İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin, usulsüz çağrı, sahte imza ve mali külfetler gerekçesiyle kooperatif genel kurul kararlarının iptali ile yokluğunun tespiti istemli davaya ilişkin istinaf kararı.
Özet: Bu hukuki evrak, davacının, davalı kooperatifin 30.06.2013 tarihli genel kurul kararlarının, usulsüz çağrı, ortak sayısındaki yanlışlıklar, sahte imza kullanımı, imar mevzuatına aykırı yapısal dönüşümler ve tapu alınamayacağı bilinen durumlar için para toplanması gibi nedenlerle mutlak butlanla geçersiz olduğunu veya yok hükmünde olduğunu ileri sürerek iptalini talep ettiği; davalının ise toplantı ve karar nisaplarının uygun olduğunu, iddiaların asılsız olduğunu savunduğu bir davayı ele alırken, ilk derece mahkemesinin çağrıdaki usulsüzlüklere ve ibra oylamalarındaki vekalet ve üçüncü kişi katılımına rağmen, genel kurul kararlarının alınması için gerekli toplantı ve karar nisaplarının sağlandığını tespit eden değerlendirmesini sunmaktadır.

T.C.
İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ17. HUKUK DAİRESİDOSYA NO:2022/1102 EsasKARAR NO:2026/859T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret MahkemesiTARİHİ:09/03/2022NUMARASI:2019/123 Esas, 2022/190 KararDAVA:Kooperatif (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) KARAR TARİHİ:11/06/20266100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı dava dilekçesi ile; davalı kooperatifin usulüne uygun olmayan çağrı ve gündem ile 30.06.2013 tarihli genel kurulunun yapıldığını, genel kurulda ortak sayısının 175 olarak belirtildiğini, ancak bu durumun gerçeği yansıtmadığını, ... isimli ortak B Blok 15 nolu daire için gösterilmişse de, böyle bir bağımsız bölüm bulunmadığını, hazirun listesi ve vekaleten imza kullananların vekaletleri incelendiğinde kendisi yerine dahi sahte imza ile toplantıya katılınıp oy kullanıldığının ortaya çıkacağını, kat irtifakı ve mülkiyet tapularının alınamayacağı bilinmesine rağmen tapu bedeli altında üyelerden para toplanmasına karar verildiğini, genel kurul tutanağının 4. maddesinin son paragrafında L blok ve G blokların güçlendirilmesinin başkan tarafından yaptırıldığı belirtilmişse de herhangi bir güçlendirme işlemi yapılmadığını, yapılan işlemin söz konusu blokların altında bulunan sığınak alanların hukuka aykırı şekilde daireye çevrilmesi işlemi olduğunu, imar mevzuatına aykırı kooperatif yapılarında tapu dağıtımı mümkün olmamasına rağmen, tapu dağıtım şartı ile tasfiye kararı alındığını, kooperatifin ortak sayısının 173 olduğu kabul edilse dahi ortaklara ek mali külfet getiren kararların 3/4 çoğunluk ile alınmadığını, kooperatifin mali kayıtları ile ilgili olarak yasanın düzenlediği hiçbir gerekliliğin yerine getirilmemesi nedeniyle alınan ibra kararının da yoklukla malul olduğunu, bu nedenle alınan ibra ve buna bağlı olarak yapılan yeni seçimlerin hukuken geçersiz olduğunu, bu nedenle tasfiye sürecinde yapılan 03.05.2015, 19.06.2016 ve 21.01.2018 tarihli genel kurulun yoklukla malul olduğunu ileri sürerek 30.06.2013 tarihli genel kurul kararlarının mutlak butlanla batıl olduğunun tespitine, sonraki 03.05.2015, 19.06.2016 ve 21.01.2018 tarihli genel kurullarında yok hükmünde olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davacı ön inceleme duruşmasında; 30.06.2013 tarihli genel kurul kararlarının batıl olduğunun tespitini talep ettiğini, dava dilekçesinde diğer tarihlerin sehven yazıldığını beyan etmiştir.CEVA P Davalı kooperatif vekili cevabında; davacının iddialarının genel kurul kararlarının butlanı değil, iptali niteliğinde olduğunu, davacının usulsüzlük iddialarını ispatlaması gerektiğini, ...'in kooperatif ortağı olmayıp arsa sahibinden yer aldığını, sehven hazirun listesine eklenen şahsın oy kullanmadığını, üye isimleri farklı olarak mükerrer yazılan J5 dairesinden dolayı üye gözüken iki kişinin de oy kullanmadığını, genel kurul toplantısına çağrının usulüne uygun yapıldığını ve toplantı ve karar nisabına uygun kararlar alındığını, genel kurulun 7. maddesinde tapu, belediye ve diğer harçlar için her ortağa aynı ücret belirlenmeyerek her dairenin m²'si üzerinden ödeme yapılmasına karar verildiğini, kat irtifakı kurulmamış yapıda kapıcı dairesi yada sığınak olduğu iddiasının yersiz olduğunu, genel kurulda kapıcı dairesi veya sığınak olan yerlerin daireye çevrilip satılarak yükleniciye borcun ödenmesi hususunda karar alındığını, yapılan ödeme ile de yüklenicinin başlattığı takipteki hacizlerin kaldırıldığını, kooperatifin 18.11.2018 tarihli genel kurulda tasfiye halinden çıktığını, davacının delil olarak gösterdiği diğer genel kurullar hakkında açılan dava dosyalarının bu dava ile ilgisi olmadığını, davacının kötü niyetli dava açtığını savunarak davanın reddine ve davacının disiplin para cezasına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; genel kurula davetin iadeli taahhütlü mektupla yapılmaması ya da mektupların tebliğ edildiğinin ortaya konamamasının tek başına yokluk sebebi sayılmadığı, genel kurul tarihinde kooperatif üye sayısı 173 olup, toplantı nisabının 44 olduğu, ancak kooperatifin 82 ortağın katılımı ile toplandığı, çağrı usulsüz olsa dahi toplantı nisabı üzerinde ortağın katılımı ile karar alındığından, çağrıda usulsüzlük ile genel kurul kararların yoklukla malul olmayacağı, yönetim ve denetim kurulu üyelerinin kendi ibralarında asalaten ve vekaleten oy kullandığı, ayrıca bir kişinin kooperatif üyesi veya üyenin 1. dereceden akrabası olmadığı halde oylamalara katıldığı, bu durumda ibra kararları yokluk, 3. kişinin katıldığı kararların ise iptal edilebilirlik kapsamına gireceği,ancak bu kişilerin kullandıkları oyların toplantı ve karar nisabından düşülse dahi yapı kooperatiflerinde aranan toplantı ve karar nisaplarının ilgili kararları almak için yeterli olduğu, ortakların kişisel sorumluluklarının, ağırlaştırılması ve ek ödeme yükümlülükleri getirilmesi hakkında alınacak kararlar için de, bütün ortakların 3/4 ünün rızasının gerekli olduğu, yapı kooperatiflerinde inşaatın tamamlanması için istenen taksitler veya ara ödemeler ek ödeme yükümü olarak değerlendirilmediğinden, bu gibi kararların alınması için ¾ değil, normal karar yetersayısının arandığı, dava konusu olaya bakıldığında arsa sahiplerine ödenecek için ortaklara 2.000 TL borç çıkartılmasının, yapı kooperatifleri açısından ek yükümlülük olarak değerlendirilemeyeceği ve özel nisabın aranmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.İSTİNAF NEDENLER Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; genel kurula çağrının iadeli taahhütlü mektupla yapılması zorunluluğunun yerine getirilmediğini; kooperatifin ortakların pay defterlerini tutmadığını, ortaklar pay defteri tutulmadığından kooperatif ortağı olmayan kimselerin toplantıya alındığını, müvekkili genel kurula katılmamasına rağmen, toplantıya katılmış gibi gösterildiğini, hazirun listesindeki imzanın müvekkiline ait olmadığı ile ilgili inceleme yapılmadığını, sahtecilik iddiası ile ilgili inceleme yapılmadan karar verilmesinin hatalı olduğunu, ortakların genel kurula katılma ve oy kullanma haklarının önüne geçildiğini, bilgi ve denetim haklarının kısıtlandığını, bilirkişi raporunda ... ve ... isimli kimselerin kooperatif ortağı olmamasına rağmen listeye eklendikleri, ... isimli kişinin kooperatif ortağı olmamasına rağmen genel kurul toplantısına ve oylamalara katıldığı ve başkaca birçok usulsüzlük tespit edildiğini; mali tablo dipnotlarının tutulmadığını ve ortakların bilgi ve denetimine sunulmadığını, bu durumun ibra kararlarının yokluğu nedeni olduğunu, bu hususun görmezden gelindiğini; arsa sahibine yapılacak ödemenin inşaatın tamamlanması ile ilgisi olmadığını, kooperatif yapıları mevzuata aykırı olduğundan hiçbir şekilde kat mülkiyeti veya kat irtifakı kurulamayacağını, arsa sahibine olan borcun inşaatın tamamlanması ile ilgili olmayıp ancak bilanço açığı olarak değerlendirilebileceğini; genel kurula çağrının usulüne uygun yapılmaması, toplantı belgeleri ve hazirun listesinde sahtecilik yapılması, ortaklar pay defterinin bulunmaması, kimlerin ortak olduğunun dahi tespitinin mümkün olmaması karşısında ortak olmayan kimselerin toplantıya katılması, oy kullanması, yöneticilerin kendi lehlerine oy kullanmaları, başka ortakları vekaletle temsil etmeleri, vekaletname asıllarının bulunmayışı, vekaletnamelerin eş veya akrabalık derecesi bakımından uygun olup olmadığının bilinmemesi, mali tabloların dipnot ayrıntılarının incelemeye sunulmaması, ek ödeme yükümlülüklerinin oluşturulması, yeter sayı olmaksızın karar alınması gibi pek çok kanuna aykırılık yapıldığını; bunun yanında genel kurul kararlarının hem imkansız hem de ahlak ve iyiniyet kurallarına aykırı olduğunu, kooperatif yöneticisi ve arsa sahibi ...'in kendisini alacaklı kooperatifi borçlu konuma getirdiğini, yapıların mevzuata aykırı olduğunun müteahhitlik yapan yönetici ... tarafından bilinmemesinin mümkün olmadığını, kooperatif genel kurulunda alınan kararların kooperatifin amacına ulaşması mümkün olmaması sebebiyle imkansız olduğunu, genel kurul kararlarının kanunun emredici kurallarına, genel ahlak ve iyiniyet kurallarına aykırı olduğu gibi ayrıca imkansız olduğunu belirterek kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRME Dava, 30.06.2013 tarihli genel kurul kararlarının mutlak butlanla batıl olduğunun tespiti istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesinde alınan 31.03.2021 tarihli raporda; kooperatifin tüm ortaklarına ana sözleşmeye uygun çağrı yaptığı, hazirun listesine kooperatif üyesi olmayan ... ve ...'in eklendiği, ortak... adına vekaleten oy kullanan ...'ın oy kullanmak için ana sözleşmede belirtilen şartları taşıdığına dair belgelerin mevcut olmadığı, yönetim ve denetim kurulu üyelerinin kendi ibralarında oy kullandığı, bloklardaki güçlendirme masraflarının genel kurul kararına bağlı olmadan yapıldığı ve kooperatifin muhasebe kayıtlarına yansıtılıp yansıtılmadığının açık olmadığı, yapılar mevzuata aykırı olması rağmen, ortaklardan tapu bedeli olarak para alınmasına karar verildiği belirtilmiştir. 16.01.2022 tarihli raporda; genel kurulda yönetim ve denetim kurulu üyelerinin kendi ibralarında asaleten ve vekaleten oy kullandıkları, ayrıca bir kişinin kooperatif üyesi veya üyenin 1 dereceden akrabası olmadığı halde oylamalara katıldığı, arsa sahibine ödenecek borç için ortaklara 2.000,00 TL borç çıkartılmasının ek yükümlülük olarak değerlendirilemeyeceği belirtilmiştir.Mahkemece; alınan kararların yokluk veya butlanla geçersizliğine neden olacak sebep bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekili hükmü istinaf etmiştir.İstinaf konusu edilen uyuşmazlık, 30.06.2013 tarihli genel kurul kararlarının yoklukla veya mutlak butlanla batıl olup olmadığının tespitine ilişkindir.1-Davacı vekili genel kurula çağrının iadeli taahhütlü mektupla yapılması zorunluluğunun yerine getirilmediğini belirterek hükmü istinaf etmiştir.Genel kurul toplantısına çağrılması gereken ortakların çağrılmaması ve gelmemeleri halinde, toplantı ve karar nisabını etkiliyorsa bu durum, kararın yok sayılmasını gerektirir. Bu nitelikteki kararların yokluğunun tespiti davası açabilmek için kararlara muhalif olmak gerekmediği gibi, açılacak dava da herhangi bir süreye tabi değildir (Yargıtay 23. HD'nin 2015/4093 Esas, 2016/1678 Karar sayılı kararı). Somut olayda davacı genel kurul toplantısı için usulüne uygun çağrı yapılmadığını belirterek alınan kararların geçersiz olduğunu ileri sürmüşse de, genel kurul tarihinde kooperatif üye sayısı 173 olup, toplantı nisabının 44 olduğu, ancak kooperatifin 82 ortağın katılımı ile toplandığı, çağrının usulsüz olduğu kabul edilse dahi toplantı ve karar nisabını etkilemediği anlaşıldığından genel kurul kararının geçersizliğini gerektiren neden bulunmamaktadır. Bu nedenle davacı vekilinin bu yöndeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.2-Davacı vekili, sahte imza ile, ayrıca ortak olmayanların oylamaya katıldığını ve yönetim ve denetim kurulu üyelerinin kendi ibralarında oy kullandığını belirterek hükmü istinaf etmiştir. Kooperatifler Yasası'nın 53. madde hükmü uyarınca, genel kurul toplantısına katılmaya yetkili olmayan kimselerin karara katılmış bulunmaları halinde alınan kararların yasaya, anasözleşmeye ve iyiniyet kurallarına aykırı oldukları ileri sürülerek iptalleri için açılacak davada genel kurulda muhalefette bulunmuş olma şartı aranmaz ise de bir aylık hak düşürücü süre içinde davanın açılması zorunludur. Aynı Yasa'nın 98. maddesi yollamasıyla TTK'nın 361/son maddesi hükmüne göre, oylama sonucuna etkisi olabilecek kişiler, katılmaması gerekipte katılan ve olumlu oy kullanan kimseler ise, davalı kooperatif bu iştirakin karara müessir olmadığını ispatlarsa, bu katılım sonuca etkili olmayacağından, bu halde iptal isteminin aynı madde uyarınca reddi gerekir. Diğer anlatımla, katılmaması gerekenlerin toplantıya katılması sonuca etkiler ise yokluk nedeni değil, iptal nedenidir (Yargıtay 23. HD'nin 2015/1443 Esas, 2015/1665 Karar sayılı kararı)Ayrıca Yargıtay 23. HD'nin 2016/6601 Esas, 2019/4721 Karar sayılı kararından anlaşılacağı üzere yönetim ve denetim kurulu üyelerinin kendi ibralarında oy kullanması halinde, bu oylar karar nisabını etkilediği takdirde genel kurulun ibra kararı yokluk sebebiyle geçersiz olacaktır.Somut olayda ibra kararında yönetim ve denetim kurulu üyelerinin, ayrıca ibra kararı ile diğer genel kurul kararlarında oylamaya katılma yetkisi bulunmayan kimsenin kullandıkları oyların toplantı ve karar nisabından düşülmesi halinde dahi, genel kuruldaki kararlar için yapı kooperatiflerinde aranan toplantı ve karar nisaplarının ilgili kararları almak için yeterli olduğu anlaşıldığından, mahkemece bu gerekçe ile kararların geçerli olduğunu kabul etmesinde isabetsizlik görülmemiştir.3-Davacı vekili mali tablo dipnotlarının tutulmadığını ve ortakların bilgi ve denetimine sunulmadığını belirterek ibra kararının mutlak butlanla batıl olduğunun tespitini istemişse de; emredici kanun hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkansız olan genel kurul kararları kesin olarak hükümsüzdür. Mali tabloların eksik olması, dipnotların bulunmaması veya anlaşılır olmaması yasa ve dürüstlük ilkelerine aykırılık teşkil etse de, bu tür sakatlıklar kararı kendiliğinden baştan itibaren hükümsüz kılmayacaktır. Bu nedenle davacı vekilinin bu yöndeki istinaf başvurusunun reddi gerekir.4-Ayrıca ortakların kişisel sorumluluklarının, ağırlaştırılması ve ek ödeme yükümlülükleri getirilmesi hakkında alınacak kararlar için, bütün ortakların 3/4 ünün rızasının gerekli olup, somut olayda arsa sahiplerine ödenecek için ortaklara 2.000 TL borç çıkartılması, yapı kooperatifleri açısından ek yükümlülük olarak değerlendirilemeyeceğinden kooperatifin bu kararında özel nisap aranmasına gerek bulunmamaktadır.5-Davacı vekili, genel kurul kararlarının ahlaka aykırı ve imkansız olması nedeniyle kesin hükümsüz olduğunu ileri sürerek hükümsüz olduğunu ileri sürmüşse de, hangi nedenle kararların ahlaka aykırı olduğu yönünde somut bilgi ve belge bulunmadığı gibi kooperatifin amacına ulaşması mümkün olmadığına dair de somut bilgi ve belge bulunmadığından davacı vekilinin bu yöndeki istinaf nedeni de yerinde görülmemiştir.Açıklanan nedenler ile ilk derece mahkemesi kararında hukuka aykırılık görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi uyarınca esastan reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/123 Esas, 2022/190 Karar sayılı ve 09/03/2022 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE,2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL harçtan davacı tarafından yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 651,30 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi ile aynı Kanunun 361.1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Temyiz Kanun Yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.11/06/2026