İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesinin, tanınmış enerji içeceği markasının benzerliği ve kötü niyet iddiasıyla tescilli markanın hükümsüzlüğü talebine ilişkin istinaf kararı.
Özet: Dünya genelinde tanınan ve çeşitli sınıflarda tescilli "şekil" markasının sahibi davacı şirket, davalı tarafından kötü niyetle ve kendi tanınmışlığından faydalanmak amacıyla tescil edilen "yazı + şekil" markasının görsel ve algısal olarak karıştırılacak düzeyde benzer olduğunu, bu nedenle Sınai Mülkiyet Kanunu ve uluslararası anlaşmalar gereği davalı markasının hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine ve üçüncü kişilere devrinin önlenmesine karar verilmesini talep ederken, davalı taraf markasının bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini ve herhangi bir benzerlik bulunmadığını savunmaktadır.

T.C.
İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ16. HUKUK DAİRESİT Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IDOSYA NO:2025/1676 EsasKARAR NO:2026/941 KararİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİTARİHİ:29/04/2025NUMARASI:2023/199 E. - 2025/54 K.DAVANIN KONUSU:Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)KARAR TARİHİ:10/06/2026İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin, ticaret unvanı da olan "..." / "... ..." ve diğer markalarıyla 2002 yılından bugüne menşe ülkesi Amerika Birleşik Devletleri başta olmak üzere, dünyanın tamamında kullanılan, yoğun pazarlama ve reklam faaliyetleri ile tanınan, başta enerji içecekleri olmak üzere pek çok sektörde faal bir şirket olduğunu, müvekkilinin "..." markasının, bugün %37 ile dünyanın en çok enerji içeceği tüketilen ülkesi olan ABD’de %35 pazar payına sahip olduğunu ve en çok tercih edilen enerji içeceği markası olduğunu, müvekkili şirketin, "ŞEKİL" markasının Türkiye de dâhil olmak üzere Dünyanın muhtelif ülke ve organizasyonlarında çeşitli kombinasyonları ile marka olarak tescil ettirip, koruma altına alındığını, davalının markası ile müvekkilinin markaları arasında benzerlik bulunduğunu, görsel, biçimsel, algılama ve markada ön plana çıkarılmak istenen unsurlar açısından bakıldığında, müvekkilinin markaları ile davaya konu "... + ... Şekli" olarak ifade edilebilecek markanın tüketicinin kafasını karıştıracak düzeyde benzer olduğunu, müvekkilinin "ŞEKİL" unsurlu markalarının 2006 yılından bu yana,Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde 05, 09, 14, 16, 22, 25 ve 32. sınıflarda tescil edilerek koruma altına alındığını, 05, 09, 16, 18, 25, 29, 30 ve 32. sınıflarda ise WIPO nezdinde korunduğunu, keza 05, 09, 12, 14, 16, 18, 22, 24, 25, 26, 29, 30, 32 ve 35. sınıfları da kapsayacak şekilde muhtelif sınıflarda OHIM (Avrupa Birliği ülkeleri) ve çeşitli uluslararası kurumlar nezdinde tescil edildiğini, müvekkilinin "ŞEKİL" unsurlu markalarının davaya konu markanın tescil edildiği 12, 35 ve 41. sınıflarda OHIM (Avrupa Birliği Ülkeleri) dâhil, dünyanın birçok ülkesi nezdinde tescil edilerek koruma altına alındığını, müvekkilinin 35.sınıfta korunan markası olmasa dahi, Türkiye’de 05, 09, 14, 16, 22 ve 25. sınıfta korunan "... ŞEKİL" unsurlu markalarının 35.sınıf bakımından da otomatik korumaya tabi olduğunu, davalı markasının, 6769 Sayılı Sına Mülkiyet Kanununun 25. maddesi atfıyla 6/3. maddesi gereğince hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğini, müvekkilinin markasının tanınmışlığından haksız şekilde faydalanan davalı adına tescil edilmiş markanın, SMK 25. maddesi atfıyla, 6/4. maddesi gereğince ve akdi taraf olunan Paris Sözleşmesi ve Trips Anlaşması hükümleri gereğince hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğini,davalı markasının, 6769 Sayılı Sına Mülkiyet Kanununun 25. maddesi atfıyla 6/9. maddesi gereğince, kötü niyetli tescil edilen marka olması nedeniyle hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğini, marka başvuru sahibi ...'in motorlu yarış sporlarında pilotluk yapan ...takımının sporcusu ve kulüp yöneticisi olduğunu, ... motor sporlarıyla bu kadar yakın ilişki içinde olan davalının, müvekkili firmayı ve müvekkili markasını bilmemesinin kabul edilemez olduğunu, tescil kapsamındaki emtiaların da ayırt edilemeyecek derecede benzer olması karşısında, davalının markasını tescil ederken kötü niyetli davranmış olduğunu, bu nedenle kötü niyetli davalı markasının hükümsüzlüğünün gerektiğini belirterek, davalının markasının müvekkilinin gerçek hak sahipliğini ihlal etmesi ve müvekkil markasının tanınmışlığından faydalanmak amacıyla kötü niyetle tescil edilmiş olması nedeniyle, tümüyle hükümsüz kılınmasını, dava konusu markanın Türk Patent ve Marka Kurumu sicilinden terkinini, dava konusu markanın, davanın devamı sırasında 3.kişilere devredilmesinin hak kayıplarına neden olacağı dikkate alınarak, markanın 3.kişilere devredilmesinin önlenmesi zımnında ihtiyati tedbir kararı tesis edilmesini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı üzerinde bırakılarak karar verilmesini talep etmiştir.CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde;müvekkilinin markasının, "..." yazısı ve kara yolunda ayrılarak doğaya yönelmeyi simgeleyen "..."nden oluştuğunu, karşılaştırmanın markalar arasında yapılması gerektiğini, markaların bir bütün olduğundan karşılaştırmanın, daima karşılaştırılan markaların bütünü üzerinden yapıldığını, davacının, müvekkilinin markasını bölüp parçalayarak kendi markasına benzer gösterme çabasının yasanın öngördüğü karşılaştırma kuralına uymadığını, bu halde dahi benzerlik bulunmadığının apaçık görüldüğünü, müvekkilinin "..." markasını, katıldığı ... yarışlarında ve doğa sporları üzerine faaliyet gösteren ve birçok kez doğaya atılmış olan ve davalı şirketin de üretmiş olduğu teneke kutu, pet şişe gibi çöplerin doğadan toplanması için sosyal sorumluluk projeleri düzenlemeye yönelik projeler ve bu projeler kapsamındaki faaliyetlerde kullandığını, bu husustaki yazılı ve görsel delillerin, müvekkiline ait ... sitesi ve ... sayfalarında mevcut olduğunu, müvekkilinin, doğa sporları yapan offroad pilotu olup, bu yarışlardan ülkesini temsilin verdiği gurur dışında bir menfaati bulunmadığını, markasını ise, doğal olarak kendi yarış otomobilinde, kendi kaskında, pilot kıyafetleri üzerinde, bere ve başlığında da kullandığını, bunların ise kendisini tanıtma vasıtası olma dışında bir işlev görmeyeceğinin açık olduğunu, bu faaliyetlerini ağırlıklı olarak çocuklar ve gençler ile birlikte yaptığını, gençlere ve çocuklara çevreye duyarlılık, doğa sevgisi gibi iyi alışkanlıklar kazandırmasıyla da faaliyetleri bakımından davacı ile bir benzerlik bulunmadığını, davacı markasının kullanıldığı mal ve hizmet sınıfı ile müvekkil markasının tescil edildiği mal ve hizmet sınıflarının tümüyle farklı olduğunu, davacının tanınmış marka olduğu iddiasının delili bulunmadığı gibi -kabul niteliğinde olmamak üzere-tanınmış marka olsa dahi, markalar arasında iltibasa yol açacak hiç bir benzerlik bulunmadığını belirterek, haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini istemiştir. MAHKEMENİN İLK KARARI: İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 10/06/2021 tarihli 2020/130 E. - 2021/103 K. sayılı kararıyla; "... davacı vekilinin davacının tanınmış ... şeklindeki markanın davalı tarafından 6769 sayılı yasanın 6/1,6/3,6/4 ve 6/9 maddeleri gereğince hükümsüz kılınması gerektiğinden bahisle iş bu davayı ikame ettiği, davalı vekilinin cevap dilekçesi ile; markalar arasında karıştırılma ihtimali olmadığını, davalının doğa sporları yapan ... pilotu olduğunu, bu markayı da kendisini tanıtma vasıtası olarak tescil ettirdiğini, markalar arasında kullanılan mal ve hizmetler bakımından da farklılık olduğunu iddia ederek davanın reddini talep ettiği, mahkememizce taraf delilleri,TPMK kayıtları celp edilip toplandıktan sonra dosya bilirkişi heyetine tevdi edilmiş. Markaların tescil sınıflarının farklı olduğu, bu nedenle iltibasa yol açmayacağı, davacının ... markasının davacıya ait tanınmış "...,...” ibaresi ile birlikte kullanıldığını, bu nedenle tanınmış marka sayılabileceğini, bu bağlamda davalı markasının 35. sınıfta yer alan "müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için içecekler, meşrubatlar, malların bir araya getirilmesi hizmetleri" bakımından hükümsüzlüğünün istenebileceği yönünde görüş bildirdikleri, buna göre davacı şirketin TPMK nezdinde ... numaralı ...işareti + "... ...” markasının 16,25. sınıflarda ... numaralı ... işareti+"... ...” markasının 14. Sınıfta ... numaralı ... ... işareti şekilli markanın 09 ve 22. Sınıflarda... numaralı ...işareti + "... ...”, ibareli markanın 9 ve 22. Sınıflarda ... numaralı ...işareti ibareli markanın 5 ve 32. Sınıflarda ... numaralı ... ... işareti +"... ...” markasının, 16 ve 25. Sınıflarda ...numaralı ...şekilli markanın 32. Sınıflarda tescilli sahibi olduğu, davalının ise davaya konu ... numaralı ...+YAZI üzerine ... İŞARETLİ markanın 12,35,37 ve 41. Sınıflarda tescilli sahibi olduğu, davacının enerji içeceği sektöründe bilirkişi raporu ile de tespit edildiği üzere "... ... VE ..." işareti bakımından tanınmış marka sayılabileceği, şöyle ki davacının "... ...” markasının TPMK nezdinde ... numarası ile tanınmış marka başvurusunda bulunduğu, dava tarihi itibari ile başvurunun henüz sonuçlanmadığı, buna göre öncelikle taraflar arasındaki markaların karıştırılma ihtimali olup olmadığı yönünde yapılan incelemede, davacı markalarının16,25,14,09 (kısmen) 22,32,05(kısmen) sınıflarını kapsadığı. davalınını davaya konu markasının ise 12,37,41 ve 35. sınıfın en geniş kapsamlı halinde tescilli olduğu, buna göre tarafların tescil sınıfları bakımından birbiri ile örtüşmediği, sınıfsal bakımdan markalar arasında bir benzerlik olmadığı, markaların şekil ve kelime yönünden yapılan incelemesinde ise, her iki markada hem kelime hem şekil unsurunu içermesi nedeni ile sadece kavramsal benzerlik yeterli değil şekiller ile değerlendirilerek bütünsel olarak benzerlik olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. Davacı markalarının ...ve + "... ...” esas unsurlu olduğu. Yine davacı markalarının sadece ...işareti şeklini oluşturan markalar olduğu. davalı markasının ise ...+kelime üzerine ... şeklinde olduğu, bütünsel olarak bakıldığında kelime olarak benzeşmediği, şekil itibari ile de her ne kadar davacının ... ... işareti ile davalıya ait ... ibaresi üzerindeki ... işareti benziyor gibi algılansa da, davacının yan yana 3 çizgi şeklindeki işaretin ... ve ... işaretine benzediği, davalıya ait marka içerisinde yer alan 4 çizginin ise daha çok düz çizgi olarak göründüğü, kaldı ki davalının markası içerisinde yer alan bu ... şeklindeki işaretin ... ibaresi üzerinde ve birlikte kullanıldığı, bir bütün olarak değerlendirildiğinde taraf markaları arasında herhangi bir benzerlik olmadığı, tarafların ticari faaliyet alanlarının da farklı olduğu, davacı şirketin Enerji içeceği sektöründe önde gelen firmalardan biri olduğu , davalının ise... pilotu olup doğa sporları alanında faaliyet gösterdiği, markanın ticari kazanç elde etme vasıtası olmaktan ziyade doğa sporları faaliyetini tanıtma amacı güttüğü, markalar arasında tarafların ticari faaliyet alanları, tescilli olduğu sınıf, mal ve hizmetler ile kavramsal ve görsel olarak benzerlik olmadığı, sonucuna ulaşıldığı, markalar arasında benzerlik olmayıp ortalama tüketici nezdinde karıştırılma ihtimaline yol açamayacağı düşünüldüğünden davanın reddine karar vermek gerekmiş, davacının ... ... işareti şeklindeki markasının tescilli tanınmış marka olmasa da bilirkişi raporu ile tanınmış marka statüsünde sayılabileceği belirtilmiş ise de, markalar arasında iltibas tehlikesi olmadığı, bu nedenle davacının markasının tanınmış olmasının tek başına davaya konu markanın hükümsüz kılınmasını gerektirmeyeceği, kaldı ki dosya içerisindeki belgelerden davacı markalarının sulandırılması gibi bir durum da söz konusu olmayıp, davalının kullanımının davacının markalarının ayırt edicilik gücünden tanınmışlığından ve itibarından faydalanmaya yönelik haksız kazanç elde etme amacı taşıdığına dair de bir delil de yer almadığı, her ne kadar bilirkişi raporu ile davalının markasının 35. sınıfta yer alan "müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için içecekler, meşrubatlar mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri" bakımından kısmen hükümsüz kılınabileceği belirtilmiş ise de, markanın hükümsüz kılınması için markalar arasında iltibas tehlikesinin olması, kısmen de olsa ortalama tüketici nezdinde karışıklığa sebebiyet verecek derecede benzerliğin olması gerektiği, bilirkişi raporu ile taraflar arasında herhangi bir benzerlik olmadığı yönünde tespitte bulunulduktan sonra kısmen hükümsüz kılınması yönündeki sonuç çelişkili bir görüş olduğundan, bu yönü ile rapora itibar edilmemiş, iltibas tehlikesi olmadığından davanın reddine karar vermek gerekmiş,kötü niyetli tescil iddiası bakımından ise, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin sürekli kararlarında da belirtildiği üzere asıl olan iyi niyet olup, kötü niyeti iddia edenin bunu ispat etmesi gerekmektedir. Davacı tarafından, davacı markalarının motor sporlarında sponsor olduğu bu nedenle davalının da bu alanda faaliyet göstermesi nedeni ile markalar arasında iltibas tehlikesi olduğu ve davalının tescilinin de bu bakımdan kötü niyetli olduğu iddia edilmiş ise de, davacı şirketin asıl faaliyet alanının motor sporları olmadığı ve bu alanda tescilli markasının da bulunmadığı, davalı markasının ise hem faaliyet alanının hem de tescil sınıfının motor sporları ve doğa sporları alanında olduğu, davacının sponsorluk yolu ile tanıtım vasıtası olarak kullanıldığı markalarının tescilli olmadığı sınıflar bakımından salt sponsorluk ilişkisine dayalı olarak koruma talep edemeyeceği, bu bakımdan davacının bu yöndeki iltibas iddiaları ve davalının kötü niyetli marka kullanımlarının yasal bir dayanağının olmadığı, bu şekilde, taraf markaları arasında hem bilirkişi raporu ile hem de mahkememizce karıştırılma ihtimali olmadığı, hem sınıfsal hem de kavramsal olarak benzerlik bulunmadığından davalının kötü niyetli olduğu da ispatlanamadığı..." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf isteminde bulunulmuştur. İSTİNAF KARARI:Dairemizin 22/09/2023 tarihli 2021/1722 E. - 2023/1268 K.sayılı kararıyla; ''...Mahkemece markaların benzer olup olmadığına dair bilirkişiden görüş istenildikten sonra, bilirkişi raporundaki çelişki giderilmeden, şekil unsuru da içeren ve teknik bir inceleme gerektiren konuda, bilirkişi raporuna aykırı karar verilmesi hatalı olmuştur. Bilirkişi raporunun kendi içinde çelişkili olduğu anlaşıldığından, Mahkemece öncelikle davacının Türkiye’de tescilli markalarının tescil kayıtlarının denetime elverişli şekilde TPMK’dan getirtilerek, davacı tarafın bilirkişi raporuna yaptığı itirazların değerlendirilmesi ve bilirkişi raporundaki çelişkinin giderilmesi için bir marka uzmanı, bir yiyecek ve içecek sektöründen seçilecek bilirkişi ve bir motor sporları sektöründen seçilecek bilirkişiden oluşacak üç kişilik bilirkişi heyetinden yeniden rapor alınarak değerlendirme yapılması gerektiği kanaatiyle, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, dosyanın yargılamaya devam olunmak üzere ilk derece mahkemesine iadesine..." karar verilmiştir. KALDIRMA SONRASI MAHKEME KARARI:İstanbul Anadolu 2.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 29/04/2025 tarihli 2023/199 E.- 2025/54K. Sayılı kararı ile; "...İncelenen dosya kapsamı, mevcut deliller, bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde; Davacı vekili davacının tanınmış ... şeklindeki markanın davalı tarafından 6769 sayılı yasanın 6/1,6/3,6/4 ve 6/9 maddeleri gereğince hükümsüz kılınması gerektiğinden bahisle iş bu davayı ikame ettiği. Davalı vekili cevap dilekçesi ile; markalar arasında karıştırılma ihtimali olmadığını, davalının doğa sporları yapan ... pilotu olduğunu, bu markayı dava kendisini tanıtma vasıtası olarak tescil ettirdiğini, markalar arasında kullanılan mal ve hizmetler bakımından da farklılık olduğunu iddia ederek davanın reddini talep ettiği, mahkememizce taraf delilleri, TPMK kayıtları celp edilip toplandıktan sonra dosya bilirkişi heyetine tevdi edilmiş. Markaların tescil sınıflarının farklı olduğu, bu nedenle iltibasa yol açmayacağı, davacının 3 TIRNAK ... markasının davacıya ait tanınmış "... ...” ibaresi ile birlikte kullanıldığını bu nedenle tanınmış marka sayılabileceğini. Bu bağlamda davalı markasının 35. Sınıfta yer alan müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için içecekler, meşrubatlar, malların bir araya getirilmesi hizmetleri bakımından hükümsüzlüğünün istenebileceği yönünde görüş bildirdikleri. Buna göre davacı şirketin TPMK nezdinde ... numaralı ...işareti + "... ...” markasının 16,25. sınıflarda ... numaralı ... işareti+"... ...” markasının 14. Sınıfta ... numaralı ... ... işareti şekilli markanın 09 ve 22. Sınıflarda ... numaralı ...işareti + "... ...”, ibareli markanın 9 ve 22. Sınıflarda ... numaralı ...işareti ibareli markanın 5 ve 32. Sınıflarda ... numaralı ... ... işareti + "... ...” markasının, 16 ve 25. Sınıflarda ... numaralı ...şekilli markanın 32. Sınıflarda tescilli sahibi olduğu, davalının ise davaya konu ... numaralı ...+YAZI üzerine ... markanın 12,35,37 ve 41. Sınıflarda tescilli sahibi olduğu, davacının Enerji içeceği sektöründe bilirkişi raporu ile de tespit edildiği üzere "... ... VE ..." işareti bakımından tanınmış marka sayılabileceği, şöyle ki davacının "... ...” markasının TPMK nezdinde ... numarası ile tanınmış marka başvurusunda bulunduğu, dava tarihi itibari ile başvurunun henüz sonuçlanmadığı, buna göre öncelikle taraflar arasındaki markaların karıştırılma ihtimali olup olmadığı yönünde yapılan incelemede, davacı markalarının16,25,14,09 (kısmen) 22,32,05(kısmen) sınıflarını kapsadığı. Davalınını davaya konu markasının ise 12,37,41 ve 35. Sınıfın en geniş kapsamlı halinde tescilli olduğu buna göre tarafların tescil sınıfları bakımından birbiri ile örtüşmediği, sınıfsal bakımdan markalar arasında bir benzerlik olmadığı, markaların şekil ve kelime yönünden yapılan incelemesinde ise, her iki markada hem kelime hem şekil unsurunu içermesi nedeni ile sadece kavramsal benzerlik yeterli değil şekiller ile değerlendirilerek bütünsel olarak benzerlik olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. Davacı markalarının...ve + "... ...” esas unsurlu olduğu. Yine davacı markalarının sadece ...işareti şeklini oluşturan markalar olduğu. davalı markasının ise ...+kelime üzerine ... şeklinde olduğu, bütünsel olarak bakıldığında kelime olarak benzeşmediği, şekil itibari ile de her ne kadar davacının... işareti ile davalıya ait ... ibaresi üzerindeki ... işareti benziyor gibi algılansa da davacının Yan yana 3 çizgi şeklindeki işaretin ... ve ...işaretine benzediği, davalıya ait marka içerisinde yer alan 4 çizginin ise daha çok düz çizgi olarak göründüğü, kaldı ki davalının markası içerisinde yer alan bu ... şeklindeki işaretin ... ibaresi üzerinde ve birlikte kullanıldığı, bir bütün olarak değerlendirildiğinde taraf markaları arasında herhangi bir benzerlik olmadığı, tarafların ticari faaliyet alanlarının da farklı olduğu, davacı şirketin Enerji içeceği sektöründe önde gelen firmalardan biri olduğu , davalının ise ... pilotu olup doğa sporları alanında faaliyet gösterdiği, markanın ticari kazanç elde etme vasıtası olmaktan ziyade doğa sporları faaliyetini tanıtma amacı güttüğü markalar arasında tarafların ticari faaliyet alanları, tescilli olduğu sınıf, mal ve hizmetler ile kavramsal ve görsel olarak benzerlik olmadığı, sonucuna ulaşıldığı. Markalar arasında benzerlik olmayıp ortalama tüketici nezdinde karıştırılma ihtimaline yol açamayacağı düşünüldüğünden davanın reddine karar vermek gerekmiş, davacının ... işareti şeklindeki markasının tescilli tanınmış marka olmasa da bilirkişi raporu ile tanınmış marka statüsünde sayılabileceği belirtilmiş ise de, markalar arasında iltibas tehlikesi olmadığı bu nedenle davacının markasının tanınmış olmasının tek başına davaya konu markanın hükümsüz kılınmasını gerektirmeyeceği kaldı ki dosya içerisindeki belgelerden davacı markalarının sulandırılması gibi bir durum da söz konusu olmayıp davalının kullanımının davacının markalarının ayırt edicilik gücünden tanınmışlığından ve itibarından faydalanmaya yönelik haksız kazanç elde etme amacı taşıdığına dair de bir delil de yer almadığı, her ne kadar bilirkişi raporu ile davalının markasının 35. Sınıfta yer alan müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için içecekler, meşrubatlar mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri bakımından kısmen hükümsüz kılınabileceği belirtilmiş ise de, markanın hükümsüz kılınması için markalar arasında iltibas tehlikesinin olması kısmen de olsa ortalama tüketici nezdinde karışıklığa sebebiyet verecek derecede benzerliğin olması gerektiği, bilirkişi raporu ile taraflar arasında herhangi bir benzerlik olmadığı yönünde tespitte bulunulduktan sonra kısmen hükümsüz kılınması yönündeki sonuç çelişkili bir görüş olduğundan bu yönü ile rapora itibar edilmemiş, iltibas tehlikesi olmadığından davanın reddine karar vermek gerekmiş,kötü niyetli tescil iddiası bakımından ise, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin sürekli kararlarında da belirtildiği üzere aslolunan iyi niyet olup, kötü niyeti iddia edenin bunu ispat etmesi gerekmektedir. Davacı tarafından, davacı markalarının motor sporlarında sponsor olduğu bu nedenle davalının da bu alanda faaliyet göstermesi nedeni ile markalar arasında iltibas tehlikesi olduğu ve davalının tescilinin de bu bakımdan kötü niyetli olduğu iddia edilmiş ise de, davacı şirketin asıl faaliyet alanının motor sporları olmadığı ve bu alanda tescilli markasının da bulunmadığı, davalı markasının ise hem faaliyet alanının hem de tescil sınıfının motor sporları ve doğa sporları alanında olduğu, davacının sponsorluk yolu ile tanıtım vasıtası olarak kullanıldığı markalarının tescilli olmadığı sınıflar bakımından salt sponsorluk ilişkisine dayalı olarak koruma talep edemeyeceği, bu bakımdan davacının bu yöndeki iltibas iddiaları ve davalının kötü niyetli marka kullanımlarının yasal bir dayanağının olmadığı, bu şekilde, taraf markaları arasında hem bilirkişi raporu ile hem de mahkememizce karıştırılma ihtimali olmadığı hem sınıfsal hem de kavramsal olarak benzerlik bulunmadığından davalının kötü niyetli olduğu da ispatlanamadığından davanın reddine karar vermek gerekmiş bozma ilamından sonra aldırılan 04/11/2024 tarihli içerisinde sektör bilirkişisinin de olduğu raporda da taraf markalarının benzer olmadığı, ortak hizmet sınıflarının bulunmadığı, tüketiciler arasında iltibas tehlikesi oluşmadığı, tanınmışlık tespitinin de dava konusu bakımından herhangi bir hak doğurmayacağı belirtildiğinden, mahkememizce 2020/130 Esas sayılı dosyasından verilen 10/06/2021 tarih 2020/130 E - 2021/103 K sayılı kararın gerekçesinde bozmadan sonra aldırılan bilirkişi raporu ile de herhangi bir hükümsüzlük gerekçesi oluşmadığı anlaşıldığından, neticeten ispatlanamayan davanın reddine..." karar verilmiştir. İSTİNAF İSTEMİ:Davacı vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; dava dilekçesindeki iddia ve beyanlarını tekrarla, ilk derece mahkemesinin istinaf kaldırma kararının gereğini yerine getirmediğini, motor sporları konusunda uzman olan bilirkişi ... görevlendirilmişse de, dosyayı incelemediğini, markanın motor sporlarında nasıl kullanıldığı, müvekkilinin markasının motor sporlarındaki bilinirliği ve motor sporları tüketicileri bakımından iltibas riskine dair hiçbir analiz ve değerlendirme yapılmadığını, bu eksiklik nedeniyle raporun hükme esas alınamayacağını, Müvekkilinin markasının tüm dünyada tanınmış bir marka olduğunu, bu durumun bilirkişi raporu ile de tespit edildiğini, ancak bilirkişiler ve Mahkemece müvekkilinin tanınmış markasının koruma kapsamının yanlış değerlendirildiğini,Müvekkilinin markasının yalnızca tescilli oldukları sınıflarda değil, bağlantılı tüm mal ve hizmet kategorilerinde korunmalarını gerektirdiğini, Bu kapsamda yerel mahkemenin taraf markalarının tescil sınıfları bakımından birbiri ile örtüşmediği, sınıfsal bakımdan markalar arasında benzerlik olmadığı tespitine katılmadıklarını,Müvekkilinin markasının sponsor olduğu tüm bağlantılı sektörlere de yayılarak tüketici algısında güçlü bir bağ kurduğunu, Motor sporlarında da sponsor olması nedeniyle davalının markasının kapsadığı mali ve hizmetler bakımından da korunması gerektiğini,Paris Sözleşmesinin 6. maddesi uyarınca hükümsüzlük nedenlerinden birisinin de, üye devletlerden birinin tabiiyetindeki bir kişiye ait tanınmış markanın varlığı ve tescil başvurusunun onun izni olmadan yapılaması olduğunu,Müvekkilinin markasının Paris Sözleşmesinin 6. maddesi uyarınca da Türkiye’de korunması gerektiğini,Bilirkişiler tarafından markalar arasındaki bütünsel benzerliğin dikkate alınmadığını, markalardaki çizgi sayısının farklı olmasının tüketici tarafından ayrıştırılamayacağını,Gerekçeli kararın çelişkili olduğunu, müvekkilinin markasının tanınmış marka olduğu kabul edilmesine rağmen, tarafların tescil sınıfları bakımından birbirleriyle örtüşmediği, sınıfsal bakımdan markalar arasında benzerlik olmadığı kanaatine varıldığını,Mahkemece müvekkilinin markasının tanınmış olduğu kabul edilmiş, 35. sınıf içerisindeki "İçecekler, meşrubatlar" emtiasında taraf markalarının benzer nitelikte olduğu belirtilmiş olmakla, çelişkili bir gerekçe yazıldığını, Taraf markalarının "İçecekler, meşrubatlar" emtialarının taraf markaları açısından benzer nitelikte olduğuna ek olarak; "Enerji ve sporcu içecekleri" ile 32. sınıfın diğer alt sınıf emtiaları dahil olmak üzere, 05, 30. ve 33. sınıflarda yer alan;"Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler.Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar.Çaylar, buzlu çaylar.Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler. Sakızlar Dondurmalar, yenilebilir buzlar. Tuz.Biralar; bira yapımında kullanılan preparatlar.Maden suları, kaynak suları, sofra suları, sodalar.Sebze ve meyve suları, bunların konsantreleri ve özleri,Enerji içecekleri (alkolsüz); proteinle zenginleştirilmiş sporcu içecekleri.Alkollü içecekler (biralar hariç): Şaraplar, rakılar, viskiler, likörler, alkol içeren kokteyller.Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler; insan ve hayvanlar için diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; bebek mamaları; tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler." emtiası yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, davalının markasının müvekkilinin markasının tescilli olduğu "İçecekler, meşrubatlar" emtiaları ile -ve keza müvekkilin emtiaları ile- aynı ve/veya aynı veya tüketicisi tarafından ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, müvekkilinin motor yarışlarına uzun süredir sponsor olması nedeniyle motorlu kara taşıtlarını da kapsayan 12. sınıftaki emtianın da müvekkilinin emtia ve hizmetleri ile ilintili ve bağlantılı olduklarını, genel olarak tamir hizmetlerini içeren 37. sınıftaki emtianın da müvekkilinin tescili kapsamındaki emtia ile ilintili ve bağlantılı olduğunu, Davalının motor yarışlarıyla ilgili bir kişi olarak motor yarışlarına sponsor olan davacının tanınmış markası ile benzer bir markayı tescil ettirmesinin kötüniyetli olduğunu,müvekkilinin tanınmış markasının sulandırılma ihtimali bulunduğunu belirterek, ilk derece mahkemesi kararının eksik unsur ve inceleme içermesi nedeniyle ortadan kaldırılarak hukuka ve yasalara uygun bir şekilde davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.DELİLLER:Davalıya ait marka tescil kaydı incelendiğinde; 07/09/2018 başvuru, 25/09/2019 tescil tarihli, ...tescil numaralı “...+Şekil” markasının 12, 35, 37 ve 41. sınıflar için davalı adına tescilli olduğu tespit edilmiştir.Dairemizin kaldırma kararında belirtilmesine rağmen, davacı tarafa ait Türkiye’de tescilli olduğu belirtilen markaların tescil kayıtlarının dosyaya getirtilmediği görülmekle, TPMK'dan marka tescil kayıtları istenilmiş, incelendiğinde; ... numaralı "ŞEKİL+... ..." markasının 14, 16 ve 25. sınıflarda, ... numaralı " ..." markasının 14. sınıfta, ... numaralı "ŞEKİL" markasının 09, 22. Sınıflarda, ... numaralı " ... ..." markasının 09 ve 22. sınıflarda, ... numaralı "ŞEKİL" markasının 05 ve 32. sınıflarda, ... numaralı "ŞEKİL+... ..." markasının 16 ve 25. sınıflarda, ... numaralı "ŞEKİL" markasının 32. sınıfta davacı adına tescilli oldukları tespit edilmiştir.Mahkemece marka uzmanı ... ve bilişim uzmanı ...'dan oluşan bilirkişi heyetinden alınan 09/12/2020 tarihli bilirkişi raporunda; taraflara ait sosyal medya hesapları ve internet siteleri üzerinde yapılan incelemeler sonucunda marka kullanımlarına ilişkin tespitlere yer verildiği, taraflara ait markalar üzerinde yapılan incelemelerle ilgili olarak ise; davacının ... tescil numaralı "... ..." markasının ... tescil numaralı markasının ... tescil numaralı "ŞEKİL" markasının 09 (KISMEN) ve ... tescil numaralı "... ..." markasının 09 (KISMEN) ve ... tescil numaralı markasının 05 (KISMEN) ve 32 (kısmen), ... tescil numaralı "... ..." markasının 16 ve 25, ... tescil numaralı markasının 32 (kısmen) tescilli olduğu, davacı adına Türkiye dışında pek çok tescilli marka bulunduğu ve bu markaların çok geniş bir coğrafyaya yayıldığı, davacı adına 4000’e yakın uluslararası marka tescilinin hemen hemen tüm tescil sınıflarını kapsadığı, davalı adına ...tescilli markasının 12, 37, 41 ve 35 sınıfta (34 sınıfın tamamında yer alan emtianın müşterilerle bir araya getirilmesi hizmetlerini kapsar şekilde) tescil edildiği, Tarafların tescil sınıflarının birbiri ile örtüşmediği, farklı sınıflarda olduğu, davalıya ait ve davacı tarafa ait markalarının her ikisinin de "ŞEKİL+ KELİME" unsurundan oluştuğundan ve markalar bir bütün olarak "ŞEKİL + KELİME" olarak algılandığından markaların tescil sınıfları aynı olsaydı dahi, davacı markasında yer alan "ŞEKİL" unsurunun birebir aynı şekilde kullanılmadığı ve Yargıtay yerleşik içtihatlarında markanın tüm unsurları ile bir bütün olarak değerlendirilmesi düsturu dikkate alındığında bu iki markanın birbiri ile SMK 5/1-ç ve 6/1 anlamında benzer olduğunun söylenemeyeceği,davalıya ait ve davacıya ait ve markalarında yer alan şekillerin birebir aynı olmadığı, davalı markasında ŞEKİL ve KELİME unsurunun aynı ağırlıkta marka örneğinde yer aldığı, davacı markasında yer alan ŞEKİL unsurunun birebir aynı olmadığı ve Yargıtay yerleşik içtihatlarında markanın tüm unsurları ile bir bütün olarak değerlendirilmesi düsturu dikkate alındığında markaların tescil sınıfları aynı olsaydı dahi markaların SMK 5/1-ç ve 6/1 anlamında iltibasa yol açmayacağı, davacının markasının özellikle 32. sınıfta yer alan mallar bakımından çok ciddi bir bilinirliğe sahip olduğu ve yine davacının markası altında pek çok otomobil yarışına sponsorluk yaptığı, hatta dünyaca ünlü ... yarışlarının resmi adının dahi davacının tanınmışlığından dolayı ... ... olarak kullanıldığı , davacı adına markasının tanınmış marka olarak kabul edilmesi için TPMK nezdinde tanınmış marka başvurusu yapıldığı, dosyaya sunulan deliller ve resen yapılan incelemede 32. sınıfta yer alan mallar bakımından davacı adına tescilli ve markalarının tanınmış marka sayılabileceği, davacı adına tescilli "ŞEKİL" ve "... ...+ŞEKİL" markalarının 16, 25, 14, 09 (kısmen), 22, 32, 05 (kısmen) sınıfları kapsadığı 41. sınıfta tescilinin bulunmadığı, ancak davacının özellikle yurtdışında pek çok yarışta sponsor olduğu, dolaylı da olsa davacının 41. sınıfta eskiye dayalı kullanımından söz edilebileceği, davacı markasında yer alan "ŞEKİL" unsurunun birebir aynı şekilde kullanılmadığı ve Yargıtay yerleşik içtihatlarında markanın tüm unsurları ile bir bütün olarak değerlendirilmesi düsturu dikkate alındığında bu iki markanın birbiri ile benzer sayılamayacağı, davalı markasının tescil sınıflarında ayırt edici şekilde ve bütün olarak kullanıldığı dikkate alındığında, SMK’nun 6/3. maddesi anlamında hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı, davacının "ŞEKİL" markasının 32. sınıfta tanınmışlığının bulunduğu, tescil sınıfının özellikleri, tanınmış markanın korunma kapsamının çok daha yüksek olduğu dikkate alındığında davalı markasında yer alan logo her ne kadar kelime unsuru ile eşit oranda olsa da özellikle davacı markasının tanınmışlığının bulunduğu ürünlerin kamuya sunumu bakımından tanınmışlığının zedelenebileceği, bu bağlamda davalı markasının 35. sınıfta yer alan “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için İçecekler, meşrubatlar. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri” için hükümsüzlüğünün istenebileceği, 41. sınıfta fiilen faaliyet gösteren davalı tarafın, davacı tarafın özellikle sponsor olduğu organizasyonlardan haberdar olmamasının düşünülemeyeceği, ancak davacı şirketin iştigal bulduğu alanın ENERJİ İÇECEĞİ ve geniş manada 32. sınıf olduğu, davalı tarafın bu konuda hiç bir faaliyeti ve tescilinin bulunmadığı, davacının da 41. sınıfta tescilinin bulunmadığı, davalı markasının sadece "ŞEKİL" unsurundan oluşmaması ve şekil unsurunun ön panda olmaması nedeniyle SMK’nun 6/9. maddesindeki şartların gerçekleşmeyeceği yönünde görüş bildirdikleri anlaşılmıştır. Dairemiz kaldırma kararı sonrası ilk derece mahkemesince marka vekili ..., gıda sektöründen ... ve motorlu taşıt uzmanı makine mühendisi ...'den oluşan bilirkişi heyetinden alınan 04/11/2024 tarihli bilirkişi raporunda sonuç olarak; raporda belirtildiği üzere davacının markaları ile davalı markasının benzer olmadığı, ortak mal/hizmet sınıflarının bulunmadığı, davacının belirttiği sınıflarda ya da fiili alanlarda fiilen üstün hak ve gerçek hak sahibi olmasının benzerlik olmaması halinde bir sonuç yaratmayacağı, dosyadaki delil kapsamından anlaşıldığı üzere davacının markasının Dünyada ve Türkiye'de oldukça iyi bilinen, tanınmış bir marka olduğu, ancak davacının markaları ile davalı markası arasında tüketicilerin iki işaret arasındaki farkı kolaylıkla algılayabilecekleri, refleks olarak bir zihinsel bağlantı kuramayacakları, bu nedenle tanınmışlık tespitinin de üstün hak tespitinde olduğu gibi bir sonuç yaratmayacağı, kötüniyetin hukuki takdirinin ise Mahkemeye ait olduğu kanaatine varıldığına dair görüş bildirmişlerdir.G E R E K Ç E:Dava, SMK’nun 6/1, 6/3, 6/4, 6/5 ve 6/9. maddeleri uyarınca açılan marka hükümsüzlüğü davasıdır. İlk derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf yargı yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.İlk derece mahkemesince konusunda uzman bilirkişilerden alınan raporda, davacının markaları ile davacının markasının bütünsel açıdan bakıldığında benzer olmadıkları, ortalama tüketici tarafından karıştırılma ihtimallerinin bulunmadığına dair görüş bildirilmiş olmakla, markaların benzer olmaması nedeniyle tarafların markalarının tescil sınıflarının benzer olup olmamasının ve davacının markalarının tanınmış marka olmalarının sonuca etkili olmayacağı, davacının markalarıyla benzer olmayan davalı markasının kötüniyetle tescil edildiği de davacı tarafça kanıtlanamadığından, Mahkemece denetime uygun bilirkişi raporu doğrultusunda davanın reddine karar verilmiş olması yerindedir.Tüm bu nedenlerle, davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.H Ü K Ü M:Yukarıda açıklanan gerekçe ile:1-6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE,2-Alınması gereken 732,00 TL maktu harçtan, peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL eksik harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,4-İstinaf yargılama giderleri olarak; Davacı tarafça yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına,5-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda iş bu kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere 10/06/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.