Şirket karar defterinin sel felaketinde kaybolması nedeniyle zayi belgesi talebinin ilk derece mahkemesince basiretli iş adamı yükümlülüğüne aykırılık gerekçesiyle reddedilmesi üzerine istinaf başvurusu.
Özet: Davacı şirket, eski muhasebecisinde bulunan ve 2024 yılındaki sel felaketinde zarar gördüğünü iddia ettiği karar defteri için zayi belgesi talep etmiş, ilk derece mahkemesi ise, şirketin 2015te sona eren hizmet ilişkisine rağmen defteri teslim almayarak basiretli iş adamı gibi hareket etmediği gerekçesiyle bu talebi usulden reddetmiş, davacı vekili de karar defterinin 2014ten sonra aktif olarak kullanılmadığını ve dolayısıyla alınmasına gerek duyulmadığını ileri sürerek karara itiraz etmiştir.

T.C.

ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
KARAR TARİHİ:01/07/2026
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
KARAR TARİHİ:28/04/2026
DAVALI:HASIMSIZ
DAVANIN KONUSU:Zayi Belgesi Verilmesi
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ:01/07/2026
İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili, müvekkili şirketine ait Antalya 11. Noterliği'nin 10/12/2010 tarihli ve ... yevmiye sayılı karar defterinin, şirketin önceki Serbest Muhasebecisi ...'de bulunduğuru, karar defterinde en son 24/04/2014 tarihinde hisse devrine ilişkin karar alındığını ve Antalya 11. Noterliği'nin aynı tarih ve ... yevmiye sayılı işlemi ile hisse devrine ilişkin kararın tasdik edildiğiin, şirket muhasebecisi ... ile yasal defterlerinin tutulmasına ilişkin hizmet ilişkisinin 2015 yılında sona erdirildiğini ve şirketin yasal ticari defterlerinin (yevmiye ve defteri kebir) tutulması konusunda Serbest Muhasebeci Mali Müşavir ... ile çalışmaya başlandığını, ancak yeni mali müşavirin, sadece ticari defterlerin tutulması işlemlerinde danışmanlık yapacağından ve karar defterine de ihtiyaç duyulmadığından, şirketin karar defterinin, şirketin önceki serbest muhasebecisi ...'de kaldığını, müvekkili şirketin tek ortaklı bir şirket olup, Orman Bölge Müdürlüğü'nce adına tahsis olunan özel ağaçlandırma sahasında üretim yaptığını, özel ağaçlandırma sahasındaki ağaçların cins değişikliği yapılması gerekliliği hasıl olduğundan, buna ilişkin iş ve işlemlerin yapılabilmesi için şirket yetkilisinin sona eren temsil yetkisinin yeniden uzatılması gerektiğini, bu amaçla karar defterinin önceki serbest muhasebeci ...'den talep edilmesi üzerine, şirketin önceki serbest muhasebecisi ...'nin, ... Mah. ... Blv. ... Sk. ... Apt. K: ... D: ... olan yerinde 2004-2022 tarihleri aralığından Mali Müşavir olarak hizmet vermekte iken, 2022 yılının Mayıs ayında mahkeme kararı gereğince meslekten resen terk yaptırıldığını, terk sonrası ofisinde muhafaza ettiği bir kısım evraklarla birlikte müvekkili şirkete ait Antalya 11. Noterliği'nin 10/12/2010 tarihli ve ... yevmiye sayılı tasdikli karar defterini de, kendisinin ikamet adresi olan ... Mah. ... Cad. ... Sk. ... Apt. Kepez/Antalya adresindeki deposuna koyduğunu, mezkur adreste bulunan deponun, Antalya ilinde 12/02/2024 tarihinde yaşanan sel felaketi nedeniyle tamamen sular altında kaldığını ve tüm evraklarla birlikte müvekkili şirkete ait karar defterinin de ıslanmaktan zarar gördüğünü öğrendiğini, bütün bu olanlardan müvekkili şirketin henüz haberdar olduğunu, şirketin önceki serbest muhasebecisinin de bu hususta tanık olduğunu, bu nedenle işbu davanın açıldığını, müvekkili davacı şirketin yetkilisinin şirketi temsil ve ilzama yetkili kılınması ve diğer acil kararlar alınması gerektiğinden, şirkete yeni karar defteri çıkarılması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini, davacı şirket ait Antalya 11. Noterliği'nin 10/12/2010 tarihli ve ... yevmiye sayılı işlemi ile tasdik olunan karar defterinin zayi olduğuna dair zayi belgesi verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda;"... Davacının aralarındaki hizmet ilişkisi 2015 tarihinde sona ermesine rağmen ticari defter ve belgelerini teslim almadığı, saklamakla yükümlü olduğu defter ve belgelerin akıbetini bugüne kadar araştırmadığı, dava tarihinden bir yıldan fazla süre önce Antalya'da yaşanan ve herkesçe bilinen sel felaketinde zayi olduğunu dahi Orman Bölge Müdürlüğü'nce şirkete tahsis edilen ağaçlandırma sahasında üretilen ağaçların cins değişikliği yapılması gerekliliği nedeniyle yeni öğrendiğinin dava dilekçesi içeriğinde ifade edildiği, bu halde tacir olmanın genel hükümlerinden olan basiretli iş adamı gibi hareket etme yükümlülüğünü yerine getirmediğinin açık olduğu, oysa; saklamakla yükümlü olduğu defterlerin zayi olduğundan 10/12/2024 tarihinde haberdar olmasının mümkün ve beklenir olduğu, kaldı ki yine TTK'nın 617. maddesi uyarınca 2024 yılı faaliyet dönemi için en geç 2025 yılı Mart ayı sonunda yapılması gereken olağan genel kurul toplantısı tarihine kadar öğrenmesi gerektiği karşısında davanın usulden reddine" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin varsayıma dayalı olarak hüküm kurduğunu, dosyaya gelen kayıtlara göre karar defterinde en son 24/04/2014 tarihinde hisse devrine ilişkin karar alındığını ve Antalya 11. Noterliği'nce bu kararın tasdik edildiğini, bundan başka hiçbir işlem yapılmadığını ve karar defterine ihtiyaç da duyulmadığını, karar defterinin hisse devri nedeniyle şirket muhasebecesinde kaldığını, eldeki davanın açılmasından hemen önce müvekkili şirkete tahsisli özel ağaçlandırma sahasında ağaçların cins değişikliği yapılması gerekliliği hasıl olduğundan, buna ilişkin iş ve işlemlerin yapılabilmesi için şirket yetkilisinin sona eren temsil yetkisinin yeniden uzatılmasının gerektiğini, karar defterine ihtiyaç duyulması üzerine karar defterinin muhasebeci elindeyken sel baskını nedeniyle zayi olduğundan haberdar olduklarını ve eldeki davanın açıldığını, şirket yetkilisinin yetki süresinin uzatılması gibi bir işleme gerek duyulmadığı için 10/12/2024 tarihinde de defterin zayi olduğundan haberdar olunmadığını, her ne kadar bu durum beklenen bir hadise olmadığı gibi basiretli tacir olmanın gerekliğine uygun değilse de gerçeğin bu olduğunu, yani karar defterinin zayi olduğunu öğrenme tarihinin davanın açılmasından hemen öncesi olduğu gerçeğinin aksine bir delinin dosyada bulunmadığını, bu nedenle yorum yoluyla zayiden 10/12/2024 tarihinde haberdar olunmasının beklenen bir durum olduğu gibi ifadelerle davanın süresinde açılmadığı gerekçesiyle ret kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, zayi kararı olmadan şirketin herhangi bir işlem yapabilmesinin mümkün olmadığını istinaf nedenleri olarak sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Dava, zayi belgesi verilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, yukarıda yazılı gerekçeyle TTK'nın 82/7. maddesinde düzenlenen hak düşürücü süre içerisinde açılmadığından davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Zayi belgesi verilmesini düzenleyen TTK'nın 82/7. Maddesinde; "... tacirin saklamakla yükümlü olduğu defterler ve belgeler; yangın, su baskını veya yer sarsıntısı gibi bir afet veya hırsızlık sebebiyle ve kanuni saklama süresi içinde zıyaa uğrarsa tacir zıyaı öğrendiği tarihten itibaren otuz gün içinde ticari işletmesinin bulunduğu yer yetkili mahkemesinden kendisine bir belge verilmesini isteyebilir." hükmü düzenlenmiştir.
Zayi belgesi talep eden davacı öncelikle bir ziyaa olayının vuku bulduğunu ve bu ziyaanın TTK'nın 82/7. maddesinde belirtildiği hallerden veya benzeri bir olay sonucu meydana geldiğini, defterlerin korunması amacıyla gereken dikkat ve özeni göstermiş olduğunu, ziyaanın onun iradesi dışında meydana geldiğini, yasa gereği tutmak ve saklamak zorunda olduğu şirkete ait karar defterini emin koşullarda saklayıp, muhafaza ettiğini ispatlamak zorundadır.
Bu durumda davacı şirket, kanunen saklamakla yükümlü olduğu belgeleri muhafaza etmek için basiretli bir tacirin alması gereken tedbirleri aldığını, özen görevini yerine getirdiğini, belgelerin zayi olmasında kusuru olmadığını ispat edemediği gibi zayiye sebebiyet veren sel baskınının gerçekleştiği tarihin 10/12/2024 tarihi olduğunu belirttiği, her ne kadar karar defterine ihtiyaç duymadıkları için karar defterinin zayi olduğunu dava tarihinden hemen önce öğrendiklerini iddia etse de karar defterinin zayi olmasına sebebiyet veren olayın 10/12/2024 tarihinde olduğu, basiretli tacirin karar defterini korumak için gerekli dikkat ve özeni göstermesi gerekip, sel baskınının hemen sonrasında basiretli tacirin yükümlülüğü gereği karar defterinin zayi olduğundan haberdar olması gerektiği, davacının zayi sebebi olarak gösterdiği ve bu nedenle zayi kararı verilmesini talep ettiği zayiye sebebiyet veren olayın gerçekleştiği 10/12/2024 tarihinden 30 günlük yasal süre geçtikten sonra eldeki davanın 26/03/2026 tarihinde açıldığı anlaşılmakla, ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından, davacının istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir.
HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 732,00 TL maktu istinaf karar harcı peşin olarak alındığından yeniden alınmasına YER OLMADIĞINA,
3-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE,
5-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE,
Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle, 6100 sayılı HMK'nın 362/1-ç maddesi gereğince kesin olarak karar verildi.
...