İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, ticari yemek hizmetinden kaynaklanan faturalara dayalı icra takibine yapılan itirazın iptali davasında ilk derece mahkemesinin ret ve kötü niyet tazminatı kararını inceleyen istinaf kararı.
Özet: Davacı, davalı şirkete verdiği yemek hizmetinden kaynaklanan 36.874,00 TL tutarındaki alacağın tahsili için başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptalini talep etmiş; davalı ise aralarında ticari ilişki olmadığını savunmuştur; ilk derece mahkemesi, davacının ticari defterlerinde ilişki görünse de, düzenlediği "bedeli ödenmiş" kayıtlı faturaların davalıya teslim edildiği ve alacağın varlığının ispatlanamadığı gerekçesiyle davayı reddederek davacıyı kötü niyet tazminatına mahkum etmiş, davacı ise bu kararı ticari defterlerin delil niteliği ile ilgili yasa hükümlerine aykırılık ve işin esasına girilmediği iddialarıyla istinaf etmiştir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
45. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/368
KARAR NO: 2026/859
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 30/11/2021
NUMARASI: 2020/237 Esas 2021/862 Karar
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 10/06/2026
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi ;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesi ile; Davacının lokanta işlettiğini, davalı şirket ile davacı arasında toplu yemek alışverişinden kaynaklı ticari bir iş ilişkisi bulunduğunu, taraflar arasında, davalı şirketin ...'nda şantiyede çalışma yaptığı dönemde yani 2018-2019 yılları arasında yemek alışverişi olduğunu, söz konusu alışveriş neticesinde kesilen faturalara rağmen davalı şirket tarafından ödeme yapılmadığını, davalı tarafından kesilen ve 31.12.2018, 31.01.2019, 13.02.2019 tarihli faturaların toplam bedelinin 34.242,72 TL olduğunu, üç faturanın bedeli 10.000,00 TL olarak kısmen ödendiğini, daha sonra yine 30.04.2019 tarihli faturayla 12.630,00 TL davalı şirketin davacı yandan yemek satın aldığı için borçlandığını, bu şekilde toplam borç tutarının 36.872,00 TL olduğunu, davalı yanın borcunu ödememesi üzerine, alacağın tahsili amacı ile icra takibi başlatıldığını, borçlunun haksız ve kötü niyetli itirazı ile takibin durdurulduğunu beyan etmiş, bu nedenlerle davalarının kabulüne, borçlunun itirazının iptaline, takibin devamına, davalının; alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahküm edilmesine, yargılama giderleri ve ücreti vekâletin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesi ile ; davaya konu somut olayı ve taleplerini ispatlayan yeterli belge veya evrakların sunulmadığını, davalı yanın, davaya konu işin tarafı olmadığını, bu sebeple davacı yana herhangi bir borcu olmadığını, davacı ile davalı arasında bir ticari ilişkinin bulunmadığını, davacının sunmuş olduğu faturaların, taraflar arasında davaya konu hukuki ilişkiyi ispata yeter nitelikte olmadığını beyanla davanın reddine, davacının alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, "...Davacı tarafı ait 2018 ve 2019 yılı işletme defterinin usulüne uygun olduğu, davacı lehine delil vasfının bulunduğu, davacı tarafa ait 2018-2019 yılı işletme defterlerine göre taraflar arasında ticari ilişkinin mevcut olduğu, davacı tarafından davalı tarafa 7 adet toplam 58.635,71 TL tutarında fatura düzenlendiği, tüm faturaların davacı tarafın işletme defterine kayıtlı olduğu, davalı tarafın ticari defterlerini ibraz etmediği, davacı tarafından davalı tarafa düzenlenen faturaların; davacı şirket tarafından davalı şirket unvanına düzenlenmiş olduğu, faturanın kapalı yani bedeli ödenmiş fatura olduğu, fatura muhteviyatının yemek bedeli olduğu, faturaların davalı tarafa teslim edildiğine dair imzanın bulunmadığı, faturaların kapalı olarak düzenlendiği, davacı tarafın davalı taraftan alacaklı olduğu ispata muhtaç olduğu, davacı tarafın davasının ispata yeter dosyada belge ve bilgi bulunmadığı, davacı tarafından kapalı olarak düzenlenen faturalara istinaden takip başlatıldığı, takibin haksız ve kötü niyetli olduğu " gerekçesiyle davanın reddine, davacı tarafından kapalı olarak düzenlenen faturalara istinaden takip başlatıldığı, takibin haksız ve kötü niyetli olduğu, takibe dayanak asıl alacak miktarı 36.874,00 TL'nin % 20'si olan 7.374,80 TL'nin kötü niyet tazminatı olarak davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; mahkemenin işin esasına tamamen girmeden sadece bilirkişi raporuna istinaden davayı reddetmiş olması usul ve yasaya aykırı bir durum olduğunu, çünkü 6100 Sayılı yasanın ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı 222. Maddesine aykırı hüküm kurulduğunu, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesi hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE
HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde;
Dava, yemek hizmetinden kaynaklanan hizmet bedeli alacağına istinaden düzenlenen faturalara dayalı başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
İstanbul .... İcra Dairesi'nin ... E. sayılı dosyası incelendiğinde; davacının davaya konu hizmet bedeli alacağına istinaden 36.874,00 TL alacağın tahsili için takip başlattığı, davalının yasal süresinde ödeme emrine itiraz ettiği, davanın yasal 1 yıllık süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
Mahkemece tarafların ilişki dönemlerine ait ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş olup mali müşavir bilirkişisinden alınan 04/11/2021 tarihli raporda "Davalı yanın ticari defterlerini ibraz etmediği, davalı vekili tarafından dosyaya sunulan 06.09.2021 tarihli yerinde inceleme talebi ile dosya davalı yanın ticari defterleri üzerinde yerinde inceleme yetkisi ile tarafına tevdi edildiği, akabinde davalı vekili Av. ... ile yapılan görüşmede, “davalı yanın ticari defterlerini (ulaşamadıkları gerekçesi ile) ibraz etmeyecekleri” tarafına beyan edildiğinden, davalı yanın ticari defterleri üzerinde inceleme yapılamadığı
Davacı yana ait incelenen 2018-2019 yılına işletme defterlerinde, davalı yan ile aralarında bir ticari ilişkinin mevcut olduğu, davacı yan tarafından davalı yana 7 adet toplam 58.635,71 TL tutarında fatura düzenlendiği, zikredilen tüm faturaların davacı yanın işletme defterinde aşağıdaki tabloda gözüktüğü gibi kayıt altına alındığı, takibe konu bakiyenin; davacı yan tarafından davalı yana düzenlenen toplam 46.876,32 TL tutarlı son dört fatura (Tablo-3 Sıra 4-5-6-7) bakiyesinden davacı yanın kabulünde ki 10.000,00 TL tutarlı ödemenin mahsubu sonucu kalan 36.876,32 TL bakiye alacak olduğunun dosya kapsamından anlaşıldığı, faturaların ve muhteviyatlarındaki yemek hizmetinin davacı yan tarafından davalı yana verilip verilmediğinin tarafımızdan tespit edilemediği, yine faturaların kapalı olarak düzenlendiği tarafımızdan görüldüğünden “davacı yanın davalı yandan alacaklı olduğu” iddiasının ispata muhtaç olduğu, davacı yanın davasını ispata yeter dosyada belge bilgi bulunmadığı, sonuç ve kanaatine varıldığı " bildirilmiştir.
Somut olayda ispat külfeti davacı alacaklıda olup, takip ve dava konusu hizmetin ifa edildiğini ispatlamakla yükümlüdür.
Salt fatura düzenlenmiş olması alacağın varlığı için yeterli değildir. Bu nedenle davalı tarafça davaya konu faturalar yönünden hizmetin verildiğini ispatlanması gerekmektedir.
Diğer yandan ; Ticari defterlerin delil olmasına ilişkin düzenleme HMK'nın 222. maddesinde yer almaktadır. Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir.
Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4). Ticari defterler uyumlu değil ise muntazam tutulmuş olsun veya olmasın sahibi aleyhine delil olacaktır. Ancak defterlerden biri muntazam olsa da her iki defter de sahibi aleyhine kayıt içeriyor ise aleyhe delil sayılma yönünden öncelikle iddiasını ispat yükü altında olan taraf defterleri aleyhine delil sayılmalıdır. Yani ispat yükü altında olan taraf kendi defterindeki aleyhe kayıtları bertaraf edecek şekilde karşı tarafın aleyhine olan ticari defterler kayıtlarından yararlanmamalıdır. Bunun sonucu ise aleyhe kayıtların uyuşmayan kısmından ispat yükü altında olan tarafın yararlanamayacağı kabul edilmelidir.
Çünkü ispat yükü, uyuşmazlık konusu hususlar için olup, karşı tarafın ileri sürmediği bir husus için ispat yükü de söz konusu olamayacağından bu sonuca varılması usul kurallarının da temel bir sonucudur.." (Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2021/3447 Esas 2022/3634 Karar sayılı ilamı). 22/7/2020 tarihli ve 7251 sayılı Kanunun 23 üncü maddesiyle, HMK m.222/3'de yer alan “ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi” ibaresi “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” şeklinde değiştirilmiş, tarafların ticari defterlerini sunmaması hali de usulüne uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için yeterli görülmüştür.
Mahkemenin 29/06/2021 tarihli duruşmasında " Tarafların niza konusu uyuşmalığın ait olduğu 2018- 2019 yıllarına ilişkin ticari defterleri üzerinde Türk Ticaret Kanunu'nun 83-86. Maddeleri ile HMK'nın 222/1. Maddesi uyarınca 06/09/2021 tarihinde saat 11:00 itibariyle inceleme yapılmasına, davalı tarafın, niza konusunun ait olduğu yıllara ilişkin ticari defter ve eklerini, bunların dayanaklarını ve muavin hesap dökümlerini inceleme gün ve saatinde mahkememize ibrazına, yerinde inceleme talep edilmesi halinde ticari defterlerin bulundurulacağı yerin en geç inceleme gün ve saatine kadar mahkememize bildirilmesine, kabul edilebilir bir mazeret olmaksızın ticari defter ve eklerinin ibraz edilmemesi ve/veya yerinde inceleme talep edilip de ticari defterlerin bulundurulacağı yerin süresinde bildirilmemesi halinde kendi ticari defterlerine delil olarak dayanmaktan vazgeçmiş sayılacaklarının; davacının, davalı tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtmesine rağmen davalı tarafın ticari defterlerini ibrazdan kaçınması halinde, ibrazı talep eden davacı tarafın iddiasını ispat etmiş sayılacağına" ilişkin ihtarın duruşma zaptı ile birlikte davalı şirkete tebliğ edilmesi üzerine davalı şirket vekili, inceleme günü sunmuş olduğu dilekçe ile fiziki şartlar nedeniyle yerinde inceleme talebinde bulunduğu, mahkemece bilirkişiye yerinde inceleme yetkisi verilmesine rağmen davalı yanın ticari defterlerini (ulaşamadıkları gerekçesi ile) ibraz etmeyeceklerini beyan etmesi üzerine davalı yanın ticari defterlerinde bir inceleme yapılamadığı, davalı yanın ticari defterlerini ibrazından kaçınmasına ve bilirkişi raporundaki tespitlere ilişkin (bilirkişi raporu davalı vekiline tebliğ edildiği anlaşılmakla), davalı vekilinin bir itirazı bulunmadığı görülmüştür.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 20/09/2023 tarih 2022/2881 E. 2023/5134 K. Sayılı ilamında ifade edildiği gibi; 7251 sayılı Yasa ile değişik 6100 sayılı Kanun'un 222 nci maddesinin birinci fıkrası gereğince mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. Aynı Kanun'un 222 nci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince, ikinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekmektedir. Diğer tarafın belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
O halde, davalı tarafa HMK 222/3 maddesi uyarınca usulüne uygun ihtar yapılmasına rağmen davalının ticari defterlerini ibrazından kaçınması nedeniyle davacının defterlerindeki kayıtların davacı yararına delil olarak kabul edildiği gözetilerek davacının kayıtlarına göre, davacının takibe dayanak yapılan faturalardan kaynaklanan 36.876,32 TL bakiye hizmet bedeli alacağı bulunduğu tespit edilmekle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken hukuki yanılgı ile davanın reddine karar verilmesi hatalı olmuştur.
İİK 67/2.maddesinde "...Borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." hükmü yer almaktadır. Davaya konu takip tutarı, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında faturaya dayalı bakiye hizmet bedeli alacağı olup alacağın belirlenebilir ve likit olması sebebiyle kabul edilen alacak miktarı yönünden davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmiştir.
Açıklanan tüm bu nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK 353/1.b-2 madde uyarınca davanın esası hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile, İSTANBUL ANADOLU .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin .../11/2021 tarihli ve 2020/... Esas 2021/...Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1.b.2 maddesi uyarınca kararının KALDIRILMASINA ve YENİDEN HÜKÜM TESİSİNE,
2-Davanın KABULÜ İle
a- Davalının İstanbul .... İcra Dairesi'nin ... E. sayılı dosyasına yaptığı İTİRAZIN İPTALİNE, takibin 36.874,00 TL asıl alacak üzerinden asıl alacak tutarına icra takip tarihinden itibaren tahsil tarihine kadar işletilecek avans faizi ile birlikte tahsili için TAKİBİN DEVAMINA,
b- Davacının icra inkar tazminatı talebinin İİK 67/2 maddesi uyarınca KABULÜNE, takip tutarı 36.874,00 TL'nin %20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
c-Harçlar Yasası uyarınca alınması gereken 2.519,02-TL karar ve ilam harcından peşin olarak yatırılan 629,69-TL harcın mahsubu ile kalan 1.889,33-TL'nin davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
ç-Davacının yaptığı 54,40 TL başvurma harcı, 629,69 TL peşin harç ile 813,50-TL tebligat masrafı olmak üzere toplam 1.497,59 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
d-Davalı tarafın yargılama sırasında yapmış olduğu masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,
e-Davacı taraf kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan ...Ü.T 13/2 maddesi uyarınca 36.874,00 TL avukatlık ücretinin davalı taraftan alınarak davacıya verilmesine,
e-HMK'nın 333. maddesi uyarınca yatırılan avanstan kullanılmayan gider avansının kararın kesinleşmesinden sonra yatıran tarafa iadesine,
İstinaf giderleri yönünden;
1-Harçlar Kanunu gereğince davacı tarafından yatırılan istinaf başvurma harcının Hazineye irat kaydına,
2-Alınması gerekli 732,00 TL istinaf karar harcından, yatırılan 59,30 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 672,70 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 162,10 TL istinaf başvuru harcı, 59,30 TL karar harcı ile 72,00 TL (posta - tebligat masrafı) istinaf yargılama gideri toplamı 293,40 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde, Anayasa Mahkemesi'nin 26/02/2026 tarih ve 2026/49 Esas 2026/48 sayılı kararı uyarınca Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.10/06/2026