İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince temizlik hizmetleri fatura alacağının tahsili amacıyla açılan itirazın iptali davasında, ilk derece mahkemesinin eksik delil incelemesiyle davanın reddine ilişkin istinaf incelemesi.
Özet: Bu istinaf kararı, temizlik hizmetleri sunan davacının, kampüste yurt ve yemekhane hizmeti veren davalıya kestiği faturanın ödenmemesi üzerine başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali davasında, ilk derece mahkemesinin davacının alacağını ispatlayamadığı gerekçesiyle davayı reddetmesi üzerine, davacının eksik inceleme yapıldığı ve ceza dosyasındaki tanık beyanları, SGK kayıtları, ödeme dekontları ve yazışmalar gibi önemli delillerin değerlendirilmediği iddialarıyla kararın kaldırılması talebine ilişkindir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ45. HUKUK DAİRESİDOSYA NO: 2022/365 KARAR NO: 2026/739T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO: ... KARAR NO: 2021/1082DAVA TARİHİ : 19/02/2021KARAR TARİHİ: 14/10/2021DAVA: İtirazın İptaliKARAR TARİHİ: 20/05/20266100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının temizlik hizmetleri sunan firma sahibi olduğunu, ...Kampüsünde yurt, yemekhane ve kafeterya hizmetleri veren davalı ... firmasına 2019 Eylül ayından 2020 Şubat ayına kadar sunduğu hizmetler nedeniyle fatura düzenlediğini ancak davalı firma tarafından bu fatura bedelinin ödenmediğini, buna ilişkin faturanın e-posta ile gönderildiğini ancak ödenmediğini İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nde ... numarayla takip başlatıldığını, davacının hizmet verebilmek üzere personel tedarik ettiğini ve bu personelin masraflarını karşılamak zorunda kaldığını beyan ederek itirazın iptalini, %20'den aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirketin e-fatura sistemine dahil olmadığını, dava konusu faturanın kendisine imza ile teslim edilmediğini, davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarına işleyemediğini, davacıya borcu olmadığını, davaya konu faturanın yasaya aykırı ve yok hükmünde olduğunu, haksız ve kötü niyetli açılan davanın reddini, davacının alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIMahkemece; davacı her ne kadar davalıdan Eylül 2019 ve Şubat 2020 tarihleri arasında yurt, yemekhane ve kafeterya hizmeti sunduğunu, bu sebeple bu hizmetlere dair fatura alacağı doğduğunu iddia etmişse de, her iki tarafında defterlerinin örtüşmediği, davalı yanın ticari defterlerine göre borçlu olmadığı, davacının ticari defterler dışında başkaca delil de sunmaması karşısında, alacaklı olduğunu ispatlayamadığından davanın reddine, davacının takibinde kötüniyetli olduğu ispatlanamadığından kötüniyet tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir.İSTİNAF SEBEPLERİDavacı vekili yasal süre içerisinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde faturaya konu hizmet için geçici cihaz, makine ve personel tedarik edip bedelini ödeyemediği için müvekkili hakkında ... İcra Müdürlüğü dosyasından takip başlatıldığını ve ödeme yapmak zorunda kaldıklarını beyan ederek ödeme dekontunu sunduklarını ve mahkemenin ilgili dosyayı celp ettiğini ancak kararında bu dosyaya değinmediğini, davalıya ait işletmede istihdam etmek üzere çalıştırılan personellerin SGK bildirimlerinin incelenmediği, 17/06/2021 tarihinde UYAP'tan sundukları Beyan Dilekçesinde Serik 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/394 Es. sayılı dosyası duruşma tutanağında Müşteki/Sanık ...'un ... firmasının yetkilisi olduğunu ve bu firmanın Üniversitedeki kafeyi işlettiğini beyan ettiğini, aynı tutanakta mahkemece dinlenmeyen ve ilgili dönemde müvekkili şikket nezdinde sigortalı olarak çalışan tanık ...'in ifadesinde "Olay zamanında ben .... ... isimli firmada çalışıyordum. ... .... görevliydim." dediğini, tanığın bahsettiği ...... .... firmasının müvekkili firmanın işletme adı olduğunu, ... yurtlarını işletme işini davalı firmanın aldığını, bizzat davalı şirket yetkilisi tarafından ceza dosyasında dinlenmesi istenilen bu tanığın beyanı dahi müvekkil iddiasını ispatlar nitelikte olduğunu ancak mahkemece tanıkların dinlenmediğini, istinaf dilekçesi ekinde görüleceği üzere tanık olarak dinlenmesini talep ettikleri kişilerin kendilerine iş imkanı sağlanması talebiyle müvekkiline dilekçe sunduklarını (11/03/2020 tarihli), yine istinaf dilekçesi ekinde davalı şirket yetkilisiyle yazışmaların ibraz edildiğini, davalı firmanın işlettiği kız ve erkek yurtlarının müdürü sıfatıyla istihdam edilen ...ve eşi ...in ...Müdürlüğüne veyahut ...Müdürlüğünden ... isimli firmaya ait dosyasından sorulması halinde; müvekkil şirket çalışanlarının tespit edilebileceğini, mahkemece deliller değerlendirilmeden eksik inceleme ile karar verildiğini beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇEDava, hizmet sözleşmesinden kaynaklanan fatura alacağının tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasında; davacı tarafından 19/03/2020 tarihinde 84.045,96 TL asıl alacak, 449,01 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 84.494,97 TL alacağın tahsili için başlatılan icra takibine yönelik ödeme emrinin davalıya 26/07/2020 (e-tebligat) tebliğ edildiği, davalı tarafça 22/07/2020 tarihinde itiraz edilmesi sonucu takibin durduğu ve davanın İİK'nın 67.maddesi uyarınca yasal süre içerisinde açıldığı tespit edilmiştir.Takip talebine dayanak belge olarak 06/03/2020 tarih ve ... no.lu "Eylül, Ekim, Kasım, Aralık 2019, Ocak, Şubat 2020 temizlik bedeli" açıklamalı 84.045,96 TL bedelli e-arşiv faturası ibraz edilmiştir. İtirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. İspat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. İtirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır.Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. Takibe sıkı sıkıya bağlı olan itirazın iptali davasında, mahkemece tarafların iddia, savunma ve delillerinin yalnızca takibe konu belgeler çerçevesinde değerlendirilip incelenerek varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekmektedir. Davacının alacak talebi, takip talebinde ve ödeme emrinde numaraları belirtilen fatura bedelinden kaynaklanmaktadır.6102 sayılı TTK'nın 21/2 maddesinde "Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır." hükmü yer almaktadır.Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 11/11/2020 tarihli 2019/3926 E. 2020/2954 K. sayılı ilamında; "...Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27.06.2003 tarih ve 2001/1 Esas, 2003/1 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere; bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır (Fatura ve dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın m. 21/2.). Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir.Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. İşin bedeli sözleşme kurulurken kararlaştırılmış olup, fatura ise bu aşama ile ilgili değil, ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Faturayı alan (faturayı defterlerine kaydetmemesi koşulu ile) akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerekir. Fatura, sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. 6102 sayılı TTK'nın 21. maddesinin 2 ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. 2. fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura içeriğinin doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa düzenlenen belge gerçek anlamda fatura olarak kabul edilemez.Bu belge belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 21/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Öte yandan, sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz. Karşı tarafın akdi ilişkiyi inkâr etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkânı yoktur. Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir. Sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, Türk Ticaret Kanunu'nda özel bir hüküm bulunmamakta, anılan Yasa'nın 21. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın içeriğinden söz edilmektedir. Faturanın zorunlu içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme Vergi Usul Kanunu'nda yer almaktadır. Faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır (VUK'nın m. 230). Dolayısıyla, faturanın içeriği, faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı takdirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususları yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir (Prof. Dr. Sami Karahan, Ticari İşletme Hukuku, 23. Baskı, Eylül 2012, Sh 111 vd.).Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya ... aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur.Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir.Faturaların tebliğ edildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da süresinde iade edildiğinin borçlu tarafça kanıtlanması halinde, borçlu taraf alacaklının hizmet vermediğini savunmakta ise, faturaya konu hizmetin verildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanması; borçlunun faturaları tebliğ alıp süresinden sonra iade etmesi halinde de faturanın alacaklı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı, borçlunun (faturayı defterine kaydetmemek ve hizmet almadığını savunmak suretiyle), kabul etmemesi ya da borçlunun faturayı kendi defterine kaydetmekle birlikte süresinde itiraz ve iade etmesi halinde hizmetin verildiğini yine alacaklının kanıtlaması gerekeceğinden, bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi halinde alacaklının HMK'nın 222. (6762 sayılı TTK'nın 84. ve 85.) maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir..." Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 10/02/2016 tarihli 2015/4576 E. 2016/621 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 08/02/2016 tarihli 2015/5485 E. 2016/550 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 09/12/2015 tarihli 2015/2467 E. 2015/7975 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 11/01/2016 tarihli 2015/4473 E. 2016/19 K. sayılı ilamları da aynı mahiyettedir.İspat; dava konusu yapılan hakkın gerçekten var olup olmadığının anlaşılması, maddi hukukun o hakkın doğumunu veya sona ermesini kendisine bağladığı vakıaların doğru olup olmadığının tespit edilmesi sonucunda mümkün olur ve dava konusu hak ile buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların var olup olmadıkları yönünde mahkemeye kanaat verilmesi işlemidir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununda 187/1.maddesinde "İspatın konusunu tarafların üzerinde anlaşamadıkları ve uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek çekişmeli vakıalar oluşturur ve bu vakıaların ispatı için delil gösterilir." şeklinde düzenlenmiştir.Vakıa (olgu) ise, kendisine hukuki sonuç bağlanmış olaylardır. İspatı gereken olaylar, olumlu vakıalar olabileceği gibi olumsuz vakıalar da olabilir.Hakim, taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan vakıaların gerçekleşip gerçekleşmediğini, kural olarak kendiliğinden araştıramaz. Bir olayın gerçekleşip gerçekleşmediğini taraflar ispat etmelidir. Bir davada ispat yükünün hangi tarafa ait olacağı hususu ise HMK'nın "İspat Yükü" başlıklı 190. maddesinde yer almakta olup; "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir." şeklinde düzenlenmiştir. Yani ispat yükü, hayatın olağan akışına aykırı iddia ve savunmada bulunana düşer. Kendisine ispat yükü düşen taraf için bu bir yükümlülük (mükellefiyet) değil, sadece bir yüktür (külfettir). Zira taraf kendisi tarafından ispatı gereken bir vakıayı ispat edemezse, karşı taraf (ve mahkeme) onu mutlaka ispat etmesini isteyemez (yükümlülük). Kendisine ispat yükü düşen taraf, o vakıayı ispat edememiş sayılır; mesela, kendisine ispat yükü düşen ve fakat bunu yerine getiremeyen taraf davacı ise, davasını ispat edememiş sayılır ve dava bu nedenle reddedilir (Kuru, B.: Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2001, 6. b., 2.c., s.1972).Davacının delileri arasında yer alan Serik İcra Dairesi'nin 2020/2218 E. sayılı dosyasında davacı hakkında dava dışı Sevda Şenel tarafından 3 adet fatura (1-temizlik bedeli (üniversite binası koridor ve giriş yıkaması), 2-temizlik bedeli (yurt binaları), 3-temizlik bedeli açıklamalı) nedeniyle toplam 9.676,60 TL üzerinden takip başlatıldığı anlaşılmıştır. Yine delil listesinde bir kısım personelin SGK kayıtları sunulmuştur. Kayıtlarda işveren davacı, işveren adresi "... Mah. ...Cad. ..." olarak belirtilmiştir.Ayrıca delil listesinde yukarıda yer verilenler dışında takip dosyası, fatura, arabuluculuk tutanağı, ... isimli kişiye gönderilen ödeme talepli mail, bilirkişi incelemesi ve tanık beyanlarına yer verilmiştir. Dayanılan başka bir delil bulunmamaktadır.İstinaf dilekçesinde Serik 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/394 E. sayılı dosyasından, tanık olarak dinlenmesini talep ettikleri kişilerin sundukları 11/03/2020 tarihli dilekçeden, davalı şirket yetkilisiyle yazışmalardan, ...Müdürlüğüne veyahut ...Müdürlüğünden celp edilebilecek kayıtlardan bahsedilmiş ise de; davacı tarafından işbu belgelere delil listesinde yer verilmediği anlaşılmakla HMK'nın 357. maddesindeki "İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz" kuralı nazara alınarak iş bu istinaf sebebine itibar edilmemiştir.Yaptırılan bilirkişi incelemesinde; faturanın davacı defterlerinde kayıtlı olduğu ancak davalı defterlerinde kayıtlı olmadığı tespit edilmiştir. Davacı tarafça takibe konu edilen faturaların davalı tarafa tebliğ edildiğine dair bir kayıt sunulmamıştır. Yine faturalarda teslim alan isim ve imzası bulunmamaktadır.Ayrıca davalı şirkete ait BA formları celp edilmiş, faturanın beyan edilmediği tespit edilmiştir. Fatura tebliğ edilmediğinden ve davalı tarafça ticari defterlerine kaydedilmediğinden alacaklı olduğu hususunda ispat yükü davacı üzerindedir. SGK kayıtlarında işveren adresi "... Mah. ...Cad. ..." olarak belirtilmiş ise de davacıya ait BS formları incelendiğinde davalı şirkete düzenlediği fatura ile aynı dönemde ... Üniversitesine düzenlendiği 12 fatura nedeniyle 434.214,00 TL BS bildirimi yaptığı tespit edilmiştir.Davacı, faturalara konu edilen hizmetin davalı tarafa verildiğini iddia etmekte ise de bu yönde bir delil sunamamıştır. Zira taraflar arasında imzalanan yazılı bir sözleşme, taraflar arasında yapılan herhangi bir yazışma ibraz edilmemiştir. İstinaf dilekçesinde tanıkların dinlenmediğini ileri sürmüş ise de, HMK'nın 200.maddesi uyarınca davanın açıldığı 2021 yılı itibariyle senetle ispat sınırı 4.880,00 TL'dir.Dosya kapsamında yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir belge olmadığı gibi davalı tarafın tanık dinlenmesine muvafakatinin olmadığı anlaşılmakla, tanık beyanına dayalı hüküm kurulması ise mümkün değildir. Açıklanan nedenlerle davacı tarafından takip konusu fatura nedeniyle alacaklı olduğu hususu ispatlanamadığından davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Kararda kamu düzenine aykırı herhangi bir husus bulunmadığı gibi kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine dair karar verilmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1.b.l bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye irat kaydına,3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından davacı tarafından yatırılan 80,70 TL 'nin mahsubu ile bakiye 651,30 TL'nin davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davacıya ilk derece mahkemesince iadesine,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 7550 sayılı Yasa'nın 20.maddesi ile değişen 6100 sayılı HMK'nın Ek 1.maddesi ve HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 20/05/2026