İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin ticari altın satışından kaynaklanan bono borcunun fazlasıyla ödendiği iddiasıyla açılan menfi tespit, istirdat ve tapu iptali davasına ilişkin istinaf kararı.
Özet: Davacı, davalıdan altın alımı karşılığında doğan ve senetle resmiyet kazanan borcun, sonradan imzalanan protokol ve yaptığı çeşitli ödemelerle fazlasıyla kapatıldığını, hatta icra takibinin haksız yere devam ettirilerek bir taşınmazının satıldığını iddia ederek borçlu olmadığının tespiti, fazla ödenen bedelin iadesi, taşınmazın tapu kaydının iptali ve tazminat talep ederken; davalı ise davacının protokol hükümlerine uymadığını ve borcun baki olduğunu savunmaktadır.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ2. HUKUK DAİRESİDOSYA NO: 2025/197 KARAR NO : 2026/1696T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ: 16/07/2024NUMARASI : 2022/132 Esas 2024/544 KararDAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan)DAVA TARİHİ: 25/02/2022KARAR TARİHİ: 09/06/2026KARARTARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından davalıdan satın alınan 5.548,92 gram altın için altının o günkü gram değeri olan 89,11 TL üzerinden toplamda 494,465 TL kendisine borçlanıldığını ve karşılığında borç tutarı kadar 05/01/2015 keşide ve ödeme tarihli bono verildiğini, davalı tarafından bonoya istinaden 13/01/2015 tarihinde kambiyo senetlerine mahsus icra takibine girişilerek senet bedeli 494,465 TL asıl alacak 1.625,64 TL işlemiş faiz 1.483,40 TL komisyon olmak üzere toplam 497.574,04 TL üzerinden temerrüt faizi talep edilmeksizin ödeme emri gönderildiğini, taraflar arasında altın alım satımına ilişkin bu anlaşma dışında baŞkaca bir ticari ilişki bulunmadığını, söz konusu takip dosyasında toplam borç miktarının 556.435 TL olarak bulunduğunu, dosya kapak hesabının hatalı olduğunu, taraflar arasında takipten sonra 03/11/2015 tarihinde bir araya gelinerek protokol imzalandığını, söz konusu protokol uyarınca müvekkilinin borcunun 4636 gr altın olarak belirlendiğini, protokol uyarınca müvekkiline ait olup üzerine haciz konulan İstanbul ili, Üsküdar ilçesi, ... mahallesi, ... ada, 52 parsel, 16 numaralı bağımsız bölüm ile Antalya ili, Muratpaşa ilçesi, ... mahallesi, ... ada 7 parsel B blok, 5 numaralı bağımsız bölümün alacaklı tarafından satılarak bedelinin ipoteklerin kaldırıldığı tarihteki gr altın kurundan yapılacak hesaplama ile borçtan mahsubunun kararlaştırıldığını, müvekkil tarafından alacaklıya verilen vekaletnamelerle Üsküdardaki dairenin 25/12/2015 tarihinde 400.000,00 TL bedelle satıldığını, anlaşma uyarınca ipotek borcunun davalı tarafından satış bedelinden ödenmesi gerekirken ödenmediğini, müvekkilinin eşi tarafından yapılan ödemelerle ipoteğin kaldırıldığını, böylece icra borcuna mahsuben davalıya 400.000,00 TL ödeme yapıldığını, aynı tarihte alacaklı ...'a elden 100.000,00 TL ödeme yapıldığını, bu paranın da davalının banka hesabına yatırıldığını, 25/12/2015 tarihinde 1 gr has altının değerinin 101,03 TL olduğunu, karşılığının 4949,025 gram altına denk geldiğini, böylece davalıya olan borç tutarı altın üzerinde kalmadığı gibi, müvekkilinin alacaklı hale geldiğini, bundan sonra 17/11/2016 tarihinde müvekkili tarafından bir türlü kapatılmayan icra takibi nedeniyle davalı hesabına banka kanalıya 139.500,00 TL gönderilmiş olup bu tarih itibariyle 1 gr altının 131,00 TL değerinde olduğunu, yani altın esas alınırsa müvekkilince 1065 gr daha ödeme yapıldığını, bu ödemelerin icra dosyasına bildirilmediği için icra takibine devam edildiğini, borcun fazlasıyla sıfırlanmış olmasına rağmen müvekkiline miras yolu ile intikal eden Beşikaştaki daire hissesi dahi icra yoluyla satıldığını, söz konusu daire payının ihaleden borca mahsuben davalı tarafından satın alındığını, ödemeler dikkate alındığında, Beşiktaş'taki evin gereksiz biçimde elden çıktığının anlaşılacağını beyan ederek; müvekkilinin Antalya 4. İcra müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasında takibe konu borcun 556.500 TL si üzerinde kalan ancak müvekkilden tahsil edilmiş bulunan 175.200,00 TL'lik bölümünden ötürü davalıya borçlu olunmadığının tespitine, Antalya 4. İcra müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasından fazladan tahsil edilen şimdilik 83.500,00 TL'nin tahsilatın yapıldığı tarihten itibaren işleyecek avans oranında temerrüt faiziyle birlikte davalıdan istirdatına, borca mahsuben borç kalmadığı halde satılan İstanbul ili, Beşiktaş ilçesi, Vişnezade mahallesi, ... ada, 13 parselde kaim 3 numaralı bağımsız bölümün müvekkile ait iken icraen satılan 3/8 payının davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya tesciline, yüzde 20 den aşağı olmamak üzere kökü niyet tazminatına hükmedilmesi ve 50.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ve kocası ile müvekkili arasında ticari ilişki olduğunu, davacı ile kocasının 2014 yılında müvekkilinden 5.548,92 gram altın borç aldığını, davacının bu altınları 2014 yılında farklı tarihlerde alındığını belirtmediğini, aralarında senet imzalayarak borcu resmiyete döktüklerini, senedi davacının imzaladığını, senedin miktarının 494.465 TL olduğunu, takibe itiraz etmediğini, takip kesinleştikten sonra 3 adet taşınmaza haciz konulduğunu, taraflar arasında 03/11/2015 tarihinde anlaşma yapıldığını, davacı tarafın protokole uymadığını ve ödeme yapmadığını, taşınmazların satışının istendiğini, borçlu tarafın taşınmazları biz elden satalım borcumuz azalsın dediğini, müvekkilinin de iyi niyetle kabul ettiğini, ilk İstanbul ili, Üsküdar ilçesi, ... mahallesi, ... ada, 52 parsel, 16 numaralı taşınmazın satıldığını, bu taşınmazın üstündeki ipotek miktarı düşüldükten sonra kalan 100.000 TL nin müvekkilinin hesabına havale edildiğini, bu taşınmazın satışı sırasında müvekkilden yardım istendiğini, beraber satışı yaptıklarını, daha sonra davacının kendi imkanları ile satışını yaptığı Antalya ili, Muratpaşa ilçesindeki evin satışını gerçekleştirdiğini, bu satışın miktarını müvekkilinin bilmediğini, bu satıştan sonra müvekkilinin hesabına 139.500 TL gönderdiğini, davacının eşinin İstanbul Beşiktaşta bulunan miras yolu ile kendilerine kalan taşınmazın satılmamasını borcunu ödeyeceğini beyan ettiğini, fakat bu ödemeyi de yapmadığını, müvekkilinin iyi niyetinden dolayı bir yıl beklediğini, müvekkilinin borcu kapatmaları karşılığında evin satışından vazgeçeceğini davacıya bildirdiğini, aradan geçen zamana karşın müvekkilinin oyalandığını, müvekkilinin bunun üzerine Beşiktaş'taki evi satışa çıkardığını, ihaleye kimsenin katılmaması sonucu müvekkilinin alacağına mahsuben taşınmazı aldığını, müvekkiline yapılan 239.500 TL nakit ve icra satışından 92.000,00 TL haricinde hiç bir ödeme yapılmadığını, müvekkilinin ödemelerin yasal olması gerekçesiyle elden nakit para talep etmediğini, ödeme yapacakları durumunda banka aracılığı ile alacağını tahsil etmek istediğini, davacının eşinin dekontları talep ettiğini ve ona verildiğini, müvekkilinin bu sırada Beşiktaş ta bulunan taşınmazın satışını engellemek için borçlunun kendi annesinden 90.000 TL para aldığını fakat bu parayı farklı yerlerde kullandığını öğrendiğini, davacının beyanlarında tutarsızlık olduğunu, yapılan tüm satışların borçlunun ve eşinin bilgisi ile kendi rıza ve onaylarıyla yapılan satışlar olduğunu beyan ederek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ: Mahkemece; "...mahkememizce aldırılan dosya kapsamına uygun bilirkişi raporunda icra dosyasına davacı tarafça toplam 166.907,87 TL fazla ödeme yapılmış olduğu, davacının davasında kısmen haklı olduğu tespit edilmiş olmakla ; davanın kısmen kabulüne davacının davalıya Antalya (4) İcra Dairesinin ... E.sayılı takip dosyasına konu borçtan dolayı icra takibine konu edilen borç için toplamda fazladan ödemiş olduğu 166.907,87-TL'nin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan istirdadı ile davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş , davacının tapu iptal tescil ve sair istemlerinin dosya kapsamına kazandırılan deliller , aldırılan bilirkişi raporları bir arada değerlendirildiğinde ispatlanamadığı" gerekçesiyle; Davanın KISMEN KABULÜNE;1-)Davacının davalıya Antalya (4) İcra Dairesinin ... E.sayılı takip dosyasına konu borçtan dolayı icra takibine konu edilen borç için toplamda ödemiş olduğu 166.907,87-TL'nin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan istirdadı ile davacıya verilmesine, fazlaya dair talebin REDDİNE," karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Üsküdar ilçesindeki taşınmazın satışının gerçekleştiği tarih olan 25/12/2015 ile bu taşınmaz üzerindeki ipoteğin kaldırıldığı tarihin aynı olduğunu, bu durumun dahi tek başına müvekkilinin bu satıştan uhdesinde 400.000 TL kalmadığını gösterdiğini, bilirkişinin davacının iddialarına göre yaptığı hesaplama sonucunda 166.907,87 TL fazla ödemede bulunduğu yönündeki tespitini ve yerel mahkemenin bu rapor doğrultusunda verdiği kararın hukuka aykırı olduğunu, Üsküdar'daki evin alıcısının ödemeyi kime yaptığına dair alıcı ...'in yahut 02/12/2015 tarihli belgede adı geçen emlak komisyoncusu ...'in tanık ifadesine de başvurulmadığını, dosyada alınan bilirkişi raporlarının birbiri ile çeliştiğini, bu çelişki giderilmeden son rapor esas alınarak karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, bilirkişi hesaplamalarını, Üsküdardaki evin ... tarafından satılarak satış bedelinin ... tarafından tahsil edildiğini ve satışın davacının eşi ...tarafından yapılıp tahsilatın ...tarafından yapıldığı ihtimallerine göre hesaplama yaptığını ancak satışın ... tarafından yapılıp paranın hepsinin tahsil edildiği durumunda ipotek borçlarının ...'a ödenmesi gereken satış bedelinden karşılandığı ihtimalini değerlendirmeden; sanki 400.000 TL paranın hepsinin müvekkilinin uhdesinde kalmış gibi değerlendirme yapmasının hatalı olduğunu, aynı zamanda satışın ... tarafından yapılıp alıcının parayı davacıya ya da davacının eşinin hesabına gönderme ihtimalinin de değerlendirilmediğini, bilirkişi hesaplamalarında sadece davacının iddiasına dayanarak "elden ödenen 100.000 TL" olduğu düşüncesi ile hesaplama yaptığını, tapu iptal ve tescil talebinin reddedilmesine rağmen lehlerine dava konusu taşınmazın değeri üzerinden nispi vekalet ücretine hükmedilmediğini, bilirkişinin davacının iddialarına göre yaptığı hesaplama sonucunda 166.907,87 TL fazla ödemede bulunduğu yönündeki tespitini ve mahkemenin bu yönde karar vermesinin hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafın iddialarıyla evin satış ve ipotek bedellerinin birbirine tutmadığını, yerel mahkemenin davacının dava dilekçesindeki talep ve sonucu ile bağlı kalmadan, talebini aşar şekilde karar verdiğini, ileri sürerek; ... kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilerek konulan tüm tedbirlerin kaldırılmasını talep etmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin ihale tarihi itibariyle alacaklıya herhangi bir borcu kalmadığını, aksine müvekkilinin fazladan 166.907,87 TL ödeme yaptığının mahkemece alınan bilirkişi raporu ile tespit edildiğini, dosya borcu için müvekkili tarafından yapılan ödemelerin dosya alacaklısına haricen yapıldığını, alacaklı asile yapılan bu ödemelerin alacaklı tarafından icra dosyasına beyan edilmediğini, dosya borcu fazlasıyla alacaklıya ödenmiş olmasına rağmen, müvekkiline ait taşınmazın icradan ihale ile satılması ve davalı alacaklı tarafından alacağa mahsuben alınmasının davalı alacaklının kötü niyetinin apaçık göstergesi olduğunu, bilirkişi raporunun 1 nolu seçeneğinde icra takibine konu edilen borç için 166.907,87 TL fazla ödeme yaptıklarının tespit edildiğini, davalının alacağı haricen tahsil ettiği halde, takibe devam ederek elde ettiği işbu taşınmazdaki 3/8 hisseyi de davacıya iade etmek zorunda olduğunu, ilk derece mahkemesince sadece fazladan yapılan ödemelerin iadesine karar verilmesinin, müvekkilini ciddi anlamda zarara soktuğunu, davalı tarafından açılan ortaklığın giderilmesi davasında davaya konu taşınmazın 3/8 payının değerinin 2.025.000,00 TL olarak belirlendiğini, yerel mahkemece verilen kararda tapu iptali ve tescil talepleri ile kötü niyet tazminatı ve manevi tazminata ilişkin taleplerinin gerekçesiz bir şekilde reddedilmesinin, adeta davalı yanın kötü niyetinin ödüllendirilmesi sonucunu doğurduğunu, yerel Mahkemenin gerekçeli kararın hüküm kısmında taleplerinin neden reddedildiğine ilişkin herhangi bir açıklamada da bulunulmadığını, gerekçesiz bir kararın yüksek mahkemeler tarafından denetlenmesinin mümkün olmadığını, maddi olgular ile hüküm arasındaki bağlantıyı açıklamayan sadece yapılan yargılamayı özetleyen kararın da gerekçe olarak nitelendirilmesinin mümkün olmadığını, ilk derece mahkemesinin dosyadan aldırılmış olan bilirkişi raporuna itibar ettiği halde, bu bilirkişi raporuyla çelişki oluşturacak şekilde hüküm kurmasının taraflarınca anlaşılamadığını, Mahkemece aldırılan bilirkişi raporunda ihale ile satışın yapıldığı tarihte, müvekkilinin alacaklıya herhangi bir borcu kalmadığını, hatta müvekkilinin alacaklıya fazladan ödeme yaptığının tespiti karşısında, ilk derece mahkemesinin satışı yapılan taşınmazı müvekkiline iade etmemesinin hukuken mümkün olmadığını ileri sürerek; ... kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER : Tüm dosya kapsamı.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;Dava; menfi tespit, istirdat, tapu iptal ve tescil ile manevi tazminat istemine yöneliktir.Menfi tespit davası, İİK'nın 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında ya da icra takibinden sonra borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Bu dava maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır.Dolayısıyla, kendisine karşı icra takibi yapılmış olan borçlu, ödeme emrine itiraz edilmemiş veya itiraz edilmiş olmakla birlikte yerinde görülmemiş olması sebebiyle icra takibi kesinleşse dahi maddi hukuk bakımından borçlu olmadığını ileri sürebilir. Bunun için, takip devam ederken alacaklıya karşı menfi tespit davası açabileceği gibi, böyle bir menfi tespit davası açmamış ve borcu cebri icra tehdidi altında ödemiş ise ödemiş olduğu paranın kendisine verilmesi için alacaklıya karşı istirdat davası açabilir (Baki Kuru, İcra ve İflâs Hukukunda Menfi Tespit Davası ve İstirdat Davası, Ankara 2003, s. 233). Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer; fakat davacıya (borçluya) düştüğü hâller de vardır; davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukuki ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukuki ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukuki ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (HMK md. 190; TMK md. 6). Fakat, alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru-El Kitabı, s.370 ilâ 372).Somut olayda;Davalı tarafından davacıya karşı Antalya 4. İcra Dairesinin ... Esas sayılı icra takip dosyası ile 494.465,00 TL asıl alacak,1.625,64 TL işlemiş faiz, 1.483,40 TL komisyon ücreti olmak üzere toplam 497.574,04 TL üzerinden kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibi başlatıldığı, takip sebebinin 494.465,00 TL miktarlı 05/01/2015 tarihli senet olduğunun belirtildiği ve takibin kesinleştiği,Taraflar arasında imzalanan 03/11/2015 tarihli protokolde İcra borçlarının nasıl ödeneceğinin kararlaştırıldığı ,bu kapsamda İstanbul ili Üsküdar ilçesi ... Mahallesi ... ada 52 parsel 16 no'lu bağımsız bölüm ile, Antalya ili Muratlaşa İlçesi ... Mahallesi ... ada 7 parsel b blok 5 no'lu bağımsız bölümlerin borçlu ... tarafından alacaklı, ...'a devredileceği, bu amaçla alacaklıya vekaletname veya satış vadisi sözleşmesi verileceği, ipotek alacaklısı banka ile gerekli görüşmeleri yapmak ve tapu devrinin alacaklıya yapılması için gerekli izinleri alma vazifesinin borçluya ait olduğu, bu işlemler için doğacak tüm tapu ve noter masraflarının ödemekle yükümlü olduğu, taşınmazların alacaklı tarafından satılarak paraya çevrileceği, elde edilen para ile öncelikle bu taşınmazlar üzerinde bulunan ipotek alacaklarının alacaklı ... tarafından ödeneceği, alacaklının taşınmaz satışından elde edeceği para ile borçlunun sadece ipoteklere bağlı borçlarını ödemekle yükümlü olduğu, diğer borçlarını borçlunun kendisi ödeyeceği, taşınmazlar satıldıktan ve ipotek alacakları ödendikten sonra geriye kalan bakiye ipoteklerin kaldırıldığı tarihteki gram altın kuruna çevrilerek alacak bakiyesinden düşüleceğinin kararlaştırıldığı,Alacaklı tarafından borçluya ait İstanbul ili Üsküdar ilçesi ... Mahallesi ... ada 52 parsel 16 no'lu bağımsız bölüm ile, Antalya ili Muratlaşa İlçesi ... Mahallesi ... ada 7 parsel b blok 5 no'lu bağımsız bölüm ile İstanbul İli Beşiktaş İlçesi ... ada 13 parsel 3 nolu bağımsız bölüm için haciz uygulanmasının talep edildiği, sonrasında alacaklı tarafından Beşiktaş dışındaki taşınmazlardaki hacizlerin kaldırılmasının talep edildiği, Beşiktaş'taki taşınmazın 3/8 hissesinin açık arttırılmaya çıkartıldığı ve 28/11/2017 tarihinde yapılan ihale ile taşınmazın alacağına mahsuben 92.100,00 TL bedelle alacaklıya satıldığı ve davacı adına olan 3/8 payın davalı adına tescil edildiği, Antalya 13.Noterliği tarafından düzenlenen 11/03/2015 tarihli ... yevmiye numaralı düzenleme şeklindeki vekaletname ile İstanbul ili Üsküdar ilçesi, ... Mahallesi ... ada 52 parsel de kain 16 no'lu bağımsız bölümün satılması için davacı ... tarafından davalı ...'a vekaletname verildiği,Davacı ... tarafından Antalya 7. Noterliği aracılığıyla 09/03/ 2016 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile Antalya 4. icra müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasının kapanmasıyla ilgili 13 /11/ 2015 tarihinde düzenlenen protokol ile kararlaştırılan taşınmazların icra haricinde satılmaları veya kendi üzerine almaları gerekirken yapmadığı, 5 ay süre içerisinde halen taşınmazların satışının devrinin yapılmadığı, anılan sözleşme kapsamına üzerine düşen görevlerin yerine getirdiği, icra kanalıyla yapılacak satış ve gecikmeden doğan zararları kabul etmeyeceğini davalı ...'a ihtar ettiği, İstanbul ili Üsküdar ilçesi ... Mahallesi ... ada 52 parsel 16 no'lu bağımsız bölüm 'ün tamamı ... adına kayıtlı iken vekaleten ... tarafından 90.000,00 TL bedelle...'e satıldığı,Davacı vekili tarafından dosyaya sunulan bu taşınmaza ilişkin gayrimenkul komisyon akdi sözleşmesi incelendiğinde , ... vekili ... (davacının eşi) tarafından...'e taşınmazın 400.000 TL bedelle satışına ilişkin 9000 TL komisyon bedeli alındığının belirtildiği, ... bankasından verilen cevabi yazıda taşınmazın ipotek fekki için ...tarafından 90.000 TL ...tarafından 209.000 TL para transferi yapıldığının belirtildiği ,Dava dilekçesinin ekinde sunulan 25/ 12/ 2015 tarihli dekont ile ... tarafından 100.000 TL gönderilmiş olup dekontta alacaklı adının yer almadığı, dekont üzerinde el yazısı ile ... adına ödeme dekontu alınmıştır notunun bulunduğu , yine dava dilekçesinde ekinde sunulan 17/11 /2016 tarihli dekontta ... tarafından ...'a borç ödemesi ... açıklaması ile 139.500 TL havale yapıldığı, 23/ 08 /2017 tarihli dekontu ile ... tarafından ... adına borca karşılık ödeme açıklamasıyla 350 TL nin ödendiği, yine 08/09 /2017 tarihli dekont ile 350 TL nin ... tarafından ...'a icra dosyası adına ödeme açıklaması ile eft yapılmış olduğu,Dosyaya sunulan bilirkişi raporunda İstanbul ili Üsküdar ilçesi ... Mahallesi ... ada 52 parsel 16 no'lu bağımsız bölüm satış bedelinin davalıya ödendiğinin kabulü halinde icra dosyasında toplam 166.907,87 TL ödeme yapıldığının belirtildiği ve bu miktar üzerinden karar verildiği görülmüştür.Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;Dava dilekçesinde menfi tespit istirdat isteminin yanında tapu iptal ve tescil talebinde bulunulduğu, ancak iş bu talep yönünden taşınmazın dava tarihindeki değeri belirlenip harç ikmal ettirilmeden karar verildiği görülmüştür.492 sayılı Harçlar Kanunu, harç alınmasını ve tamamlanmasını tarafların isteklerine ve iradelerine bırakmamış, değinilen yönün mahkemece re’sen gözetilmesini hükme bağlamıştır. Kanunun 32. Maddesinde ise yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemlerin yapılamayacağı vurgulanmış, 30. maddesinde “…muhakeme sırasında tespit olunan değerin dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa yalnız o celse için muhakemeye devam olunur; takip eden celseye kadar noksan değer üzerinden peşin karar ve ilam harcı tamamlanmadıkça davaya devam olunmaz. HUMK’nın 409. (HMK’nın 150. Maddesi) maddesinde gösterilen süre içinde dosyanın muameleye konulması noksan olan harcın ödenmesine bağlıdır” şeklinde düzenleme yapılmıştır.492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 30.maddesi uyarınca yargılama aşamasında tespit olunan değerin dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğunun anlaşılması halinde yalnız o celse için yargılamaya devam edilmesi takip eden celseye kadar noksan değer üzerinde peşin ve karar ilam harcının tamamlanmaması durumunda davaya devam olunmaması gerekir.Bu halde; öncelikle tapu iptal ve tescil talebi yönünden davaya konu İstanbul İli Beşiktaş İlçesi ... ada 13 parsel 3 nolu bağımsız bölümün dava konusu yapılan 3/8 payının dava dava tarihindeki değerinin mahallinde yapılacak keşif suretiyle belirlenip harç ikmal ettirildikten sonra karar verilmesi gerektiğinden kararın kaldırılması gerektiği kanaatine varılmıştır.Kabule göre de, reddine karar verilen talepler yönünden ret gerekçesinin belirtilmeyerek HMK 'nın 297. Maddesine aykırı hüküm tesis edildiği, istirdatına karar verilen miktarın ödeme tarihi açıkça belirtilmeksizin ' ödeme tarihinden itibaren "şeklinde faiz işletilmesine karar verilerek infazda tereddüte mahal verildiği anlaşıldığından hüküm altına alınan ve istirdatına karar verilen miktar için faiz başlangıç tarihinin açıkça belirtilmesi gerektiğinin değerlendirilmemesi de hatalı olmuştur.Yine AAÜT’nin 10/4.maddesinde yer alan “Manevi tazminat davasının, maddi tazminat veya parayla değerlendirilmesi mümkün diğer taleplerle birlikte açılması durumunda; manevi tazminat açısından avukatlık ücreti ayrı bir kalem olarak hükmedilir.” Düzenlemesi gereğince hükmedilen maddi tazminat alacağı ve manevi tazminat alacağından ayrı ayrı vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken; maddi ve manevi tazminat alacağının tamamı üzeriden vekalet ücretine hükmedilmesi de hatalı olmuştur.Açıklanan nedenlerle; davacı vekili ile davalı vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı kabulüne, ... kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine ilişkin HMK 353/1.a.4-6. maddesi gereğince kesin olarak aşağıdaki gibi karar verilmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle:1-Davacı vekili ile davalı vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı KABULÜ ile; İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 2022/132 Esas sayılı dosyasında verilen 16/07/2024 tarih ve 2024/544 Karar sayılı ilamının HMK'nın 353/1.a.4-6. maddesi gereği KALDIRILMASINA,2-Dosyanın, davanın yeniden görülerek bir karar verilmek üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,3-İstinaf talebinde bulunan davacı ve davalı tarafından ayrı ayrı yatırılan istinaf peşin harçlarının istekleri halinde İlk Derece Mahkemesince istinaf talebinde bulunanlara ayrı ayrı iadesine,4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf kanun yoluna başvuranlar yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,5-Davacı ve davalı tarafından ayrı ayrı yapılan istinaf yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 362/1.g. bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.09/06/2026