Antalya Bölge Adliye Mahkemesinden, iş güvenliği ve iş yeri hekimi hizmet sözleşmesinden kaynaklanan fatura alacağının tahsili için açılan itirazın iptali davasında, hizmetin eksik verildiği iddiaları ışığında verilen istinaf kararı.
Özet: Bu hukuki evrak, iş güvenliği ve iş yeri hekimliği hizmeti sağlayan davacının, verilen hizmetlere ilişkin ödenmeyen faturalar sebebiyle davalı şirket aleyhine başlattığı ilamsız icra takibine yapılan itirazın iptali davasını incelemektedir. Davacı, davalının haksız itirazı nedeniyle takibin durduğunu ve ödenmeyen 490.545,95 TL borcun tahsili ile icra inkar tazminatı ödenmesini talep ederken; davalı, davacının sözleşmesel yükümlülüklerini yerine getirmediğini ve alacağın henüz muaccel olmadığını belirterek davanın reddini ve kötü niyet tazminatı ödenmesini savunmuştur. Belge, ilk derece mahkemesi kararının istinaf edilmesi üzerine yapılan incelemeye dair tarafların iddia ve savunmalarını özetlemektedir.

T.C.

ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
KARAR TARİHİ:10/06/2026
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:ANTALYA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ:26/02/2026
DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ:10/06/2026
İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında muhtelif tarihlerde akdedilen sözleşmeler uyarınca müvekkili şirketin davalı şirket çalışanlarına iş güvenliği eğitimi hizmeti ve iş yeri hekimi hizmeti sağladığını, davalı şirket taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında kesinleşen 31/12/2023 düzenlenme, 10/01/2024 vade tarihli 35.727,60 TL bedelli fatura, 29/01/2024 düzenlenme, 08/02/2024 vade tarihli 24.611,85 TL bedelli fatura, 31/01/2024 düzenlenme,15/02/2024 vade tarihli 27.406,50 TL bedelli fatura, 18/04/2024 düzenlenme, 28/04/2024 vade tarihli 60.000,00 TL bedelli fatura, 18/04/2024 düzenlenme, 28/04/2024 vade tarihli 60.000,00 TL bedelli fatura, 18/04/2024 düzenlenme, 28/04/2024 vade tarihli 37.400,00 TL bedelli fatura, 25/04/2024 düzenlenme, 05/05/2024 vade tarihli 60.000,00 TL bedelli fatura, 25/04/2024 düzenlenme, 05/05/2024 vade tarihli 60.000,00 TL bedelli fatura, 27/04/2024 düzenlenme, 07/05/2024 vade tarihli 47.600,00 TL bedelli fatura,25/05/2024 düzenlenme,04/06/2024 vade tarihli 60.000,00 TL bedelli fatura, 25/05/2024 düzenlenme, 04/06/2024 vade tarihli 32.300,00 TL bedelli fatura, 25/05/2024 düzenlenme, 04/06/2024 vade tarihli 25.500,00 TL bedelli fatura, 25/06/2024 düzenlenme, 05/07/2024 vade tarihli 60.000,00 TL bedelli fatura ile muaccel hale gelen toplam 590.545,95 TL borcunun yalnızca 100.000,00 TL kısmını 14/06/2024 tarihinde ödediğini, taraflar arasında alacak borç ilişkisi olduğunu, kalan bakiye olan 490.545,95 TL müvekkil şirkete, ilk fatura üzerinden aylar geçmesine rağmen ödenmediğini, müvekkil şirketin ekonomik olarak zor durumda kalmasına sebep olduğunu, borcun ödenmemesi üzerine davalı/borçlu şirket aleyhine kesinleşen fatura bedellerinin işlemiş ve işleyecek faiziyle tahsili için için Antalya Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, anılan takibe yönelik davalı şirket tarafından ödeme emrine, borcun tamamına, borcun kaynağına, takibe, takip dayanağı belgelere, faize ve faiz oranına, işlemiş faize ve borcun tüm ferilerine haksız ve mesnetsiz olarak müvekkil şirketin alacağını sürümcemede bırakmak amacıyla itiraz edilerek takibin durdurulduğunu, Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... D. İş. Sayılı dosyası ile ihtiyati haciz kararı verilmesi talebiyle başvurulduğunu, mahkemece kabul edildiğini belirterek, Antalya Genel İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, davalı borçlunun asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ile davacı arasında, 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ve ilgili mevzuat kapsamında verilecek iş sağlığı ve güvenliği hizmetinin sağlanmasına ilişkin 01/01/2023 tarihli ortak sağlık güvenlik birimi hizmet sözleşmesi (Ek-1) ve 22/03/2024 tarihli ortak sağlık güvenlik birimi hizmet sözleşmesi (Ek-2) imzalandığını, sözkonusu sözleşme kapsamında, davacı taraf, 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ve ilgili mevzuat kapsamında verilecek iş sağlığı ve güvenliği hizmetini sağlamayı, müvekkili de söz konusu hizmet karşılığında ücret ödemeyi üstlendiğini, davacı taraf, sözleşmeye aykırı davranarak sözleşme kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmediğini, onaylı defter içerisinde son olarak 12/03/2024 tarihinde beş tespit yapılmış ise de son üç aylık dönemde tespit ve öneride bulunulmadığını, 12/03/2024, 24/01/2024, 22/06/2023 tarihli tespit ve önerilerde iş güvenliği uzmanı kaşe ve imzası bulunmadığını, Şubat 2024 döneminde olduğu tahmin edilen tespit ve önerilerin bulunduğu sayfada işyeri hekimi kaşe ve imzası bulunmadığını, Şubat ayı içerisindeki yazıldığı tahmin edilen tespit ve önerilerin bulunduğu sayfaya tarih konulmadığını, 06/10/2023, 13/07/2023 tarihli tespit ve önerilerde işyeri hekimi kaşe ve imzası bulunmadığının görüldüğünü, dava konusu alacağın muaccel olmadığından ve alacaklının henüz muaccel olmayan bir alacak için icra takibi başlatmakta ve dava açmakta hukuki yararı bulunmadığını belirterek davanın reddi ile icra takibinin haksız ve kötü niyetli başlatılması sebebiyle, müvekkil lehine %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda özetle; "... Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;davacı şirketin davalı şirkete hizmet verilmesi karşılığında düzenlenen faturalardan kaynaklı alacağının Antalya Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile takip konusu yapıldığı, davalı tarafın takibe itirazı üzerine iş bu itirazın iptali davasının açıldığı, mahkememizce taraf ticari defterlerinin incelenmesi amacıyla mali müşavir bilirkişilerden rapor alındığı, aldırılan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, tarafların inceleme konusu ticari defterlerinin usulüne uygun olarak tutulduğu, taraflar arasında ticari bir ilişkinin mevcut olduğu ve takip/dava konusu alacağın dayanağı olan faturaların davalı şirkete teslim edildiği ve faturaların davalı tarafın defterlerinde de kayıtlı olduğu, her iki taraf defterlerinin birbirini doğruladığı, davalı tarafından yasal sürede faturaya itiraz edilerek iade edilmediği, bu nedenle davalının faturaların içeriğini kabul etmiş sayıldığı, Antalya BAM ilamı doğrultusunda, davalı tarafa yemin delili hatırlatılmasına rağmen davalı tarafın yemin delilini kullanmayacakları şeklinde beyan dilekçesi sunduğu, neticeten davacının davasını ispatladığı, taraflar arasındaki ticari ilişkiye istinaden davacının davalı adına düzenlediği takip/dava konusu alacağın dayanağı olan faturalara istinaden takip tarihi itibariyle davacının bakiye 490.545,95 TL alacağının kayıtlı olduğu, davacı şirketin bakiye alacağı üzerinden takip tarihinden önceki 21 gün süre ile faiz talep etmesinin yerinde olduğu ve işlemiş faiz tutarının 14.605,50 TL olduğu, bu itibarla davacının faturalardan kaynaklı olarak bakiye 490.545,95TL asıl alacak ve 14.605,50 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 505.151,45 TL tutarında davalı şirketten alacaklı olduğu anlaşılmakla..." şeklindeki gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin iş sağlığı ve güvenliği uzmanı bilirkişiden rapor alınmasına ilişkin verdiği ara karardan, hiçbir gerekçe göstermeksizin dönmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafın, sözleşme kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmediğinden, ücrete hak kazanamayacağını ve fatura bedellerini müvekkilinden talep edemeyeceğini, delillerinin eksik incelendiğini, ispat külfeti davacıda olmasına rağmen yemin delilinin kendilerine hatırlatılmasının doğru olmadığını, tutulması zorunlu olan deftere, davacının bulundurmak zorunlu olduğu iş güvenliği uzmanı ve iş yeri hekiminin imza dâhi atmadığını, taraflar arasındaki imzalanan sözleşmelerde, ücretin ödenebilmesinin, sözleşme kapsamındaki hizmetin, davacı tarafça tam ve eksiksiz olarak yerine getirilmesi şartına bağlı olduğunu, dava konusu alacağın muaccel olmadığını, bir kimsenin kendi borcunu ifa etmedikçe karşı taraftan ediminin ifasını isteyemeyeceğini, faturanın sözleşmenin ifa aşamasına ilişkin bir belge olduğunu, inkar tazminatına hükmedilmesinin hatalı olduğunu, alacağın likit olmadığını beyan ederek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
İlk derece mahkemesinin ... Esas - ... Karar sayılı dosyasında yapılan yargılamada davanın kabulüne karar verildiği, kararın istinaf kanun yoluna getirilmesi sonucunda Dairemizin ... Esas, ... Karar sayılı ilamı ile, "Mahkemece, davalı tarafa "yemin teklifinde bulunma" hakkını hatırlatması, sonucuna göre kaar vermesi gerekirken, eksik inceleme ile karar verilmesi yerinde olmamıştır" gerekçesiyle, kararın ortadan kaldırılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
Dairemizin kararından sonra mahkemece, Davalı vekiline yemin hakkını kullanıp kullanmayacağı hakkında beyanda bulunmak, yemin hakkını kullanacaksa bu husustaki yemin metnini sunmak üzere 2 haftalık kesin süre verilmesine (tebliğ yoluyla) karar verilmiş, sonucu hatırlatılmış olup, davalı vekili ara kararın hatalı olduğundan bahisle yemin teklifinde bulunmayacaklarını belirtmiştir.
Dosya arasında mevcut mali müşavir bilirkişi raporunda, taraf ticari defterlerinin usulüne uygun olduğu, taraflar arasında ticari ilişkinin mevcut olduğu, takip konusu alacağın dayanağı olan faturaların davalı şirkete teslim edildiği, tarafların ticari defterlerine göre, takip konusu alacağın dayanağı olan faturalara istinaden takip tarihi itibariyle davacının bakiye 490.545,95 TL alacağının bulunduğu belirtilmiştir. Davacı ticari defterlerinde görülen davalı borcu ve davalı ticari defterlerinde görülen davacı alacağı miktarı birbirini teyit etmektedir.
Kural olarak söylemek gerekir ki, fatura tek başına alacağın kanıtı değildir. Faturanın dayanağı olan temel ilişkinin ispatı gerekir. Tek yanlı düzenlenen faturanın, düzenleyen tarafın kendi ticari defterlerine kayıt edilmiş olması alacağın varlığını ispatlamaz (Yargıtay 19 Hukuk Dairesinin 2009/8074 Esas, 2010/5025 Karar sayılı içtihadı). Ancak, mahkemece aldırılan bilirkişi raporunda, faturaların, sadece davacı ticari defterlerinde değil, taraf ticari defterlerinde kayıtlı olduğu belirtilmiştir. Davalı defterindeki kayıt, davalının ticaret şirketi olmakla tacir sıfatına haiz olması, basiretli iş adamı ilkesi gereği hareket ettiği düşünüldüğünde, hiç bir tacir ticari defterine aleyhine kayıt düşmeyeceğinden (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 14/05/2019 Tarih, 2017/19-823 E. 2019/553 K.), hizmetin davalıya verildiği yönünde karine mevcuttur. Faturalara itiraz edildiğine dair belirleme de yoktur.
Tüm açıklamalar ışığında, HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, mahkemece alınan bilirkişi raporunun hükme ve denetime elverişli, dosya kapsamına uygun olmasına, bilirkişi raporu içeriği ve faturaların davalının ticari defterinde de kayıtlı olması karşısında dosyada ispaat külfetinin davalıda olmasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 34.506,89 TL maktu istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 8.630,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 25.876,89 TL istinaf karar harcının davalı taraftan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA,
3-Davalının istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE,
5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
6-Kararın Dairemizce taraflara TEBLİĞİNE,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince aynı Kanun'un 361/1 maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren İKİ HAFTALIK süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.
...