İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen, franchise sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali davası: Sosyal medya popülerliği yanılgısıyla feshedilen anlaşma bedelinin iadesi talebi.
Özet: Bu itirazın iptali davası, davacının eşi tarafından imzalanan bir franchise sözleşmesi kapsamında, sosyal medyadaki takipçi sayısının ve marka popülaritesinin sahte olduğunun anlaşılması, işletmenin zarar etmesi gibi gerekçelerle sözleşmenin haklı feshedildiği iddia edilerek, davalı eşinin hesabına ödenen 450.000 TL bedelin iade edilmemesi üzerine başlatılan icra takibine davalının yaptığı haksız itirazın iptali ile takibin devamı istemine ilişkin olup, davalı ise davanın arabuluculuk şartının usulüne uygun yerine getirilmemesi nedeniyle reddini talep etmektedir.

T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/500 Esas
KARAR NO : 2026/373
DAVA : İtirazın İptali (Franchise Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 12/09/2024
KARAR TARİHİ : 21/05/2026
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız ---------- Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan İtirazın İptali(Franchise Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasında dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ /
DAVA/TALEP;Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının eşi ---------- işletmekte ve franchise vererek isim hakkı satmakta olduğunu, --------- sosyal medyada hatrı sayılır bir takipçi kitlesi olması nedeniyle müvekkilinin eşi ---------, davalı ve eşi ile iletişime geçerek, -------- ili ----------- ilçesinde bir güzellik merkezi açmak ve ---------- isimli markanın isim hakkını almak için görüştüklerini, yapılan görüşme neticesinde bir araya gelen tarafların --------- ve ---------- aralarında 21.09.2022 tarihli franchise sözleşmesini imzaladıklarını, imzalanan sözleşmede franchise bedelinin her ne kadar 50.000,00-TL olarak belirlense de davalı ve eşinin tahminlerince vergi ödememek için bu şekilde bir sözleşme yaptıklarını asıl bedelin 750.000,00-TL olduğunu müvekkiline ve eşine iletmiş olduklarını, bunun üzerine müvekkilinin 450.000,00-TL'lik kısmı ...'ın hesabına gönderdiklerini, sözleşmenin --------- ve müvekkilinin eşi arasında imzalansa da bedel müvekkili tarafından ---------- eşi ...'ın hesabına gönderildiğini, bunun üzerine tarafların sözleşmeyi imzaladıklarını ve akabinde müvekkili ve eşinin -------- ilçesinde --------- markası altında güzellik merkezlerini açtıklarını, ancak söz konusu güzellik merkezi açıldıktan çok kısa bir süre sonra aslında --------- isimli şahsın sosyal medyadaki takipçilerinin sahte olduğu ve anlatıldığı kadar popüler olmadığını müvekkili ve eşi tarafından anlaşıldığını, açılan işletmenin cirolarının çok düşük kaldığını ve müvekkili ve eşi sürekli zarar etmeye başladıklarını, davacı ve eşi yaşanan durum üzerine 02/03/2023 tarihinde ---------- Noterliğinden--------- yevmiye numaralı ihtarla durumu, davalı ve eşine bildirdiklerini, ilerleyen süreçte durum değişmeyince müvekkili ve eşinin bu kez ----------- Noterliğinden 08.03.2023 tarihli ---------- yevmiye numaralı ihtarname ile sözleşmeyi haklı nedenle feshettiklerini ve ödenen bedelin iadesini talep ettiklerini, ancak ödenen bedelin müvekkiline iade edilmediğini, taraflar arasında yapılan sözleşmenin süresinin 5 yıllık olduğunu, ancak imza tarihinden itibaren yaklaşık 5 ay sonra sözleşmenin müvekkilinin eşi tarafından feshedildiğini, davacının hesabından ...'ın hesabına gönderilen 450.000,00-TL iade edilmeyince davacı adına --------- İcra dairesinde ---------- E. Sayılı icra takibi başlatıldığını, ancak 13.09.2023 tarihinde davalının takibe itiraz ederek, takibin durdurduğunu, davacının göndermiş olduğu 450.000,00-TL bedelin dekontuna açıklama olarak ---------- açıklamasını yazdığını, haksız itirazın iptali ile takibin devamını, lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; somut olayda, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanak aslı veya arabulucu tarafından onaylanmış örneğinin dava dilekçesi ekinde yer almadığı anlaşıldığını, davacı vekilinin dosyaya sunduğu ---------- sayılı kararına konu olayda son tutanak olan anlaşamama tutanağı dosyaya ibraz edildiğini, davacı tarafın dayanak gösterdiği Yargıtay kararına konu olayda esasen usulüne uygun tebliğ yapılmaması sebebiyle toplantıya iştirak edemeyen tarafların “anlaşamadığı” yönünde bir son tutanak tutulup mahkemeye sunulduğunu, Yargıtay, böyle bir durumda davacının kusurunun bulunmadığını belirttiğini, ancak somut olayda arabuluculuk başvuru formu dışında dosyaya hiçbir belge sunulmadığını, arabuluculuk sürecinin devam etmemesi arabulucudan değil, başvurucudan kaynaklandığını, haksız davanın öncelikle usulden reddine, aksi kanaat hasıl olur ise esastan reddine, davacı tarafından talep edilen miktarın %20’si oranında kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.
DELİLLER: --------- İcra Dairesinin ----------- Esas sayılı dosyası, Franchise Sözleşmesi,Banka dekontu, İhtarnameler,--------- Görüşmeleri, dosyadaki sair bilgi ve belgeler.
DEĞERLENDİRME VE SONUÇ : Dava, 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesi gereğince açılmış itirazın iptali, takibin devamı ve tazminat istemine ilişkindir.
6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi gereğince davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322. maddeleri gereğince basit yargılama usulüne tabi işbu davada dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak duruşmaya katılan taraf vekillerinin dava şartlarına ilişkin beyanları dinlenmiş; 6100 sayılı HMK'nin 114, 115.137 ve 138. maddelerinde bulunan düzenlemeler kapsamında dava şartlarına yönelik (arabuluculuk dava şartı) yapılan inceleme ve değerlendirme sonucunda ön inceleme duruşması tamamlanmadan aşağıdaki hüküm sonuca ulaşılmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/(2)-maddesine göre 'diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır. Hükmü bulunmaktadır. Aynı yasanın 115. maddesine göre ise "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir." hükümleri mevcuttur. Dava şartlarına ilişkin kurallar kamu düzenindendir. Bu yasal çerçevede mahkemelerce dava şartları her aşamada resen gözetilmesi gerekmektedir.
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinde aynen; "(1) İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır. (2) Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." düzenlemesi bulunmaktadır. 6102 Sayılı TTK'nin MADDE 5/A - (YÜR. TAR.: 01.01.2019) (1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar (KOD 1) para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Buna göre işbu menfi tespit davası açılmadan önce zorunlu arabuluculuğa başvurulmuş olması 7445 sayılı Kanun'un 31. maddesiyle TTK'nin 5/A-1 ve HMK'nin 114/2. maddeleri uyarınca dava şartıdır. Yukarıdan beri gösterilen yasal düzenlemeler ve yapılan hukuki açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; dava 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesi gereğince açılmış itirazın iptali, takibin devamı ve tazminat istemine ilişkin olup zorunlu arabuluculuğa tabidir. Dava konusu olayda dosyaya davacı vekili tarafından arabuluculuk son tutanağının sunulmadığı sabittir. Kuşkusuz arabuluculuk dava şartının yerine geldiğinin kabul edilebilmesi için yalnızca başvuru yeterli olmayıp yasal düzenlemelere uygun olarak tamamlanmış olması da gerekir. Yasanın sözü ve özü birlikte değerlendirildiğinde varılacak sonuç budur. (TMK, 1/1) Bu minvalde bu sürecin usul ve yasaya uygun olarak tamamlanmasında arabulucu kadar tarafların da sorumluluğu bulunduğu gözden kaçırılmamalıdır. Zira arabuluculuk kurumu tamamen iradeyi, iyi niyeti ve sorunun temelden çözümünü esas alan alternatif bir çözüm yöntemidir. Böylece eldeki olayda her halde 6325 sayılı HUAK'nin 18/A ve 18/A(2) hükümleri gereğince arabuluculuk dava şartının tamamlanabilir nitelikte olmadığı konusundaki emredici ve özel nitelikteki düzenleme dikkate alınarak herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaati hasıl olmuştur. Binaenaleyh; 6102 sayılı TTK'nin 5/A, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 2. Bendinin son cümlesi ve HMK'nin 114/(2) ve 115. maddeleri uyarınca davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekmiştir.
6100 Sayılı HMK'nın 332/1 maddesine göre, anılan kanunun 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden ise aynı yasanın 326/1 maddesi gereğince davacı şirket sorumlu tutulmak suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddesi gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-)Davanın, TTK'nin 5/A ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 2. bendinin son cümlesi uyarınca 'arabulucuya başvurulmadan dava açılması nedeniyle' 6100 sayılı HMK'nin 114/(2) ve 115. maddelerine göre DAVA ŞARTI YOKLUĞUNDAN USULDEN REDDİNE,
2-)Yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3-)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcının, başlangıçta peşin olarak alınan 7.684,88 TL harçtan mahsubuyla bakiye 6.952,88 TL harcın karar kesinleştiğinden talep halinde davacıya iadesine,
4-)Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davalı vekili için; karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 7/2,13/1 maddeleri uyarınca hesap ve takdir edilen 45.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak, davalıya verilmesine,
5-)Davalı tarafından vekille temsil dışında (HMK.323/1/ğ) yapılmış başka yargılama gideri bulunmadığından işbu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına, )
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı ; 6100 sayılı HMK'nin 341/1, 342, 343, 344 ve 345/1 maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf harç ve giderleri yatırılmak suretiyle mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle ----------- Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 21/05/2026