Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, çekten kaynaklanan borca ilişkin menfi tespit davasında aktif husumet yokluğundan verilen usulden red kararının istinaf incelemesini yapmaktadır.
Özet: Davacıların, davalı tarafından başlatılan bir çekten kaynaklı icra takibine karşı borçlu olmadıklarının tespiti, takibin iptali ve kötü niyet tazminatı talebiyle açtığı menfi tespit davası, ilk derece mahkemesince takibe konu icra dosyasında davacıların borçlu sıfatında yer almadığı ve aktif husumet ehliyetinden yoksun olduğu gerekçesiyle usulden reddedilmiştir; davacılar ise bu kararı, borçlu olmadıkları yönündeki esasa ilişkin iddialarının ve zamanaşımı itirazlarının dikkate alınmadığını, mahkemenin eksik inceleme yaptığını ve karar çelişkisi bulunduğunu ileri sürerek istinaf yoluyla temyiz etmişlerdir.

T.C. ADANA BAM 9. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/1036 - 2026/1732
T.C.ADANABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9. HUKUK DAİRESİDOSYA NO : 2026/1036 KARAR NO : 2026/1732KARAR TARİHİ : 19/06/2026T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IBAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : 18/02/2026NUMARASI : 2025/654 ESAS 2026/207 KARAR DAVACILAR : 1- VEKİLİ : Av. DAVALI : VEKİLİ : Av. DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)İSTİNAF KARARININKARAR TARİHİ : 19/06/2026KARAR YAZIM TARİHİ : 19/06/2026.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/654 esas 2026/207 karar sayılı kararına karşı istinaf başvurusu üzerine dosya Dairemize gönderilmiş olmakla, dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, ....İcra Müdürlüğü'nün 2024/9656 esas sayılı icra takip dosyası üzerinden başlatılan takibe ve borca, faize, faiz oranına, çeke itiraz ettiklerini, müvekkillerinin takibe konu borcu olmadığını, davalı tarafın kötü niyetli olarak müvekkillerini icraya verdiğini, faiz ve faiz oranına itiraz ettiklerini, hukuki ilişkiyi kabul etmediklerini, zamanaşımı ve hak düşümü itirazları olduğunu, her ne kadar müvekkilleri hakkında icra takibinde bulunulmuş ise de müvekkiline ait olan ... Tarım Nakliyat İnşaat San. ve Tic.Ltd.Şti'nin konkordato talebinde bulunduğunu ve konkordato talebi ....Asliye Ticaret Mahkemesi'nce geçiçi mühlet verilmek suretiyle 3 aylık bir zaman verildiğini, bahse konu çekin bu süre içerisinde vadesi gelmiş olan bir çek olduğunu, arabuluculuğa başvurulduğunu ancak anlaşamamaya ilişkin son tutanağın düzenlendiğinden bahisle müvekkillerin borçlu olmadığının tespitine, davalının alacağı olmaması nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, icra takibinin iptaline, davalının haksız ve kötü niyetli olması nedeniyle %10 para cezasına mahkum edilmesini ve %20 icra kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davalı vekili, davacının HMK m.84 kapsamında teminat yatırması gerektirdiğini, davacının ciro silsilesini pas geçerek sadece yetkili hamile menfi tespit davası açmasının basiretsiz ve talihsiz bir vakıa olduğunu, cirantalar arasındaki ticari ilişki ve temlik sözleşmesi göz önüne alındığında müvekkilinin cebri icra yolu ile tahsil girişiminde bulunmasında bir usulsüzlük bulunmadığını, davacının tahsil kabiliyetinin bulunmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ :Yerel mahkemece verilen karar ile;" Davacılar vekili tarafından, ....İcra Müdürlüğü'nün 2024/9656 Esas sayılı takip dosyası ile davalı tarafından takip yapıldığını, müvekkillerinin takibe konu borcu olmadığından bahisle müvekkillerinin borçlu olmadığının tespitini talep etmiş olup, .... İcra Müdürlüğü'nün 2024/9656 esas sayılı icra takibinin dayanağının 15/03/2024 günlü 1030822 seri numaralı 700.000,00.TL bedelli çek olduğu, alacaklısının ..., borçluların ise ..., ..., ... Gıda...Ltd. Şti. ve ... San...Ltd. Şti. olduğu, dosya kapsamına mübrez arabuluculuk tutanağının incelenmesinde arabuluculuk başvurusunun da bu dosya için yapıldığı karşısında, dava konusu takipte borçlu olarak yer almayan davacıların aktif davacı sıfatının ispat edilemediği ve bu kapsamda bulunmadığı, taraf sıfatında esasla hataya düştüğüne ilişkin de dosya kapsamında bilgi, beyan ve delil bulunmadığı anlaşıldığından davacıların davasının aktif davacı sıfat yokluğu nedeniyle HMK 114/d ve 115/2 maddesi uyarınca dava şartı yokluğundan usulden reddine" şeklinde karar verilmiştir. DAVACILAR TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :Davacılar vekili tarafından verilen istinaf dilekçesi ile; davada iki davacının olduğunu, her ikisinin nasıl aktif husumet yokluğu şartlarını sağladığını, faiz ve faiz oranına itiraz ettiklerini, müvekkilinin borcunun olmadığını, hukuki ilişkiyi kabul etmediklerini, zamanaşımı ve hak düşümü yönünde de itirazlarının olduğunu ancak ilk derece mahkemesinin bu durumu dikkate almadığını, davalının haksız ve kötü niyetli olması nedeniyle % 10 para cezasına mahkum edilmesini ve % 20 icra kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini talep ettiklerini, kısa karar ile gerekçeli kararın çelişkili olduğunu, ilk derece mahkemesi delilleri toplamadığını, eksik inceleme ve araştırma ile karar verdiğini, yemin delili, bilirkişi incelemesi ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmediğini, tanıkların dinlenmediğini belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını beyan etmiştir. DELİLLER :Taraf vekillerinin beyan ve dilekçeleri ve tüm dosya kapsamı. GEREKÇE :Dava, çeke dayalı olarak başlatılan icra takibi nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti talebine ilişkindir. Davacılar tarafından, .... İcra Müdürlüğü'ne ait 2024/9656 sayılı icra takibine dayanak teşkil eden çekten dolayı davalıya borcu bulunmadığı iddia edilerek menfi tespit talebinde bulunulmuş, davalı ise, çeki ciro yoluyla iktisap ettiğini, iyiniyetli 3. Kişi konumunda olduğunu, davanın reddi gerektiğini savunmuş, mahkemece yazılı gerekçe ile davanın aktif husumet yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.Karara karşı davacılar vekili tarafından İstinaf Kanun yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davada taraf sıfatı (husumet), dava konusu subjektif hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkidir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı (husumet) dava konusu sübjektif hakka ilişkindir.Bir davada taraf olarak gösterilen kişiler, taraf ve dava ehliyetine ve davayı takip yetkisine sahip olsalar bile, bu kişilerden birinin o davada gerçekten davacı veya davalı olmak sıfatı yoksa, dava konusu hakkın esasına ilişkin bir karar verilemez. Bu durumda, dava sıfat yokluğundan (husumetten) reddedilir.Bir sübjektif hakkı dava etme yetkisi (dava hakkı) kural olarak o hakkın sahibine aittir. Bu nedenle, o hakka ilişkin bir davada davacı olma sıfatı (aktif husumet ehliyeti) da o hakkın sahibine aittir. Bir sübjektif hak kendisinden davalı olarak istenebilecek olan kişi, o hakka uymakla yükümlü olan kişidir (pasif husumet ehliyeti). Taraf sıfatı, usul hukukuna değil, maddî hukuka ilişkin bir sorundur; diğer bütün maddi hukuk sorunlarında olduğu gibi, dava şartı değildir. Taraf sıfatının (davacı bakımından, aktif husumet ehliyetinin; davalı bakımından, pasif husumet ehliyetinin) yokluğu, davada taraf olarak gözüken kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olduğu için def’i değil, bir itirazdır. Bu nedenle mahkemenin sıfat (husumet) yokluğunu re'sen gözetmesi gerekir.Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere göre, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı; davacıların icra takibinde takip borçlusu olmadıkları gibi, icra takibine dayanak teşkil eden dava konusu çek üzerinde de davacıların keşideci, lehdar ya da ciranta sıfatıyla yer almadıkları, çekte herhangi bir sıfatları bulunmadığı gözönüne alındığında, davalı hakkında açılan menfi tespit davasının, aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır. Yukarıda açıklanan nedenlerle, İlk Derece Mahkemesince davanın usulden reddine ilişkin olarak verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve buna dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere :1)-6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davacılar vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE, 2)-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli istinaf karar harcının peşin yatırılmış olduğu anlaşıldığından davacılar taraftan yeniden harç alınmasına YER OLMADIĞINA,3)-6100 sayılı HMK'nın 326/1 maddesi gereğince istinaf eden davacılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerine BIRAKILMASINA,4)-6100 sayılı HMK'nın 330. maddesi gereğince inceleme duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,5)-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının İlk Derece Mahkemesince İADESİNE,6)-HMK'nın 359/4 maddesince karar tebliğ işlemlerinin Dairemiz tarafından YAPILMASINA,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 7036 sayılı Kanunun 7'nci maddesi yollamasıyla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 361'inci maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere 19/06/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Katip e-imzalıdır