Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinin, ticari ilişkiden doğan çekten kaynaklanan menfi tespit davasında borçlu olunmadığına dair istinaf başvurusu üzerine verdiği karar.
Özet: Menfi tespit davasında davacı, 150.000 TL bedelli bir çekten kaynaklanan borcun olmadığı, malların eksik teslim edildiği ve yapılan ödemelerle borcun kalmadığı iddia ederken, davalı çekin ödenmediğini ve ticari ilişkiden doğan borcun devam ettiğini savunmuştur; ilk derece mahkemesi ise bilirkişi raporu ve defter kayıtlarına göre davacının davalıya 31.737,44 TL borçlu olduğunu, mal teslimatına ilişkin iddiaların dayanaksız olduğunu tespit ederek davayı reddetmiş ve davalı lehine inkar tazminatına hükmetmiş olup, davacı istinafta bilirkişi raporunun hatalı değerlendirildiğini ve çekin tahsil durumunun eksik incelendiğini ileri sürmektedir.

T.C. ADANA BAM 9. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1492 - 2026/1708

T.C.
ADANA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/1492
KARAR NO : 2026/1708
KARAR TARİHİ : 19/06/2026
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN :
ÜYE :
ÜYE :
KATİP :
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 05/07/2023
NUMARASI : 2022/142 ESAS 2023/392 KARAR
DAVACI :
VEKİLİ : Av.
DAVALI :
VEKİLİ : Av.
DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARARININ
KARAR TARİHİ : 19/06/2026
KARAR YAZIM TARİHİ : 19/06/2026
.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/142 esas 2023/392 karar sayılı kararına karşı istinaf başvurusu üzerine dosya Dairemize gönderilmiş olmakla, dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ :
Davacı vekili, müvekkili şirket ile davalı arasında ticari ilişkinin bulunduğunu, müvekkilinin 08/09/2021 tarihinde ... çek numaralı 150.000,00.TL bedelli 30/01/2022 vade tarihli bir adet çeki davalı tarafa teslim ettiğini, verilen çekin keşidecinin ödememesi üzerine karşılıksız çıktığını, müvekkiline teslim edilmeyen malların düşümü ve müvekkili tarafından davalı şirkete verilen ödemeler neticesinde davalı şirkete borçlarının kalmadığını, müvekkili şirketin davalıdan mal almış olmasına rağmen davalının ürünlerini eksik teslim ettiğini, müvekkilinin cariye ilişkin sürekli ödeme yaptığını, davalı şirkete borcunun olmadığını belirterek davanın kabulüne, söz konusu çekten dolayı müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine, ihtiyati tedbir kararı verilerek icra dosyasında vezneye giren paranın davalı alacaklıya ödenmemesine, haksız ve kötü niyetli başlatılan icra takibinin durdurulmasına, müvekkili şirketler üzerindeki hacizlerin kaldırılmasına, %20'den az olmamak üzere tazminata hükmedilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ :
Davalı vekili, davacı ile davalı arasındaki ticari ilişkinin uzun süredir devam ettiğini, cari hesap karşılıklı olarak onaylanmadığı müddetçe geçerliliğinin bulunmadığını, icra takibine konu çekin ödendiğine dair herhangi bir evrak bulunmadığından davacının davasını ispatlayamadığını, davacının ürünlerin eksik teslim edildiği iddiasını ileri sürerken bir yandan da buna ilişkin ödeme yapıldığı iddiasının çelişkili olduğunu belirterek davanın reddine, ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ :
Yerel mahkemece verilen karar ile; davacının defterlerinin açılış ve kapanış onaylarının kanuni süresinde yapılmış olduğunu, 2021 yılı ticari defterlerin genel kabul görmüş muhasebe usul ve esaslarına göre tutulduğunu, 2022 yılı defterlerinin açılış tasdiklerinin yapıldığını, davacı şirketin 2021 yılı cari hesap ve yasal defter kayıtlarında; davalı tarafa satışların karşılığı toplam 261.737,44.TL tutarında faturaV.B. Borç kaydedildiğini, 230.000,00.TL ... çeki ve dava konusu çek ile ödemelerin gerçekleştiğini, 31/12/2021 tarih 200 yevmiye no ile davacının 31.737,44.TL borç bakiyesi ile kapatıldığını, davacı ile davalı arasında mal ve hizmet tedariki amacıyla yapılan faturaya davalı ticari ve cari hesap ilişkisinin bulunduğunu, ticari ilişkinden kaynaklı faturaların ödeme aracı olan dava konusu çekin defterlerde kayıt altına alındığını, davalının 2021 yılı defterlerinde 31.737,44.TL alacağı olduğunun, tespit edildiği, uyuşmazlıkta malın teslim edildiğine dair ispat yükünün davalıda, ödeme yapıldığına ilişkin ispat yükünün ise davacıda bulunduğu, davacı tarafından düzenlenen tüm faturaların davacı tarafından vergi dairesine bildirildiği, ve bu faturalara davacı tarafından itiraz edildiğine dair bir bilgi ve belgenin dosya arasında bulunmadığı, bu haliyle davacının malları teslim almadığı eksik aldığı iddiasının yersiz olduğu, bilirkişi raporunun usule ve denetime uygun bulunarak hükme esas alındığı, davacının davalıya 31.737,44.TL borcunun bulunduğu davalının davacıdan alacağının bulunduğu, kanaatine varılarak davanın reddine, davacının talebi üzerine icra veznesine yatırılan paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde tedbir kararı verildiği , davalı tarafın alacağına geç kavuştuğu gözetilerek, davacı aleyhine %20 oranında hesaplanan inkar tazminatına hükmedilmiştir.
DAVACI TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekili tarafından verilen istinaf dilekçesi ile; ilk derece mahkemesi bilirkişi raporunu yanlış değerlendirdiğini, müvekkilinin davalıya borcu olduğu yönünden değerlendirdiğini, davalı tarafa müvekkilinin borcunun olmadığı bilirkişi raporunda sabit olduğunu, dava dosyasına sunmuş oldukları çek örnekleri bankalardan istendiğini, davalının teslim almış olduğu çekin tahsil edilip edilmediğinin sorulmadığını belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını beyan etmiştir.
DELİLLER :
Taraf vekillerinin beyan ve dilekçeleri, bilirkişi raporu, ve tüm dosya kapsamı.
GEREKÇE :
Dava, çeke dayanan menfi tespit istemine ilişkindir.
Davacı tarafından, davalıdan mal alım karşığılı 150.000,00.TL bedelli çeki keşide ederek verdiği, ancak davalının talep edilen malların eksik teslim edildiği ve cari hesaptan ödemeler yapıldığı, bunlar sonucu dava konusu çekin bedelsiz kaldığı iddia edilerek, davalıya, dava konusu çek nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi talep edilmiş, davalı ise, çekin sebepten mücerret olduğunu, malların teslim edildiğini, cari hesabın karşılıklı onaylanmadığı sürece geçerliliği bulunmadığını, davanın reddi gerektiğini savunmuş, mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
İstinaf incelemesi HMK'nun 355.maddesi gereğince ileri sürülen istinaf sebepleri ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılmıştır.
Menfî tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer; fakat, davacıya (borçluya) düştüğü hâller de vardır:
Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukuki ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukuki ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü, hukuki ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (HMK m. 190; MK m.6).Fakat, alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru, s:143). (HGK'nın 16/04/2019 tarih ve 2017/19-832 Esas, 2019/459 Karar)
6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 207. Maddesinde; "Satış sözleşmesi, satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmedir. Sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir âdet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler." düzenlemesine yer verilmiştir.
Çek bir ödeme vasıtası olup, kural olarak mevcut bir borcun tasfiyesine yönelik olarak verildiğinin kabulü gerekir. BK'nun 207. maddesi uyarınca aslolan peşin satış olup, peşin satışta malın ve bedelinin aynı anda verildiği kabul edilmektedir.
Somut olayda, davacı tarafından, belirtilen ilke ve yasal karinenin aksinin iddia edilip, verilen çek karşılığında kendisine malın eksik teslim edildiği, başka bir anlatımla çekin avans karşılığı verilip bedelsiz kaldığı ileri sürüldüğünden, bu iddianın usulüne uygun delillerle kanıtlaması gerektiği, TBK'nun 207/2. maddesi gereğince, satış sözleşmelerinde sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir âdet bulunmadıkça, satıcı ve alıcının borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlü oldukları, bu çerçevede çekin ödeme vasıtası olması nedeniyle avans olarak verildiğinin, davacı tarafça 6100 sayılı HMK'nun 200. maddesindeki ispat kuralları uyarınca ispat edilmesi gerektiği, taraflar arasında alım satıma ilişkin yazılı bir sözleşme bulunmadığı, aslolan peşin satış olup, peşin satışta malın ve bedelinin aynı anda verildiğinin kabulü gerektiği, çekin ödeme vasıtası olması sebebiyle, avans olarak verildiğinin ve mal teslimi yapılmadığının veya eksik yapıldığının davacı tarafından HMK'nun 200. Maddesindeki ispat kuralları uyarınca ispatı açısından herhangi bir yazılı delil sunulmadığı, buna göre davacının malları teslim aldığının kabulü gerektiği, davalı tarafından düzenlenen tüm faturaların da davacıya ait ticari defterlerde kayıtlı olduğu, davacının çek karşılığında malların eksik teslim edildiği ve çek bedelinin ödendiği iddiasını ispatlayamadığı, bu nedenle, mahkemece davanın reddine karar verilmiş olmasının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiş, buna dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere :
1)-6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,
2)-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 732,00.TL maktu istinaf karar harcından peşin alınan 269,85.TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 462,15.TL maktu istinaf karar harcının davacıdan alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA,
3)-6100 sayılı HMK'nın 326/1 maddesi gereğince istinaf eden davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerine BIRAKILMASINA,
4)-6100 sayılı HMK'nın 330. maddesi gereğince inceleme duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
5)-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının İlk Derece Mahkemesince İADESİNE,
6)-HMK'nın 359/4 maddesince karar tebliğ işlemlerinin Dairemiz tarafından YAPILMASINA,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 7036 sayılı Kanunun 7'nci maddesi yollamasıyla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 361'inci maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere 19/06/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Katip
e-imzalıdır