Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinin, ticari satıştan kaynaklanan fatura alacağına ilişkin itirazın iptali davasında mal teslimi ve BA-BS formu delillerinin değerlendirildiği ilk derece kararının istinaf incelemesi kararı.
Özet: Bu hukuki belge, ticari satıştan kaynaklanan ödenmemiş faturalara ilişkin bir itirazın iptali davasında, satıcının icra takibinin devamını ve inkar tazminatını talep ettiği, alıcının ise malların teslim edilmediğini ve davanın süresinde açılmadığını savunduğu bir uyuşmazlığın istinaf incelemesini özetlemektedir. İlk derece mahkemesi, alıcının vergi beyannamelerindeki (BA formları) bildirimlerini dikkate alarak satışı sabit görmüş, itirazı asıl alacak üzerinden iptal ederek takibin devamına ve icra inkar tazminatına hükmetmiş, ancak işlenmiş faiz talebini reddetmiştir. Karara karşı, alıcı tarafından teslimatın ispatlanmadığı, süre ve inkar tazminatı koşullarının oluşmadığı gerekçeleriyle istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

T.C. ADANA BAM 9. HUKUK DAİRESİ

T.C.
ADANA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/1727
KARAR NO : 2026/1686
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 22/03/2023
NUMARASI : 2022/78 Esas - 2023/214 Karar
DAVACI :
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI :
VEKİLİ : Av. ....
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARARININ
KARAR TARİHİ :17/06/2026
KARAR YAZIM TARİHİ :17/06/2026
... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/03/2023 tarihli ve 2022/78 Esas- 2023/214 Karar sayılı kararı aleyhine davalı vekili tarafından aleyhe istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin inşaat işi ile uğraştığını, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davaya konu faturalarda yer alan ürünlerin müvekkili tarafından davalıya satıldığını, ancak davalı toplam tutarı 107.840,20 TL olan fatura alacağını ödemediğinden ... .İcra Müdürlüğü'nün 2020/2511 Esas sayılı dosyasıyla takip başlatıldığını, davalının icra dosyasına sunduğu itiraz dilekçesi nedeniyle takibin durduğunu, itirazın haksız ve yersiz olduğunu belirterek davalının takibe karşı yapılan itirazının iptali ile takibin devamına, alacağın %20 sinden aşağı olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle hak düşürücü süre nedeniyle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine ve yine davacı tarafın iddia ettiği satım sözleşmesine konu ettiği fatura içeriğindeki malların müvekkili şirkete teslim edilmemiş olduğunu, bu nedenle davacı tarafın dava ve takip konusu yaptığı fatura bedelini talep etme yetkisi bulunmadığını, davacı tarafın ticari defterlere dayanarak alacak iddiasını kanıtlaması söz konusu olmayıp, öncelikle malların teslim edildiğini kesin delille kanıtlaması gerektiğini, davacının haksız olarak takip yapması haksız ve kötü niyetli olduğunu, faiz ve ferilerine yönelik talebin de yersiz olduğunu belirterek davanın reddine, % 20'sinden az olmamak kaydı ile kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ'NİN KARAR ÖZETİ :
İlk Derece Mahkemesi kararında özetle; "...Somut olayda taraflar arasında ticari nitelikte alım satım ilişkisi olduğu, mahkememizce alınan hükme esas almaya elverişli bilirkişi raporu ve incelenen defter kayıtlarına göre takibe dayanak faturanın davalı defterine işlenmediği ancak Vergi Dairesine BA formuyla bildirildiği, hal böyle olunca davalının BA-BS formlarındaki bildirimi karşısında davacının davalıya mal sattığı ve fatura bedellerinin ödenmediği, takip tarihi itibari ile davacının davalıdan faturadan kaynaklı alacaklı olduğu anlaşılmakla ddavalının icra takibine itirazının yersiz ve haksız olup davacının davasında haklı olduğu ancak icra takibinden önce davalı yan temerrüde düşürülmediğinden işlemiş faiz talep edilemeyeceği bu suretle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerektiği kanaati ile takibe konu alacağın likit olması ve yargılamayı gerektirmemesi nedeniyle yasal şartları oluştuğundan icra inkar tazminatına hükmedilerek davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. (Emsal nitelikte Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin 2016/328 E. 2016/7607K.sayılı ilamı)" gerekçesiyle "Davalı-borçlunun .... İcra Müdürlüğünün 2020/2511 esas sayılı icra dosyasına yaptığı itirazın iptaline, takibin 107.840,20 tl asıl alacak üzerinden takip tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, ..." şeklinde karar verildiği anlaşılmıştır.
DAVALI TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, hak düşürücü süre içinde açılmadığını, faturaya konu mallar müvekkiline tebliğ edilmediğini, davacı tarafın dayandığı müvekkil şirkete ait ticari defterlerini hilafına olan (BA) kayıtları teslim hususunu kanıtlayan bir delil olmadığını, kaldı ki davacı tarafça delil bildirme süresi içinde bu kayıtlara dayanılmamış olup, kayıtlara sonradan dayanılması da mümkün olmadığını, inkar tazminatı koşulları oluşmadığını iddia ederek verilenkararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLER :
Taraf vekillerinin beyan ve dilekçeleri ve tüm dosya kapsamı
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE :
Dava, faturaya dayalı ilamsız icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi'nce davanın kısmen kabulüne karar verildiği, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulduğu anlaşılmıştır.
İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.
İtirazın iptali davası, bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması gereken bir dava olup, 2004 sayılı İİK'nın 67/1 maddesindeki açık kanunî düzenlemeye göre dava açma süresi itirazın tebliği ile başlar. Ödeme emrine itiraz, 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine uygun olarak takip alacaklısına tebliğ edilmez ise dava açma süresi başlamaz (HGK'nın 20/10/2020 Tarih ve 2020/(19)11- 357 Esas-2020/794 Karar sayılı ilamı).
Somut olayda, ... .İcra Müdürlüğü'nün 2020/2511 Esas sayılı takip dosyasında, kendisine 26.02.2020 tarihli ödeme emri tebliğ edilen takip borçlusu (davalı) tarafından borca itiraz dilekçesi verilmesi üzerine icra müdürlüğünce takibin durdurulmasına karar verildiği, itiraz dilekçesinin davacıya tebliğ edilmediği, takip alacaklısı (davacı) tarafından İİK'nın 67/1 maddesindeki 1 yıllık itirazın iptali davası açma süresi içinde olmak üzere 25.01.2022 tarihinde eldeki itirazın iptali davasının açıldığı anlaşılmakla, davalı vekilinin hak düşürücü süreye ilişkin istinaf sebebi yerinde değildir.
Faturaya dayalı itirazın iptali davasında ispat yükü, alacaklı olduğunu iddia eden davacıdadır. Davacı, cari hesap ilişkisinin dayanağı olan faturalara konu olan malları davalıya teslim ettiğini ve alacağa hak kazandığını yazılı deliller ile ispatlamak zorundadır. Mal ve hizmetin teslim edildiğinin ispatı halinde ise, borcun ödendiğini ispat yükü davalıdadır.
Dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere göre, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, davacı tarafından, davalıya mal satışı sebebiyle düzenlenen faturaya dayalı olarak davalı aleyhine başlattığı ... .İcra Müdürlüğü'nün 2020/2511 Esas sayılı ilamsız icra takibinin davalının haksız itirazı nedeniyle durdurulduğundan bahisle itirazın iptaline ve davalının inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesinin talep edildiği, davalı tarafça faturaya konu malın teslim edilmediği ileri sürülerek davanın reddinin savunulduğu, ilk derece mahkemesince mali müşavir bilirkişi marifetiyle tarafların ticari defterleri üzerinde yapılan incelemede uyuşmazlığa konu faturanın davacının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu ve davalının ticari defterlerinde kayıtlı olmadığının tespit edildiği, ancak davalı tarafından, kayıtlı olduğu vergi dairesine verilen (BA) formu ile faturanın beyan edildiği, (BA) formuyla yapılan beyanın faturaya konu malı teslim alındığına karine teşkil ettiği, davalı tarafından faturanın (BA) formuyla sehven beyan edildiği savunulduğu, sözkonusu karinenin aksinin ispatı mümkün olmakla birlikte davalı tarafından karinenin aksinin usulüne uygun deliller ile ispat edilemediği, davalı tarafça yemin deliline de dayanılmadığı, sonuç olarak mevcut deliller itibariyle davacının davaya konu alacağının varlığının ispatlandığından, ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmesi ile uyuşmazlığa konu alacak likit ve davalı da itirazında haksız bulunduğundan İİK'nın 67/2.maddesi gereği davalının inkar tazminatına mahkum edilmesinde isabetsizlik bulunmadığından, davacılı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
Yukarıda belirtilen sebeplerle İlk Derece Mahkemesi'nce verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu, davalı vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere :
1-6100 sayılı HMK'nin 353/1-b-1 maddesi gereğince davalı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,
2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince karar tarihi itibarıyla alınması gereken 7.366,56.TL istinaf karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 1.842,00.TL'nin harçtan mahsubu ile bakiye 5.524,56.TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA,
3-6100 sayılı HMK'nin 326/1 maddesi gereğince istinaf eden davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerine BIRAKILMASINA,
4-6100 sayılı HMK'nin 330. maddesi gereğince inceleme duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
5-6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının İlk Derece Mahkemesince İADESİNE,
6-6100 sayılı HMK'nin 359/4 maddesi gereğince kararın DAİREMİZCE taraflara TEBLİĞİNE,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 7036 sayılı Kanunun 7'nci maddesi yollamasıyla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 361'inci maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere17/06/2026 tarihinde oy birliğiyle ile karar verildi.
...
Başkan
...
¸
...
Üye
...
¸
...
Üye
...
¸
...
Katip
...
¸