Antalya Bölge Adliye Mahkemesi, catering hizmetinden kaynaklanan fatura alacağına yönelik itirazın iptali davasında davalı itirazının haksızlığı ve icra inkar tazminatı oranına dair ilk derece mahkemesi kararını onadı.
Özet: Bu hukuki evrak, bir catering şirketinin ödenmeyen hizmet bedelleri için başlattığı ilamsız takibe yapılan itirazın iptali davasında, ilk derece mahkemesinin alacağın varlığını ve davalının itirazının haksızlığını kabul ederek %20 icra inkar tazminatına hükmetmesi sonrası, hem davacı tarafın tazminat oranının artırılması talebini hem de davalı tarafın davanın reddi talebini içeren istinaf başvurularını değerlendiren Bölge Adliye Mahkemesinin, ilk derece mahkemesi kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığına ilişkin tespitini ele almaktadır.

T.C.
ANTALYABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ16. HUKUK DAİRESİKARAR TARİHİ:08/06/2026T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ:ANTALYA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİKARAR TARİHİ:15/03/2023DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:08/06/2026İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.Üye hakimin görüşü değerlendirildi.GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, vekil eden şirketin catring işi ile iştigal ettiğini, davalı tarafla kahvaltı ve yemek ihtiyaçlarının giderilesi amacıyla sözleşme yapıldığını, davalının 2021 yılı Nisan ayı ortalarından Mayıs 2022 yılına kadar hizmet alımının devam ettiğini, davaya konu faturaların ise 31.03.2022 tarihine kadar doğan bakiye fatura alacağına ilişkin olduğunu, takibe konu kısım yönünden taraflar arasında bir ihtilaf bulunmadığını, taraflar arasındaki ihtilafın 31 Mart 2022 tarihinden sonraki faturalara ilişkin olduğunu, davanın kabulünü, itirazın iptalini, %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı vekili, taraflar arasında yazılı ve imzalı bir sözleşme bulunmadığını, alacağın muaccel olmadığını, faturanın bir sözleşme olmadığını, sözleşmenin varlığı kabul edilse dahi faturaların sözleşmeye uygun olduğunu ve teslim edildiğinin ispat külfetinin davacıda olduğunu, davanın reddine, %20 oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "Takibe konu alacağın 2021 yılı Nisan ayından itibaren 31 Mart 2022 tarihine kadar süre gelen hizmet sözleşmesinden kaynaklı fatura ve cari hesap alacağı olduğu dosya kapsamından sabittir. Alınan 28.12.2022 tarihli bilirkişi raporu denetime açık mevzuata uygun olmakla hükme esas alınmıştır. Buna göre davacının takibe konu alacağını oluşturan faturaların taraf defterlerinde kayıtlı olduğu ve yine takibe konu alacağın her iki tarafın defterinde de kayıtlı olduğu tespit edilmiştir. Buna göre artık hizmetin verilmediğine veya sözleşmeye aykırı bedel ile fatura kesildiğini ispat külfeti emsal Yargıtay 19 Hukuk Dairesinin ... esas sayılı ilamında belirtildiği üzere somut olayda davalı üzerindedir. Davalı ise iddiasını kesin deliller ile ispatlayamamış olup davalıya 3. celse yemin delili hatırlatılmış, fakat yemin deliline dayanılmayacağı beyan edilmiştir. Açıklanan gerekçeler ile davanın hüküm fıkrasında belirtildiği şekilde kabulüne, yine alacak likit, davalı icra takibine itirazında haksız olduğundan alacağın %20 si oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesi"şeklinde karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davacı vekili ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece icra inkâr tazminatının %20 oranında belirlenmesinin hukuka uygun olmadığını, kanundaki %20 oranının asgari oran olduğunu, mahkemenin Türk Lirasının takip tarihi ile karar tarihi arasında uğradığı ciddi değer kaybını dikkate alması gerektiğini, bu nedenle daha yüksek oranda, özellikle %50 oranında icra inkâr tazminatına hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; faturaların sözleşme yerine geçmeyeceğini, faturaların ticari defterlere kaydedilmiş olmasının veya süresinde itiraza uğramamış bulunmasının fatura konusu hizmetin verildiğini ispata yeterli olmadığını, ispat yükünün davacı üzerinde bulunduğunu, dosyaya sunulan sözleşmede belirtilen birim fiyatlar ile bazı faturalardaki fiyatların farklı olduğunu, davacının sözleşmeye uygun hizmet verdiğini ve faturaları sözleşmeye uygun düzenlediğini ispatlayamadığını, alacağın likit olmadığını, bu nedenle icra inkâr tazminatına hükmedilmesinin de hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.Mahkemece, yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, hükme esas alınan bilirkişi raporunun bilimsel verilere, dosya kapsamına ve tarafların ticari kayıtlarına uygun şekilde düzenlenmiş olup, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmasına, takibe konu edilen açık hesap alacağını oluşturan faturaların hem davacı hem de davalı ticari defterlerinde kayıtlı olmasına, alacağın likit olması sebebiyle icra inkâr tazminatına hükmedilmesinin de isabetli olmasına, icra inkar tazminatında esas alınan asgari %20 oranın da yerinde olmasına, somut olayın özelliklerine göre bunun üzerinde bir orana hükmedilebilmesini haklı gösterecek herhangi özel bir durumun bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Taraf vekillerinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 732,00 TL maktu istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 552,10 TL istinaf karar harcının davacı taraftan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA, 3-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 21.174,13 TL nispi istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 5.293,54 TL harcın mahsubu ile bakiye 15.880,59 TL istinaf karar harcının davalı taraftan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA, 4-Tarafların istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 5-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE, 6-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,7-Kararın Dairemiz tarafından taraflara TEBLİĞİNE, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-1 bendi gereğince aynı kanunun 361/1 maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren İKİ HAFTALIK süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere karar verildi....