Konya BAM 6. Hukuk Dairesinden, boş verilen senedin tahrifatla doldurulup icraya konulması üzerine açılan menfi tespit ve istirdat davasına ilişkin istinaf kararı.
Özet: Davacının, 2010 yılında kapı-pencere işi için avans karşılığı boş olarak verdiği senedin, davalı tarafından sahtecilik yapılarak yüksek bir miktarla doldurulup haksız icra takibine konulduğunu, davalının bu eyleminden dolayı ceza mahkemesinde sahtecilik suçundan kesinleşmiş mahkumiyet kararı bulunduğunu ileri sürerek, takip konusu senetten dolayı borçlu olmadığının tespiti, icra dosyasına ödenen 1.328.160,65 TLnin iadesi ve kötüniyet tazminatı talebiyle menfi tespit ve istirdat davası açtığı, davalının ise senedin geçerliliğini ve hukuki bir menfaati olmaksızın tarihin değiştirildiğini savunarak davanın reddini talep ettiği bir uyuşmazlık incelenmektedir.

T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ
T.C.KONYABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİDOSYA NO : ... KARAR NO : ...T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IBAŞKAN : ... (...)ÜYE : ... (...)ÜYE : ... (...)KATİP : ... (...)İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : 12/03/2026NUMARASI : ... Esas- ... KararİSTİNAF EDEN DAVACI: ...VEKİLİ : Av. ... İSTİNAF EDEN DAVALI: ... VEKİLİ : Av. ... DAVA : Menfi Tespit ve İstirdatİSTİNAF KARARININKARAR TARİHİ: 18/06/2026YAZIM TARİHİ: 18/06/2026 Taraflar arasında görülen davada Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas -... Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraf vekillerince istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içerisinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten ve üye hakimin görüşleri alındıktan sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:DAVA:Davacı vekili, müvekkilinin kapı-pencere-alüminyum doğrama işleri alanında mesleki faaliyetlerini sürdürmekte iken 2010 yılında kapı-pencere işlerini yapmak üzere davalı ile anlaştığını ve aldığı 5.000,00 TL avans karşılığında ve işin tesliminde kendisine geri iade edilmek üzere davalıya boş bir senet verdiğini, daha sonra müvekkilinin, kapı-pencere işlerini tamamladığını ancak, davalının ceza evine girmiş olması nedeniyle vermiş olduğu boş senedi geri alamadığını, uzun yıllar senedi elinde tutan davalının ise, söz konusu senedin boş olan kısımlarını gerek yazı ve gerekse rakam olarak yazmak ve 2010 olan tanzim tarihini 2019 olarak tahrif etmek suretiyle doldurduğunu ve Karapınar İcra Dairesi'nin ... E. sayılı dosyasında müvekkili aleyhine haksız ve kötü niyetli bir şekilde icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin yapacağı iş nedeniyle avans olarak aldığı 5.000,00 TL karşılığında boş olarak davalıya vermiş olduğu senedin iş teslim edilmiş olmasına rağmen davalı tarafından müvekkiline iade edilmeyerek, tahrifat yapılıp gerçeğe aykırı bir şekilde doldurularak takibe konulduğunu, müvekkilinin işbu senet nedeniyle davalıya herhangi borcunun bulunmadığını, müvekkilinin resmi belgede sahtecilik nedeniyle davalı hakkında suç duyurusunda da bulunduğunu, yürütülen soruşturma neticesinde Ereğli (Konya) Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... E. sayılı dosyasında kamu davası açıldığını, ceza mahkemesinde yapılan yargılama sırasında T.C.Emniyet Genel Müdürlüğü Antalya bölge kriminal polis laboratuvarı müdürlüğü'nce tanzim edilen 26/07/2023 tarihli uzmanlık raporunda senette tahrifat yapıldığının ortaya çıktığını, davalının resmi belgede sahtecilik suçundan cezalandırılmasına karar verilmiş olup, kararın kesinleştiğini, davalının dava konusu senet nedeniyle başlatmış olduğu Karapınar İcra Dairesi'nin ... E. sayılı icra takip dosyasında müvekkilinin aracına haciz konulmuş olup, aracın başka bir icra dosyasından satışı sonrası bakiye 1.328.160,65 TL'nin işbu ... E. sayılı dosyaya ödendiğini, icra dosyasının, halen derdest olduğunu ileri sürerek, müvekkilinin Karapınar İcra Dairesi'nin ... sayılı takip dosyasına konu senetten ve işbu icra dosyasından dolayı davalıya borçlu olmadığının tespiti ile icra dosyasına ödenmiş olan 1.328.160,65 TL'nin istirdadına, takibinde haksız ve kötü niyetli olan davalının, takip miktarının %20'sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP:Davalı vekili, arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediğini, dava harcının eksik yatırıldığını, istirdat davası için ön görülen hak düşürücü sürenin geçtiğini, açığa senet düzenlenmesi mümkün olup, senedin anlaşmaya aykırı doldurulduğunu senede karşı senetle ispat kuralı gereğince davacının yazılı delille ispat etmesi gerektiğini, senedin teminat senedi olarak verildiği iddiasının ancak yazılı bir delille ispat edilebileceğini, bono metninde farklı kalemler kullanılmış olmasının senedin geçerliliğini etkilemediğini, bononun vade ve tanzim tarihi arasında belirli bir süre olacağına dair hukuksal bir düzenleme bulunmadığını, ceza dosyasındaki polis kriminal raporunda tanzim tarihindeki tahrifatın kim tarafından yapıldığının tespit edilemediğinin belirtildiğini, senedin tanzim tarihinde yapılan tahrifatın senedin geçerliliğine bir etkisinin bulunmadığını, tahrifattan önceki ve sonraki tarihlerin vade tarihinden önce olduğunu, müvekkilinin tanzim tarihini 08/10/2010 yerine 08/10/2019 tarihi olarak değiştirmesinde hiç bir hukuki menfaatinin bulunmadığını, değişikliğin senedin geçerliliğini etkilemediğini savunarak, davanın reddi ile davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece "...Somut olayda; taraflar arasında dava ve takip konusu 1.200.000 TL bedelli 08/10/2010 tanzim tarihli 30/12/2020 vade tarihli senet düzenlendiği, fakat senedin davacının yapacak olduğu işe karşılık olarak boş senet olarak verildiğini, sonrasında işin tamamlanarak davalıya teslimine rağmen boş senedin davacıya iadesi gerçekleşmediğini, senedin sonradan doldurularak takibe konu edildiği iddiası ile davacının davalıya takip ve dava konusu bonodan dolayı borçlu olmadığının tespiti ile icra takibinden dolayı ödenen bedelin de istirdadına yönelik dava açıldığı, kurumlardan yapılan araştırma neticesinde Karapınar Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 30/05/2025 tarihli cevabi yazısından, davacının tacir kaydının bulunmadığı, uyuşmazlığın mutlak ticari dava da olmadığı, davaya konu senedin düzenlenmesine neden olan temel ilişkinin taraflar arasında yapılan eser sözleşmesinden kaynakladığı, uyuşmazlığın genel mahkeme olan asliye hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği anlaşıldığından, Mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın usulden reddine karar vermek gerekmiş...." gerekçesiyle, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddi ile mahkemenin görevsizliğine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili, dava ticari dava niteliğinde olmasına rağmen mahkemece usul ve yasaya aykırı şekilde görevsizlik kararı verildiğini ileri sürerek, mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, mahkemece davanın mutlak ticari dava olduğunun göz ardı edildiğini, kıymetli evraktan kaynaklanan davaların tarafların sıfatına bakılmaksızın mutlak ticari dava olduğunu ileri sürerek, mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava, kambiyo senedine dayalı menfi tespit ve istirdat istemine ilişkindir.İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re'sen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda yazılı gerekçe ile görevsizlik kararı verilmiştir. Ancak, hukuk mahkemelerinin hangileri olduğu ve bunların kuruluşu 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun 4 ve 5 inci maddelerinde düzenlenmiştir. Kanunun 6 ncı maddesinin ikinci fıkrasına göre asliye hukuk mahkemeleri, sulh hukuk mahkemelerinin görevleri dışında kalan ve özel hukuk ilişkilerinden doğan her türlü dava ve işler ile kanunların verdiği diğer dava ve işlere bakar. Bu husus 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 2 nci maddesiyle de teyit edilmiştir. Anılan maddenin ikinci bendi Hukuk Muhakemeleri Kanununda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesinin diğer dava ve işler bakımından da görevli olduğunu vurgulamıştır.Asliye Ticaret Mahkemeleri de 5235 sayılı Kanunun üçüncü fıkrasında düzenlenmiştir ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5 inci maddesinin 1 numaralı bendi uyarınca bu mahkemeler, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir. Bir davanın ticari nitelikte olup olmadığı, bir diğer ifade ile asliye ticaret mahkemesinde görülüp görülmeyeceğinin belirlenmesi işi de Türk Ticaret Kanununun 4 üncü maddesinde gösterilen ilkelere göre yapılmalıdır. Öğretide de benimsenen görüşe göre ticari davalar mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olarak iki gruba ayrılmaktadır. TTK'nun 4/1 maddesine göre her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları nispi ticari dava niteliğindedir. Nispi ticari davalarda, uyuşmazlığın taraflarının tacir olması ve uyuşmazlık konusunun da tarafların ticari işletmesine ilişkin olması şarttır. Ancak, TTK'nın 4/1. fıkrası (a)-(f) bentlerinde sayılan mevzuat ile düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları herhangi bir şart aranmaksızın mutlak ticari dava olarak kabul edilmektedir.Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır.Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olduğundan taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz. Taraflar da yargılama bitinceye kadar görev itirazında bulunabilirler. Görev itirazı yapılmış ise veya yapılmamış olsa bile re'sen mahkeme, ilk önce görevli olup olmadığını inceleyip, karara bağlamalıdır.Yukarıda yapılan açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde ise; Dava konusu uyuşmazlığın kambiyo senedine dayalı menfi tespit ve istirdat istemine ilişkin olup, 6102 sayılı TTK'nın 4/1.a maddesi uyarınca kambiyo senetleri TTK'da düzenlendiğinden ve TTK'da düzenlenen hususlardan doğan hukuk davaları mutlak ticari dava olduğundan, mahkemece işin esasının incelenmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı gerekçe ile görevsizlik kararı verilmesi yerinde görülmediğinden, taraf vekillerinin istinaf istemlerinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1.a.3 maddesi uyarınca kaldırılmasına dair aşağıda yazılı şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Taraf vekillerinin istinaf başvuru taleplerinin KABULÜ ile; Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12/03/2026 tarih, ... Esas-... Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA,2-Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a maddesi gereğince dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,3-İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yatırılan 732,00 TL istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 4-İstinaf başvurusunda bulunan davalı tarafından yatırılan 732,00 TL istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine, 5-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına, 6-İstinaf başvurusunda bulunanlar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,7-Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 359/4. maddesi gereğince kararın tebliğ işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 18/06/2026 tarihinde oybirliği ile HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince kesin olarak karar verildi. Başkan ... e-imzalıdırÜye ...e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdırKatip ...e-imzalıdır ...