Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesinde, haksız fiilden kaynaklanan trafik kazası sonucu ciddi yaralanmalar yaşayan motosiklet sürücüsünün maddi ve manevi tazminat ile adli yardım talepli davası.
Özet: Davacı, 18.10.2023 tarihinde meydana gelen trafik kazasında sevk ve idaresindeki motosiklete davalıya ait aracın çarpması sonucu yaşadığı ağır yaralanmalar, acil ameliyatlar, uzun süreli tedavi süreçleri, geçici ve sürekli iş göremezlik, bakım ihtiyacı, yoğun fiziksel ağrılar ve derin psikolojik sıkıntılar nedeniyle uğradığı maddi (hastane masrafları, tedavi, bakıcı giderleri ve iş göremezlik zararları) ve manevi zararların, kazada asli kusurlu bulunan davalı sürücü ve araç sahibinden müştereken ve müteselsilen tazminini, adli yardım talebiyle birlikte talep etmektedir.

T.C. KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/191 Esas - 2026/527

T.C.
KAYSERİ TÜRK MİLLETİ ADINA
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2024/191 Esas
KARAR NO : 2026/527
HAKİM :
KATİP :
DAVACI :
VEKİLİ : Av.
DAVALI : 1-
VEKİLİ : Av.
DAVALI : 2-
VEKİLİ : Av.
DAVALI : 3-
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 06/03/2024
KARAR TARİHİ : 10/06/2026
KARAR YAZIM TARİHİ : 10/06/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının 18.10.2023 tarihinde sevk ve idaresindeki 38 aın 194 plakalı motorsiklet ile anbar mahallesi altınok caddesi istikametinden bila sokağına doğru trafikte seyir halindeyken ...'un maliki olduğu, ... sevk ve idaresindeki 38 aes 129 plakalı aracın davacının kullanmış olduğu motorsiklete çarpması sonucu yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana gelmiş olduğunu, meydana gelen trafik kazası neticesinde davacının yaralanmış ve hastaneye kaldırılmış olduğunu, kaza sonrası yapılan incelemede davacının herhangi bir kusuru bulunmayıp 38 aes 129 plakalı araç sürücüsü asli kusurlu bulunmuş olduğunu, davacının kaza sonrasında zarara uğradığı için eldeki maddi ve manevi tazminat taleplerini içeren davayı açma zorunluluğu hasıl olmuş olduğunu, arabuluculuğa başvurulmasına rağmen anlaşma sağlanamadığını, meydana gelen trafik kazasından sonra davacı yaralandığı için hastaneye kaldırılarak acil ameliyata alınmış olduğunu, hastaneden çıkış yaptıktan sonra dahi geçirmiş olduğu trafik kazası sonucu vücudunda oluşan kırıklar nedeniyle günlerce hastanede tedavi gördüğünü, olaya ilişkin kayseri şehir hastanesi tarafından kayseri cumhuriyet savcılığı'nın 2024/1940 soruşturma numaralı dosyasına sunulan raporda davacının kaza neticesinde vücudunda meydana gelen kemik kırıkları ve yaralanmanın hayatını tehlikeye soktuğu kanaatine varılmış olduğunu, hastane ve epikriz raporundan da anlaşılacağı üzere davacının kaza sonrasında ağrılarından dolayı en temel ihtiyaçlarını bile tek başına karşılayamayacak düzeye gelmiş olduğunu, davacının kazadan sonra tedavi ve dinlenme süreci olmuş bu zaman zarfında herhangi bir işte çalışabilmesi mümkün olmadığını, ayrıca davacının kazada aldığı darbeler nedeniyle halen ağrıları bulunmakta, işini yaparken güç ve efor kaybı yaşamakta olduğunu, dolayısıyla davacının geçici ve sürekli iş göremezlik alacağı bulunmakta olduğunu, davacının kazadan sonra uzun bir süre koltuk değnekleri ile ayakta kalabilmiş kendi ihtiyaçlarını kendisi göremeyecek hale gelmiş olduğunu, bu nedenle tedavi sürecinde ve sonrasında uzunca bir müddet başkalarının bakımına ihtiyaç duyduğunu, hal böyle olunca gündelik işlerini tek başına yapmakta zorlanmış ve normal bir gündelik iş için sarf etmek zorunda kaldığı efordan çok daha fazla efor sarf etmek zorunda kalmış olduğunu, davacının kazadan sonra uzun bir süre bakıma muhtaç hale geldiğini, davacının kaza sonrasında bir süre yürüyemez hale geldiğinden ömür boyu sakat kalacağı endişesiyle sürecinde çektiği acı ve sıkıntılar nedeniyle büyük bir üzüntü yaşamış olduğunu, bu süreçte vücudundaki kırıklardan dolayı en ufak hareketlenmesinde acıyla çığlık atmış; nefes alırken, yürürken, kollarını uzatırken, uzanırken, ihtiyaçlarını giderirken özetle tüm durumlarda vücudundaki kırıklardan dolayı acı çekmiş olduğunu, her ne kadar çektiği acıların telafisi mümkün olmasa da hükmedilecek manevi tazminat ile davacının bir nebze de olsa bu süreçte mağduriyetinin giderilmesi mümkün olduğunu, bu nedenle hakkaniyet ilkesi gereğince talep etmiş oldukları makul meblağlı manevi tazminat talebimizin tamamen kabul edilmesi gerekmekte olduğunu, somut olaydaki kaza ve sonrasında davacının uğramış olduğu zararlar davalının haksız fiil niteliğindeki hukuka aykırı bir eylemi sonucu meydana gelmiş olduğunu, tbk m. 49 f. 1’in dikkate alınması gerektiğini, haksız fiilin unsurları olan kusur, zarar, illiyet bağı ve hukuka aykırı fiilin somut olayda vuku bulduğunu, davacı adına talep edilen maddi tazminatların tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilmeli, manevi tazminat ise davalılar ... ve ...'dan tahsil edilmesi gerektiğini, davacı halen işsiz olup herhangi bir geliri bulunmamakla birlikte çevresindeki kişilerden aldığı yardımlarla geçinmekte olduğunu, bu nedenle yargılama giderlerini karşılayabilecek ekonomik gücü bulunmadığından adli yardım talepleri bulunmakta olduğunu, anlatılanlar gereği, davacının kazadan sonra hem manevi hem de maddi zarara(hastane masrafları, tedavi ve bakıcı giderleri, kaza nedeniyle işgöremez durumda olması) uğradığını göstermekte olduğunu, bu sebeple haklı davanın kabul edilerek davacının uğramış olduğu zararların davalılardan tazmin edilmesi hususunda gereğinin yapılmasını mahkemeden vekaleten arz ve talep ettiklerini belirterek, öncelikle adli yardım talebinin kabulüne, davanın kabulüne, davacının kaza sonrası oluşan sürekli(kalıcı) işgöremezlik talebinin fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.00 tl'nin olay tarihinden(18.10.2023) itibaren işleyecek(davalı sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihi olan 02.02.2024 tarihinden itibaren) ticari avans faiziyle birlikte davalılardan(sigorta şirketinin poliçe limiti ile sınırlı olacak şekilde) müştereken ve müteselsilen tahsiline,(belirsiz alacak), davacının kaza sonrası oluşan geçici işgöremezlik talebinin fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.00 tl'nin olay tarihinden(18.10.2023) tarihinden itibaren işleyecek(davalı sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihi olan 02.02.2024 tarihinden itibaren) ticari avans faiziyle birlikte davalılardan(sigorta şirketinin poliçe limiti ile sınırlı olacak şekilde) müştereken ve müteselsilen tahsiline,(belirsiz alacak), davacının bakıma muhtaç olduğu döneme ilişkin bakıcı giderlerinin fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.00 tl'nin olay tarihinden(18.10.2023) itibaren işleyecek(davalı sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihi olan 02.02.2024 tarihinden itibaren) ticari avans faiziyle birlikte davalılardan(sigorta şirketinin poliçe limiti ile sınırlı olacak şekilde) müştereken ve müteselsilen tahsiline,(belirsiz alacak), davacının tedavi masraflarının fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.00 tl'nin olay tarihinden(18.10.2023) itibaren işleyecek(davalı sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihi olan 02.02.2024 tarihinden itibaren) ticari avans faiziyle birlikte davalılardan(sigorta şirketinin poliçe limit ile sınırlı olacak şekilde) müştereken ve müteselsilen tahsiline,(belirsiz alacak), manevi tazminat talebi olan 100.000,00 tl'nin davalı ... ile ...'dan müştereken ve müteselsilen kaza tarihinden(18.10.2023) itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür.
CEVAP:
Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde: Davacı açısından esasa ilişkin itiraz hakkı saklı kalmak kaydıyla öncelikle iş bu davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddini talep ettiklerini, her ne kadar dava dilekçesinde dava şartı arabuluculuk görüşmelerinin gerçekleştiği belirtilmiş ise de, davalı sigorta şirketine başvuru ve arabuluculuk görüşmesi usulüne uygun yapılmadığından davanın usulden reddine karar verilmesini arz ettiklerini, davacı tarafından alacak miktarlarını net olarak ve ayrı ayrı belirtir açıklama dilekçesi ibraz edilmeli, aksi takdirde hmk 119. maddesi gereği davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiğini, dava konusu olayda davalı sigorta şirketi poliçe sahibi aracın sürücüsüne kusur izafe edilemeyeceğini, nitekim kazanın meydana gelmesine sebep olan tüm fiilleri neticesi davanın sevk ve idaresinde bulunan araç/motorsiklet sürücüsüne ait olduğunu, kolluk kuvvetlerince de tutulan tutanaklarda meydana gelen kazanın çift taraflı yaralanmalı bir kaza olarak nitelendirilmesi başlı başına tam kusurlunun 38 aın 194 plakalı araç sürücüsünün olduğunu göstermekte olduğunu, davayı kabul ettikleri şeklinde anlaşılmamak kaydıyla, meydana gelen kazada kusur oranları, kazanın hangi şartlar altında meydana geldiği ve gerçek zarar miktarı bilirkişi incelemesiyle tespit edilmeli, taraflarınca da kabul gördüğü üzere eğer araç sürcüsünün %100 kusurlu olduğu tespit edilirse dava bu nedenle reddedilmesi gerektiğini, mahkemece aksi kanaat oluşması halinde ise müterafik kusur durumunun varlığı araştırılmalı ve hükmedilecek tazminattan indirim yoluna gidilmesi gerektiğini, bu yönüyle mahkemeden kusura ilişkin atk' dan bilirkişi raporu alınarak değerlendirme yapılması hususunu arz ve talep ettiklerini, her ne kadar dava dilekçesinde kayseri cumhuriyet başsavcılığının 2024/1940 soruşturma numaralı dosyasında sigortalının kusurlu olduğundan bahsetmiş ise de usul kuralları gereğince ' ceza hakiminin kararının hukuk hakimini bağlamayacağı ilkesi gereğince' mahkemede dosya ile kusur oranlarının tekrar belirlenmesi amacıyla dosyanın kusur bilirkişisine tevdiini talep ettiklerini, gerçek zararın hiçbir şüpheye yer vermeyecek biçimde davacı yanca ispatlanması gerekmekte olduğunu, davacı tarafından meydana geldiği iddia olunan zararlar ve diğer talepler ispat edilememiş olup maddi tazminat taleplerinin şartları gerçekleşmediğinden de reddini talep ettiklerini, davacının ekonomik durumu da araştırılarak, gerçek zarar miktarı konusunda aktüer bilirkişi tarafından hesaplama yapılmadan yine cevap verme imkanı bulunmadığından dosyaya sunulacak bilirkişi raporlarına göre yeni cevaplarını sunma haklarını saklı tuttuklarını, davayı kabul etmemekle birlikte davalı sigorta şirketi tarafından düzenlenen sigortalıya ait zorunlu mali mesuliyet sigortası poliçesinde; geçici ve kalıcı iş göremezlik tazminatı, bakıcı giderleri, tedavi giderleri ve hastane masrafları poliçe kapsamında olmadığını, geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı ile tedavi ve bakıcı giderlerinin sosyal güvenlik kurumu'nda talep edilmesi gerektiğinden mahkemeden sgk' ya, davacılara geçici ve kalıcı iş göremezlik ödeneği ile bakıcı giderleri ve tedavi giderlerinin ödenip ödenmediği hususunda müzekkere ile sorulmasına karar verilmesini talep ettiklerini, davayı kabul etmemekle birlikte sgk tarafından davacıya yapılan ya da yapılacak olan ödemelerin davalı sigorta şirketine bir sorumluluk yüklenmesi halinde bu sorumluluktan mahsubunun göz önüne alınmasını talep ettiklerini, davalı şirket açısından 02.02.2024 itibaren ticari avans faizi talep etmekte olduğunu, dava şartı eksikliğine ilişkin itirazları tekrarla; dava tarihinden önce davalı şirkete usulüne uygun başvuru bulunmadığı anlaşıldığından davalı şirketin temerrüde düşmemiş olduğunu, bu nedenle davalı şirket açısından kaza tarihinden itibaren faiz talebi haksız ve mesnetsiz olduğunu, faize hükmedilecekse bile talebe konu zarar haksız fiilden doğduğundan ve taraflar arasında ticari bir ilişki mevcut olmadığından davalı şirket hakkında, ancak dava tarihinden itibaren yasal faiz istenebileceğini, yargıtay 17. hukuk dairesi e. 2013/16708 k. 2015/3749 ve t.2.3.2015 kararının bu kapsamda dikkate alınması gerektiğini, davayı kabul etmemek ile birlikte davacının maddi taleplerine karşılık davalı sigorta şirketinin sorumluluğu düzenlenen zmms poliçesindeki limitler dahilinde olduğunu, manevi tazminat talebi açısından davalı şirketin bir sorumluluğu olmadığını bildirmek ile birlikte, dava ile talep edilen manevi tazminat talebi ise davaya konu olay ve yine davayı kabul etmemekle birlikte meydana gelen zarar karşılaştırıldığında fahiş olup manevi tazminat ile elde edilecek olan yararın kötüniyetli olarak kullanılmasına sebebiyet vermiş olduğunu, yargıtay 17. hukuk daire'nin 2016/6107 e.- 2018/7206 k. 16.07.2018 tarihli kararının bu kapsamda dikkate alınması gerektiğini belirterek, davanın usule ilişkin itirazlarımız nedeniyle reddine, davacıların haksız ve hukuka aykırı istemleri nedeniyle davanın esastan reddine karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde: Davalıya yapıla tebligatların usulsüz olduğunu, dava dilekçesi ve tensip zaptı davalıya elektronik yolla tebliğ edilmiş olduğunu, tebligat kanunu ve elektronik tebligat yönetmeliğince elektronik tebligat yapılması zorunlu kişiler arasında davalının yer almadığını, buna rağmen ilgili evrakların elektronik yolla tebliğ edilmesi usul ve yasaya aykırı olduğunu, nitekim yargıtay 12. h.d. 2021/971 esas 2021/5537 karar numaralı ilamında "şikayet eden ... ilgili dosyada elektronik tebligat yapılması zorunlu olan kişiler sıfatıyla bulunmayıp şahsi tebligatlara ilişkin kullanım şeklinin aktif edilmediği, bu haliyle şahsi tebligatların elektronik olarak yapılamayacak olduğu..." şeklindeki hükmü de nazara alındığında davalının şahsi iş ve işlemlerinden kaynaklı elektronik yollarla yapılacak tebligatların usulsüz olduğunun kabulü gerektiğini, yapılan elektronik tebligatlara ilişkin davalıya hiç bir suretle bilgilendirme mesajı dahi gelmemiş olduğunu, bundan sebeple gelen tebligatlardan davalının haberdar olduğundan söz etmek mümkün olmadığını, davalının işleten sıfatı bulunmamakla birlikte taraf ehliyeti olmadığını, davalının, diğer davalılardan ... ile 2e çelik kapı isimli şahıs şirketi özelinde ortaklık yapmış olduklarını, taraflar bu ortaklığı, temmuz 2023 döneminde kadar devam ettirmiş, temmuz 2023 tarihinden sonrasında davalının haklarını tamamiyle ...'a devretmiş olduğunu, işletmede var olan hammadde, taraflarca konulan sermaye ve diğer tüm aktif pasifleri taraflarca belirlenmiş ve davalı hakkına düşen kısım, diğer davalı ... tarafından belirli vadelere bölünerek davalıya ödemiş olduğunu, ortaklığın feshi sürecinde taraflar arasında tanzim olunan sözleşmede, taraflardan ...'ın davalıya ödemesi gereken bedeller tamamlandıktan sonra işletme adına kayıtlı olan, eldeki dosyaya konu trafik kazasına karışan 38 aes 129 plaka sayılı aracın resmi olarak devrinin ...'a davalıca gerçekleştirileceği düzenlenmiş olduğunu, ilgili ödemeler tamamlandıktan sonra da kazaya konu araç davalı adına kayıtlı iken ...'a devri gerçekleşmiş olduğunu, bu haliyle davalı adına kayıtlı olan aracın borca teminat olarak davalı adına kayıtlı durduğu ve borç tamamlandıktan sonra devredileceği hususu nazara alındığında, ortaklığın feshi tarihinden devir tarihine kadar olan zaman diliminde karşılıksız olarak diğer davalı ...'ın kullanımına bırakıldığı sabit olduğunu, bu kapsamda yargıtay 17. hd. 24.03.2008 e. 2007/4411 - k. 2008/1442 sayılı ilamının dikkate alınması gerektiğini, taraflar arasında ariyetin var olduğunun kabulü gerekmekte olduğunu, gerek kanun gerekse emsal kararlardan anlaşılacağı üzere davalının işleten sıfatına haiz olmadığı ve buna bağlı olarak da eldeki dava yönünden taraf ehliyetinin bulunmadığı sabit olduğunu, dava konusu alacağın zamanaşımına uğradığını, davacı tarafça her ne kadar ticari avans faiz oranının işletilmesi talep edilmişse de bu talebin hukuki dayanağı olmadığını, olayın meydana gelmesinde davacı tarafın asli kusurlu olduğunu, kusura ilişkin eldeki belgelerin hükme esas alınamayacağı nazara alınarak kusurun hakkaniyete uygun bir biçimde belirlenebilmesi için dosyanın bilirkişiye tevdii gerekmekte olduğunu, kişinin kendi kusuruyla sebep olduğu durum karşısında kazanç elde etmek istemesi hakkaniyet kapsamında da itibar edilebilecek bir talep olmadığını, bu hususun yargıtay 13.hukuk dairesinin 2005/15654 es. ve 2006/4848 kr. sayılı ilamında da belirtildiğini, maddi tazminat istemininin hukuki dayanağı olmadığını, tedavi giderleri ve geçici iş göremezlik tazminatı bakımından sgk tarafından yapılan ödemelerin mahsup edilerek hesaplama yapılması gerektiği aşikar olmakla beraber, şayet sgk kayıtlarının celbi neticesinde davacının geçici olarak iş görmez olduğu süre zarfı boyunca kesintisiz ödeme aldığı tespit olunursa geçici iş görmezlik tazminatı talebinin reddi gerekmekte olduğunu, davacının maluliyeti gerekçesiyle yaptığı sürekli iş göremezlik tazminat talebi ise dava tarihinde önce zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalanan 38 aes 129 plaka sayılı aracın sigortacısı olan ... sigorta a.ş. tarafından karşılanmış olduğunu, diğer davalı şirket tarafından davacının lehine kusur hesabı yapılarak hak edişinden de yüksek bir ödeme yapılmış olduğunu, hal böyle iken de tedavi giderleri ile geçici iş görmezlik talebi sgk tarafından ve beden gücü kaybı tazminat talebi ise sigorta şirketince karşılanan davacının, huzurdaki davayı zenginleşme aracı olarak kullandığı noktasında duraksamaya yer olmadığını, ayrıca maluliyet oranının kaza sonucu oluşan arazların kaza ile illiyetleri de tespit edilmek suretiyle belirlenmesi gerektiği bilinen bir husus olmakla, adli tıp kanunu’na göre, vücut fonksiyon kaybı ve meslekte kazanma gücü kaybı konusunda bilimsel ve teknik görüşlerini bildirmekle görevli olan adli tıp kurumu 3. ihtisas dairesi’nden veya adli tıp bölümü bulunan bir üniversite hastanesinden alınacak raporla iş göremezlik oranının belirlenmesi ve zararın buna göre hesaplanması gerektiğini, manevi tazminat talebinin kabul edilebilir olmadığını, istenen miktarın hakkaniyet ve nefaset kurallarını fazlasıyla aşan ve itibar edilmeyecek bir bedel olduğunu, davalının kazaya karışan araç yönünden işleten sıfatının devam etmediği ve kazanın oluşunda kusurunun olmamasından ötürü davalıdan talep edilen fahiş manevi tazminat miktarının nedensiz zenginleşme niteliğinde olacağı izahtan vareste olduğunu, yargıtay 17.h.d. 2014 / 5146 e. ve 2014 / 7855 k.s.lı 20.05.2014 tarihli kararının dikkate alınması gerektiğini, tazminat tutarının belirlenmesinde zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesine dikkat edilmesi gerektiğini, ortada istenen bedeli haklı kılacak mevcut yahut ispat edilmiş bir mağduriyet dahi bulunmadığı da gözetildiğinde davacının talep ettiği 100.000,00-tl'nin elem ve üzüntünün giderilmesi amacından çok davalıya yüklenmeye çalışılan bir ceza, davalı üzerinden elde edilmeye çalışılan bir gelir olduğunun aşikar olduğunu belirterek, öncelikle davanın davalı yönünden taraf ehliyetinin yokluğu nazara alınarak davanın reddine, mahkeme aksi kanaatte ise davanın reddine karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür.
Davalı ...'ın cevap dilekçesi sunmadığı ve böylece HMK madde 128 gereği bütün vakaları inkar etmiş sayılacağı anlaşılmıştır.
YARGILAMA VE GEREKÇE
Dava, 18/10/2023 tarihinde meydana gelen kaza nedeni ile davacının geçici iş göremezlik, kalıcı iş göremezlik, bakıcı gideri ve tedavi gideri maddi ve manevi zararı olup olmadığı, varsa miktarı ve davalıların bu zarar talebinden sorumlu olup olmadığı hususlarına ilişkindir.
Davalı sigorta şirketine, Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığına, Kayseri Şehir Hastanesine, Pınarbaşı Jandarma Komutanlığına, Kocasinan İlçe Emniyet Müdürlüğüne, Pınarbaşı İlçe Emniyet Müdürlüğüne, SGK ya yazılan müzekkerelere cevapların verildiği görülmüştür.
Dosyanın Ankara Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Trafik İhtisas Dairesine gönderilmesine karar verildiği, ATK raporunun 25/09/2024 Tarihinde dosyamıza sunulduğu incelenmesinde özetle "İlgi yazınız ile gönderilen dava dosyası incelendiğinde, dosyada mevcut 11/11/2023 tarihli CD/DVD İnceleme ve Çözümleme Tutanağından olayın görüldüğü bir kamera kaydı olduğu anlaşılmış olup, olay anının görüldüğü bu kamera kaydının heyetimizce izlenilmesinden sonra rapor tanzimi daha sağlıklı olacağından, olayın görüldüğü kamera görüntülerini içerir CD'nin mevcutlar ile birlikte gönderilmesine ihtiyaç duyulmuştur. İstenilen hususun ikmali bakımından dosyanın işlem görmeksizin mahalline iadesine karar verilmiştir." şeklinde rapor tanzim edildiği ve dosyanın mahkememize iade edildiği görülmüştür.
Dosyanın eksiklikler giderildikten sonra yeniden ATK'ya gönderildiği, ATK raporunun 12/11/2024 Tarihinde dosyamıza sunulduğu, incelenmesinde özetle; "Davacı sürücü Mehmet MEŞELİ’nin kusursuz olduğu, Davalı sürücü ...’ın %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu kanaatini bildirir müşterek rapordur." şeklinde rapor tanzim edildiği görülmüştür.
11/12/2024 Tarihli celsenin 2 nolu ara kararı gereğince davacının Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine sevkine karar verildiği, Erciyes Üniversitesi tarafından raporun 12/12/2025 Tarihinde dosyamıza sunulduğu, incelenmesinde özetle; "Tıbbi evrak tetkiki ile muayenesinden elde edilerek yukarıda kaydedilen bilgi ve bulgular Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkında Yönetmelik kapsamında birlikte değerlendirildiğinde, Mehmet Meşeli'nin 18.10.2023 tarihli tafik kazası sonucu meydanan gelen kemik kırıkları ile alt ekstremitede mevcut (cerrahi fiksatör materyalleri ile tespitli tibia cisim kırığı, eminensia, fibula kırığı, atrofi) patolojiler nedeniyle: "Dört (4) ay süreyle iş göremezlik halinde kaldığı, [Tıbbi şifa süresinin 4 (dört) ay olduğu], Bir (1)ay süreyle bakıcı/yardımcı desteğinin tıbben uygun olacağı, Tüm vücut fonksiyon kaybı oranının ve/veya engel oranının % 3 (yüzdeüç) olduğu kanaatini bildirir rapordur." şeklinde rapor tanzim edildiği görülmüştür.
11/02/2026 Tarihli celsenin 2 nolu ara kararı gereğince dosyanın hekim bilirkişisine tevdiine karar verildiği, bilirkişi raporunun 17/02/2026 tarihinde dosyaya sunulduğu, incelenmesinde özetle; "Mevcut tıbbi evrak ve raporun incelenmesinden elde edilerek yukarıya kaydedilen bilgi ve bulgulara göre;'in Mehmet Meşeli'nin 18/10/2023 tarihinde geçirdiği trafik kazası nedeniyle 2023 yılı başındaki rayiçlerine göre SGK kapsamına girmeyen kaçınılmaz tedavi giderlerinin 8.200,00 (Sekizbinikiyüz) TL olduğu, fatura sunulması halinde yeniden hesaplama yapılabileceği kanaatini bildirir bilirkişi raporumu saygılarımla sunarım." şeklinde rapor tanzim edildiği görülmüştür.
11/02/2026 Tarihli celsenin 3 nolu ara kararı gereğince dosyanın aktüer bilirkişisine tevdiine karar verildiği, bilirkişi raporunun 20/04/2026 Tarihinde dosyaya sunulduğu incelenmesinde özetle; "Dava konu kaza sonrası davacının; Bakıcı gideri zararının 1.134,04 TL (Talep 10,00 TL), Tedavi gideri zararının (Bilirkişi Uzm. Dr. Hasan DİN tarafından düzenlenen, 17/02/2026 tarihli rapor ile tespit edilen) 8.200,00 TL (Talep 10,00 TL), Toplam (bakıcı gideri ve tedavi giderleri) zararının 19.334,04 TL olduğu, söz konusu zararın Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigorta Poliçesi sağlık/tedavi giderleri teminat limiti kapsamında kaldığı (kaza tarihi itibariyle 1.200.000,00 TL), Geçici iş göremezlik zararının 54.400,97 TL (Talep 10,00 TL), Sürekli iş göremezlik (maluliyet) zararının 498.312,78 TL (Tulep 10,00 TL), Toplam (geçici ve sürekli iş göremezlik) zararının 552.713,75 TL olduğu, söz konusu zararın Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigorta Poliçesi sakatlık/ölüm teminat limiti kapsamında kaldığı (kaza tarihi itibariyle 1.200.000,00 TL), hususlarında hazırlanan raporumu Mahkemenin takdirlerine saygı ile sunarım." şeklinde rapor tanzim edildiği görülmüştür.
Davacı vekili tarafından 11/05/2026 Tarihli kısmi feragat dilekçesi sunmuş olduğu incelenmesinde, "Yukarıda esas numarası belirtilen dosyanın dava dilekçesinde davalı sigorta şirketine karşı fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla 40.00 TL maddi tazminat talebinde bulunmuştuk. İşbu maddi tazminat taleplerimizden(geçici işgöremezlik, kalıcı işgöremezlik, tedavi gideri, bakıcı gideri) fazlaya ilişkin haklarımız da dahil olmak üzere davalı sigorta şirketine karşı davadan feragat ediyoruz. Bu bağlamda davalı sigorta şirketinden; herhangi bir maddi tazminat alacağı, işlemiş ve işleyecek faizi başta olmak üzere tüm ferileri, vekalet ücreti, yargılama gideri, mahkeme masrafı vd. dahil hiçbir alacağımız kalmamıştır. İşbu alacaklar bakımından davalı sigorta şirketine karşı davadan feragat etmiş bulunmaktayız. Ayrıca belirtmek gerekir ki dava dilekçemizde diğer davalılar ... ve ...'a karşı 100.000,00 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştuk. İşbu manevi tazminat talebimiz halen devam etmektedir. Başka bir ifadeyle manevi tazminat yönünden diğer davalılara(... ve ...) karşı davaya devam etmekteyiz. Bu nedenle manevi tazminat yönünden davamızın kabul edilmesini Sayın Mahkemeden vekaleten arz ve talep ederiz." şeklinde beyanlarının bulunduğu, yine 10/06/2026 Tarihli duruşmadaki beyanları da dikkate alınarak tüm davalılar yönünden maddi tazminat talebinden feragat ettiği görülmüştür.
Davacı tarafça avans faiz uygulanması talebinde bulunulmuş ise de, davalıya ait 38 AES 129 plakalı aracın trafik tescil kaydına göre kullanım amacının hususi olması nedeni ile yasal faiz uygulanması gerektiği anlaşılmış ve kararda yasal faize hükmedilmiştir.
Davalı ... tarafından işleten sıfatı olmadığı belirtilerek husumet yönünden itirazda bulunulmuş ise de, trafik tescil kaydına göre 38 AES 129 plakalı aracın olay tarihinde davalı adına kayıtlı olduğu görülmekle davalının iddia ettiği hususların diğer taraf ile iç ilişkilerine konu olması nedeni ile Mahkememizce dikkate alınmamış, davalının dava konusu taleplerden sorumlu olduğu değerlendirilmiş ve buna göre karar verilmiştir.
Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; her ne kadar davalı tarafça davanın reddine karar verilmesi talep edilmiş ise de, 18/10/2023 tarihinde meydana gelen kazada tarafların kusur durumunun tespiti için Ankara Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığından 12/11/2024 havale tarihli rapor alınmış olup raporda, davacı sürücü Mehmet MEŞELİ’nin kusursuz olduğu, davalı sürücü ...’ın %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olduğunun belirtildiği görülmüştür. Erciyes Üniversitesi Adli Tıp Kurumundan alınan ve 12/12/2025 tarihli olup olay tarihinde geçerli olan Erişkinler için Engellilik Değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmelik uyarınca düzenlenen raporda, davacı Mehmet Meşeli’nin olay nedeni ile Dört (4) ay süreyle iş göremezlik halinde kaldığı, [Tıbbi şifa süresinin 4 (dört) ay olduğu], Bir (1)ay süreyle bakıcı/yardımcı desteğinin tıbben uygun olacağı, Tüm vücut fonksiyon kaybı oranının ve/veya engel oranının % 3 (yüzdeüç) olduğunun belirtildiği görülmüştür. Davacının tedavi giderlerine ilişkin alınan 17/02/2026 tarihli raporda, Mehmet Meşeli'nin 18/10/2023 tarihinde geçirdiği trafik kazası nedeniyle 2023 yılı başındaki rayiçlerine göre SGK kapsamına girmeyen kaçınılmaz tedavi giderlerinin 8.200,00 (Sekizbinikiyüz) TL olduğunun tespit edildiği anlaşılmıştır. 20/04/2026 Tarihli aktüer raporunda ise, davacının; Bakıcı gideri zararının 1.134,04 TL (Talep 10,00 TL), Tedavi gideri zararının (Bilirkişi Uzm. Dr. Hasan DİN tarafından düzenlenen, 17/02/2026 tarihli rapor ile tespit edilen) 8.200,00 TL (Talep 10,00 TL), Toplam (bakıcı gideri ve tedavi giderleri) zararının 19.334,04 TL olduğu, söz konusu zararın Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigorta Poliçesi sağlık/tedavi giderleri teminat limiti kapsamında kaldığı (kaza tarihi itibariyle 1.200.000,00 TL), Geçici iş göremezlik zararının 54.400,97 TL (Talep 10,00 TL), Sürekli iş göremezlik (maluliyet) zararının 498.312,78 TL (Tulep 10,00 TL), Toplam (geçici ve sürekli iş göremezlik) zararının 552.713,75 TL olduğu, söz konusu zararın Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigorta Poliçesi sakatlık/ölüm teminat limiti kapsamında kaldığı (kaza tarihi itibariyle 1.200.000,00 TL) olduğunun belirtildiği görülmüş olup yargılama esnasında davacının davalı sigorta ile maddi tazminat talebi yönünden anlaşması ve ödeme nedeni ile maddi tazminat davasından feragat ettiklerine ilişkin beyanı da dikkate alınarak, alınan rapor gereğince maddi zararın poliçe kapsamında olması nedeni ile ödeme sonucu feragatin diğer davalıları da maddi tazminat yönünden kapsamına aldığı anlaşılarak davacının maddi tazminat davasının feragat nedeni ile reddine karar verilmiştir. Davacının manevi tazminat davası yönünden ise, davalı sürücünün olaydaki kusur durumu, davalıların sosyal ve ekonomik durumu, davacının olaydan kaynaklı yaralanma ve maluliyet durumu-oranı, davacının yaşamış olduğu acı ve sıkıntılar hep birlikte dikkate alınmış ve böylece, Manevi tazminat davasının kısmen kabulü kısmen reddi ile, 80.000-TL manevi tazminat bedelinin davalılar ... ile ...'dan olay tarihi olan 18/10/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Vekalet ücreti taktiri sırasında yapılan değerlendirmede;
Anayasa Mahkemesi Başkanlığı tarafından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 326. maddesinin ikinci fıkrasının Anayasa’ya aykırılığı iddiasıyla iptaline ilişkin 2024/29 E. 2024/226 K. sayılı ve 25/12/2024 tarihli kararı 14.03.2025 tarihinde 32841 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır. HMK'nun 326/2 maddesinde yer alan; ''Davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkeme, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırır.'' hükmünü "manevi tazminat davaları" yönünden Anayasa'nın 13. ve 36. maddelerine aykırılık teşkil etmesi sebebiyle AYM tarafından iptaline oyçokluğuyla karar verilmiştir. İptal ve muhtemel hak ihlallerine sebebiyet vermemek için yargılama gideri davalı üzerinde bırakılmıştır. (Ankara BAM 25. HD 2025/666 E. 2025/904 K, Bursa BAM 13. HD. 2024/1143 E. 2025/687 K. Ve Adana BAM 3. HD. 2023/834 E. 2025/1142 K. Sayılı ilamları.) Bu husus dikkate alınmak suretiyle reddedilen talep yönünden vekalet ücretine hükmedilmiştir.
Arabuluculuk ücretine ilişkin değerlendirmede;
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na 7155 sayılı Kanun'un 20 nci maddesi ile 06.12.20218 tarihinde eklenen 5/A maddesi ile; "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." düzenlemesi ile konusu bir miktar paranın ödenmesine ilişkin olan alacak ve tazminat taleplerine ilişkin ticari davalarda arabulucuya başvurulması dava şartı olarak getirilmiştir.
Ancak TTK'nın 5/A maddesi ile konusu para alacağına ilişkin ticari davalarda arabulucuya başvurulması dava ön şartı olarak düzenlenmişken 26.04.2016 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6704 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi ile Karayolları Trafik Kanunu'nun 97 nci maddesinde yapılan değişiklik ile;" zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta Kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurulabilir." ifadesi ile zorunlu mali sorumluluk sigortasına karşı açılacak davalarda dava açmadan önce sigortacıya yazılı başvuru yapılması ve bu süre içinde hiç cevap verilmemesi veya verilen cevabın zarar görenin talebini karşılamaması halinde yani zarar gören ile sigortacı arasında uyuşmazlık çıkmasından sonra dava açılabileceği düzenlenmiştir.
Bu düzenleme ile sigortacıya başvuru bir dava şartı olarak getirilmiştir. Bir başka deyişle Karayolları Trafik Kanunu'nun 97 nci maddesi ile trafik kazası sonucu zarar gören kişilerin sigortacıya karşı dava açabilmesi için aralarında bir uyuşmazlık çıkması gerektiği şartı düzenlenmiştir. Buna göre zarar gören öncelikle tazminat taleplerini sigortacıya iletecek ve böylece uyuşmazlığı kendi aralarında çözmeye çalışacaklardır. Bu haliyle zarar görenin dava açmadan önce sigortacıya başvuru dava şartı alternatif uyuşmazlık çözüm yolu olarak önümüze çıkmaktadır. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 18 inci fıkrasında "Özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmaz." ifadesi ile dava şartı olarak arabuluculuğun sınırları özel kanunlarda tahkim ve başka alternatif uyuşmazlık çözüm yollarına başvurunun zorunlu olması ile çizilmiştir.
Bir başka deyişle tahkimin veya başka alternatif uyuşmazlık çözüm yollarının zorunlu kılındığı durumlarda arabuluculuğa başvuru dava şartı olarak uygulanmayacaktır.
Yukarıda açıklandığı üzere, trafik kazası sonucu davacının tazminat taleplerini öncelikle sigortacıya ilettiği, bu haliyle dava açmadan önce sigortacıya başvuru dava şartının yerine getirildiği, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 18 inci fıkrasına göre artık zorunlu arabuluculuk hükümlerinin uygulanamayacağı bu itibarla yargılama gideri olarak arabuluculuk masraflarının davalıya yükletilemeyeceği gözetilerek arabuluculuk masrafları davacı üzerinde bırakılmıştır.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenler ile;
1-Maddi tazminat davasının feragat nedeniyle REDDİNE,
2-Manevi tazminat davasının kısmen kabulü kısmen reddi ile, 80.000-TL manevi tazminat bedelinin davalılar ... ile ...'dan olay tarihi olan 18/10/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
3-Maddi Tazminat davası yönünden; 492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince; feragat ilk celseden sonra vuku bulduğundan, 732,00-TL maktu harcın 2/3 ü oranında hesaplanan 488,00-TL harçtan, 427,60-TL peşin harcın düşümü ile eksik kalan 60,40-TL harcın davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
4-Manevi Tazminat davası yönünden; 492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince; alınması gereken 5.464,80-TL harcın davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
5-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.800,00-TL arabuluculuk ücretinin DAVACIDAN alınarak HAZİNE'YE GELİR KAYDINA,
6-Davacı tarafından yatırılan 427,60-TL başvurma harcı, 427,60-TL peşin harç olmak üzere toplam 855,20-TL harcın davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa verilmesine,
7-Davacı tarafından yapılan bilirkişi, posta, müzekkere, tebligat, elektronik tebligat ve kep reddiyat gideri 17.405,50-TL yargılama giderinin davanın kabul/ret oranına göre hesap edilen 17.396,80 -TL'sinin davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa verilmesine, bakiye 8,70-TL'nin davacı taraf üzerinde bırakılmasına,
8-Davalılar tarafından yapılan herhangi bir yargılama gideri olmadığından bu konu hakkında ayrıca karar verilmesine yer olmadığına,
9-Maddi tazminat davasının reddedilen kısmı yönünden; davalılar ... ve ... Sigorta Anonim Şirketi kendilerini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'nin 13/2 maddesi gereğince hesap ve taktir olunan 40,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak iş bu davalılara verilmesine,
10-Manevi tazminat davasının kabul edilen kısmı yönünden; Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'nin gereğince hesap ve taktir olunan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ...'dan alınarak davacı tarafa verilmesine,
11-6100 sayılı HMK 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine,
Dair, davacı ve davalı vekillerinin yüzüne karşı, davalı sigorta vekilinin yokluğunda kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 10/06/2026
Katip
e- imzalıdır
Hakim
e- imzalıdır