Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesindeki, kargo acentelik sözleşmesinin ihbarsız ve haksız feshinden kaynaklanan kazanç kaybı ve tazminat davası.
Özet: Davacı acente, davalı ile imzalanan ve kargo taşımacılığı hizmetlerini içeren belirsiz süreli acentelik sözleşmesinin, davalı tarafından Türk Ticaret Kanunu ve sözleşme hükümlerine aykırı olarak, yasal üç aylık fesih ihbar süresine uyulmaksızın haksız yere feshedildiğini ileri sürerek, bu haksız fesih nedeniyle fesih ihbar süresine uyulması halinde elde edeceği kazanç kaybı ve diğer zararlarının tazminini talep etmektedir.

T.C. BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/279 Esas
KARAR NO : 2026/528
DAVA : Alacak (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 31/07/2024
KARAR TARİHİ : 14/05/2026
KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 12/06/2026
Davacı tarafından mahkememizde açılan davada yapılan yargılama sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı arasında 26/06/2018 tarihinde iki tarafa borç yükleyen acente sözleşmesi imzalandığını, sözleşmeyle ...... Hızlı Kargo Taşımacılığı A.Ş. firması, ..... Kargo Taşımacılık Limited Şirketi Firmasını Karayolu ile şehirler arası, uluslararası eşya taşımacılığı konusunda acente olarak tayin ettiğini, bu kapsamda ..... Hızlı Kargo Taşımacılığı A.Ş. firmasına ait taşıtların yükleme, boşaltma hizmetleri, kargo kabulü, kargo teslimi ve diğer acentelik hizmetleri acente olarak tayin edilen müvekkili şirket tarafından yapılacağının düzenleme konusu yapıldığından bu yöndeki görevleri müvekkili şirket tarafından eksiksiz, tam olarak yerine getirildiğini, TTK kapsamında bir ticari işletmeyi ilgilendiren sözleşmelerin yapılmasına aracılıkta bulunmak ya da bunları tacir adına yapmakla görevli olan acentenin borç ve yükümlülüklerini düzenlendiğini, buna göre acentenin TTK'da gösterilen borçlarının; müvekkilinin işlerini görme, menfaatlerini koruma, bilgi verme, verilen talimatlara uygun hareket etme, önleyici tedbirler alma, müvekkile ait parayı zamanında ödeme, rekabet yapmama olarak belirtildiğini, müvekkili firmanın TTK ve sözleşmeden kaynaklanan tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini, sözleşme süresi ve feshi hususunun sözleşmeler ile hüküm altına alındığını, ayrıca tarafların tek taraflı olarak bu sözleşmeyi fesih etme hakkı olduğunu, sözleşmenin süresinin bitiminden önce taraflardan birinin usulüne uygun bir fesih ihbarnamesi ile bu sözleşme fesih edilebilir düzenlemesine yer verildiğini, davalı tarafın müvekkili firmaya böyle bir fesihname göndermediğini, TTK 121.2 maddesi hükmü doğrultusunda müvekkili ile davalı arasındaki sözleşmenin süresiz hale geldiğini, TTK'a göre belirsiz süre için yapılmış acentelik sözleşmesini, taraflardan her birinin üç ay öncesinden ihbar etmek suretiyle sona erdirebileceğini, acentenin de tacir niteliğine sahip olduğu hallerde bu ihbarın TİK 18.3'te öngörülen şekilde yapılması gerektiğini, feshi ihbarının geçmişe etkili olmadığını, davalı tarafın ne sözleşmede belirtilen fesih usullerine, ne de TTK'da belirtilen fesih usullerine uymadan ve müvekkil firmaya ihbarname göndermeden fesih işlemi yaptığını, TTK'ya göre sözleşmenin haklı bir neden olmadan veya üç aylık ihbar süresine uymadan feshi halinde sözleşmeyi fesh eden taraf, başlanmış işlerin tamamlanmaması yüzünden diğer tarafın uğradığı zararı gidermekle yükümlü olduğunu, acentelik sözleşmesini haklı neden olmadan veya üç aylık ihbar süresine uyulmadan feshetmesi halinde acente aracılık yaptığı ya da sözleşmenin ifası ile hak kazanacağı ücretten yoksun kalacağından acente, yoksun kaldığı bu ücreti TTK 121.4 dayanarak karşı taraftan tazminat olarak isteme hakkı mevcuttur hükmü yer aldığını, Yargıtay ..... HD. 29.6.2000 tarih ve E. ....., K. ..... sayılı kararının emsal olduğunu, haksız feshi durumunda acentenin kazanç kaybının ödeneceği belirtildiğini, belirsiz süreli acentelik sözleşmesi, haklı neden olmaksızın derhal fesh edilirse, haksız feshe maruz kalan taraf başlanmış işlerin tamamlanmaması nedeniyle uğradığı zararları, Türk Ticaret Kanununun 121/1. maddesi gereğince talep edebileceği aynı zamanda belirsiz süreli acentelik sözleşmesinin haksız feshi durumunda ortaya çıkan tek zararın, söz konusu hükümde öngörülen, başlanmış işlerin tamamlanamaması yüzünden uğranılan zarar olmadığı, bunun yanı sıra, acentelik sözleşmesinin fesih önellerine uyulmadan feshedilmesinden kaynaklanan diğer zararların da tazmini gerektiği tarafların en azından fesih öneli süresi boyunca elde edebilecekleri, ancak haksız fesih nedeniyle yoksun kaldıkları kazançlarda zarar kalemi olarak ortaya çıktığını ve haksız feshi yapan tarafın bunları da ödemesi gerektiğinin belirtildiğini, belirsiz süreli acentelik sözleşmesinin haklı neden olmaksızın acenteye veren tarafça derhal feshedilmesi durumunda, acente Türk Ticaret Kanununun 121/4. maddesi gereğince başlanmış işlerin tamamlanmaması nedeniyle uğradığı zararı ve Türk Ticaret Kanunu ilgili maddelerince düzenlenen tazminatın koşulları için ayrıca Borçlar Kanununun 96. maddesi gereğince sözleşmenin 3 aylık fesih süresinden önce sona ermesi nedeniyle yoksun kaldığı kazancın tazminini talep edebileceğini, bu tazminatla acentenin fesih süresine uyulsaydı, bulunacağı ekonomik konuma getirilmeye çalışıldığını, acentenin 3 aylık fesih önelinde elde edebileceği ücretleri tazminat olarak talep edebileceğini, bu ücretlerin hesaplanırken tasarruf edilen harcamalar ve diğer gelir elde etme olanaklarının değerlendirileceğini, feshedenin kusurunun ağırlığı ödenecek tazminat miktarında dikkate alınacağını, müvekkilinin sözleşme kapsamında tüm yükümlülüklerini yerine getirmesine rağmen davalı taraf sözleşmeye ve kanunlara aykırı davrandığını, feshi süresine dahi uymadan sözleşmeyi feshettiğini, Borçlar Kanununa göre haksız feshi sonucunda davalı tarafın; maddi ve manevi zararı gidermekle yükümlü olduğunu, müvekkilinin maddi zararının sözleşmeye uyulmaması yüzünden uğradığı zarar olduğunu, müvekkilinin davalının sözleşmeye uymaması sonucundaki mal varlığı ile sözleşmeye uyması halinde oluşacağı mal varlığı arasındaki fark olduğunu, davalının sözleşmeye uyacağı düşüncesi ile müvekkilinin bir çok yatırımlarda bulunduğunu, davalının sözleşmeye uymaması sonucunda müvekkil iş yerini kapatmak zorunda kaldığını ve işçilerin kıdem ve ihbar tazminatını ödemek zorunda kaldığını, davalının sözleşmeye uymaması neticesinde müvekkilinin ticari hayatının sona erdiğini ve iflasın eşiğine geldiğini, sözleşme devam edeceği düşüncesi ile yaptığı tüm yatırımların ödeme endişesi içine girdiğini ve yaptığı yatırımları ödemek için kendi mal varlığını yok hesabına satmak zorunda kaldığını, Borçlar Kanuna göre davalının sözleşmeye uymaması neticesinde şahsiyet haklarına vaki tecavüz dolayısıyla bir kimsenin duyduğu cismani ve manevi acı ızdırabı, elemi ve böylece yaşama zevkinde bir azalma olması halinde kusurlu tarafın bu zararı gidermek için manevi tazminat ödemekle yükümlüdür hükmü yer aldığını, davalı şirketin mallarını elinden çıkarmaya başlaması, üzerine kayıtlı menkul ve gayrimenkulleri başka şirket üzerine muvazaalı olarak devretmeye başlaması, banka hesaplarını boşaltmaya başlaması ve şirketin aktiflerini azaltması ve şirket adına kayıtlı kamyonları satışa koyması sebebiyle İİK gereği davalının menkul, gayrimenkulleri ile 3. Şahıslardaki hak ve alacaklarına ve araçlarına ihtiyati tedbir mahiyetinde ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini fazlaya ve faize ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 150.000,00 TL maddi tazminat, (denkleştirme ve borçlar kanuna göre haksız feshi sebebiyle 3 aylık hakediş) alacağını 24/03/2023 tarihli ihtarnameden başlamak üzere işleyecek ticari faiz ile birlikte ve 150.000,00 TL manevi tazminat alacağını yasal faiz ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesini karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; Davacı yanın ibraz ettiği ve ibraz olunan taraflar arasında akdedilen "acentelik sözleşmesi (eşya)" sözleşmesinin (7) numaralı maddesinde aynen " ....iş bu sözleşmeden doğacak ihtilafların vukuunda Bakırköy Mahkeme Ve İcra Daireleri Yetkilidir. " denildiğini, 6100 sayılı HMK' unun 17.maddesi hükmününde bu durumu içerdiğini, HMK'nun 18/2.maddesi hükmününde belirtildiğini, taraflar arasında akdedilen sözleşme ile yetki sözleşmesi, yetki şartının kararlaştırıldığını ve yetkili mahkemenin, Bakırköy Mahkemeleri olduğu belirlendiğini, anılan yetki sözleşmesinde, aksi kararlaştırılmamış olmakla, mahkemeniz yetkili olmayıp, yetkili mahkemenin Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, bu itibarla da yetki itirazının kabulü ile dava dilekçesinin yetkisizlik sebebiyle reddine, kararın kesinleşmesi ve talep halinde dava dosyasının yetkili, Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesinini, diğer taraftan müvekkili şirketin merkezinin ABD'de olan dünyaca maruf ve meşhur ..... şirketler grubunun ve dünyanın her ülkesindeki .... logosu ile uluslararası taşıma yapan şirketlerin / firmaların, Türkiye'deki hizmet ortağı olarak olup, ..... logosu ile yurt içi ve uluslararası paket ve hızlı kargo taşımacılığı işi ile iştigal etmekte olan % 100 yabancı sermayeli bir şirket olduğunu, müvekkili şirketin taşımasını üstlendiği kargoların alıcılarına ulaştırılması veya taşınmasını temin bakımına müşterilerinden kargo ve paket toplanması ve alıcılarına ulaştırılmasını temin bakımına paket ve kargoların ayrıştırılması işlemlerinin yapılması için Türkiye'nin bazı bölgelerinde ve büyük illerinde aktarma merkezleri bulunmakta ve keza paket ve kargoların toplanması ve toplanan paket ve kargoların alıcılarına teslim edilmesi ve taşıma ücretinin tahakkuk ve tahsilinin yapılması bakımına da bir çok il ve ilçede şubeleri ile davacı gibi servis sağlayıcıları/acenteleri bulunduğunu, müvekkili ile davacının yetkilisi olan ......'nın temsil ve ilzam ettiği dava dışı ..... Taşımacılık Limited Şirketi arasında 09.12.2017 tarihinde acentelik sözleşmesi akdedildiğini ve adı geçen şirketin, müvekkili şirketin Kocaeli acentesi olduğunu, sonrasında ise adı geçen şirketin münfesih acente olduğunu, davacı şirket ile münfesih acente arasında akdedilen protokol ile davacı şirketin, adı geçen şirketin Kocaeli / Merkez acenteliğinin tüm borç ve yükümlülüklerinden 05.03.2018 tarihinden itibaren sorumlu olduğunu belirttiğini, ertesi günü de 06.03.2018 tarihinde, davacı ".... Kargo Taşımacılık Ticaret Limited Şirketi" ile müvekkili arasında Eşya Acentelik Sözleşmesi ve Acentelik Sözleşmesi Ek Protokolü akdedildiğini, bu suretle de davacının müvekkil şirketin, Kocaeli / Merkez servis sağlayıcısı / acentesi olduğunu, davacı şirketi temsil ve ilzam eden / yetkilisi ......'nın, yine mahkemenin ..... Esas sayısı ile görülen davanın davacısı olan, müvekkili şirketin (eski) Sakarya / Merkez acentesi olan "..... Kargo Taşımacılık Ticaret Limitet Şirketi'ni de münferit imzası ile temsil ve ilzama mezun yetkilisi olduğunu, müvekkili şirket tarafından Beyoğlu .... Noterliğinden keşide edilen 11.08.2022 tarihli ..... Yevmiye sayılı ihtarname ile 09.12.2017 tarihli acentelik sözleşmesinin fesih edildiğini müvekkili şirketin Kocaeli / Gebze acentesi olan ..... Taşımacılık Limited Şirketi'ni de münferit imzası ile temsil ve ilzam ettiğini, kendisi, temsil ve ilzama yetkili olduğu ..... Taşımacılık Limited Şirketi ile müvekkili şirket arasında akdedilen Gebze acenteliğinin fesih edilmesi üzerine, temsil ve ilzama yetkili olduğu huzurdaki davanın davacısı ..... Kargo Taşımacılık Ticaret Limited Şirketi ile müvekkili şirket arasında akdedilen Kocaeli / Merkez acenteliğini devam ettirmeyeceğini beyan ettiğini, davacı şirketin ortaklarından / hissedarlarından olan ....'ın, müvekkili şirket yetkilileri ile görüşerek, kendisinin davacı şirketin ortaklığından ayrıldığını, Kocaeli / Merkez acenteliğini kendisinin yürütebileceğini belirtmiş, bunun üzerine ..... 'ın temsil ve ilzam ettiği / hissedarı olduğu, ..... Kargo Taşımacılık Ticaret Ticaret Limited Şirketi ile 01.10.2022 tanzim tarihli acentelik sözleşmesi ve ek protokolü akdedildiğini, davacı şirket ile müvekkili şirket arasındaki Kocaeli / Merkez acenteliğinin müvekkili şirket tarafından fesih edilmiş olmadığını, davacı şirketin temsil ve ilzama mezun olan ......, Gebze acenteliğini fesih edilmesi üzerine, yetkilisi olduğu Sakarya Merkez ve Kocaeli Merkez acenteliğini devam ettirmeyeceğini beyan etmesi üzerine, her iki şirketin hissedarları olan ..... ve ..... ile acentelik sözlemesi ve ek protokolü akdedildiğini ve .....'ın yetkilisi olduğu ..... Kargo Taşımacılık Ticaret Limited Şirketi, 01.10.2022 tarihi itibarı ile müvekkili şirketin Kocaeli acentesi olduğunu, müvekkili şirketin Sakarya acentesi olan MTC Kargo firmasının unvanındaki, (M) harfi, davacı şirketin yetkilisi olan ..... 'yı, (T) harfi ..... 'ı, (C) harfi de ......'i ifade ettiğini, müvekkili şirketin o tarihte Kocaeli acentesi olan huzurdaki davanın davacısı.... Kargo firmasının unvanındaki (M) harfi davacı şirketin yetkilisi olan ...... 'yı, (T) harfi de ......'ı ifade ettiğini, dolayısı ile Kocaeli / Merkez acenteliğini, müvekkili şirket tarafından fesih edilmediğini, davacı şirketi temsil ve ilzama mezun .... tarafından fiili / eylemli olarak fesih edildiğini, huzurdaki davanın bu sebeple reddine karar verilmesini, arz ve izah olunduğu üzere yetki itirazının kabulü ile mahkemenizin yetkisizliğine, yetkili mahkemenin Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemesi olduğuna, karar verilmesini acentelik sözleşmesinin, iddia edildiği gibi, müvekkili şirket tarafından değil, davacı acenteyi münferit imzası ile temsil ve ilzam eden ..... tarafından eylemli olarak fesih edilmiş olmakla, huzurdaki davanın bu sebeple reddine karar verilmesini talep ettiğini, bu talep kabul görmediğinde ise yukarıda izah olunduğu ve TTK' unun 122.maddesinde açık bir şekilde belirtildiği üzere acentelik sözleşmesinin fesih edilmesinden itibaren bir yıl içerisinde, denkleştirme / portföy tazminatı talep edilebileceğinden, taraflar arasındaki acentelik sözleşmesi 2022 yılı Eylül / ekim ayında sonlanmış olmakla, davanın bu sebeple reddine karar verilmesini, davacı yanın beyan ve iddialarının hukuki dayanağı bulunmadığını, TTK' unun 121/4.maddesine ve 122.maddesine tevfikan talep edebileceği maddi tazminat bulunmadığını, davacı yanın maddi tazminat talebinin bu sebeple reddine karar verilmesini, davacı yanın manevi tazminat talebinin haksız ve hukuksuz olduğunu, davacı yanın manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesini talep etmiştir.
İstanbul ......Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 04/12/2024 tarih ..... esas ..... sayılı kararı ile davalının yetki itirazının kabulüne karar vererek, dosya mahkememize gönderilmiş ve mahkememizin ..... esasına kaydedilmiştir.
Mahkememiz dosyasına Taşıma ve Sözleşme Uzmanı, Ticaret Hukuku Uzmanı ve Serbest Muhasebeci Mali Müşavirden heyet raporu aldırılmış, bilirkişi sunmuş olduğu 11/12/2025 tarihli raporunda özetle; " Dosya kapsamında taraflara arasındaki sözleşme ve ek protokolden davacının üstlendiği görevin sözleşme yapan acente şeklinde olmayıp hizmet acenteliği olması ve davacının tamamlanmamış işler bulunduğunu ve bu sebeple zarara uğradığını ispat etmesi gerekip bu hususta dosyada herhangi bir delile de rastlanmadığı bu çerçevede davacının TTK 121/4'e dayalı tazminatı ile ilgili nihal değerlendirmenin sayın mahkemeye ait olacağı, 2. Davacıya tekel hakkının verilmemiş olması dikkate alındığında denkleştirme tazminatına karar verilip verilmeyeceği hususundaki Takdirin Sayın Mahkemeye ait olacağı, 3. Taraflar arasındaki sözleşme belirsiz süreli olduğundan TTK m. 121/1 hükmü gereğince taraflardan her biri üç ay önceden ihbarda bulunmak şartıyla feshedebilir. Dosyada davalının davacı ile olan acentelik sözleşmesinin feshine ilişkin gönderdiği bir ihbara rastlanmamış olup Sayın Mahkemece bu talebin haklı olduğuna karar verilmesi ihtimalinde Heyetimiz mali bilirkişisi tarafından 2022 yılı hakkedişlerine göre 3 aylık toplam 4.525.047,32/12*3 = 1.131.261,83 TL hakediş kaybı olduğunu, " belirtmiştir.
Dava, acentelik sözleşmesinden kaynaklanan alacak talebine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın, taraflar arasında imzalanan 26/06/2018 tarihli acentelik sözleşmesinin süresinden evvel ve haksız olarak feshedilip feshedilmediği, davacının acentelik sözleşmesinin feshi sebebiyle davalı müvekkilden denkleştirme tazminatı ve 3 aylık hak ediş alacağı talebinde bulunup bulunamayacağı, varsa talep edebileceği maddi ve manevi tazminat toplam miktarı, olduğu anlaşılmıştır.
Davacı vekilince sunulan 12/02/2026 tarihli ıslah dilekçesinde; Bilirkişi raporu doğrultusunda hesaplanan haksız ve ihbarsız feshi sebebiyle üç aylık hakediş (Borçlar Kanuna göre haksız fesih nedeniyle 3 aylık hakediş bedeli) alacağı olmak üzere toplam 1.131.261,83 TL alacağın 24.02.2023 tarihinden itibaren en yüksek ticari faiz ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesini, davanın kabulü ile yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın özünü davalının davacı ile akdedilmiş acentelik sözleşmesinin kim tarafından feshedildiği, feshin haksız fesih niteliği arz edip etmediği, davacının tazminat taleplerinin haklı olup olmadığı hususları oluşturmaktadır. Taraflar arasında 26/06/2018 tarihli acentelik sözleşmesinin akdedildiği, sözleşme ile davacı firmanın davalı tarafından Kocaeli ilinde yetkili olmak üzere acente olarak tayin edilmiş olduğu görülmektedir. Davacı yan bu sözleşmenin davalı tarafça ne sözleşmede belirlenen fesih usullerine ne de TTK'da belirtilen fesih usullerine uyulmadan eylemli olarak feshedilmiş olduğunu, davalı yan ise davacı şirket ortaklarından .....'ın davacı şirket yetkilileri ile görüşerek davacı şirket ortaklığından ayrıldığını, davacı şirket yetkilileri ile iletişime geçerek Kocaeli acenteliğinin kendisi tarafından yürütülebileceğini belirttiğini, bunun üzerine .....'ın temsil ve ilzam ettiği ve ortağı olduğu ..... Kargo Taşımacılık Ticaret Limited Şirketi ile 01/10/2022 tarihli acentelik sözleşmesi ve ek protokolün akdedildiğini, davacı şirket yetkilisi .....'nın Gebze acenteliğinin feshedilmesi üzerine yetkilisi olduğu Kocaeli/Merkez acenteliğini devam ettirmeyeceğini beyan etmesi üzerine ..... Kargo Taşımacılık Ticaret Limited Şirketi ile bahsi edilen 01/10/2022 tarihli acentelik sözleşmesi ve ek protokolün akdedildiğini, bu bakımdan işbu davaya konu sözleşmenin davalı tarafından değil, davacı yetkilisi ........ tarafından eylemli olarak feshedilmiş olduğunu iddia etmiştir. Davalı yan her ne kadar davacı şirket yetkilisi ........'nın Gebze acenteliğinin feshedilmesi üzerine yetkilisi olduğu Kocaeli/Merkez acenteliğini devam ettirmeyeceğini beyan ettiğini iddia etmiş ise de, bu iddiasını ispat sadedinde herhangi bir delili dosyaya sunamamış olduğu anlaşılmıştır. Bu iddianın ispatlanamamış olması karşısında, davacı şirket ortaklarından birinin (......), şirket ortaklığından ayrılarak tek ortağı ve yetkilisi olduğu ..... Kargo Taşımacılık Ticaret Limited Şirketi ile davalı şirketin davaya konu acenteliğin yetki sahası ile aynı yeni bir acentelik sözleşmesi akdetmesi, davacı şirket tarafından davaya konu acentelik sözleşmesinin eylemli olarak feshedilmiş olduğunu kabule imkan sağlamayacağı, bilakis davacı şirketin ortaklarından bağımsız bir tüzel kişiliği haiz olması göz önünde bulundurulduğunda ve dava dışı ....... ortaklıktan ayrıldıktan sonra da başkaca ortağı ve yetkilisi ile tüzel kişiliğini devam ettirdiği dikkate alındığında bu durumun davalı tarafından sözleşmenin eylemli olarak feshedilmiş olduğunu ortaya koyacağı kanaatine ulaşılmıştır. Yapılan bu tespit uyarınca davacının maddi tazminat taleplerine ilişkin olarak yapılan değerlendirmede; taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinin belirsiz süreli olması hasebiyle TTK.m.121/1 hükmü uyarınca taraflardan her biri üç ay önceden ihbarda bulunmak şartıyla sözleşmeyi feshedebilecektir. Somut olayda davalı şirketin acentelik sözleşmesinin feshine ilişkin olarak davacı şirkete göndermiş olduğu bir ihbarnamenin bulunmadığı, yukarıda yapılan tespit uyarınca davacı şirket ile akdedilmiş önceki sözleşmenin davalı tarafından eylemli olarak feshedildiğinin kabulünün gerektiği, sözleşme ve TTK.m.121/1'de öngörülen usulün izlenmemesi sebebiyle davalı tarafça yapılan eylemli feshin haklı bir sebebe dayanmadığı kanaatine ulaşılmıştır. Davacı maddi tazminat istemine ilişkin olarak TTK.m.121 vd. hükümlere ve genel hükümlere dayanmıştır. TTK. hükümleri çerçevesinde yapılan değerlendirmede, acentelik sözleşmesinin haksız feshi durumu bakımından öngörülen tazminatlar başlanmış ancak tamamlanmış işler sebebiyle uğranılan zararların tazmini bakımından öngörülmüş tazminatlardır. Somut olayda taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinin hizmet acenteliği kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinin anlaşılması ve bu kapsamda davacının tamamlanmamış işler bulunduğu ve bu sebeple zarara uğradığını ispat sadedinde herhangi bir delili dosyaya sunamadığı anlaşılmakla TTK.m.121/4 hükmünün davacıya tazminat isteminde bulunma hakkını sağlamayacağı, yine sözleşme kapsamında davacıya tekel hakkının da verilmemiş olduğu dikkate alındığında TTK.m.122 hükmünün de davacıya tazminat isteminde bulunma hakkını sağlamayacağı kanaatine ulaşılmıştır. Genel hükümler çerçevesinde yapılan değerlendirmede; acentelik sözleşmesinin haksız şekilde feshi halinde TBK.m.112 vd. hükümler uyarınca tazminat isteminde bulunulabilir. Burada tazmini gereken zarar müspet zarar olup, müspet zarar da kendi içinde fiili zarar ve yoksun kalınan kar olarak kendisini gösterir. Belirsiz süreli acentelik sözleşmesi haksız şekilde feshedilmiş ise talep edilebilecek zarar ihbar sürelerine uyulmaksızın yapılan fesih sebebiyle uğranılan zarar olup, belirsiz süreli acentelik sözleşmesinde talep edilebilecek tazminatın üst sınırı üç aylık ihbar süresi boyunca elde edilecek ücret olmalıdır. Somut olayda alınan bilirkişi raporunda davacının üç aylık hakediş kaybı sözleşmenin eylemli şekilde feshedildiği 2022 yılı verileri esas alınarak 1.131.261,83-TL olarak belirlenmiş olup, yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde davacının genel hükümler dairesinde davalıdan bu tutarın tazminini isteyebileceği kanaatine ulaşılmıştır. Bu kapsamda davacının maddi tazminat talebinin kabulünün gerektiği anlaşılmıştır.
Davacının manevi tazminat istemi yönünden yapılan değerlendirmede ise; sözleşme ilişkisi bulunan taraflardan birisinin eyleminin sözleşmeye aykırı olması yanında karşıdakinin ruhsal veya bedensel bütünlüğü açısından zarara da yol açıyorsa, haksız eyleme benzer bir etkinin varlığının kabulü ile oluşan manevi zararın tazmini gerekmektedir. Dosya arasında bulunan bilgi ve belgelerden, sözleşmenin haksız şekilde feshi sebebi ile beden yönünden bir zarara uğranıldığı iddia edilmediği gibi bu konuda kanıt sunulmadığı, kişilik haklarına saldırı oluşturabilecek haksız bir eylem de tanımlanmadığı anlaşılmıştır. Bu nedenle davacının manevi tazminat talebinin de reddine karar vermek gerekmiştir.
Tüm bu belirtilen esaslar çerçevesinde de davanın maddi tazminat istemi yönünden kabulüne, manevi tazminat istemi yönünden ise reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM-Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın maddi tazminat istemi yönünden KABULÜ ile, 1.131.261,83-TL maddi tazminatın 06/04/2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Davanın manevi tazminat istemi yönünden REDDİNE,
3-Harçlar Kanunu'na göre belirlenen 77.276,49-TL ilam harcından peşin alınan 5.123,25-TL harcın ve 48.324,00-TL ıslah harcının mahsubu ile bakiye 23.829,24-TL'nin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydedilmesine,
4-Davacı tarafından sarf edilen 427,60-TL Başvuru Harcı, 5.123,25-TL Peşin Harç, 48.324,00-TL ıslah harcı olmak üzere toplam 53.874,85-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa göre alınan 3.200,00-TL arabulucu ücretinin kabul red oranına göre hesaplanan 2.825,36-TL'nin davalıdan alınarak Hazineye İrat kaydedilmesine,
6-6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa göre alınan 3.200,00-TL arabulucu ücretinin kabul red oranına göre hesaplanan 374,63-TL'nin davacıdan alınarak Hazineye İrat kaydedilmesine,
7-Davacı tarafından sarf edilen 15.000,00-TL bilirkişi ücreti, 1.692,90-TL posta masrafı olmak üzere toplam 16.692,90-TL den kabul red oranına göre hesaplanan 14.738,62-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerine bırakılmasına,
8-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 175.689,27-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine,
9-Manevi Tazminat Yönünden; Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 45.000-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine,
10-HMK’nın 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra artan avansın taraflara iadesine,
Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.14/05/2026
Katip.....
Hakim .....