İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin ticari satış sözleşmesinde makine model farkı sebebiyle fazla ödenen bedelin iadesi talepli alacak davası istinaf kararı.
Özet: Bu hukuki evrakta, davacı tarafın, davalı firmadan yüksek kapasiteli ve daha pahalı bir makine modeli sipariş etmesine rağmen, sözleşmeye aykırı olarak daha düşük özellikli ve ucuz bir makine teslim edilerek fazla ödeme yaptığı iddiasıyla başlattığı alacak davası incelenmektedir; davacı, bilirkişi raporlarıyla da desteklenen bu durumu gerekçe göstererek fazladan ödediği meblağın iadesini talep ederken, davalı, makinenin sözleşmeye uygun teslim edildiğini, herhangi bir sorunun zamanında bildirilmediğini ve iddiaların hukuki dayanağının olmadığını savunmaktadır.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/679
KARAR NO: 2026/1057
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 10/12/2025
NUMARASI: 2024/188 Esas - 2025/856 Karar
DAVA: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 21/05/2026
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı ile davalı vekillerince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, ... ili, ...ilçesi, ... terzi Köyü adresinde kurulu olan taş ocağının sahibi olduğunu, agrega (çakıl) ve kumların yıkanmasını sağlayacak bir tesisin kurulması için davalı firma ile görüştüğünü, yapılan görüşme neticesinde, "..." modelli makinanın satın alınmasında anlaşmaya varıldığını, yapılan sözleşme doğrultusunda davalıya, ... ... ... yıkama zenginleştirme ve geri kazanma tesisi'nin imal edilip kurulması karşılığında 110.000,01) £ (yüz on bin ingiliz sterlini) ödendiğini, (Türk lirası karşılığı 558.282,78- TL ) davalı tarafça, yurtdışından ithal edilen makinanın, müvekkilinin ...'de bulunan şantiyesinde kurulduğunu, ancak makinanın incelenmesinden, kurulan makinanın ... model olmadığı,makina üzerindeki metal plakaların/etiketlerin incelenmesinde ... modelli başka bir makina olduğunun anlaşıldığını, yine makinanm üretim kapasitesi incelendiğinde de kurulan makinanın ... model olmadığı, bu kapasitenin daha alt bir model olan ... modele ait olduğunun anlaşıldığını, her her iki model makinanm 2017 yılına ait fiyat tekliflerini sunduklarını, ... makinası için yapılan teklif (makinanın ek özellik ilave edilmemiş hali için) 103.000,00 sterlin iken. ... için yapılan teklif 90.000,00- Sterlin olduğunu, müvekkilinden ... model makinanın parasının alınmış olmasına karşın, daha düşük kapasiteli ve daha ucuz bir makina kurulmak suretiyle müvekkilinin zarara uğratıldığını, teslim edilen makinanın ... Model makina olup olmadığının tespiti için ...Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/78 D. İş dosyasında alınan raporda; taraflar arasında anlaşılan modelin ... olduğunu, ancak makinenin değişik yerlerinde ... etiketinin bulunduğunu, makinenin üzerindeki etiketlerdeki bilgilerin ... modeline göre farklı değerler taşıdığını, makinenin ... makinesinden beklenen besleme oranından daha düşük besleme hızı gerçekleştiğini, makinede elde edilen nihai ürünün istenen kalitede olmadığını, bu durumun makine üzerine yapılan perdormans testiyle tespit edilmiş olduğunu, davalı tarafından kurulan makinanın ... model makine olmadığının tespit edildiğini, raporun davalıya tebiiğ edilmesine karşın, rapora itiraz edilmediğini, davalı tarafça satımı ve kurulumu gerçekleştirilen makinanın sözleşmede kararaştırılan model olmayıp, daha düşük bir model olduğunu müvekkilinden fazladan tahsil edilen paranın tespit edilerek davalıdan tahsilini talep ettiklerini, taraflar arasında imzalanan 09.03 2016 tarihlî satış sözleşmesinde İstanbul Mahkemelerinin yetkili olduğunun belirlendiğini, sonuç olarak, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla, davalıya fazla ödenmiş olan paranın tespit edilerek, şimdilik 10.000,00- TL'sinin davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile ücreti vekâletin davalıya yükletiImesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili 03/09/2025 tarihinde sunduğu ıslah dilekçesi ile, 605.220,00 TL'nin, 10.000,00 TL'sinin dava tarihinden, bakiye 595.220,00 TL'sinin ise ıslah tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında imzalanan 09.06.2016 tarihli satış sözleşmesi ile 1 adet "... ..." nin alıcıya bedeli karşılığında satışı hususunda anlaşma sağlandığını, satışa konu tesisin 29.09.2016 tarihinde alıcıya sorunsuz bir şekilde teslim edilerek garanti süresinin sonuna kadar da sorunsuzca kullanılmaya devam edildiğini, davacı tarafından yokluklarında yaptırılan tespite kadar, herhangi bir ayıp ihbarında bulunulmadıklarını, ...Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/78 Değişik İş sayılı dosyasında yokluklarında yapılan tespit neticesinde İstanbul Anadolu Hukuk Mahkemeleri Ön Bürosunun 2017/34241 Muhabere numaralı ve 20.10.2017 tarihli dilekçesi ile itiraz ettiklerini, davacının iddialarına göre, belki de bilirkişi incelemesine dahi ihtiyaç duyulmadan bile farkedilebilecek, farkedildiğinde ise garanti süresi sonuna kadar beklemeye gerek kalmayacak çoğu iddianın gerçekliği biran için kabul edilse dahi, bu iddiaların hukuken ileri sürülebilecek zamanda ve nitelikte olmadıklarının açık olduğunu, gerek dava dilekçesinde gerekse tespit dilekçesinde ileri sürülen hususların davacı tarafından yapılan kontrol ile tespit edildiği iddialarına bizzat davacı beyanlarında yer verilmiş olmasının da huzurdaki davanın, belirttikleri esasa ilişkin savunmalarına gerek dahi duyulmadan, öncelikle süreler açısından redde mahkum olduğunu, ayıp ihbarının süresinde yapılmadığını, davacının işbu davasını dayandırmış olduğu bilirkişi raporunun da, işbu dava açısından hükme esas alınabilecek nitelik ve yetkinlikte olmadığını, bilirkişinin, uzmanı olmadığı bir makine ve tesis hakkında rapor verme yoluna gittiğini ve hatalı tespitler neticesinde makinenin "..." modeline göre farklı değerlere sahip olduğuna kanaat getirildiğini; tespite konu makine standart bir “...” modeli olmayıp, “... ...makinesi olduğunu, bilirkişi tarafından buna dair yapılan tespitin kabulünün mümkün bulunmadığını, kaldı ki tamamen alıcı tarafından sağlanan şartlar neticesinde belirlenebilecek olan nihai ürün temizliği ile besleme kapasitesi hususunda da müvekkili şirket tarafından verilmiş bir garanti ve taahhüt bulunmadığını, buna dair davacı tarafından ortaya atılmış bir iddianın dahi bulunmadığını davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " teknik bilirkişi raporu ile davalı tarafından davacıya teslimi yapılan makinenin taraflar arasındaki teknik özellikleri sağlamadığı ve ayıplı olduğu anlaşıldığından , ayıbın gizli ayıp niteliğinde olduğu ve zamanla ortaya çıkacağı yönündeki teknik tespitlerden davalının zamanaşımı ve hak düşürücü süre itirazlarını yerinde olmadığı kanaatine varıldığından kaldı ki TBK m. 225’e göre “(1) Ağır kusurlu olan satıcı, satılandaki ayıbın kendisine süresinde bildirilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kısmen de olsa kurtulamaz. (2) Satıcılığı meslek edinmiş kişilerin bilmesi gereken ayıplar bakımından da aynı hüküm geçerlidir.” şeklindeki yasal düzenleme de dikkate alındığında davalının sorumluluktan kurtulamayacağı kanaatine varıldığından davacının yaptığı fazla ödemenin davalıdan alınarak davacıya iadesine karar vermek gerekmiştir. Davacı tarafından dosyaya sunulan 03/09/2025 tarihli ıslah dilekçesi ile bilirkişi raporunda yapılan hesaplama ile belirlenen 11.000 Sterlin in ıslah tarihindeki kur üzerinden Türk Lirası karşılığı talep edilmekle bu miktara ilişkin ıslah dilekçesinin sunulduğu görülmüştür. (...) Emsal mahiyetteki yüksek mahkeme içtihatları dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; davacının dava dilekçesi ile 10.000-TL alacak üzerinden talepte bulunduğu, bu hali ile davacının seçimlik hakkını Türk Lirası üzerinden kullandığı, bu durumda, davacının seçimlik hakkını kullandığı dava tarihindeki TCMB efektif satış kuru üzerinden karşılığının hüküm altına alınması gerekeceği, bu tutarın da ... (dava tarihi olan 03/11/2017 tarihli Sterlin kur karşılığı) = 55.756,80-TL olduğu ve açıklanan nedenlerle davanın bu miktar üzerinden kısmen kabul kısmen reddine, ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13/3. Maddesinde, "Maddi tazminat istemli davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına bu Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez" denildiğini, ıslah tarihindeki kur miktarı yerine dava tarihindeki kurun dikkate alındığını, seçimlik borçta, borcun sona ermesi birden fazla edimin ifası ile mümkün olduğunu, bunların içerisinden seçilen herhangi birisinin ifası ile, borç sona erdiğini, dikkat çekilen nokta ise edimin farklılığı olup
birden fazla edim olduğunu, alacaklının bu edimlerden birisinin yerine getirilmesini talep edebileceğini, TBK m. 99/2'de yer alan düzenleme ise, yabancı para borcunun ödenmesine yönelik olduğunu, edimin konusunun, para borcunun ödenmesi olup burada seçimlik bir borç bulunmadığını, ifanın konusunu, bir para borcunun ödenmesi edimi oluşturduğunu, kısaca edim, sadece paranın ödenmesinden ibaret olduğunu, TBK m. 99/2'deki düzenleme seçim hakkına yönelik olduğunu, buna göre, "borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu alacağının aynen veya vade ya da fiilî ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parası ile ödenmesini isteyebilir".
Görüldüğü üzere m. 99/2'de birden fazla edim bulunmadığını, aynı edimin (paranın ödenmesi) nasıl ödeneceğine/yerine getirileceğine dair bir seçim hakkından söz edildiğini, dava konusu olayda, taraflarınca TL cinsinden ödeme yapılması talep edilmiş, bu hak, hem dava hem de ıslah yönünden Türk Lirası seçilerek kullanılmış ve atıf yapmış ancak ilgili kararda, davacı taraf, dava dilekçesinde TL talep etmesine karşın, ıslah dilekçesinde döviz üzerinden talepte bulunduğunu, söz konusu kararların tamamında, TL cinsinden talep edilen alacağın sonradan türünün değiştirilerek dövize çevrilmesi söz konusu olup, dava konusu uyuşmazlıkla bağlantısı bulunmadığını, Yargıtay'ın emsal kararına itimat edilerek yapılan talebin, yine aynı Dairenin farklı bir kararı dayanak gösterilerek kısmen de olsa reddedilmiş olması en başta Anayasa'nın 36. maddesine aykırı olduğunu, Anayasa Mahkemesi'nin bir çok kararında belirtildiği üzere Mahkeme'nin talep edilen hususlar hakkında hakkaniyeti gözeterek bir karar vermesi gerektiğini, bu hakkaniyet ilişkisini kuracak olan tarafın Mahkeme olduğun, kanunda açık bir yasal düzenleme olmadığı sürece (ki TBK m. 99'da yoktur) Mahkemenin talep edilen hususla ilgili iki taraf yönünden de haklılığı gözeterek karar vermesi beklendiğini bu doğrultuda, kararın özünde, dava konu makinanın bedelinden %10 oranında nesafet indirimi yapılması uygun bulunduğuna ve bu miktara denk gelen paranın davalı tarafından fazladan tahsil edildiği kabul edildiğine göre, davacının %10 zararına denk gelen bedelin Mahkeme tarafından hüküm altına alınması beklendiğini, döviz kurunda %1000 civarında (10 katı) artış yaşanmamış olsaydı, alacaklının yani davacının zararının gecikme faizi ile giderilmesinin mümkün olabileceğini ancak, dava ve ıslah tarihi dikkate alındığında, buradaki zarar gecikme faizi ile giderilemeyecek bir rakamdan ibaret olduğunu, kurdaki fahiş artışın dikkate alınmamış olması, borçlu lehine haksız bir kazanıma neden olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; sözleşmeye uygun teslim olgusu kabul edilmişken aynı ürün üzerinden “gizli ayıp” sonucuna varılması hukuki tutarlılık ilkesiyle bağdaşmadığını, TBK m. 223 çerçevesinde ayıp ihbar külfeti yerine getirilmemiş olup, bu husus göz ardı edilerek gizli ayıp sonucuna varılması hukuka aykırıdır
kapasite performansı, sistemden bağımsız olarak davacının işletme koşullarına ve kontrol alanına bağlı değişken parametrelerin sonucudur hükme esas alınan %10 oranındaki nefaset kesintisi, somut ve bilimsel bir hesaplama yöntemine dayanmamakta olup yargısal denetime elverişli olmadığını, beyanla ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE :Dava, ticari satım sözleşmesi kapsamında satılandan başka bir ürün teslim edilmesi nedeniyle yapılan fazla ödemenin iadesi istemli alacak davasıdır.
İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, satış sözleşmesine konu makine ile davalıya teslim edilen makinenin farklı olup olmadığı ile farklı makine telim edilmesi halinde davacının ürünler arasındaki fiyat farkından doğan alacağı olup olmadığı noktasındadır.
Taraf şirketler arasında 09/03/2016 tarihinde ... ...Sisteminin satış, teslimat ve kurulumuna dair sözleşme imzalanmıştır. Sözleşmede... referans numaralı teklif formunun sözleşmenin ayrılmaz eki olduğu belirtilmiştir. Sözleşmeye konu makinenin bedelinin 110.000,00-GBP(İngiliz Sterlini)+KDV olarak belirlendiği tespit edilmiş, taraflar arasında makinenin teslim edildiği ve ödemenin yapıldığı hususunda ihtilaf bulunmamaktadır.
Davacı tarafça, ... model makinenin satın alınmasına rağmen ... modelli başka bir makinenin davacının şantiyesine kurulduğu, iki makine arasında fiyat farkı bulunduğu iddiasıyla teslim edilen makinenin değerine göre fazla ödenen tutarın davalıdan tahsiline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.
İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, bu kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine davacının istinaf başvurusunun kabulü ile Dairemizce, eksik inceleme nedeniyle mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilerek yeniden yargılama yapılması için dava dosyası ilk derece mahkemesine gönderilmiştir.
İlk derece mahkemesince yeniden yapılan yargılama sonucunda bilirkişi raporu alındıktan ve ıslahtan sonra davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bir davada olayları açıklamak, maddi vakıaları ileri sürüp kanıtlamak taraflara, hukuki nitelendirme ve uygulanacak kanun hükümlerini belirleme ise hakime aittir. Mahkeme tarafların hukuki nitelendirmeleriyle bağlı değildir. Davacının anlatımına ve talebine göre ayıba karşı tekeffül hükümlerinin de değerlendirilmesi gerekir.
Dairemizin kaldırma kararından sonra alınan 08/10/2024 tarihli bilirkişi heyeti kök raporunda, davacının tesisine uygun tasarlanan dava konusu ... ...-......katalog ürün değil, davacı taleplerine uygun olarak davacının davalı ile yaptığı sözleşmede belirtilen teknik özelliklerde imal edilen özel bir sistem olduğu, tesisin tek cins 0-5 mm aralığında yıkanmış kumu ürün olarak verdiği, bu sistemin tek cins kum üreten ... serisi makinelerden ... den daha fazla güç gereksinimine ihtiyaç duyan yüksek kapasiteli pompa ve siklona haiz olduğu ve daha yüksek ( saatte 100 ton) kum yıkama potansiyeline sahip olan iki geçişli bir tesis olduğu ve davacının kum yıkama tesisinin davalı ile yaptığı sözleşme kapsamındaki ... ...-..... olduğu tespit edilmiştir. 25/08/2025 tarihli ek raporda da, anılan tespitlere ek olarak davacının satın aldığı iki geçişli sistemin susuzlaştırma eleği kaynaklı olarak istenen kapasiteyi sağlayamadığı ve tesisin bu açıdan ayıplı olduğu, bu ayıbın zamanla farkedilebilecek gizli bir ayıp olduğu; makinanın susuzlaştırma eleğinin boyutlarının ve elek açıklık çapının arttırılması ile ayıbın giderilebileceği, makinede susuzlaştırma eleğinin1800 mm x 2400 mm boyutlarında ve poliüretan açıklık oranı büyük olanının konulması ve işçilik ile makinanın kapasitesinin 80-100 mtph değerine ulaşacağı anlaşıldığı, bu durumda davacının ödediği 110.000 Sterlin tutarın %10 u karşılığında 11.000 Sterlin bir nefaset kesinti olacağı kanaati bildirilmiştir.
Taraflar arasındaki sözleşmenin eki niteliğindeki... referans numaralı teklif formunda susuzlandırma eleğinin 1800*2400 mm ebadında olacağı belirtilmiş olmasına rağmen davacıya teslim edilen tesisin yıkama eleğinin 1200*2400 mm ebadında olduğu bilirkişi incelemesi ile tespit edilmiştir. Buna göre, söz konusu tesisten beklenen faydanın sağlanması mümkün değildir.
Satıcı, TTK'nın 23/1-c ve TBK'nın 219 vd. Maddeleri gereğince ayıptan dolayı sorumludur. Satıcının ayıba karşı tekeffül borcu, satılan şeyde satıcı tarafından zikir ve vaat edilen vasıfların bulunmamasından veya satılan şeyin değerini yahut akit gereğince ondan beklenen faydaları azaltan veya kaldıran noksanları bulunmasından satıcının sorumlu tutulmasını ifade eder.
Davalı tarafça süresinde ve usulüne uygun bir ayıp ihbarı yapılmadığını iddia etmiştir. TBK'nın 225. Maddesi, "Ağır kusurlu olan satıcı, satılandaki ayıbın kendisine süresinde bildirilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kısmen de olsa kurtulamaz.
Satıcılığı meslek edinmiş kişilerin bilmesi gereken ayıplar bakımından da aynı hüküm geçerlidir." şeklinde düzenlenmiştir. Davalı da taraflar arasındaki sözleşmeye konu tesisin satışını meslek edinmiş olup, tesis üzerindeki elek üzerinde de açıkça ... etiketinin bulunması ve ... tesisinin eleğinin ise 1200*2400 mm ebadında olması karşısında davalının ağır kusuru söz konusu olup, davalı satıcının ayıp ihbarının kendisine süresinde yapılmadığını ileri sürmesi mümkün değildir.
Davacının TBK'nın 227/1. maddesinin 2. Bendine göre satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme hakkı bulunmaktadır. Davacı zaten dava dilekçesinde fazla ödemenin iadesini talep etmiştir.
27/08/2018 tarihli bilirkişi raporunda 1800*2400 mm ebadında susuzlandırma eleğinin 13.850,00 Euro olduğu belirtilmiş ve 25/08/2025 tarihli bilirkişi heyeti ek raporunda ise, 11.000 Sterlin bir nefaset kesintisi yapılmasının uygun olacağı kanaati bildirilmiştir. Her iki raporda belirtilen tutarların dava tarihindeki kur üzerinden Türk Lirası karşılıkları nazara alındığında birbirine yakın oldukları nazara alındığında 25/08/2025 tarihli bilirkişi heyeti ek raporunda belirlenen 11.000 Sterlin nefaset kesintisi yapılmasının makul olduğu anlaşılmaktadır.
Davacı tarafça, mahkemece ıslah tarihindeki kur miktarı yerine dava tarihindeki kurun esas alınmasına itiraz edilmiştir. TBK'nın 99/3. Maddesi, ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu alacağının aynen veya vade ya da fiilî ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parası ile ödenmesini isteyebilir, şeklindedir. Anılan maddede alacaklıya tanınmış bu seçimlik hak yenilik doğurucu hak niteliğindedir. Yenilik doğurucu haklar ise, bir defa kullanılmakla tükenen, sona eren haklar olduğundan daha sonra seçimin değiştirilmesi mümkün değildir. Davacı, dava dilekçesinde alacağın Türk Lirası olarak ödenmesini talep ettiğine göre, dava tarihindeki rayiç üzerinden Türk Lirası üzerinden ödeme yapılmasını tercih ettiği anlaşılmaktadır. Davacının bu tercihinden dönmesi mümkün değildir. Bu durumda davacının, ıslah tarihindeki kur üzerinden ödeme yapılmasının talep hakkı bulunmamaktadır. Buna göre, ilk derece mahkemesince bilirkişi heyeti ek raporunda belirlenen indirim miktarına göre dava tarihindeki kur üzerinden davanın hükümde yazılı olduğu gibi kısmen kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Davacı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13/3. Maddesi uyarınca, davacı lehine 45.000,00 TL vekalet ücretine hükmedildiği dikkate alındığında, davalı lehine hükmedilebilecek vekalet ücreti 45.000,00 TL'yi geçemeyeceğini öne sürmüştür. Ancak eldeki dava tazminat davası olmayıp, ayıba karşı tekeffül hükümleri gereğince alıcıya TBK'nın 227/1. Maddesinde düzenlenen seçimlik haktan kaynaklı alacak davası olduğundan davacının söz konusu itirazı yerinde görülmemiştir.
HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekili ile davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurularının ayrı ayrı reddine karar vermek gerekmiştir.
KARAR : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 952,18 TL harcın, alınması gerekli olan 3.808,75 TL harçtan mahsubu ile bakiye 2.856,57 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
4-Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 21/05/2026