Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinde menfi tespit davası kapsamında tehdit ve polislik nüfuzuyla imzalatıldığı iddia edilen senede dayalı icra takibinin iptali talepli istinaf başvurusu inceleniyor.
Özet: Bu hukuki evrak, davacının, hakkında başlatılan icra takibine konu kambiyo senedinden dolayı borçlu olmadığını iddia ederek açtığı menfi tespit davasına ilişkin istinaf başvurusudur; davacı, senedi polis memurları tarafından tehdit ve cebirle imzaladığını, borcun gerçek olmadığını ve icra takibinin kötü niyetli olduğunu ileri sürerken, davalı ise senedin elden ve nakit olarak verilen para karşılığında düzenlendiğini, borcun geçerli olduğunu, davacının imzasını kabul ettiğini, senedin kayıtsız şartsız borç içerdiğini ve davanın görevsiz mahkemede açıldığını savunarak karşı tarafın iddialarını reddetmekte ve kendisi aleyhine açılan davanın kötü niyetli olduğunu belirtmektedir.

T.C. ADANA BAM 9. HUKUK DAİRESİ

T.C.
ADANA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/1466
KARAR NO : 2026/1675
KARAR TARİHİ : 17/06/2026
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 07/06/2023
NUMARASI : 2021/404 ESAS 2023/455 KARAR
DAVACI : ... -...- ...
VEKİLLERİ : Av. ....
DAVALI : ... -...- ...
VEKİLİ : Av. ....
DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit
İSTİNAF KARARININ
KARAR TARİHİ : 17/06/2026
KARAR YAZIM TARİHİ : 17/06/2026
.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/404 esas 2023/455 karar sayılı kararına karşı istinaf başvurusu üzerine dosya Dairemize gönderilmiş olmakla, dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ :
Davacı vekili, davalı tarafından, müvekkili aleyhine, .... İcra Müdürlüğü'nün 2021/4659 Esas sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibi başlatıldığını, ödeme emrinin müvekkiline tebliğ edildiğini, müvekkilinin takip konusu senet ile ilgili olarak hiçbir borcu bulunmadığı halde bu icra takibinin kesinleşmiş olmasından dolayı müvekkilinin mülkiyetinde bulunan taşınmazlar üzerine haciz şerhi konulduğunu, müvekkili aleyhine başlatılan icra takibinin haksız ve kötü niyetli olduğunu, müvekkilin imza ve yazı örnekleri alındıktan sonra söz konusu senet üzerine inceleme yapıldığını, müvekkilin sadece imza atmış olduğunu, senedin müvekkili dışında başka bir şahıs tarafından doldurulduğunu, müvekkilini tehdit ederek senedi zorla imzalatan ...'in kendisini kefil olarak gösterip, alacaklı kısmına da yine kendisi ile aynı birimde görev yapan ...'nın ismi yazıldığını, davalı ile dava dışı ...'in ... Müdürlüğü'nde birlikte polis olarak görev yaptığını, müvekkilinin ...'i soruşturma konusu olay nedeni tanıdığını, ... isimli şahsı ise tanımadığını, müvekkilinin tanımadığı gerçek bir kişiden 312.000,00.TL borç aldığını ve yine müvekkilinin tanımadığı birinin, müvekkiline 312.000,00.TL bir borç için kefil olduğunu düşünmenin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davalı ve ...'in sosyal ve ekonomik durumunun mahkemece araştırılmasını talep ettiğini, davalı ile ...'in söz konusu eylemleri sadece müvekkiline karşı işlemediğini, haricen edindikleri bilgilere göre bu şüpheliler'in ... isimli kişiye de aynı şekilde tehditle senet imzalattırıp icraya verdiklerini, ...'tan yaklaşık 100.000,00.TL tahsil ettiklerini belirterek müvekkili aleyhine başlatılan .... İcra Dairesi'nin 2021/4659 Esas sayılı icra takibinin iptaline, davaya konu senedin bedelinin müvekkilinden tahsil edildiği taktirde davaya istirdat davası olarak devam edilmesine, davalı-alacaklının haksız ve kötü niyetli icra takibi başlatmış olması nedeni ile davalı aleyhine davaya konu senedin %20 sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ :
Davalı vekili, müvekkilin elden ve nakit olarak teslim ettiği para karşılığında düzenlenen senedi imzalayan tarafların tacir olmadıklarını, Uyuşmazlığın TTK m.4 kapsamında girmediğinden davanın Asliye Hukuk Mahkemeleri nezdinde açılması gerektiğini, davacının borç miktarının hayatın olağan akışına uygun düşmeyecek miktarda fazla olduğunu ve uyuşmazlığa konu olan senedin polislik mesleğinin nüfuzunu kullanarak ikrah yolu ile imzalatıldığını iddia ettiğini, davacı tarafça sunulan iddialar, borcun yüksek miktarda olmasının hayatın olağan akışına uygun düşmeyeceği yönünde toplandığını, uyuşmazlığa konu olan senedin, kayıtsız şartsız borç ihtiva ettiğini, borcun sona erdiğinin ispat külfeti davacı üzerinde olduğunu, davacı tarafın uyuşmazlığa konu olan senede, davacı tarafından imza atıldığını kabul ettiğini, davacı tarafça sunulan olayın oluş şekline yönelik iddiaların gerçeği yansıtmadığını, müvekkilin polislik mesleğinin nüfuzunu kötüye kullanarak davacıya ikrah yoluyla senede imza attırıldığı iddia edilmişse de ... Müdürlüğü bünyesinde polis olarak çalışan müvekkilinin borcun verildiği gün sivil halde olduğunu, senedi kefil sıfatıyla imzalayan ... ifadesinde " akşama doğru saat 16:00-18:00 arası ... plakalı araçla ...'in yanına gittik. Aracı ... sürüyordu idi. İkimizde sivil idik" şeklinde beyanda bulunduğu, davacı tarafın müştereken ve müteselsilen kefil olan ...'in de alacaklı-davalı müvekkili ile beraber hareket ettiği iddiasında olduğunu, dava dışı senedi kefil sıfatıyla imzalayan ... ile davacı, senet metnine göre aynı tarafta olduklarını, Her ikisinin de müvekkiline karşı borçlu olduklarını, görevsiz mahkemede açılmış olan davanın usulden reddini, haksız ve hukuka aykırı olarak açılmış davanın esastan reddine, davanın açılmasında ve borcun ödenmemesinde tamamen kötüniyetli olan davacının İ.İ.K.m.72/4 uyarınca alacağın %20’ sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ :
Yerel mahkemece verilen karar ile; " ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2021/26107 soruşturma sayılı dosyası bu dosya kapsamında toplanan deliller, dosya kapsamında alınan 16.03.2022 tarihli bilirkişi raporu ve 29.11.2022 tarihli Adli Tıp Kurumu raporu nazara alınarak davacının ikrah ve senette tahrifat iddialarını ispatlayamadığına kanaat getirilmiştir. Davacı taraf yemin deliline da başvurmadığından davacının davasını ispatlayamadığına kanaat getirilerek davanın reddine" şeklinde karar verilmiştir.
DAVACI TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekili tarafından verilen istinaf dilekçesi ile; müvekkili sahte olarak hazırlanan bir senet bedelini ödemek zorunda bırakıldığını, müvekkili tarafından sadece 1.200,00.TL'lik senet imzalandığını, takibe konulan senedin imzalanan senet olup olmadığının kesin olmadığını, takibe konulan senet üzerindeki imzanın müvekkilinin imzasına benzemediğini, imza incelemesi ve mukayesesi yapılmayarak eksik inceleme ile verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın hukuka aykırı olduğunu belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını beyan etmiştir.
DELİLLER :
Taraf vekillerinin beyan ve dilekçeleri ve tüm dosya kapsamı.
GEREKÇE :
Dava, bonodan kaynaklanan menfi tespit istemine ilişkindir.
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, dava konusu bononun davalı tarafından müvekkiline baskı altında ve zorla imzalatıldığını, müvekkilinin aslında davalıya borçlu olmadığını belirterek müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiş olup, davalı vekili ise davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Neticede mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş olup, işbu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
İstinaf incelemesi, HMK'nun 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.
Kambiyo senedine dayalı menfi tespit davasında ispat yükü borçlu olmadığını iddia eden davacı tarafta olup, davacının iddiasını 6100 sayılı HMK'nın 201. maddesince yazılı belgelerle ispatlaması gerekmektedir.
Dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere göre kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, davacı tarafından dava konusu bononun baskı altında ve zorla alındığının ispatlanamadığı, nitekim savcılık soruşturma dosyasında takipsizlik kararı verildiği ve işbu kararın kesinleştiği, yine savcılık dosyasında alınan ATK raporu ve grafolog bilirkişi raporuna göre bonoda tahrifat yapılmadığının tespit edildiği, dava dilekçesi ve soruşturma dosyasındaki beyanlar nazara alındığında davacının dava konusu bonoyu bizzat imzaladığını beyan ettiği, bu sebeple imza itirazının da haksız olduğu, neticede inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere :
1)-6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,
2)-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 732,00.TL maktu istinaf karar harcından peşin alınan 269,85.TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 462,15.TL maktu istinaf karar harcının davacıdan alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA,
3)-6100 sayılı HMK'nın 326/1 maddesi gereğince istinaf eden davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerine BIRAKILMASINA,
4)-6100 sayılı HMK'nın 330. maddesi gereğince inceleme duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
5)-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının İlk Derece Mahkemesince İADESİNE,
6)-HMK'nın 359/4 maddesince karar tebliğ işlemlerinin Dairemiz tarafından YAPILMASINA,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 7036 sayılı Kanunun 7'nci maddesi yollamasıyla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 361'inci maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere 17/06/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
...
Başkan
...
¸e-imzalıdır
...
Üye
...
¸e-imzalıdır
...
Üye
...
¸e-imzalıdır
...
Katip
...
¸e-imzalıdır