İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesindeki ticari menfi tespit davasının, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu kaynaklı ihtisas mahkemesi görev uyuşmazlığı sonrası usulden ret süreci.
Özet: Tasfiye halindeki davacı şirket, ticari ilişkiden kaynaklanan bir icra takibinin iptali talebiyle menfi tespit davası açmış olup, davalı ise dava dilekçesinin usul eksiklikleri, derdestlik ve kesin hüküm itirazları nedeniyle davanın reddini talep etmiştir; bu süreçte mahkeme, davanın 5411 sayılı Bankacılık Kanunu gereği ihtisas mahkemesinde görülmesi gerektiği gerekçesiyle dosyayı başka bir asliye ticaret mahkemesine göndermiş, ancak o mahkeme davacının kanunda belirtilen fon veya banka niteliğinde olmaması nedeniyle ihtisas mahkemesi olmadığını belirterek dosyayı görevsizlik kararıyla ilk mahkemeye iade etmiş ve yargı yeri belirlenmesi için bölge adliye mahkemesine başvuru kararı almıştır.

T.C.
İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/647 EsasKARAR NO : 2026/545DAVA : Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ : 04/03/2022KARAR TARİHİ : 17/06/2026Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı şirketini temsilen tasfiye memurunca Mahkememize tevzi edilen dava dilekçesinde özetle; İstanbul ... İcra Müdürlüğü nezdinde ki ... Esas nolu ''... Emri'' icra dosyasının içine alınarak icra takibinin iptaline karar verilmesi talebininin kabulü ile dava masrafı ve avukatlık ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı Vekilinin Mahkememize Sunmuş Olduğu Cevap Dilekçesinde Özetle; öncelikle dava dilekçesi bakımından, HMK’nın 119.maddesi gereğince işlem yapılmasını, dilekçenin kanuna uygun hale getirilmemesi halinde ise dava dilekçesinin reddine karar verilmesini, dava “takibin iptali” davası ise başka bir araştırma yapmaya gerek kalmadan davanın usulden reddi gerektiğini, davanın menfi tespit davası olarak değerlendirilmesi halinde ise dava dilekçesinin HMK’nun 119. maddesine uygun olması gerektiğini, aksi halde dava dinlenemez, dava menfi tespit davası olarak kabul edilse ve dava dilekçesi HMK’nın 119.maddesine uygun hale getirilse dahi yine de dinlenemeyeceğini, zira davacı aynı konuda daha evvel dava açmış, açtığı dava ret edilmiş ve karar kesinleştiğini, bu nedenle dava kenin hüküm nedeniyle ret edilmesi gerektiğini, davacının iddialarının tamamı daha evvel kurumumuza karşı açtığı muhtelif davaların konusu olmuş ve bahsi geçen davalar ret edildiğini, bu nedenle işbu davada ileri sürülen iddialar hususunda derdestlik ve kesin hüküm itirazlarınızı beyan ediyor ve davanan bu sebeplerle da reddini talep ettiklerini davada esasa girişilmesini, bilirkişi incelemesi ve keşif yapılmasına mahal olmadığını, öncelikle HMK’nın 119.maddesi gereğince dava dilekçesinin reddine ve anılan madde uyarınca işlem yapılmasını, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın HMK gereğince kesin hüküm nedeniyle usulden reddini, reddini, esastan da haksız olan davanın esastan reddini, dava harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkememizde açılan işbu dava menfi tespit davasıdır.Dosya safahati:-Mahkememizin 2022/148 Esas, 2023/979 Karar sayılı 13/12/2023 tarihli kararı ile "Taraflar arasındaki davanın davacı şirketin el konulan ve Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna geçen Toprak Bankasından kullanılan kredi ile ilgili uyuşmazlıktan kaynaklandığı söz konusu uyuşmazlıklara 5411 sayılı bankacılık Kanunun 142/2 maddesi gereğince Fon, Fon bankaları ve faaliyet izni kaldırılan bankaların iflas ve tasfiye idareleri tarafından muamele merkezi veya ikametgâhı İstanbul ili sınırları içinde olan kişiler aleyhine açılacak hukuk davalarının İhtisas Mahkemesi olarak belirlenen İstanbul 1 ve 2 Asliye Ticaret Mahkemelerince görülmesi gerektiğine yönelik yasal düzenleme dikkate alınarak dosyanın İstanbul 1 ve 2 Asliye Ticaret Mahkemelerine tevzi edilmek üzere İstanbul Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosuna gönderilmesine karar verildiği" gerekçesi ile dosyamızın 5411 sayılı bankacılık Kanunun 142/2 maddesi gereğince Fon, Fon bankaları ve faaliyet izni kaldırılan bankaların iflas ve tasfiye idareleri tarafından muamele merkezi veya ikametgâhı İstanbul ili sınırları içinde olan kişiler aleyhine açılacak hukuk davalarının İhtisas Mahkemesi olarak belirlenen İstanbul 1 ve 2 Asliye Ticaret Mahkemelerine tevzi edilmek üzere İstanbul Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosuna gönderilmesine karar verildiği, dosyanın 09/01/2024 tarihinde İstanbul ... Asliye Ticaret Mahkemesine tevzi edildiği ve ... esas sırasına kaydının yapıldığı, 10/01/2024 karar tarihli, ... karar sayılı kararı ile "İstanbul... ATM'nin görevsizlik kararına esas kılmış olduğu hükmün içeriği karşısında davacının Fon, ... Bankası veya müflis bankanın iflas idaresi olmadığı tartışmasızdır. Bu itibarla adı geçen kararda belirtilen dayanak hüküm nedeniyle Mahkememizin görevli olabilmesi yasal olarak mümkün değildir. Bu şekilde kanun koyucu 5411 sayılı Bankacılık Kanununun m. 142/f.1 hükmü uyarınca İstanbul 1. Ve 2. Asliye Ticaret Mahkemelerinin hangi hallerde görevli olduğunu açıkça düzenlemiştir. Kanun koyucunun amacı ve hükmün açıklığı karşısında davanın açıldığı tarih itibariyle mahkememizin görevli olmadığı, genel görevli mahkemenin görevli olduğu, mahkememizin ihtisas alanında kalan bir dava bulunmadığı açıktır. Yapılan açıklamalar karşısında Mahkememizin "ihtisas mahkemesi olarak" bu davada özel görevli bulunmaması nedeniyle 6100 sayılı HMK m. 114 hükmü uyarınca davanın usulden reddine, dava dosyasının "doğal hakim ilkesi gereği İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine, yargı yeri belirlemesi amacı ile dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine dair karar vermek gerekmiştir." gerekçesi ile Mahkemenin ihtisas mahkemesi olarak bu davada özel görevli bulunmaması nedeniyle 6100 sayılı HMK'nın 114. Maddesi uyarınca davanın usulden reddine, mahkemece verilen karara yönelik istinaf yoluna başvurması halinde ilgili daire tarafından; istinaf yoluna başvurulmaması durumunda ise davaya bakacak mahkemenin tayini için taraflardan birinin yargı yeri belirlemesi amacı ile Bölge Adliye Mahkemesine başvurması halinde ilgili dairece görevli mahkemenin belirlenmesine karar verildiği, İstanbul BAM 37. Hukuk Dairesi'nin 2024/3352 esas, 2025/1990 Karar sayılı, 26/06/2025 tarihli kararı ile "5411 Sayılı Bankacılık Yasasındaki işbu düzenlemenin görev ve kamu düzeniyle ilgili olduğu, Fon, Fon Bankaları ve faaliyet izni kaldırılan bankaların iflas ve tasfiye idareleri tarafından açılmayan işbu menfi tespit davasının ihtisas mahkemesinde değil, tevzien ilk açıldığı mahkeme olan İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmesi gerektiği gerekçesi ile; 6100 sayılı HMK'nın 21 ve 22. Maddeleri gereğince İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin yargı yeri olarak belirlenmesine karar verildiği ve 05/09/2025 tarihinde mahkememize intikal ettiği, mahkememizin... esas sırasına kaydının yapıldığı ve yargılamaya devam edildiği görüldü.DELİLLER:-Davacı vekili tarafından sunulan; kesinleşmiş mahkeme kararları, şirketin 1997 yılındaki toprakbank tarafından onaylanarak merkez bankasına verilen “döviz alım belgeleri” ... A.Ş. Şirinevler şubesindeki 311681 hesap nolu ve onaylı “ toprakbank vadesiz mevduat cüzdanı” belgeleri,-Davalı vekili tarafından sunulan; İstanbul ... İcra Md.’nün ...E. (Yeni: ... E.) dosyası İstanbul ...Asliye Ticaret Mahk.nin ... E. ... K. sayılı 06.06.2016 tarihli kesinleşmiş ilamı (Kesin hükmün ispatı zımnında) İstanbul ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Es. ... K. sayılı dosyası ve bu dosyada birleştirilmiş olan tüm dosyalar, Kurum ve ... A.Ş. defter, kayıt ve belgeleri ve sistem kayıtları, Alacak temlik sözleşmesi, Bilirkişi incelemesi ...A.Ş. Genel Kredi Sözleşmeleri, ... A.Ş. Hesap kat ihtarnameleri ve sunulması mümkün her türlü delil.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇEDava, davacı tarafından İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı (yenileme öncesi İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı) icra takip dosyası kapsamında yürütülen takibin hukuka aykırı olduğu iddiasına dayanılarak, takip konusu borçtan sorumlu olunmadığının tespiti ile icra takibinin iptaline karar verilmesi istemine ilişkindir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 114/1-i maddesi uyarınca kesin hüküm dava şartları arasında sayılmış, aynı Kanun’un 115. maddesinde ise dava şartlarının yargılamanın her aşamasında mahkemece resen gözetileceği ve dava şartı noksanlığının tespiti halinde davanın usulden reddine karar verileceği hüküm altına alınmıştır. Ayrıca HMK’nın 303. maddesi uyarınca kesin hüküm, aynı taraflar arasında, aynı dava sebebine dayanılarak ve aynı talep sonucu hakkında yeniden dava açılmasını engelleyen usul hukuku kurumudur. Kesin hükmün varlığından söz edilebilmesi için tarafların, dava sebebinin ve uyuşmazlığın temelini oluşturan hukuki ilişkinin aynı olması yeterli olup, davanın farklı hukuki nitelendirme veya farklı talep türü altında açılmış olması tek başına kesin hükmün uygulanmasına engel teşkil etmez.Dosya kapsamı, taraf beyanları, cevap dilekçesi içeriği ile UYAP kayıtlarının birlikte incelenmesinde; eldeki davaya konu İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı yenileme takip dosyasının, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takip dosyasının yenilenmiş hali olduğu anlaşılmıştır. Anılan icra takibine borçlular tarafından yapılan itiraz üzerine alacaklı ...A.Ş. tarafından İstanbul ...Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasında itirazın iptali davası açıldığı, alacağın daha sonra davalı ... Fonuna devredilmesi üzerine davaya TMSF tarafından devam edildiği anlaşılmaktadır.Yargılama sürecinde borçlu şirket tarafından İstanbul... Asliye Ticaret Mahkemesinin ...Esas sayılı dosyasında aynı kredi ilişkisinden kaynaklanan menfi tespit davası açıldığı, bu davanın itirazın iptali davası ile birleştirildiği, yapılan yargılamalar sonucunda verilen kararların Yargıtay denetiminden geçerek bozulduğu, bozma sonrasında dosyanın İstanbul ... Asliye Ticaret Mahkemesinin... ve ... Esas, ardından İstanbul ...Asliye Ticaret Mahkemesinin... ve... Esas sayılı dosyalarında görülmeye devam edildiği, nihayet İstanbul ...Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas, ... Karar sayılı ve 06.06.2016 tarihli kararı ile uyuşmazlığın esastan karara bağlandığı görülmüştür. Anılan kesinleşmiş ilam ile İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takip dosyasına yönelik borçlunun itirazlarının haksız olduğu tespit edilerek itirazın iptaline, icra takibinin devamına ve borçlu aleyhine icra inkâr tazminatına hükmedilmiş; karar davalı tarafından temyiz ve karar düzeltme kanun yollarına taşınmış ise de, başvuru reddedilerek hüküm kesinleşmiştir. Bu durumda, önceki davada mahkemece takip konusu alacağın varlığı, taraflar arasındaki kredi ilişkisinden doğan borç, davalı borçluların sorumluluğu ve icra takibinin haklılığı hususları delilleriyle birlikte değerlendirilmiş, uyuşmazlığın esasına ilişkin kesin hüküm kurulmuştur. Başka bir ifadeyle, takip konusu alacağın mevcut olduğu ve borçluların bu borçtan sorumlu bulunduğu hususu kesin hükümle tespit edilmiştir. Eldeki davada ise davacı, aynı İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı, yenileme ile...Esas numarasını alan icra takibinden dolayı borçlu olmadığının tespitini ve takibin iptalini talep etmektedir. Her ne kadar önceki dava itirazın iptali, eldeki dava ise menfi tespit ve takibin iptali istemi olarak açılmış ise de, her iki davanın da dayanağını aynı kredi sözleşmesinden doğan alacak, aynı icra takip dosyası ve aynı maddi vakıalar oluşturmaktadır. Dava türünün veya istemin farklı şekilde formüle edilmiş olması, uyuşmazlığın esasını değiştirmemektedir. Nitekim itirazın iptali davasında mahkeme, borç ilişkisinin varlığını ve davacı şirketin takip konusu borçtan sorumlu olduğunu tespit ederek icra takibinin devamına karar vermiştir. Bu hususlar kesin hükümle saptandıktan sonra, aynı taraflar arasında aynı takip dosyası ve aynı borç ilişkisine dayanılarak borçlu olunmadığının ileri sürülmesi suretiyle menfi tespit davası açılması, önceki kesinleşmiş hükümle bağdaşmayacağı gibi, kesin hükmün bağlayıcılığını da ortadan kaldıracak niteliktedir.Dosya kapsamından ayrıca, davacı ve şirket temsilcisi tarafından aynı kredi ilişkisi ve aynı icra takiplerinden kaynaklanan uyuşmazlıklar nedeniyle değişik tarihlerde menfi tespit, takip iptali, istirdat ve yargılamanın yenilenmesi talepli çok sayıda dava açıldığı; bu davaların da çeşitli mahkemelerce reddedildiği ve verilen kararların kesinleştiği anlaşılmaktadır. Bu durum da uyuşmazlığın daha önce yargısal denetime konu edildiğini ve aynı hukuki ilişkinin yeniden dava konusu yapıldığını göstermektedir.Sonuç olarak, eldeki davanın tarafları, dava sebebi, uyuşmazlığın dayanağını oluşturan maddi vakıalar ve hukuki ilişki ile daha önce İstanbul ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas,... Karar sayılı dosyasında kesin hükme bağlanan uyuşmazlık arasında HMK’nın 303. maddesi anlamında aynı mahiyette olduğu, önceki davada takip konusu alacağın varlığı ve davacının borçlu olduğu hususunun kesin olarak hüküm altına alındığı; davacının aynı hukuki ilişkiyi bu kez menfi tespit ve icra takibinin iptali istemi altında yeniden yargılama konusu yaptığı anlaşılmıştır. Bu kapsamda, eldeki davanın kesin hüküm engeline takıldığı, kesin hükmün dava şartı niteliğinde olması nedeniyle mahkememizce resen gözetilmesi gerektiği değerlendirilerek, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 114/1-i, 115 ve 303. maddeleri uyarınca davanın dava şartı yokluğu nedeniyle esası incelenmeksizin usulden reddine karar verilmesi gerekmiştir.HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Ayrıntılı Açıklandığı Üzere;1-Davanın dava şartı yokluğu, kesin hüküm nedeniyle USULDEN REDDİNE,2-Alınması gereken 732,00-TL harcın, peşin alınan 426,26-TL harçtan mahsubu ile eksik kalan 305,74-TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 24.960,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,5-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen ilgilisine iadesine,Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. Katip ... Hakim ... ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır