İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesinde ticari satım ve hizmetten doğan ödenmemiş faturaların tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vuku bulan itirazın iptali davası.
Özet: Davacı, davalıya sağladığı dijital baskı, folyo ve kumaş baskı ürünlerinin bedeli olan 125.110,30 TL alacağının ödenmemesi üzerine başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptalini ve icra inkar tazminatı talep etmiş; davalının davaya cevap vermemesi, bilirkişi raporunun davacının yasal defter kayıtları, davalı tarafından kabul edilen e-faturalar, BA-BS formları ve ürünlerin teslim edildiğini doğrulaması sonucunda, davacının alacağının haklılığı sabit görülerek itirazın iptali talebinin kabul edilmesi gerektiği anlaşılmıştır.

T.C.
İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/920 EsasKARAR NO : 2026/530DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)DAVA TARİHİ : 11/12/2025KARAR TARİHİ : 15/06/2026Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı Vekilinin Mahkememize Tevzi Edilen Dava Dilekçesinde Özetle; Müvekkili ile davalı arasında ticari ilişki bulunduğunu, müvekkilinin davalıya talepleri doğrultusunda; dijital baskı, folyo, kumaş baskı vb. Ürünler ürettiğini ve akabinde fatura düzenlediğini, faturaların e-fatura olarak tebliğ edildiğini, davalının işbu fatura bedellerini ödememesi üzerine İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... sayılı dosyası ile 125.110,30-TL alacaklarının tahsili amacıyla takip başlattıklarını ancak davalının haksız itirazı ile takibin durdurulduğunu iddia ederek; davanın kabulü ile itirazın iptalini, davalının %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya bırakılmasını talep ve dava etmiştir.Davalıya usulüne uygun tebligat yapılmış olup, davalı davaya cevap vermeyerek HMK'nın 128. maddesi uyarınca tüm iddiaları inkar etmiş sayılmıştır. İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Sayılı İcra Dosyasının İncelemesinde; alacaklı tarafından borçlu aleyhine 125.110,13-TL borcun ödenmesi amacıyla 07/04/2025 tarihinde icra takibi başlatıldığı, borçluya çıkartılan ödeme emrinin 13/04/2025 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun 15/04/2025 tarihinde icra takibine itiraz ettiği, takibin durdurulmasına karar verildiği, davanın İcra İflas Kanunu'nun (İİK) 67. maddesinde düzenlenen bir yıllık hakdüşürücü süre içinde açıldığı görülmüştür.Mali Müşavir Bilirkişinin 22/05/2026 Tarihli Raporunda Özetle; "Davacı tarafından incelemeye ibraz edilen 2024-2025 yılına ait yasal defterlere ilişkin tasdikle ilgili yükümlülüklerin yasal süresinde yerine getirildiği ve kendi lehine delil olma özelliğine sahip olduğu, davalı tarafça yasal defter ve dayanak belgeler incelemeye ibraz edilmediğinden dava konusu olaylar yönünden davalı tarafa ait yasal defterler üzerinde inceleme yapılamadığı, davacı tarafından düzenlenen ticari e-faturaların davalı tarafça kabul edilmiş olması, ayrıca dava konusu faturalar ile faturaların muhteviyatını oluşturan ürünlere ilişkin davalı tarafça yapılmış herhangi bir itiraz, iade bulunduğuna dair dosya kapsamında bilgi ve belgeye rastlanılmaması birlikte değerlendirildiğinde; elektronik belge sistemleri bakımından teslim ve tebliğ süreçlerinin tamamlandığı, alacak konusu faturalar ile fatura muhteviyatı ürünlerin davalı tarafa teslim edildiğinin kabul edilmesi gerektiği, alacak konusu faturaların davacı tarafından ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davacının yasal defter kayıtlarını yansıtan cari hesap ekstresinden de anlaşılacağı üzere taraflar arasında bir ticari ilişkinin mevcut olduğu, tarafların bildirimlerin birbirini doğruladığı, dava dosyasında mevcut alacak konusu faturaların GİB tarafından davacı ve davalı şirkete ait Ba-Bs Formlarında bildirildiği, davacının ticari defterlerine göre davacının davalıdan 125.110,30-TL alacaklı olduğu, davacı tarafın inkâr tazminatı taleplerinin takdirinin Sayın Mahkemeye ait olduğu" görüş ve kanaatine varılmıştır.DELİLLER:-İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... sayılı icra dosyası-Davacı vekili tarafından sunulan muavin defter-...Vergi Dairesi Müdürlüğü'nden gelen davacıya ait BA/BS formlarını içerir müzekkere cevabı-...Vergi Dairesi Müdürlüğü'nden gelen davalıya ait BA/BS formlarını içerir müzekkere cevabı-Tarafların beyan ve dilekçeleri-Davacı yana ait ticari defter ve kayıtlar-Bilirkişi raporu-Arabuluculuk son tutanağı-Tüm dosya kapsamıDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇEDava, hizmet temini/satıma dayalı ticari ilişkide faturadan kaynaklanan alacak için başlatılan takipte itirazın iptali istemine ilişkindir.Davacı, müvekkilince davalı yana teslim edilen ürünlerin fatura bedellerinin ödenmemesinden bahisle itirazın iptalini talep ederken, davalının cevap dilekçesi sunmayarak tüm iddiaları inkar etmiş sayıldığı anlaşılmıştır.Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre fatura emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır (229. md.). Fatura malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami "yedi gün" içinde düzenlenir. Bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturalar hiç düzenlenmemiş sayılır (231/5. Md.). 6102 sayılı TTK'da da fatura konusunda hükümler vardır. Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir.” (6102 Sayılı TTK 21/1) Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2).Faturanın onu teslim alan kişiyi borç altına sokabilmesi için taraflar arasında borç doğurucu bir ilişkinin varlığı ve faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Borç münasebeti olmaksızın düzenlenen ve muhatap tarafından her nasılsa teslim alınan faturaya sekiz günde itiraz edilmemiş olması onu borç altına sokmaz. Ancak TTK'nın 21/2. maddesi uyarınca, faturalara 8 gün içerisinde itiraz edilmediği takdirde faturadaki gösterilen bu bedeli kabul edilmiş sayılır.Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya PTT aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur.Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir.Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir.Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı HMK’nın 222. Maddesi ile mahkemenin ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebileceğine karar verilmiştir. Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır” düzenlemesi yer almaktadır.Ticari davalarda, yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK'nın 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin diğer tarafın defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır.Yasal dayanakları ortaya konularak yapılan bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde; faturaya dayalı alacak kapsamında tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiş, davacı yan defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, defterlerin kendi içerisinde tutarlı olup lehe delil niteliğini haiz olduğu, sistem üzerinden düzenlenen faturaların davalı yanın bilgisi dahilinde olduğu, süresinde itiraz veya iade görmediği, tarafların ba/bs bildirimlerinin birbirini doğruladığı, ticari ilişki kapsamında kısmen ve dönemsel ödemelerin de bulunduğu, davalının mazeretsiz olarak ticari defterlerini ibraz etmemesi ile davacının HMK'nın 222/2. maddesine uygun tuttuğu defterlerdeki kayıtların kendi lehine delil olarak kabul edilmesinin engellenemeyeceği, davalının engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılacağı, davacının defterlerine göre takip tarihi itibariyle takipteki asıl alacak miktarı kadar alacaklı olduğu, bu kayıtlara itibar edilerek alacağın varlığı ve miktarının ispatlandığının kabulü gerektiği anlaşılmış, davanın kabulüne ve takipteki asıl alacağa ilişkin itirazın iptali gerekmiştir.İcra İnkar Tazminatı Yönünden; Dava konusu alacağın önceden belirlenebilirlik, bilinebilirlik, hesap edilebilirlik vasfı ve dolayısıyla likit alacak niteliği taşıdığı, bu haliyle İİK'nın 67. maddesindeki koşullar gerçekleştiği görülmekle, davacının icra inkar tazminatı kabulü ile, alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Ayrıntılı Açıklandığı Üzere;1-Davanın KABULÜ ile; İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takip dosyasına davalı borçlu tarafından yöneltilen itirazın iptali ile, takibin ödeme emrindeki kayıt ve şartlarla aynen devamına, takipten sonra asıl alacağa, takipteki oranı aşmamak kaydıyla avans faizi uygulanmasına,2-Alacak niteliği itibari ile likit ve belirlenebilir olduğundan %20 oranında hesaplanan icra inkar tazminatı 25.022,06 -TL'nın davalıdan alınarak davacıya ödenmesine3-Alınması gereken 8.546,28-TL karar ve ilam harcından 1.511,03-TL peşin harcın düşümü ile eksik kalan 7.035,25-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,4-Davacı tarafından yatırılan 615,40-TL başvuru harcı ve 1.511,03-TL peşin harç olmak üzere toplam 2.126,43-TL harç bedelinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,5-Davacı tarafından yapılan toplam 7.105,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,6-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,7-6325 sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca Hazine tarafından karşılanan zorunlu arabuluculuk gideri olan 4.600,00-TL'nin davalıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına,8-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen ilgilisine iadesine,Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere verilen karar alenen okunup usulen anlatıldı. 15/06/2026 Katip Hakim e-imza e-imza