T.C. Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen iflas tasfiyesi sürecinde, müflis şirketten konut satın alan tüketicinin tapu tescili veya rayiç bedel talebiyle sıra cetveline itiraz davası.
Özet: Bir iflas tasfiyesi sürecinde, müflis şirketten bağımsız bölüm satın alan davacı, ödemesine rağmen tapu devrinin yapılmadığını belirterek, taşınmazın kendi adına tescilini, bu mümkün olmazsa iflas tarihindeki rayiç bedelinin faiziyle tahsilini talep etmiş; davalı müflis şirket vekili ise gecikmenin imar kararı iptalinden kaynaklandığını ve kusurun müvekkillerinde olmadığını savunarak davanın reddini istemiş olup, mahkemece bilirkişi incelemesiyle taşınmazın iflas tarihindeki rayiç değeri tespit edilmiştir.

T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/304 Esas
KARAR NO : 2026/590
DAVA : Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Talebi (İİK 235))
DAVA TARİHİ : 29/12/2022
KARAR TARİHİ : 02/06/2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 04/06/2026
Mahkememizde görülmekte olan Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu ... İli, ... İlçesi, ... Parsel, ... Ada, ... paftada kain , ... Blok, ... Kat, ... numaralı bağımsız bölümü davalı "... İnşaat Taahhüt Ve Tic. Ltd. Şti" den satın aldığını, ... Şirketi'nin sonrasında ünvan değişikliğine giderek "... Grup Enerjı Insaat San. Tic. Ltd. Şti." şeklinde 02.06.2011 tarihinde TTSG de ilan ettiğini, müteahhit firmanın müvekkilini mağdur ettiğini, ödemesini almasına karşın tapuyu teslim etmediğini, bu taşınmazın hiçbir şekilde kişisel ihtiyaçların dışında yatırım ve gelir elde etme amaçlı olarak alınmadığını, müvekkilinin mesleki ve ticari amaçla hareket etmeyip tüketici olduğunu, imzalanan sözleşme gereği konutun en geç 12.11.2012 tarihinde teslim edileceğini, aksi durumda davalı şirketin geciken her ay için günün raiç bedelleri üzerinden kira öder gibi cezai şart ödemeyi kabul ettiğinin belirtildiğini, dava konusu gayrimenkulün satılma ihtimali ve davalının mal kaçırma ihtimaline binaen dava konusu gayrimenkul üzerine öncelikle ihtiyaten tedbir konulmasına, 3. kişilere devir ve temlikinin önlenmesine ve icra - iflas yoluyla satışların tedbiren durdurulmasına, bu mümkün olmadığı takdirde tapuya ''davalıdır'' şerhi konulmasına karar verilmesini, davanın kabulü ile ... İli, ... İlçesi, ... Parsel, ... Ada, ... paftada kain , ... Blok, ... Kat, ... numaralı bağımsız bölüm" davalı adına kayıtlı bağımsız bölümün üzerindeki özel-kamu haczi ve ipoteklerin kaldırılarak davalı adına kaydının iptaline ve müvekkil adına tescilini, tapu tescilinin mümkün olmadığı takdirde bahsi geçen alım satım sözleşmesine karşılık dava konusu gayrimenkulün dava tarihi itibariyle rayiç bedelinin müvekkillerin yapmış olduğu ödemeden az olmamak üzere avans faizleriyle davalıdan alınarak müvekkile verilmesini, yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müflis şirket ... Grup İnşaat ile ilgili olarak Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasından 24.03.2021 tarihi itibarı ile iflasına karar verildiğini, Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün ... iflas sayılı dosyadan da tasfiye işlemleri devam ettiğini, İflas Kararı kesinleşmiş olup; ikinci alacaklılar toplantısı henüz yapılmadığını, tasfiye işlemlerini yürüten iflas idaresinin 12/10/2021 tarihli karar gereğince 1. Alacaklılar toplantısında alınan karar gereği, İflas İdaresinin yetisi ve bu yetkilerle sınırlı olmak üzere, arabuluculuk görüşmelerine katılmak, iflas masası leh ve aleyhine açılmış ve açılacak dava ve takiplerle ilgili olarak sulh, ibra, feragat ve ahz-u kabz yetkisi hariç olmak üzere İflas İdaresine İflas Masasını temsilen tarafımızla İflas İdaresi arasında 26.10.2021 tarihli avukatlık sözleşmesi imzaladığını, sözleşmenin ifasının gecikmesi Esenyurt Belediyesi
tarafından verilen imar kararının iptalinden kaynaklanmakta olup müflis şirketin kusuru
bulunmadığını, bu durum, Esenyurt Belediyesine sorularak açıklığa kavuşacağını, dava
konusu taşınmazın bulunduğu inşaatın %90’dan fazlası tamamlanmış durumda olduğunu, bu sebeple de
davacı geç teslim sebebiyle kira veya herhangi gecikme bedeli talebinde bulunamayacağı beyan
edildiğini, davanın öncelikle usulden reddini, mahkeme aksi kanaatte ise esastan reddi ile
yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesi talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; bağımsız bölümün davalı adına kayıtlı tapusunun iptal ile takyidatlardan ari şekilde davacı adına tescilini, bunun mümkün olmaması halinde taşınmazın rayiç değerinin davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
Mahkememizce Yapılan İşlemler ve Toplanan Deliller:
1-Mahkememizce tensip zaptı hazırlanmış ve taraflara duruşma gününü bildirir meşruhatlı davetiye usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir.
2- Bilirkişi tarafından mahkememize sunulan 22/04/2026 tarihli ek raporda "Dava konusu taşınmazın iflas tarihi itibari ile sözleşme koşullarında tamamlanmış rayiç değerinin.290.000,00 TL olacağı," şeklinde tespit ve sonuçlarını mahkememize bildirmiştir.
3-Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiştir.
Delillerin Değerlendirilmesi ve Kararın Hukuki Gerekçeleri:
Davacı ... .... Tüketici Mahkemesi nezdinde açmış olduğu 29.12.2022 tarihli davada; davacı ve müflis şirket arasında ... İli, ... İlçesi, ... Parsel, ... Ada, ... paftada kain , ... Blok, ... Kat, ... numaralı bağımsız bölümü için 120.000,00TL bedelle satış sözleşmesi imzaladığını, bedelin davacı tarafından ödendiğini ancak taşınmazın mülkiyetinin davacıya devredilmediğini, bu sebeple öncelikle ilgili taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tescilini bunun mümkün olmaması rayiç bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Bakırköy ... Tüketici Mahkemesi yapmış olduğu yargılama sonucunda ... Esas ve ... Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne ve davaya konu bağımsız bölümün davalı adına kayıtlı tapusunun iptali ile davacı adına tesciline karar vermiştir.
Söz konusu karar istinaf edilmiş olup, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi'nin... E., ... K. Sayılı kararı ile şu gerekçeyle kaldırılmıştır:
"Somut olayda; davacının davasını ..... tarihinde ikame ettiği, davalı şirket hakkında iflas kararı verildiği, kararın ... tarihinde kesinleştiği, 2. Alacaklılar Toplantısının ise 10/05/2023 tarihinde gerçekleştiği, dava konusu taşınmazın halen iflas eden şirket adına kayıtlı olduğu, iflastan sonra müflis aleyhine masaya giren mal ve haklar için doğrudan dava açılamayacağı, iflas masasından hak iddia eden alacaklının alacağının masaya kaydını talep etmesi gerektiği, bunun kabul edilmemesi halinde sıra cetveline itiraz davası açması gerektiği, eldeki dosyada 2. Alacaklılar Toplantısının yapıldığı, davacının iflas idaresine talepte bulunmadığı, buna göre açılan davanın iflas masasının olduğu yer Asliye Ticaret Mahkemesinde kayıt kabul davası olarak görülmesinin gerektiği anlaşılmakla;"
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi'nin... E., ... K. Sayılı kararı üzerine Tüketici Mahkemesi tarafından görevsizlik kararı verilmiş, dosya Mahkememiz esasına kaydedilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi'nin... E., ... K. Sayılı kararı doğrultusunda davaya kayıt kabul davası olarak devam edilmiştir. Mahkememizce davacı vekiline iflas masasına başvuruda bulunmak ve alacağını kayıt ettirmek için süre verilmiş olup, davacı tarafından sunulan beyan dilekçesinde davanın aynen ifa talepli tapu iptal tescil talebi olduğu belirtilerek beyan dilekçesi sunulmuş herhangi bir kayıt kabul talepli başvuru yaptığına dair belge sunulmamıştır. Ancak çoğun içinde az da vardır ilkesi ve davacının talebi ile davalı ... müdürlüğü ve iflas vekilinin dosyaya dahil olduğu anlaşılmakla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi'nin... E., ... K. Sayılı kararı doğrultusunda davaya kayıt kabul davası olarak devam edilmiştir.
Davacı tarafından dava dilekçesinin ekinde delil olarak sunulan adi yazılı taşınmaz satış vaadi sözleşmesi incelendiğinde; 120.000,00-TL bedel karşılığında davalı müflis şirket tarafından davacıya davaya konu bağımsız bölümün satışının vaat edildiği ancak ilgili taşınmaz davacıya devredilmeden müflis şirketin iflas ettiği ve satış vaadi sözleşmesinin davalı müflis tarafından yerine getirilmediği anlaşılmıştır.
Davacı tarafından delil olarak sunulan belgeler incelendiğinde; davalı müflis şirket tarafından kaşeli ve imzalı olarak iflas tarihinden önce davacıya borcu yoktur yazısının verildiği davacının taraflar arasındaki adi yazılı taşınmaz satış vaadi sözleşmesindeki üzerine düşen edimi yerine getirdiği anlaşılmaktadır.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi'nin... E., ... K. Sayılı kararı gereğince davanın kayıt kabul davası olarak görülmesi gerektiğinin belirtilmesi ve aynen ifanın müflis ya da iflas idaresi tarafından gerçekleştirilmemesi karşısında 2004 sayılı Kanun'un 198. Maddesi gereğince davacının alacağının para alacağına çevrilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
Davacı tarafından müflis şirkete karşı sözleşmede üstlenilen edimin yerine getirdiği, davacının müflis şirkete karşı borcunun olmadığı ve tüm satış bedelinin müflis şirkete ödendiği sabit olup, müflis şirket tarafından taşınmazın tamamlanarak davacıya tapusunun devredilmediği ve tapunun müflis şirket adına kayıtlı olduğu, sözleşme kapsamında davacı bedel ödeme edimini yerine getirmiş ise de müflis şirketin taşınmazı tamamlayarak tapusunu devir borcunu yerine getirmediği anlaşılmıştır.
Davalı müflis iflas idaresi tarafından taraflar arasındaki sözleşmenin noterde düzenlenmediği adi yazılı olması sebebiyle geçersiz olduğu iddia edilmiştir.
Buna karşılık davalı müflis şirketin davaya konu satış vaadi sözleşmesinde yapsatçı müteahhit konumunda bulunduğu ve proje sahibi anlaşılmakta olup, davalı ile davacı arasındaki davalı tarafından inşa edilen taşınmazdaki bağımsız bölüme yönelik taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin temlik sözleşmesi niteliğinde kabul edilmesi gerektiği ve 6098 sayılı Kanun'un temlike yönelik hükümleri gereğince yazılı olmasının yeterli olduğu kabul edilmelidir.
Nitekim Yargıtay .... Hukuk Dairesi ... E., ... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"Yüklenicinin arsa payı karşılığı inşaat yapmakta olduğu veya arsa sahibinin aynı zamanda yüklenici sıfatıyla hareket ederek (yapsatçı konumunda) inşa etmekte olduğu binalardan bağımsız bölüm satın alınması halinde Borçlar Kanununun 163 üncü maddesi (TBK m. 184) gereğince üçüncü kişiye yapılacak temlikin yazılı olması yeterlidir.
Müspet zarar; borçlu edayı gereği gibi ve vaktinde yerine getirseydi alacaklının mameleki ne durumda olacak idiyse, bu durumla eylemli durum arasındaki fark müspet zarardır. Başka bir deyişle müspet zarar, sözleşmenin hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesinden doğan zarardır. Kuşkusuz kâr mahrumiyetini de içine alır (Tandoğan, Haluk: Türk Mesuliyet Hukuku, ..., 2010, s.426). Davacının mamelekinde, sözleşme yerine getirilseydi bulunacağı duruma göre bir azalma olmuştur. İşte müspet zarar bu iki bedel arasındaki farktan ibarettir."
Yargıtay .... Hukuk Dairesi .... E., .... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"Öte yandan yüklenicinin arsa payı karşılığı inşaat yapmakta olduğu veya arsa sahibinin aynı zamanda yüklenici sıfatıyla hareket ederek (yapsatçı konumunda) inşa etmekte olduğu binalardan bağımsız bölüm satın alınması hâlinde Borçlar Kanunu'nun 163 üncü maddesi (TBK m. 184) gereğince üçüncü kişiye yapılacak temlikin yazılı olması yeterlidir.
Davacı, ikinci kademede davaya konu dairenin rayiç bedeli dikkate alınarak tazminat talebinde bulunmuştur. Gerçekten, davacı akidi olan yükleniciden 6098 sayılı Kanun'un 112 nci maddesine dayanarak ademi ifa sebebiyle tazminat isteyebilir. Buradaki borcun nedeni, borçlunun (yüklenicinin) taahhüdünü ihlâl etmesidir. Borçlunun taahhüdü, genellikle bir akte dayandığından buna "akdi tazminat", borçlunun sorumluluğuna da "akdi sorumluluk" denilmektedir. 6098 sayılı Kanun'un 112 nci maddesi gereğince ödenmesi gereken tazminat ise alacaklının müspet zararıdır. Müspet zarardan da borçlu edayı gereği gibi ve vaktinde yerine getirseydi alacaklının mameleki ne vaziyette bulunacak idi ise bu vaziyetle mamelekin hâli hazır vaziyeti arasındaki fark anlaşılmalıdır."
Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi ... E., ... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
" Somut olaya gelince; davalı şirket hem malik hem yüklenici sıfatını haiz olup yapsatçı konumundadır ve davacının davalı şirket ile adi yazılı akdettiği alacağın temliki niteliğindeki bağımsız bölüm satışına ilişkin gayrimenkul satış sözleşmesi, 6098 sayılı Kanun'un 184 üncü maddesi gereğince geçerlidir. Dava konusu taşınmaz arsa niteliği ile davalı ve dava dışı kişiler adına tapuda kayıtlı olup taşınmazda kat irtifakı ve kat mülkiyeti kurulmamış, bağımsız bölümler oluşturulmamıştır. Sonuç olarak; eldeki dava yapsatçının temlikine dayalı tapu iptali, ipotek ve hacizlerden ari tescil, gecikme tazminatı, kira alacağı, ikinci kademede denkleştirici adalet ilkesi gereğince ödenen bedelin tahsili, gecikme tazminatı, kira alacağı istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince davanın dayanağı 10/06/2011 tarihli gayrimenkul satış sözleşmesi resmi şekilde yapılması gerekmekte olup adi yazılı şekilde yapıldığı, geçersiz olduğu şeklinde yorumlanması doğru değildir. Hal böyle olunca, yukarıda açıklanan ilkeler kapsamında işin esasının incelenmesi ve yapsatçının temliki hükümleri gereği deliller değerlendirilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken hatalı hukuki nitelendirme ile karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup doğru görülmemiştir.
Somut olayda, dava konusu taşınmazın bitmiş haliyle rayiç değeri belirlenerek tazminat hesaplanması ve dava tarihi itibariyle taşınmazın rayiç değerinin hüküm altına alınması gerekirken, sözleşmenin geçersiz olduğunun kabulü ve denkleştirici adalet ilkesi uyarınca hesaplanan bedelin hüküm altına alınması yanılgılı olup davalının hüküm altına alınan bedele yönelik istinafı bulunduğundan değerlendirilmesi gerekmiştir."
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi ... E., ... K. Sayılı kararında da aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"Somut olaya gelince; davalı şirket hem malik hem yüklenici sıfatını haiz olup yapsatçı konumundadır ve davacının davalı şirket ile adi yazılı akdettiği alacağın temliki niteliğindeki bağımsız bölüm satışına ilişkin gayrimenkul satış sözleşmesi, 6098 sayılı Kanun'un 184 üncü maddesi gereğince geçerlidir. Dava konusu taşınmaz arsa niteliği ile davalı ve dava dışı kişiler adına tapuda kayıtlı olup taşınmazda kat irtifakı ve kat mülkiyeti kurulmamış, bağımsız bölümler oluşturulmamıştır. Sonuç olarak; eldeki dava yapsatçının temlikine dayalı tapu iptali, ipotek ve hacizlerden ari tescil, gecikme tazminatı, kira alacağı, ikinci kademede denkleştirici adalet ilkesi gereğince ödenen bedelin tahsili, gecikme tazminatı, kira alacağı istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince davanın dayanağı 22/05/2011 tarihli gayrimenkul satış sözleşmesi resmi şekilde yapılması gerekmekte olup adi yazılı şekilde yapıldığı, geçersiz olduğu şeklinde yorumlanması doğru değildir. Hal böyle olunca, yukarıda açıklanan ilkeler kapsamında işin esasının incelenmesi ve yapsatçının temliki hükümleri gereği deliller değerlendirilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken hatalı hukuki nitelendirme ile karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup doğru görülmemiştir.
Somut olayda, dava konusu taşınmazın bitmiş haliyle rayiç değeri belirlenerek tazminat hesaplanması ve dava tarihi itibariyle taşınmazın rayiç değerinin hüküm altına alınması gerekirken, sözleşmenin geçersiz olduğunun kabulü ve denkleştirici adalet ilkesi uyarınca hesaplanan bedelin hüküm altına alınması yanılgılı olup davalının hüküm altına alınan bedele yönelik istinafı bulunduğundan değerlendirilmesi gerekmiştir."
Bu bağlamda her ne kadar davalı ... idaresi vekili taraflar arasındaki sözleşmenin şekil şartına uyulmaması sebebiyle geçersiz olduğunu iddia etmiş ise de davalı müflisin yapsatçı müteahhit konumu ve davacıya satılan bağımsız bölüm bakımından proje sahibi olduğu gözetildiğinde davalı ... idaresi vekilinin geçersizliğe yönelik itirazına itibar edilmemiştir.
Buna karşılık taraflar arasındaki adi yazılı taşınmaz satış vaadi sözleşmesi kapsamında bedel ödeme borcunun davacı tarafından yerine getirildiği ve satış bedelinin müflis şirkete ödendiği, davacının borcunun olmadığı müflisten sadır yazılı belge ile sabit olup, davalı müflis şirket tarafından ise üstlenilen borcun yerine getirilmediği anlaşılmaktadır.
Davacı tarafından tapu iptal ve tescil ile aynen ifa talep edilmiş ise de bu talebin iflas müdürlüğü tarafından kabul edilmediği ve aynen ifanın yerine getirilmediği anlaşılmakta olup, taraflar arasındaki sözleşmenin iflas tarihinden önce fesih ya da dönme ile de sonuçlandırılmadığı gibi davalının edimi yönünden imkansızlık nedeniyle borcun sona ermesinin de söz konusu olmadığı, dolayısıyla 2004 sayılı Kanun'un 198. Maddesi gereğince müflis ile davacı arasındaki sözleşmede davalı müflisin edimi olan taşınmazın tapu kaydının davacıya devrine yönelik müflisin borcunun muadil kıymette paraya çevrilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
Yukarıda detaylıca belirtildiği üzere davacı ve müflis arasındaki ilişkinin bu niteliği ve müflis tarafından tapu devir borcunun yerine getirilmemesi hususu akde aykırılık niteliğinde olup, davacı tarafından 6098 sayılı Kanun'un 112. Maddesi ve 125. Maddesi gereğince müspet zarar talep edilebilecektir. Davacının müspet zararı ise iflas tarihi itibariyle davaya konu taşınmaz satış vaadi sözleşmesindeki bağımsız bölümün iflas tarihi itibariyle projesine uygun olarak tamamlanmış biçimdeki piyasa rayiç değeridir.
Bakırköy ... Tüketici Mahkemesi yapmış olduğu yargılama sırasında ... Esas ve ... Karar sayılı dosyasında Mahkemece yapılan keşif neticesinde müflis tarafından davacıya satışı vaat edilen taşınmazın inşaatı tamamlanmış bir halde piyasa rayiçlerine göre iflas tarihi itibariyle değerinin tespit edilmediği anlaşılmakla Mahkememizce bu konuda ek rapor alınmış olup, bilirkişi tarafından düzenlenen ... tarihli ek raporda davaya konu satış vaadi sözleşmesindeki taşınmazın projesine uygun olarak tamamlanmış biçimdeki iflas tarihi itibariyle piyasa rayiç derinin 290.000,00-TL olduğunun uzman bilirkişi tarafından tespit edildiği, raporun gerekçeli, denetime elverişli olduğu ve teknik ve fenni tespitlerin usul ve yasaya uygun olduğu, taşınmazın halen müflis şirket adına kayıtlı olduğu ve borcunu ifa eden davacıya devirinin imkansızlık içermediği gibi tapu iptal ve tescil koşullarının bulunduğu anlaşılmakla davacı tarafından talep edilebilecek zararın müspet zarar kapsamında iflas tarihi itibariyle davacının müflisten olan alacağının taşınmazın inşaatının tamamlanmış haldeki iflas tarihindeki rayiç değerine göre paraya çevrilmesi gerektiği anlaşılmakla davacının müflisin sıra cetveline kaydını talep edebileceği alacak miktarının taşınmaz satış vaadi sözleşmesine konu taşınmazın tamamlanmış bir haldeki piyasa rayiçlerine göre iflas tarihindeki değeri olan 290.000,00-TL olacağı anlaşılmıştır.
Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi ... E., ... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"Bu durumda mahkemece artık tescile dair bir karar verilemez. Yapılması gereken, iflas tarihi itibarıyla taşınmazın değerini tespit ederek, bu bedelin davacı lehine tazmini koşullarının oluşup oluşmadığını değerlendirilmek suretiyle davayı kayıt kabul davası olarak neticelendirmektir."
Mahkememizce alınan bilirkişi ek raporu taraflara tebliğ edilmiş olup, davacı vekili sunduğu rapora itiraz dilekçesinde taşınmazın iflas tarihindeki piyasa değerinin düşük belirlendiğini, davaya konu projenin özel bir proje olduğunu ve piyasa rayicinin daha yüksek olduğunu iddia etmiş ise de bu iddiasına yönelik herhangi bir somut delil sunulmadığı (iflas tarihindeki benzer emsal taşınmazların rayiç bedelini gösteren) yine taşınmazın şerefiyesi, projedeki avm ve lüks yapıların gözetilmediği ve değerin düşük belirlendiği iddia edilmiş ise de ilgili projenin tamamlanmadığı, inşaatın tamamen bitirilmediği, projenin kalitesi ve emsalsiz yapısından bahsedilmiş ise de proje müteahhitinin inşaatı yarım bırakarak iflas ettiği dolayısıyla davacının söz konusu iddialarının yerinde olmadığı gibi herhangi bir somut delile de dayanmadığı anlaşılmakla davacının değerin düşük belirlendiğine yönelik itirazına itibar edilmemiştir.
Sonuç olarak davacının tapu devrine yönelik alacağının 2004 sayılı Kanun'un 198. Maddesi çerçevesinde paraya çevrilmesi gerektiği ve davacı tarafından ancak akdi ilişki kapsamında taşınmazın tamamlanmış haldeki iflas tarihi itibariyle piyasa rayiç değerini müspet zarar kapsamında talep edebileceği anlaşılmakla davacının tapu iptal ve tescil talebinin reddine karar vermek gerekmiş, çoğun için de az da vardır ilkesi çerçevesinde müflisin borcu niteliğindeki devri gereken taşınmazın iflas tarihi itibariyle inşaatı tamamlanmış haldeki piyasa değeri olarak tespit edilen toplam 290.000,00-TL davacı alacağının iflas tasfiye işlemleri Bakırköy .... İcra Dairesi'nin ... E. Sayılı iflas dosyasında yürütülen müflis ... GRUP ENERJİ İNŞAAT SAN. TİC. LTD. ŞTİ.'nin sıra cetveline 4. Sıradan kayıt ve kabulüne karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davacının tapu iptal ve tescil talebinin REDDİNE,
2-Davacının bedele yönelik terditli talebinin KABULÜNE,
Buna göre; 290.000,00-TL davacı alacağının iflas tasfiye işlemleri Bakırköy .... İcra ve İflas Dairesi'nin ... E. Sayılı dosyasında devam eden Müflis ... Grup Enerji İnşaat San. Tic. Ltd. Şti.'nin sıra cetveline 4. Sıradan KAYIT VE KABULÜNE,
3-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 732,00-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
4-Davacı tarafça yapılan 5.549,35-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davalı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davacının terditli talebi kabul edildiğinden davalı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
8-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine,
9-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere tarafların yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 02/06/2026
Katip ...
e-imza
Hakim ...
e-imza