Ankara Bölge Adliye Mahkemesi, iflas davasında talep edilen malvarlığı defteri tutulması ve banka hesaplarına bloke konulması tedbirlerine ilişkin istinaf başvurusunu esastan reddetti.
Özet: İflas davasında davacının, borçluların malvarlıklarının korunması amacıyla banka hesaplarına bloke konulması, taşınmazlarına şerh düşülmesi ve defter tutulması gibi muhafaza tedbirleri alınması yönündeki talebinin, İcra ve İflas Kanununun iflas kararının müflis hakkındaki takiplerin duracağını ve muhafaza tedbirlerinin borçlu aleyhindeki icra takiplerine etki etmeyeceğini düzenleyen hükümleri ile alacağın varlığının yeterince kanıtlanmadığı gerekçeleriyle ilk derece mahkemesince reddedilmesine ilişkin karara karşı yapılan istinaf başvurusunun, bu gerekçeler yerinde bulunarak esastan reddine karar verilmiştir.

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/751 - 2026/1258

T.C.
A N K A R A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ
23. H U K U K D A İ R E S İ
(İ S T İ N A F B A Ş V U R U S U N U N
E S A S T A N R E D D İ)
ESAS NO : 2026/751
KARAR NO : 2026/1258
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN:
MAHKEMESİ : Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ : 05.12.2025 tarihli ara karar.
ESAS-KARAR NUMARASI : 2025/888 E.
DAVA : İflâs
KARAR TARİHİ : 05.06.2026
YAZIM TARİHİ : 05.06.2026
Davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 352. madde uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf incelemesinin dosya üzerinde yapılmasına karar verilerek dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
Davacı vekili özetle: Ankara 2. Genel İcra Dairesi'nin 2021/10290 takip sayılı dosyasında borçluların müvekkili ve davalı şirketler olduğunu, müvekkilinin, söz konusu takip dosyasındaki cebri icra ve satış işlemlerinin önüne geçmek için dosya borcunu ödediğini, Ankara 2. Genel İcra Dairesi'nin 2021/10290 takip sayılı dosyasında gerçek borçlunun müvekkili olmadığını, iflas davasında, asliye ticaret mahkemesince uygulanabilecek muhafaza tedbirlerinin İİK içerisinde teker teker sayılmadığını, söz konusu tedbirlerin mahkeme takdirine bırakıldığını, huzurdaki dava açısından öncelikli muhafaza tedbiri taleplerinin İİK 161. madde gereğince davalıların malvarlığının defterinin tutulmasına karar verilmesi olduğunu, bu doğrultuda, ileride teşekkül etmesi muhtemel iflas masası içerisinde yer alacak malvarlığının şimdiden belirlenmesi ve lüzum olduğu takdirde bu malvarlığının şimdiden koruma altına alınması için gerekli tedbirlerin alınmasının mümkün olacağını ileri sürerek iflası istenen şirketlerin malvarlıklarına ilişkin defter tutulmasına eş zamanlı olarak faaliyet gösteren tüm bankalara müzekkere yazılarak davalı şirketlerin banka hesaplarına erişim kısıtı (bloke) konulmasına, zira banka hesaplarından para transferi yapmak çok hızlı bir işlem olduğundan alacaklıların ileride iflas masasına girmesi ihtimal dahilinde olan malvarlığından yoksun kalmasının önüne geçileceğini aynı şekilde, tapu müdürlüklerine ve Türkiye Noterler Birliği'ne (veya ilgili emniyet birimine) müzekkere yazılarak davalılar adına kayıtlı taşınmaz mallar ve araçlar üzerine de üçüncü kişilere devri engelleyen şerh konulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince "...Somut olayda, davacı tarafa iddia ettiği alacağın ödenmemesi nedeniyle iflasına karar verilmesini talep ettiği, her ne kadar davacı vekili İK 159. maddesi gereğince iflas süreci devam eder iken, alacaklıların satış ve tahsil cihetine gitmesine meydan vermemek ve iflas talep tarihindeki mal varlığının korunması için İİK 159. maddesi uyarınca tedbir kararı verilmesini talep etmiş ise de, İİK 193. maddesi uyarınca iflas kararı ile birlikte müflis hakkındaki takiplerin duracağı, İİK 159/son maddesi uyarınca hiçbir şekilde muhafaza tedbirinin borçlu aleyhine olan icra takiplerine tesir etmeyeceği belirtilmiştir.
Bu maddeye göre alınan muhafaza tedbirleri borçlu aleyhindeki icra takiplerine tesir etmez." amir hükmünü içermekte olup, somut olayda, davalının takibe itiraz etmiş olması karşısında İİK. 159/1 maddesi uyarınca mahkememizce kanunen tedbir kararı verilmesine gerek olmadığı, davacının muhafaza tedbiri alınmasını gerektirecek düzeyde, alacağın varlığını kanıtlayan asgari delil ibraz etmediği nazara alınarak, tedbir isteminin reddine..." karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Müvekkilinin Ankara 2. Genel İcra Dairesi’nin 2021/10290 sayılı takip dosyasında davalılara ait borcu ödemek zorunda kaldığı, bu ödeme sonucunda Ankara 2. Genel İcra Dairesi tarafından 1.316.033 TL tutarlı rücu belgesi düzenlendiği ve bu belgenin davalıların borcunu ortaya koyan resmî belge niteliğinde olduğu, dava konusu borcun dayanağının davalılar tarafından düzenlenen bono olduğu, müvekkilinin bu bononun düzenlenmesi sürecinde hiçbir dahilinin bulunmadığı, İİK 159. madde uyarınca iflas talebi halinde mahkemenin alacaklıların menfaati için gerekli bütün muhafaza tedbirlerine karar verebileceği, mahkemenin bu yetkisini hatalı değerlendirdiği, İİK 161. madde gereğince iflas davasında alacaklının talebi üzerine borçluya ait malların defterinin tutulmasına karar verilebileceği, iflas hukukunda açıkça düzenlenen bu koruma tedbirinin uygulanması gerekirken talebin reddedilmesinin hukuka aykırı olduğu, davalıların malvarlığına ilişkin defter tutulmasının ileride oluşabilecek iflas masasının tespiti ve korunması açısından zorunlu olduğu, iflas davalarında uygulanabilecek muhafaza tedbirlerinin kanunda sınırlı sayıda düzenlenmediği, mahkemenin gerekli gördüğü her türlü koruma tedbirine hükmedebileceği, bu hususun öğreti ve yargı kararlarıyla da kabul edildiği, davalıların banka hesaplarına erişim kısıtı (bloke) konulmasının gerekli olduğu, aksi halde hesaplarda bulunan paraların kısa sürede üçüncü kişilere aktarılabileceği ve alacaklıların ileride iflas masasına girebilecek malvarlığından mahrum kalabileceği, davalılar adına kayıtlı taşınmazlar ve araçlar üzerine üçüncü kişilere devri engelleyici şerh konulmasının gerektiği, aksi halde malvarlığının elden çıkarılması suretiyle alacaklıların zarara uğratılabileceği, davalıların faaliyet adreslerinde bulunan kıymetli malların iflas davası sonuçlanıncaya kadar yediemine teslim edilmesinin etkili ve gerekli bir muhafaza tedbiri olduğu, iflas takibinin külli takip niteliğinde olması nedeniyle muhafaza tedbirlerinin yalnızca müvekkilinin değil, tüm alacaklıların haklarının korunmasına hizmet edeceği, mahkemenin muhafaza tedbiri taleplerinin tamamını reddetmekle İİK hükümlerini ve alacaklıların korunmasına ilişkin temel ilkeleri göz ardı ettiği nedenleriyle ara kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE:
Dava, iflâs davasında verilen muhafaza tedbir talebinin reddine ilişkin ara kararın istinafına ilişkindir.
Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden HMK 353/1.b.1 madde gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-) Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1.b.1 madde gereğince esastan reddine,
2-) Alınması gereken 732 TL istinaf karar harcından, peşin alınan 615,40 TL harcın düşümü ile kalan 116,60 TL harcın davacıdan alınıp Hazine'ye gelir kaydına,
3-) İstinaf kanun yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, kullanılmayan avansın karar kesinleştiğinde gideri içerisinden karşılanarak iadesine,
4-) HMK 359/4 madde gereğince kararın tebliği, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemleri ile 302/5 madde gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına,
dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK 362/1.f madde gereğince, KESİN olmak üzere, oybirliğiyle karar verildi. 05.06.2026
Başkan Üye Üye Katip