İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, trafik kazası kaynaklı değer kaybı tazminatı davasında davacının istinaf başvurusunu, sürücünün %100 kusurlu bulunması nedeniyle esastan reddetmiştir.
Özet: Bir trafik kazası sonrası araçtaki değer kaybı için açılan tazminat davasında, ilk derece mahkemesinin davayı reddetme kararı, davacının istinaf başvurusu üzerine bölge adliye mahkemesince incelenerek onanmıştır; mahkeme, dosyadaki deliller ve kusur oranlarına ilişkin bilirkişi raporunu esas alarak, davacının aracının sürücüsünü kazanın oluşumunda %100 kusurlu bulmuş, davalıların ise kusursuz olduğunu ve dolayısıyla zarardan sorumlu tutulamayacağını belirterek davacının istinaf başvurusunu esas yönünden reddetmiştir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 40. HUKUK DAİRESİTÜRK MİLLETİ ADINABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARIDOSYA NO: 2022/2365 KARAR NO : 2026/927 İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret MahkemesiTARİHİ: 10/05/2022NUMARASI : 2020/638 Esas - 2022/299 KararDAVANIN KONUSU: TazminatKARAR TARİHİ: 18/06/2026Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin maliki olduğu ... plakalı aracın, ...'nun idaresinde 25/02/2020 tarihinde davalı ... kullanımındaki ... ... şirketine ait ... plakalı araç ile kazaya karıştığını, davalı sigorta şirketin 04/05/2020 tarihinde yalnızca 4.988 TL ödeme yaptığını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davacıya ait araçta meydana gelen değer kaybı için belirsizlik olarak şimdilik 5.050 TL’nin davalılardan tahsilini talep etmiştir.Davalı ... .... Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; dava şartı gerçekleşmediğinden davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.İlk derece mahkemesince; davanın reddine karar verilmiştir.Bu karara ilişkin istinaf kanun yoluna başvuran davacı vekili: Davaya konu kazaya ilişkin alınan bilirkişi raporu hüküm kurmaya elverişli olmadığını, itirazlarının tartışılmaksızın rapor hazırlanarak hüküm kurulduğunu, kaza tespit tutanağının incelendiğinde ... plakalı araç sürücüsü el frenini çekmek sureti ile ani fren yaptığını, el freninin çekilmesi ile de araç spin atarak yan döndüğünü, bu netice ile müvekkiline ait araç sürücüsünün aracın yan dönmesi dolayısıyla aracın köşesine çarptığını, dolayısıyla kaza öncesinde doğrudan sıkışan trafik dolayısıyla normal frene basarak yavaşlama durumunun söz konusu olmadığını, böyle bir durumda müvekkilin takip mesafesi ne olursa olursun kazadan kaçınması hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, değer kaybına ilişkin tespit edilen rakamlara da katılmadıklarını, kusuru davalıya yükledikten sonra değer kaybına ilişkin araştırma yapılmadığını, hangi gerekçelerle fiyatın tespit edildiğinin, emsallere ilişkin bilgi ve belge sunulmaksızın bilimsellikten uzak şahsi görüş mahiyetinde ki değer kaybı tespitlerinin hatalı olduğunu belirtmiştir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda: Dava, trafik kazası nedeniyle değer kaybı tazminatı istemine ilişkindir. Toplanan delillerin ilk derece mahkemesinin kararı ile birlikte istinaf eden davacının istinaf başvuru nedenleri göz önüne alınarak incelenmesi ve değerlendirilmesi neticesinde; dosyadaki bilgi ve belgelere, İlk derece mahkemesince hükme esas alınan ATK Trafik İhtisas Dairesinin raporunda; davalı ...'ın kusursuz, davacının aracının sürücüsü ...'un %100 kusurlu olduğunun belirlenmesine, kazaya karışan araçların sürücülerinin ve araçların kaza sırasındaki konumları, sürücülerin davranışları irdelenerek, olayın meydana gelmesine neden olan kusur oranlarının yasal dayanaklarıyla birlikte, eylemler ile sonuç arasında nedensellik bağını ortaya koyacak biçimde, dosya kapsamından anlaşılan oluşa uygun olarak saptanan ve HMK'nin 279. maddesine uygun düzenlenen kusura ilişkin raporun hükme esas alınmasında hukuka aykırılık bulunmamasına, kusursuz olan davalıların zarardan sorumlu olmamalarına göre mahkemece verilen kararda isabetsizlik bulunmamakta olup, davacının istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir. KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1.Davacı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı ilk derece mahkemesinin hükmüne yönelik istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine,2.Harçlar Kanununa göre alınması gereken 732 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 651,30 TL istinaf karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,3.Davacıdan istinaf başvurusu nedeniyle sarf ettiği yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,4.İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 5.İstinaf yargılama giderleri için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nin 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde, dairemize ya da bulunulan yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilecek dilekçeyle Yargıtayda temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.18/06/2026