini, davacı satıcının faturada yazılı malı alıcıya (davalıya) teslim ettiğini ve bu teslimin de borç doğurucu bir hukuksal ilişki sonucu olduğunu ayrıca ispat etmesi gerektiğini, davacı taraf sözde taraflar arasında akdedilen sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirdiğini, buna ilişkin Ambar Tesellüm Fişinin mevcut olduğunu ve bu fişin hizmetin yapıldığını ispatladığı yönündeki beyanlarının da gerçeğe aykırı olduğunu, zira bahse konu Ambar Tesellüm Fişinde yer alan imzanın davalı şirket veya hizmeti teslim almaya yetkili sayılabilecek herhangi bir çalışana ait olmadığını, bahse konu fiş incelendiğinde de alıcı kısmında bir imza atıldığı görülmekle ne davalı şirketin kaşesi ne imza atan kişinin adı soyadı gibi belirleyici bilgilerin yer almadığının da açıkça görülmekte olduğunu, dolayısıyla alıcı kısmında yer alan imzanın kimin tarafından atıldığı dahi belli değilken ve hatta davacı tarafça tek taraflı olarak imzalanıp imzalanmadığı şüpheliyken bu belgeye dayanılarak davalının taşıma hizmetini aldığına kanaat getirilmesinin olanaksız olduğunu, Yargıtay 3. H.D 2021/7253 E., 2021/12178 K. sayılı ilamının bu kapsamda dikkate alınması gerektiğini, davacının icra inkar tazminatı talebi de usul ve yasaya aykırı olup alacağın varlığının yargılamayı gerektirdiği hallerde icra inkar tazminatına hükmedilmesi mümkün olmadığından icra inkar tazminatının reddine karar verilmesini talep ettiklerini, açıklamış oldukları nedenlerle, davalı şirketin davacıdan faturada belirtilen bir hizmeti almadığı, salt fatura ve/veya ambar teslim fişlerinin borcu ispata elverişli nitelikte belgeler olmadığı, kaldı ki bahse konu fişte yer alan imzanın davalı şirket veya yetkilisi ya da çalışanına ait olmadığı, davacının davasının haksız ve mesnetsiz olduğu anlaşılmakla davanın reddine karar verilmesini istemek gerektiğini belirtmekle, arz ve izah olunan nedenler ile re’sen görülecek nedenlerle, Yetki itirazının Kabulü ile dosyanın yetkili Nöbetçi Ankara Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine, Netice itibari ile davanın REDDİNE karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür.YARGILAMA VE GEREKÇEDava, davacının Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün 2024/50544 esas sayılı dosyası nedeni ile davalıdan alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise miktarı hususlarına ilişkindir. Kayseri Genel İcra Müdürlüğü 2024/50544 Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde, alacaklının ... olduğu, borçlunun ... olduğu, takibin toplam 13.447,98 TL alacak nedeniyle ilamsız takip başlatıldığı, anlaşılmıştır.Çanakkale Vergi Dairesine, Mimarsinan Vergi Dairesine, Etimesgut Vergi Dairesine, Armina Şirketine ve Kayseri Ticaret Sicil Müdürlüğüne yazılan müzekkereye cevap verilmiş olduğu, ilgili evrakların dosyamız arasına alınmış olduğu görülmüştür. Mahkememizin 18/02/2026 tarihli duruşmasında davacı tanığı Neslihan Dal'ın ''Ben davacının yanında muhasebeci olarak çalışmaktayım, davacı ile davalı arasında yazılı bir sözleşme yapılmamıştır sadece malzeme tesliminden sonra teslim evrakı alınmıştır, anlaşma konusu taşıma Gaziantep ile Kayseri arasında yapılmıştır, mallar Kayseri OSB'de bulunan Batı Bims şirketine teslim edilmiştir, teslim fişi bana gönderildikten sonra ben faturayı düzenledim, bana göstermiş olduğunuz davacı adına düzenlenmiş 25/05/2024 tarihli anbar teslim fişi işin yapıldığını göstermektedir, taşımaya konu malzemeler 5 palet çemberdir, söylemiş olduğum gibi ilgili şirkete teslim edilmiştir, ben faturayı düzenledikten sonra davalı şirketin muhasebecisi ile görüştüm ilk başta fatura bedelini ödeyeceklerini söylediler ancak daha sonra malzemeyi aldıkları şirket ile anlaşamadıklarını bu nedenle ödeme yapmayacaklarını söylediler, ayrıca davalı şirket ile daha öncede birkaç defa daha çalışmıştık, bu ticari ilişkide ödemelerimiz yapılmıştı fakat dava konusu fatura yönünden ödeme yapılmamıştır, önceki işlere ilişkinde faturalarımız kesilmiştir, tanıklık ücreti talebim yoktur, dedi '' şeklinde beyanda bulunmuş olduğu görülmüştür. Mahkememizin 18/02/2026 tarihli duruşma zaptının 2 nolu ara kararı gereğince tarafların defterlerinin incelenerek mali müşavir ve taşıma hukuku alanında uzman bilirkişi heyetinden rapor alınmasına karar verildiği ve 17/05/2026 tarihli mali müşavir bilirkişi raporunda özetle; Dosya kapsamında yer alan bilgi ve belgelerle tarafların aleyhine delil teşkil eden ticari defterlerinin incelenmesinden ulaştığımız bulgular şöyledir: 1. Davacı tarafça takip ve dava konusu yapılan fatura davacının ticari defterlerinde davalıdan alacak olarak kaydedilmiştir. Bu fatura davalının ticari defterlerinde de davacıya borç olarak kayıtlıdır.2. Taraf defterlerinde takip konusu faturaya mahsuben yapılmış bir ödeme gözükmemektedir. Taraf defterleri takip konusu fatura ve bakiye borç yönünden birbirini teyit etmektedir. Söz konusu kayıtları gösteren muavin defter suretleri raporumuz ekinde sunulmuştur. ve 17/05/2026 tarihli taşıma hukuku alanında uzman bilirkişi raporunda özetle; ''11.600,00 TL’ye 29.05.2024 tarihinden takip tarihi olan 23.09.2024 tarihine reeskont avans faizi hesap edildiği takdirde; 1.847,98 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 13.447,98 TL hesap edilmiştir.'' sonuç ve kanaatine varıldığının bildirilmiş olduğu görülmüştür. Davanın taşıma ilişkisinden kaynaklı mutlak ticari dava olduğu anlaşılmış ve yargılamaya devam edilerek esas hakkında karar verilmiştir. Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda, her ne kadar davalı tarafça davanın reddine karar verilmesi talep edilmiş ise de, deliller toplanmış ve davacının takibe konu 25/05/2024 tarihli fatura nedeni ile davalıdan alacaklı olup olmadığının tespiti için taraf defterlerinin incelenmesi ile birlikte mali müşavir ve taşıma alanında uzman bilirkişi heyetinden 17/05/2026 tarihli rapor alınmış ve raporda, davacı tarafça takip ve dava konusu yapılan faturanın davacının ticari defterlerinde davalıdan alacak olarak kaydedilmiş olduğu, bu faturanın davalının ticari defterlerinde de davacıya borç olarak kayıtlı olduğu, taraf defterlerinde takip konusu faturaya mahsuben yapılmış bir ödeme gözükmediği, taraf defterlerinin takip konusu fatura ve bakiye borç yönünden birbirini teyit etmekte olduğunun (11.600 TL için) belirtildiği görülmüştür. Davalı şirketin Kayseri Şubesinin bulunduğu Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğünün gelen müzekkere cevabı ile anlaşılmış, her iki tarafın birbiri ile uyumlu defter kayıtları, Armina şirketinin yazı cevabı ve tanık beyanları dikkate alındığında davacının fatura konusu taşıma işini yerine getirmesine rağmen davalının ödeme yapmadığı ve bu nedenle davalının takibe konu asıl alacak nedeni ile davacıya borçlu olduğu görülmüş, davacının takipten önce davalıyı temerrüde düşürdüğünü ispatlayamaması nedeni ile faiz talebinin yerinde olmadığı değerlendirilmiş ve böylece, DAVANIN KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİ İLE, Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün 2024/50544 sayılı dosyasına davalı tarafça yapılmış olan itirazın kısmen iptali ile takibin 11.600,00 TL asıl alacak üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, kabul edilen alacak bedeli olan 11.600,00 TL'nin %20 si oranında icra inkar tazminatının İİK madde 67 gereğince davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenler ile;1-DAVANIN KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİ İLE, Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün 2024/50544 sayılı dosyasına davalı tarafça yapılmış olan itirazın kısmen iptali ile takibin 11.600,00 TL asıl alacak üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-Kabul edilen alacak bedeli olan 11.600,00 TL'nin %20 si oranında icra inkar tazminatının İİK madde 67 gereğince davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,3-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince; alınması gereken 792,40 TL karar ve ilam harcından 615,40 TL peşin harcın düşümü ile eksik kalan 177,00 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,4-Davacı tarafından yatırılan 615,40 TL başvuru harcı, 615,40 TL peşin harç olmak üzere toplam 1.230,80 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,5-Davacı tarafından yapılan; 9.000,00 TL bilirkişi, 492,50 TL posta, müzekkere, tebligat, elektronik tebligat ve kep reddiyat gideri olmak üzere toplam 9.492,50 TL yargılama giderinin davanın kabul/ret oranına göre hesap edilen 8.188,07 TL'sinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, bakiye kısmın ise davacı taraf üzerinde bırakılmasına,6-Davalı tarafından yapılan 32,90 TL yargılama giderinin davanın kabul/ret oranına göre hesap edilen 4,52 TL'sinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine, bakiye kısmın davalı taraf üzerinde bırakılmasına, 7-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 13/2 maddesi uyarınca kabul edilen kısım üzerinden 11.600,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 8-Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 13/2 maddesi uyarınca red edilen kısım üzerinden 1.847,98 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, 9-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinden (yargılama gideri) davanın kabul oranına göre belirlenen 3.967,88-TL'lik kısmının davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinden (yargılama gideri) davanın red oranına göre belirlenen 632,12-TL'lik kısmının davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,10-6100 sayılı HMK 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine,Dair, davacı ve davalı vekillerinin yüzüne karşı, KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 24/06/2026 Katip ... ¸E-imzalıdır Hakim ... ¸E-imzalıdır