Adana BAM 9. Hukuk Dairesinin, ticari şirketin feshi istemli davada, ticaret sicil kaydının silinmesinin yürürlük tarihine ilişkin tavzih talebinin reddine dair ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi.
Özet: Bu hukuki belge, aktif faaliyetleri sonlanmış ve vergi ile ticaret odası kayıtları silinmiş bir ticari şirketin ticaret sicil kaydının belirli bir tarihten itibaren silinmesi talebiyle açılan fesih davasında, ilk derece mahkemesinin fesih talebini kabul etmesine rağmen hüküm fıkrasında talep edilen yürürlük tarihini belirtmemesi üzerine, davacı vekilinin kararın icrasında tereddüt oluşturduğunu ileri sürerek bu eksikliğin tavzih yoluyla giderilmesi talebinin yerel mahkemece reddedilmesi kararının istinaf incelemesini ele almaktadır.

T.C. ADANA BAM 9. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/948 - 2026/1771

T.C.
ADANA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2026/948
KARAR NO : 2026/1771
KARAR TARİHİ : 24/06/2026
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN :
ÜYE :
ÜYE :
KATİP :
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 17/07/2025
NUMARASI : 2025/389 ESAS 2025/717 KARAR
DAVACI : 1 -
DAVALI : ...
DAVANIN KONUSU : Ticari Şirket (Fesih İstemli)
İSTİNAF KARARININ
KARAR TARİHİ : 24/06/2026
YAZIM TARİHİ : 24/06/2026
... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17/07/2025 tarih, 2025/389 Esas, 2025/717 Karar sayılı kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, istinaf talebinin süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirilmiş olduğu ve istinafa başvuru koşullarının mevcut olduğu dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonucu anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonucunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNLARININ ÖZETİ :
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; 1994-2002 yılları arasında ... Vergi Dairesi’nin (.../...) ... vergi nolu mükellefi olarak, ... Ticaret Sicil Memurluğu'nun ... sicil no'lu ve ... ... no'lu Ticaret Odası üyesi olduklarını, müvekkili şirketin 2004 yılından beri faaliyetlerine son verdiğini, bu tarihten beri herhangi bir yönetim kurulu veya genel kurulun toplanmadığını, borçlandırıcı işlem yapılmadığını, Ticaret Odası ve Vergi Dairesi tarafından tüm kayıtlar silinmesine rağmen Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından şirket kaydının silinmediğini, işbu kaydın halen ticaret sicilde görülmesinin Bağkur borçlandırmasının ortaya çıkmasına ve daha farklı mağduriyetlere sebep olduğunu, bağkur kaydından ve borcundan dolayı emekli olamadığını, oysa ki diğer şirket ortağının yaklaşık 4 yıl önce emekliye ayrıldığını, bu durumun hakkaniyetsizliğe yol açtığını, aradan geçen yıllarda şirkete ait karar defteri ve başkaca bir resmi dosya olmadığından 16/12/2002 tarihinden geçerli olmak üzere şirkete ait Ticaret Sicil Müdürlüğü kaydının silinmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ :
Yerel mahkemece verilen karar ile; Dosya arasında bulunan kayıtlara göre; dava konusu şirketin vergi kaydının 31/07/2004 tarihinde, ... Ticaret ve Sanayi Odası kaydının 16/12/2002 tarihinde resen kapatıldığını, şirketin aktif faaliyetinin sona erdiğini, şirketin kuruluş amacını gerçekleştirmenin mümkün olmadığını, bu aşamadan sonra ortakların şirketi devam ettirmelerinin beklenemeyeceğini, buna göre şirketin ticaret sicil kaydının devamında hukuki yarar kalmadığı anlaşılmakla davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır.
Kara karşı davacı vekilinin sunmuş olduğu tavzih dilekçesinde özetle; Dava dilekçelerinde şirketin kaydının, ... Sanayi ve Ticaret Odası’nın kapatma kararı tarihi olan 16/12/2002 tarihinden geçerli olmak üzere silinmesini talep ettiklerini, yerel mahkemenin gerekçeli kararında kaydın silinmesine hükmedilmiş olmasına rağmen, bu işlemin hangi tarihten itibaren geçerli olacağı hususu maddi hata olduğunu, bu durumun da ciddi mağduriyetlere neden olduğundan tavzih kararı verilmesini talep etmiştir.
Yerel Mahkemece verilen 01/10/2025 tarihli tavzih kararında özetle; Taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçların tavzih yolu ile sınırlandırılamayacağı, genişletilemeyeceği ve değiştirilemeyeceğinden davacı vekilinin tavzih talebinin reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
DAVACI VEKİLİ TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekilinin istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkemece davanın kabulüne karar verildiğini, ancak hüküm fıkrasında dava dilekçelerindeki talep ettikleri tarih unsurunun yer almadığını, bu durumun hükmün icrası ve sonuçlarının uygulanması bakımından tereddüt oluşturduğunu, hüküm fıkrasında açıklığa kavuşturulması ve tereddüdün giderilmesi için kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLER İLE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
Dava, ticari şirketin feshi istemine ilişkindir.
Mahkeme tarafından, davanın kabulüne karar verildiği, davacı tarafından HMK 304 maddesi kapsamında tavzih talep edildiği, davacının talebinin 01/10/2025 tarihli ara kararla reddine karar verildiği, davacı vekili tarafından 01/10/2025 tarihli ara kararın istinaf edildiği anlaşılmıştır.
İstinaf incelemesi, HMK'nin 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.
Hükmün tashihi ve tavzihi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 304. ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup, HMK'nın 304. maddesinde "(1) Hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hatalar, Mahkemece resen veya taraflardan birinin talebi üzerine düzeltilebilir. Hüküm tebliğ edilmişse hâkim, tarafları dinlemeden hatayı düzeltemez. Davet üzerine taraflar gelmezse, dosya üzerinde inceleme yapılarak karar verilebilir. (2) Tashih kararı verildiği takdirde, düzeltilen hususlarla ilgili karar, mahkemede bulunan nüshalar ile verilmiş olan suretlerin altına veya bunlara eklenecek ayrı bir kâğıda yazılır, imzalanır ve mühürlenir" şeklindedir.
HMK’nın “Hükmün Tavzihi” başlıklı 305. maddesinde ; “(1) Hüküm yeterince açık değilse veya icrasında tereddüt uyandırıyor yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa, icrası tamamlanıncaya kadar taraflardan her biri hükmün açıklanmasını veya tereddüt ya da aykırılığın giderilmesini isteyebilir. (2) Hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar, tavzih yolu ile sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez” düzenlenmesi bulunmaktadır.
Hükmün tamamlanması başlıklı 305/A maddesi;
(1) Taraflardan her biri, nihaî kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde, yargılamada ileri sürülmesine veya kendiliğinden hükme geçirilmesi gerekli olmasına rağmen hakkında tamamen veya kısmen karar verilmeyen hususlarda, ek karar verilmesini isteyebilir. Bu karara karşı kanun yoluna başvurulabilir." hükümlerini içermektedir.
Somut olayda; ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verildiği ve "Dava konusu ... Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ... sicil numarasına kayıtlı ... İnşaat Malzemeleri Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi’nin ticaret sicil kaydının silinmesine," şeklinde karar verildiği, davacı tarafından asıl karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmadığı, tavzih kararı ile dava konusu şirketin Ticaret Sicil Müdürlüğü kayıtlarından 16/12/2002 tarihinden geçerli olmak üzere silinmesi talep edilmiş ise de taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçların sınırlandırılamasına, genişletilemesine ve değiştirilmesine karar verilemeyeceğinden, tavzih yolu ile davacı lehine olacak şekilde 16/12/2002 tarihinden geçerli olmak üzere şirket kayıtlarının silinmesine hükmedilemeyeceği, mahkemenin 01/10/2025 tarihli ek kararının yerinde olup usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmıştır.
Yukarıda belirtilen sebeplerle İlk Derece Mahkemesi'nce verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu davacı vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere :
1-6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince davacı vekilinin ilk derece mahkemesi'nin kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,
2- 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 732,00.TL maktu istinaf karar harcının başlangıçta yatırıldığından davacıdan yeninden harç alınmasına YER OLMADIĞINA,
3-6100 sayılı HMK'nin 326/1 maddesi gereğince istinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan harcamaların kendi üzerine BIRAKILMASINA,
4-6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının İlk Derece Mahkemesince İADESİNE,
5-6100 sayılı HMK'nın 330. maddesi gereğince inceleme dosya üzerinden yapıldığından lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
6)-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesince karar tebliğ işlemlerinin Dairemizce taraf vekillerine TEBLİĞİNE,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, dava değeri göz önüne alınarak 7036 sayılı Kanun'un 7'nci maddesi yollamasıyla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 361'inci maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere 24/06/2026 tarihinde oy birliğiyle ile karar verildi.
Başkan
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Katip
e-imzalıdır