Kasko poliçesi iptali sonrası prim iadesi alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali davasında sigorta şirketinin sorumluluğu.
Özet: Bu itirazın iptali davası, davacı şirketin sattığı aracına ait kasko poliçesi iptali sonrası, davalı sigorta şirketinin iptal ek belgesiyle taahhüt ettiği 9.409,14 TLlik prim iadesini ödememesi üzerine başlattığı icra takibine yapılan itirazın kaldırılması talebiyle açılmış olup; davalı sigorta şirketi zamanaşımı ve prim iadesi yükümlülüğünün olmadığı savunmasını yaparken, mahkemece alınan bilirkişi raporu, sözleşme hükümleri ve sigortacılık uygulamaları doğrultusunda prim iadesi borcunun mevcut olduğunu ve davacının alacağının haklı olduğunu tespit ederek, davalının icra takibine itirazının haksız olduğunu ortaya koymuştur.

T.C.

İSTANBUL
10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/935 Esas
KARAR NO : 2026/410
DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 22/12/2025
KARAR TARİHİ : 09/06/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin, davalı sigorta şirketine karşı ... 5. İcra Müdürlüğü’nde ilamsız icra takibi başlattığı, takip davalı tarafından yapılan itiraz üzerine durdurulduğu, bunun üzerine davacı, itirazın haksız olduğunu ileri sürerek iptali için dava açtığı, uyuşmazlık, davacıya ait aracın satılması sonrası kasko poliçesinin iptal edilmesiyle ilgili olduğu, taraflar arasında imzalanan iptal ek belgesine göre davalı sigorta şirketi, davacıya 9.409,14 TL ödeme yapmayı kabul ettiği, ancak ödemenin yapılmadığı, davacıya göre, borç açıkça kabul edilmesine rağmen ödeme yapılmadığı, bu nedenle icra takibi başlatıldığı, davalının icra takibine yaptığı itiraz haksız ve kötü niyetli olduğu, itiraz alacağın tahsilini geciktirmeye yönelik olduğu, ayrıca taraflar arabuluculuğa gitmiş ancak anlaşma sağlanamadığı, tüm bu nedenlerle, icra takibine yapılan itirazın iptal edilmesini, takibin devamını, davalı aleyhine en az %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmektedir.
CEVAP:Davalı sigorta şirketi, davacının kasko poliçesinin iptali sonrası prim iadesi yapılmadığı iddiasıyla başlattığı icra takibinin haksız ve dayanaksız olduğunu savunduğu, bu nedenle açılan itirazın iptali davasının reddini talep ettiği, davanın 2 yıllık zamanaşımına tabi olduğu, bu sürenin geçtiği ve bu nedenle davanın reddi gerektiği, sigorta şirketinin prim iadesi yapma yükümlülüğü olmadığı, ödeme yapılması halinde davacının sebepsiz zenginleşeceği, sigorta şirketinin faaliyetlerinin, ... Kurulu (...) kararıyla sınırlandığı, bu nedenle ödeme süreçlerinin şirket kontrolünde olmadığı ve gerekirse konunun ...’ya sorulması gerektiği, şirketin temerrüde düşmediği, bu nedenle faiz sorumluluğu bulunmadığı aksi halde dahi faizin ancak dava tarihinden itibaren işletilebileceği, mahkeme aksi kanaatte olursa, prim iadesinin poliçenin fiilen yürürlükte kaldığı süre dikkate alınarak karar tarihi esas alınarak hesaplanması gerektiği, olası bir sorumluluk durumunda zararın belirlenmesi için bilirkişi incelemesi yapılması istendiği, tüm bu nedenlerle, davanın usulden ve esastan reddini, davacı aleyhine en az %20 oranında tazminata hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmektedir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Taraflara usulune uygun davetiye tebliğ edilmiş olup, ... 5. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasının UYAP suretinin dosya arasına alındığı anlaşılmıştır.
Dosya Sigorta bilirkişisine tevdi olunmuş, düzenlenen 13/04/2026 tarihli raporda özetle; İncelenen belgelerde, poliçenin geçerli şekilde düzenlendiği ve satış nedeniyle iptal edildiği sabittir. Sigorta uygulamalarında, poliçenin süresinden önce sona ermesi halinde kullanılmayan süreye ilişkin prim iadesi yapılması esastır. Prim İadesi Yükümlülüğü: Dosyada yer alan iptal ek belgesinde prim iadesi açıkça belirlenmiştir. Bu belge, taraflar arasında bağlayıcı nitelikte olup sigorta şirketinin iade yükümlülüğünü ortaya koymaktadır. Davalının Sorumluluğu: Sigorta şirketinin, düzenlediği poliçe ve ek belge kapsamında doğan iade borcunu yerine getirmesi gerekmektedir. ... kararı gibi idari düzenlemeler, üçüncü kişilere karşı doğmuş borçların ortadan kalkmasına neden olmaz; yalnızca ödeme süreçlerini etkileyebilir. Yapılan inceleme ve değerlendirmeler neticesinde; 1. Davacıya ait aracın kasko poliçesinin satış nedeniyle iptal edildiği, 2. İptal ek belgesi ile 9.409,14 TL prim iadesinin kararlaştırıldığı, 3. Bu tutarın davacıya ödenmediği, 4. Bu nedenle davacının alacak talebinin sigortacılık uygulamaları ve sözleşme hükümleri kapsamında haklı olduğu, dosya münderecatının incelenmesi sonucu; davalı sigorta şirketinin, poliçe iptali sonrası doğan 9.409,14 TL prim iadesi borcundan sorumlu olduğu tespit edilmiştir.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Davanın, davacının davalı aleyhine ... 5. İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı dosyasından başlatmış olduğu takibe davalı tarafça vaki itirazın iptaline ilişkin olduğu anlaşılmıştır.
... 5. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası celbedilmiş ve incelendiğinde; alacaklının davacı ... Şirketi, borçlunun ise davalı ... Şirketi olduğu, davacı alacaklı tarafından 9.409,14 TL ana para, 288,27 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 9.697,41 TL alacak için başlatılan takibe davalı tarafça itiraz edildiği ve takibin durduğu anlaşılmıştır.
Dosya sigorta bilirkişisine tevdi edilmiş ve dosya kapsamına uygun denetime açık ve hükme elverişli bilirkişi raporu ile; 1. Davacıya ait aracın kasko poliçesinin satış nedeniyle iptal edildiği, 2. İptal ek belgesi ile 9.409,14 TL prim iadesinin kararlaştırıldığı, 3. Bu tutarın davacıya ödenmediği, 4. Bu nedenle davacının alacak talebinin sigortacılık uygulamaları ve sözleşme hükümleri kapsamında haklı olduğu, dosya münderecatının incelenmesi sonucu; davalı sigorta şirketinin, poliçe iptali sonrası doğan 9.409,14 TL prim iadesi borcunun bulunduğu tespit edilmiştir.
Dosyada yapılan yargılama, bilirkişi raporu, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından; her ne kadar davalı tarafça, davacının ... 5. İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı dosyasından başlatmış olduğu takibe itiraz edilmiş ve takip durmuş ise de; taraflar arasında geçerli olacak şekilde kasko sigorta poliçesi düzenlendiği, davacıya ait aracın satılması sonrası kasko poliçesinin iptal edildiği, taraflar arasında imzalanan iptal ek belgesine göre davalı sigorta şirketinin, davacıya 9.409,14 TL ödeme yapmayı kabul ettiği, ancak anılan ödemenin yapılmadığı, dolayısı ile davacı tarafın takipte talep ettiği miktar kadar davalı taraftan alacaklı olduğu anlaşıldığından davanın kabulüne, davalının ... 5. İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline, takibin aynen devamına, İcra inkar tazminatı talebi yönünden; İİK 67/2 maddesinde " Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." denilmektedir. Borçlunun icra inkar tazminatı ile mahkumiyeti açısından itirazın kötü niyetli olması şartı aranmayıp geçerli bir takibin ve itirazın bulunması, takip konusu alacağın belirlenebilir (likid) alacak olması ve davalının itirazında haksız olması gerekmektedir.
"Likid alacak" kavramına gelince; eğer borçlu, ödeme emri ile kendisinden istenilen alacak bakımından borçlu olduğunu bilmekte veya bilmek durumunda ise ve buna rağmen itiraz ederse, itirazında haksızdır. O halde, borçlunun haksız olup olmadığının saptanabilmesi için, “alacağın bilinmekte veya bilinmek durumunda olması”nın ne anlama geldiği önem arz etmektedir.
Öğretide genel olarak kabul edildiği üzere, borçlu, alacaklının icra takibinde talep ettiği alacağı veya alacağın bütün unsurlarını bilmekte veya bilmek (kolayca hesap edebilmek) durumunda ise ve alacağın miktarının belirlenmesi için tarafların ayrıca mutabakata varmasına (anlaşmasına) veya mahkemenin tayin edeceği bilirkişi eliyle bir değerlendirme yapılmasına ihtiyaç yoksa, alacak likidedir.
Yargıtay’ın çeşitli kararlar vesilesiyle genel olarak yaptığı tanım da buna paraleldir: Ör- neğin, Hukuk Genel Kurulu'nun emsal kararlarında belirtildiği ve benimsendiği üzere , “alacağın gerçek miktarı belli ve sabit ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmekte veya bilinmesi gerekmekte ve böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesi mümkün ise başka bir ifadeyle, borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise alacak likiddir."
Yargıtay'ın burada ifade ettiği, “borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise” ölçütü çok önemlidir. Burada dile getirilen borçlunun “yalnız başına” tespiti hususu, alacağın ve miktarının borçlu tarafından bütün unsurları ile bilinebilir (hesap edilebilir) olması ve bu konuda alacağın tespiti için ayrıca yargılama yapılmasına gerek olmaması anlamındadır.
Alacağın likid olması bakımından “alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması" da şart değildir. ( İcra İnkar Tazminatı Açısından “Likid Alacak” Kavramı - Prof. Dr. Ejder Yılmaz/ Bankacılar Dergisi, Sayı 67, 2008)
Açıklamalar doğrultusunda; takibe konu alacağın likit ve belirlenebilir olduğu, yine davalının hakkındaki icra takibine haksız olarak itiraz ederek durmasına neden olduğu da dikkate alınarak asıl alacağın % 20'si oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜNE,
-Davalının ... 5. İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline, takibin aynen devamına,
-Asıl alacak olan 9.409,14 TL'nin %20'si oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Harçlar kanunu gereğince dava değeri üzerinden alınması gereken 732,00 TL harçtan daha önceden ödenen 615,40 TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 116,60 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
3-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (Madde-13) göre hesaplanan 9.409,14 vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan 615,40 TL peşin harç, 615,40 TL başvuru harcı, 6.000,00 TL bilirkişi ücreti ve 530,00 TL tebligat-müzekkere masrafı olmak üzere toplam 7.760,80 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine,
5-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından hüküm kurulmasına yer olmadığına,
6-6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(11)-(13) maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalı taraftan alınarak Hazine adına gelir kaydına,
Dair, miktar itibariyle kesin olmak üzere verilen karar davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğuna karşı okunup usulüne uygun anlatıldı. 09/06/2026
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır