Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, menfi tespit davasında bono üzerindeki imza incelemesinin yetersizliği ve okuma yazma bilmeme iddiaları nedeniyle ilk derece mahkemesi kararını bozdu.
Özet: Bu hukuki metin, okuma yazma bilmeyen davacının, bonodaki imzanın taklit edildiği iddiasıyla açtığı menfi tespit davasında borçlu olmadığının tespiti talebine ilişkin ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesini konu almaktadır; incelemede, bir kimsenin okuryazar olmamasının imza kullanması halinde kambiyo senedi düzenlemesine engel teşkil etmediği, imza incelemesinin belirli usul ve tekniklerle, uzman bilirkişi tarafından ve karşılaştırmaya esas belgelerle yapılması gerektiği, imzanın borçluya ait olduğunu ispat külfetinin alacaklıda olduğu belirtilerek, ilk derece mahkemesinin araştırmasının hüküm kurmaya elverişli olmadığı vurgulanmaktadır.

T.C. ADANA BAM 9. HUKUK DAİRESİ
T.C.ADANABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9. HUKUK DAİRESİDOSYA NO : 2023/1654 KARAR NO : 2026/1861KARAR TARİHİ : 25/06/2026T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IBAŞKAN : ... (...)ÜYE : ... (...)ÜYE : ... (...)KATİP : ... (...)İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : 18/07/2023NUMARASI : 2022/247 ESAS 2023/354 KARAR DAVACI : ... -...- ...VEKİLİ : Av. ...- DAVALI : ... -...- ...VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit İSTİNAF KARARININKARAR TARİHİ : 25/06/2026KARAR YAZIM TARİHİ : 25/06/2026.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/247 esas 2023/354 karar sayılı kararına karşı istinaf başvurusu üzerine dosya Dairemize gönderilmiş olmakla, dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE : Dava, menfi tespit talebine ilişkindir.Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından müvekkili aleyhine bonoya dayalı icra takibi başlatıldığını, ancak müvekkilinin davalıya borçlu olmadığını, zira müvekkilinin okuma-yazma bilmediğini ve imza atamadığını, bonodaki imzanın taklit edildiğini belirterek müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiş olup, davalı vekili ise davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Neticede mahkemece yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiş olup, işbu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.Bir kimsenin okuma yazma bilmemesi, imza kullanması hâlinde kambiyo senedi düzenlemesine engel değildir. Zira, HUMK’nın 297. maddesi adi senetlere uygulanması gereken bir hüküm olduğu gibi, kambiyo senedi olan bonoların geçerliliği için el ile imza atılmış olması gerekir.(bkz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2019/(19)11-253 Esas, 2022/1036 Karar sayılı kararı, Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2015/10609 Esas, 2016/4537 Karar sayılı kararı)İmza incelemesinde öncelikle senedin düzenleme tarihinden öncesine ilişkin borçluya ait olduğu muhakkak olan karşılaştırmaya elverişli imzalarını taşıyan belgeler, keşide tarihine en yakın tarihli olanından başlayarak bilirkişi tarafından mukayeseye esas alınmalıdır. Yapılacak bilirkişi incelemesinin, konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuvar ortamında, optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle yapılması, bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse karşılaştırmaya esas belgelerdeki imza veya yazının tersim, seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması; sonuçta, imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının, dayanakları gösterilmiş, tarafların, mahkemenin ve Yargıtay’ın denetimine elverişli bir raporla ortaya konulması, gerektiğinde karşılaştırılan imza veya yazının hangi nedenle farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarının fotoğraf ya da diğer uygun görüntü teknikleriyle de desteklenmesi şarttır. Nitekim bu ilkeler, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.10.2019 tarihli ve 2017/12-2692 E., 2019/1003 K. sayılı kararında da benimsenmiştir.6100 sayılı HMK'nın 211. maddesinde yer alan ve imza incelemesi konusunda getirilen bu sıraya uyulması zorunludur. Buna göre hâkim imzayı inkâr eden tarafın isticvap edilmesine karar verdiği hâlde, bu davete icabet edilmemesi imzanın ikrar edilmiş sayılması sonucunu doğuracak ve bilirkişi incelemesi yapılmasına ihtiyaç kalmayacaktır. Aynı şekilde inkâr edilen imza ile karşılaştırılan imzanın birbirine benzemediğinin ilk bakışta tespit edilebildiği hâllerde bilirkişi incelemesi yapılmasına gerek yoktur ( Pekcanıtez, H./ Özekes, M./ Akkan, M./ Korkmaz, H.T.:Pekcanıtez Usul Medeni Usul Hukuku, Cilt II, İstanbul 2017, s. 1795).Vurgulamakta yarar vardır ki anılan düzenlemelerde geçen karşılaştırmaya esas belgelerin tamamlanması konusunda Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 26.04.2006 tarihli ve 2006/12-259 E., 2006/231 K. sayılı kararı ile 06.02.2008 tarihli ve 2008/12-77 E., 2008/90 K. sayılı kararında da açıklandığı üzere, eldeki davanın niteliği itibariyle “imzanın borçluya ait olduğunu” kanıtlama külfetinin alacaklıya ait olduğu göz ardı edilmemeli ve ispat yükünü ters çevirecek bir uygulamaya da gidilmemelidir.(bkz.Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2017/12-2692 Esas, 2019/1003 Karar sayılı kararı)Somut olayda; her ne kadar mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırmanın ve incelemenin hüküm kurmak için yeterli olmadığı, zira bir kimsenin okuma-yazma bilmemesinin, imza kullanması hâlinde kambiyo senedi düzenlemesine engel olmadığı, yine eldeki davanın niteliği itibariyle “imzanın borçluya ait olduğunu” kanıtlama külfetinin davalı-alacaklıya ait olduğu, bu sebeple davacı-borçlunun mukayaseye esas imzalarının bulunduğu yerleri bildirmek üzere davalı vekiline süre verilmesi, bildirildiğinde davacının mukayeseye esas imzalarının bulunduğu belge asıllarının ilgili yerlerden celbedilerek imza incelemesi yapılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği, mahkemece bu hususlar gözetilmeksizin karar verilmesinin usul ve yasaya uygun düşmediği, davalı vekilinin bu sebeple istinaf talebinde haklı olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile istinafa konu kararın kaldırılmasına, dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere :1)-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,2)-.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/247 esas 2023/354 karar sayılı kararının HMK.'nun 353/1-a-6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3)-Dava dosyasının yeniden yargılama için ....Asliye Ticaret Mahkemesi'ne GÖNDERİLMESİNE,4)-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin alınan 2.571,33.TL istinaf karar harcının kararın kesinleşmesi ile talep halinde davalıya İADESİNE,5)-Davalı tarafından istinaf için yapılan yargılama giderinin esas hüküm ile birlikte ilk derece mahkemesince karara BAĞLANMASINA, 6)-6100 Sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan gider avansının İlk Derece Mahkemesine İADESİNE,7)-İnceleme dosya üzerinden yapıldığından lehe vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,8)-6100 sayılı HMK'nın 7035 sayılı yasanın 30. maddesiyle değişik 359/4 maddesi gereğince kararın kesin olması nedeniyle ilk derece mahkemesince taraf vekillerine TEBLİĞİNE, Dair, 6100 sayılı HMK'nun 353/1-a/6 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle kesin olmak üzere 25/06/2026 tarihinde karar verildi. ...Başkan...¸e-imzalıdır ...Üye...¸e-imzalıdır ...Üye... ¸e-imzalıdır...Katip...¸e-imzalıdır