İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesinin, ticari hizmet sözleşmesinden kaynaklanan yedek parça alacağı ve vade itirazı üzerine açılan itirazın iptali davasında ilk derece kararının incelenmesi.
Özet: Bu hukuki evrak, iş makineleri distribütörü davacı şirketin, yedek parça satışından kaynaklanan ve davalı müşterinin mutabakatla kabul ettiği 67.941,66 TLlik borcu ödememesi üzerine başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptali davasını incelemekte olup, davalının borcun vadesi gelmeden takip başlatıldığı yönündeki itirazına karşılık ilk derece mahkemesi, taraflar arasındaki 90 günlük vade içeren fiyat teklifi ve fatura tarihlerini esas alarak alacağın muaccel olduğunu, davalının kendi iddiasına göre dahi ödemeyi vadesinden önce yaptığını tespit ederek, davacının alacağının varlığını ispat ettiğine hükmetmiştir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/1545
KARAR NO: 2026/1056
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 13/12/2021
NUMARASI: 2020/648 Esas - 2021/941 Karar
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 21/05/2026
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 1953 yılında kurulan müvekkil şirketin grup şirketleri ile Dünya Lideri konumunda olan iş makineleri üreticilerinin Türkiye Distribütörlüğünü yürüttüğünü, markaların satış sonrası servis ve yedek parça hizmetlerinin yanı sıra kiralama ve ikinci el satış hizmeti de veren sektörün öncü firmalarından olduğunu, davalının müvekkil şirketten yedek parça hizmeti almak için talepte bulunduğunu, taraflar arasında 27/03/2019 tarihli ...numaralı ticari teklifin kabul edildiğini, ticari ilişki devam ederken müvekkilinin üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirdiğini, davalının satın aldığı yedek parçaları teslim ettiğini fakat davalının yükümlülüğünü ihlal ettiğini, davalının yedek parçaların satışı sonucu faturalardan kaynaklı 01/01/2019-27/05/2019 cari hesap dönemine ilişkin 67.941,66 TL tutarındaki borcunu ödemediğini ve 04/07/2019 tarihli mutabakat beyanı ile de bahsi geçen miktardaki cari hesap borcunu kabul ve ikrar ettiğini, bu tutarın tahsili amacı ile İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattıklarını, davalının itirazı ile takibin durduğunu, itirazdan sonra 09/09/2019 tarihinde 67.941,66 TL tutarındaki kısmi borcunu müvekkili şirkete ödendiğini, bu durum davalının kötü niyetinin göstergesinin olduğunu, akabinde ise müvekkil şirket tarafından müdürlük dosyasına haricen tahsil bildiriminde bulunulup gerekli olan tahsil harcı da icra müdürlüğüne ödendiğini ancak halen bakiye bedelin bulunduğunu belirterek itirazın iptali ile takibin 17.420,55 TL üzerinden devamına asıl alacağın %20 sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de davalı üzerine bırakılmasını talep ve dava edilmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının davalı şirketin kendisine olan borcu vadesi gelmeden icraya koyduğunu, dolayısıyla müvekkil şirketin söz konusu tutarı dava dilekçesinde de belirtilmiş olduğu üzere vadesi gelince davacıya ödendiğini, bu nedenle icra takibine yapılan itirazın hukuki olduğunu, vadesi gelmemiş olan borca itirazın borçluya tanınmış bir hak olduğunu ayrıca müvekkilin borcu ödemesinin iyi niyetini gösterdiğini belirterek davanın reddine davacının icra takibine konu meblağın %20 sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "taraflar arasında cari hesaptan ve faturadan kaynaklı ticari ilişki olduğu, davacının bu ilişkiden kaynaklı alacağın tahsili amacıyla davalı aleyhine takip başlattığı anlaşılmıştır. Her ne kadar davalı taraf icra takibi itibariyle alacağın muaccel olmadığı, taraflar arasında mutabakatın yapıldığı 04/07/2019 tarihinden itibaren 90 günlük sürenin bitiminden itibaren alacağın muaccel olacağına yönelik itiraz etmiş olsa da, taraflar arasında davalının da itiraz etmediği 27/03/2019 tarihli "Fiyat Teklifi" belgesinin C maddesinde ödeme şeklinin 90 gün vade olduğu, Faturanın Euro olarak kesileceğini, fatura ödemesi belirtilen valör tarihinde yapılmaması halinde ödenmeyen Euro bedellere fatura valör tarihinden itibaren %10 (yüzdeon) esas olacak şekilde geciken gün kadar hesaplanarak temerrüt faizi uygulanacağının düzenlendiği, dolayısıyla vadenin geçip geçmediği konusunda fatura tarihlerinin esas alınması gerektiği, icra takibin de fatura valör tarihinden sonra başlatıldığı, ayrıca taraflar arasında yapılan mutabakatın 04/07/2019 tarihi olduğu, davalının iddia ettiği şekilde 90 günlük vade süresinin 04/10/2019 tarihi olduğu, ancak davalı tarafından icra takibinde borca itiraz edildikten sonra 09/09/2019 tarihinde 67.949,56 TL'lik borcun ödendiği, dolayısıyla davalının kendi iddia ettiği şekliyle dahi alacağın muaccel olmasından önce borcunu ödemiş olduğu, bu nedenle alacak muaccel olmadan takip yapıldığı itirazının Mahkememiz tarafından dosya kapsamına uygun düşmediği anlaşılmış olup davacının alacağının varlığını ispat etmiş sayıldığı Mahkememizce kanaat getirilmiştir. Dosyaya mübrez işbu bilirkişi raporunun dosya kapsamı ile uyumlu, gerekçeli, denetime açık, hüküm kurmaya elverişli ve yerinde olduğu kabul ve takdir edilerek davacının davanın kısmen kabulüne, davalının İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın iptaline, icra takibinin toplam 15.610,99 TL (ana para alacağı 2.237,02 TL, işlemiş yasal faiz 563,00 TL, icra vekalet ücreti 9.632,42 TL, icra tahsil harcı 3.091,35 TL, icra başvurma harcı 44,40 TL ve icra masraf miktarı 42,80 TL olmak üzere) üzerinden aynen devamına, asıl alacak 67.941,66 TL'ye takip tarihinden itibaren %19,50 ve değişen oranlarda avans faizi uygulanmasına, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. Davacının İcra İnkar Tazminatı İsteğine ilişkin yapılan değerlendirmede ise Yargıtay'ın kararlılık kazanmış uygulamasına göre itirazın iptali davalarında İİK’nın 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak inkar tazminatı talep etmiş olması gereklidir. Burada borçlu itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmamaktadır. Bu yasal koşullar yanında takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması böylece borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç gerekse borçlu bakımından bu koşullar mevcut ise ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Olayımızda davalının borcunun cari hesap ve ticari defterlere göre açık ve net olarak belirli ve belirlenebilir olduğundan İcra İflas Kanununun 67/2.maddesi gereğince asıl alacağın %20'si olan 13.588 TL icra inkar tazminatının da davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 12.09.2019 tarihinde alacaklı vekili tarafından 67.949,00 tl tutarında haricen tahsil beyanında bulunulmuş olmasına ve dava bu beyandan sonra açılmış olmasına rağmen, icra inkar tazminatı kabul edilen alacak miktarı üzerinden değil, alacağın tümü üzerinden hatalı şekilde hesaplandığını, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla, 13.12.2021 tarihli gerekçeli kararda mahkeme davanın kısmen kabulüne ve icra takibinin toplam 15.610,99 tl üzerinden devamına karar vermiş ancak faizi,icra inkar tazminatını ve vekalet ücretini kanuna ve yerleşik Yargıtay içtihatlarına aykırı olarak asıl alacak olan 67.941,66 tl üzerinden hesaplandığını, mahkemece haricen tahsil beyanı dikkate alınmadan asıl alacak miktarı olan 67.941,66 tl üzerinden hatalı hesaplama yapıldığını, takip talebinde alacağın dayanağı olarak faturalar gösterilmediği halde taleple bağlılık ilkesi aşılarak vadenin hesaplanmasında fatura valör tarihi baz alındığını,
kararın gerekçesinde cari hesap ve faturadan kaynaklı ticari ilişki tanımlaması usule ve yasaya aykırı olduğunu, 04.07.2019 tarihinde cari hesap mutabakatı yapıldığını, vadenin mutabakat tarihinden itibaren hesaplanması gerekirken yanılgıya düşülerek yanlış hesaplama yapıldığını, takip talebindeki alacak miktarı kadar bir fatura söz konusu olmadığını, takibe konu olan alacak, çeşitli tarihlerde düzenlenmiş olan faturaların davacının kabulünde olduğu üzere davalı ile aralarındaki cari hesap ilişkisi çerçevesinde cari hesaba kaydedilerek, zaman zaman düzenlenen iade faturalar ve ödemeler nedeni ile takip edilmesi sonucunda ortaya çıkmış olan bir rakam olduğunu, İcra Hukuk Mahkemesi dava dilekçesi ve kararında davacı şirket cari hesap ilişkisini kabul etmiş olup faizin hangi tarihe kadar uygulanacağının kararda belirtilmemiş olmasının usule ve yasaya aykırı olduğunu, vadeden önce ödeme yapılmasını engelleyen herhangi bir yasa kuralının mevcut olmadığını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE : Dava, ticari satım sözleşmesine dayalı cari(açık) hesaptan kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali, davasıdır.
İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, vadeden önce takibe geçilip geçilmediği, icra inkar tazminatının alacağın tümü üzerinden belirlenip belirlenemeyeceği noktasındadır.
Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında, "cari hesap alacağına ilişkin 04/07/2019 tarihli mutabakat" sebebine dayalı olarak 67.941,66 TL asıl alacağın istemiyle 08/07/2019 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, takip borçlusunun itirazı üzerine takip durmuştur.
Davalı takip borçlusu tarafından 09/09/2019 tarihinde davacıya haricen 67.941,66 TL ödenmiştir.
Davacı tarafça, ödemenin dosya borcunun tamamına kapsamadığı iddiasıyla 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca 17.420,55 TL üzerinden itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 89. (6762 sayılı TTK’nın 87) maddesine göre iki kişinin herhangi bir hukukî sebep veya ilişkiden doğan alacaklarını teker teker ve ayrı ayrı istemekten karşılıklı olarak vazgeçip bunları kalem kalem alacak ve borç şekline çevirerek hesabın kesilmesinden sonra çıkacak artan tutarı isteyebileceklerine ilişkin sözleşme cari hesap sözleşmesi olarak tanımlanmıştır. Aynı maddelerde cari hesap sözleşmelerinin yazılı yapılmadıkça geçerli olmayacağı belirtilmiştir. Buna göre, taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmadıkça TTK’nın cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamayacaktır.
Açık hesap ilişkisi ise önceki borçlar tahsil edilmemesine rağmen taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam etmesi durumudur. Açık hesap ilişkisinde taraflar tek taraflı ya da karşılıklı olarak alacaklarını hesaba kaydedip belirli hesap dönemlerine bağlı kalmaksızın hesaplaşma yaptıklarından, bu ilişkiye TTK’daki cari hesaba ilişkin hükümler uygulanamaz(Yargıtay HGK'nın 01.07.2021 Tarih ve 2017/(19)11-3085 E. - 2021/902 K. sayılı kararı).
Bu nedenle vadenin hesap mutabakatına göre değil açık hesap ilişkisini oluşturan faturalara göre belirlenmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
6098 sayılı TBK’nın 100. maddesi hükmü uyarınca, davalı borçlunun temerrüdü nedeniyle davacı alacaklının kısmi ödemeyi öncelikle faiz ve giderlere mahsup etmesinde yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Bu gibi hallerde, HGK’nın 18.4.2017 tarih ve 2007/19-159 Esas, 2007/220 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, icra takibinden sonra ve fakat itirazın iptali davasından önce kısmi ödeme yapılması durumunda, mahkemece kısmi ödemeler düşülerek dava tarihine göre belirlenecek bakiye alacak tutarı üzerinden karar verilmesi gerekir. Yani, ana para ve bu miktara dava tarihine kadar işlemiş temerrüt faizi hesaplanarak davalı borçlunun dava tarihinden önce ve fakat takipten sonra yaptığı ödemeler bu miktardan düşülerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekir.
Bunun yerine, asıl alacağa ödeme tarihine kadar temerrüt faizi uygulanarak bulunacak alacaktan kısmi ödemenin düşülmesi ile kalan alacağın ve bu alacağa ödeme tarihinden itibaren dava tarihine kadar işlemiş temerrüt faizine de karar verilebilir.
Buna göre davacı takip tarihinden itibaren ticari faiz talep ettiğinden takip konusu 67.941,66 TL'ye ödeme tarihi olan 09/09/2019 tarihine kadar faiz uygulanarak yapılan bu ödemenin öncelikle faizden düşülmesi sonucu davacının ödeme tarihi itibariyle halen 2.237,02 TL asıl alacağı bulunduğu bilirkişi raporu ile sabittir. Dolayısıyla bu miktar üzerinden takibin devamına karar verilmesi gerekir. Ayrıca, takibe ilişkin icra vekalet ücreti, icra tahsil harcı, icra başvurma harcı ve icra masraflarının genel mahkemelerde hüküm altına alınması mümkün değildir. Bunun gibi, yapılan ödeme nazara alınarak temerrüt faizinin bakiye alacak üzerinden ödeme tarihinden itibaren uygulanması gerekirken 67.941,66 TL üzerinden takip tarihi itibariyle faiz uygulanmasına karar verilmesi de doğru olmamıştır.
Bunun yanı sıra İİK'nın 67/2. Maddesinde, karşı tarafın hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edileceği düzenlenmiş olup, davacı tarafından dava konusu edilmeyen ve harçlandırılmayan 67.941,66 TL üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmesi yerinde değildir. Açıklanan nedenlerle ilk derece mahkemesince 2.237,02 TL asıl alacak yönünden itirazın iptaline ve bu miktar üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken hükümde yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesince hükümde yazılı olduğu şekli ile davanın kısmen kabulüne karar verilmesi isabetli görülmemiş ve bu nedenle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce ilk derece mahkemesi kararı düzeltilerek yeniden esas hakkında aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;
Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
1-Davanın kısmen KABULÜNE, kısmen REDDİNE,
2-a) Davalı-takip borçlusunun, İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında başlatılan icra takibine vaki itirazının 2.237,02 TL asıl alacak yönünden İPTALİNE, kabulüne karar verilen asıl alacağa ödeme tarihi olan 09/09/2019 tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasanın 2/2. Maddesine göre ticari faiz uygulanmasına,
b)Takipten sonra 09/09/2019 tarihinde yapılan 67.941,66 TL ödemeye ilişkin icra harç, icra vekalet ücreti ve icra masrafların icra müdürlüğünce infazda nazara alınmasına,
3-Kabulüne karar verilen alacağın %20'si olan 447,40 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davalı tarafın şartları oluşmayan kötüniyet tazminatı talebinin reddine,
5-Başlangıçta peşin olarak alınan 297,5 TL harcın icra harcı 339,71 TL ile birlikte alınması gerekli olan 732,00 TL harçtan mahsubu ile bakiye 94,79 TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
6-Arabuluculuk aşamasında Adalet Bakanlığı tarafından ödenen arabulucu ücreti 1.320,00 TL'nin, davacı yan davasında kısmen haklı çıktığından dava konusunun toplam değerinin redle sonuçlanan kısma oranı sonucu bulunan 1.150,50 TL'sinin davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına; dava konusunun toplam değerinin kabulle sonuçlanan kısma oranı sonucu bulunan 169,50 TL'sinin davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
7- Davacı tarafın yargılama sırasında yapmış olduğu başvuru harcı 54,40 TL, posta ve tebligat gideri 68,50 TL, bilirkişi ücreti 600,00 TL olmak üzere toplam 722,90 TL yargılama masrafının, davacı yan davasında kısmen haklı çıktığından dava konusunun toplam değerinin kabulle sonuçlanan kısma oranı sonucu bulunan 92,83 TL yargılama masrafına, peşin harç 297,50 TL, icra harcı 339,71 TL ile birlikte eklenerek sonuç olarak 730,04 TL'nin davalı'dan alınarak davacıya verilmesine, dava konusunun toplam değerinin redle sonuçlanan kısma oranı sonucu bulunan 630,07 TL yargılama masrafının davacı yan üzerinde bırakılmasına,
8-Davacı taraf yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 2.237,02 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 9-Davalı taraf yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 15.183,53 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 10-Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca artan gider avansının davacıya; davalı tarafından yatırılan ve artan delil avansının kendisine iadesine,
11-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak;
a-Davalı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,
b-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 220,70 TL, posta ve tebligat gideri 206,50 TL olmak üzere toplam 427,20 TL yargılama masrafının davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
12-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 21/05/2026