İstanbul BAM 9. Hukuk Dairesinden ölümlü trafik kazası sonrası destekten yoksun kalma tazminatı davasında zamanaşımı, kusur ve teminat dışılık itirazlarının incelendiği istinaf kararı.
Özet: Bu hukuki belge, sigortalı aracın sürücüsünün sebebiyet verdiği trafik kazasında yakınını kaybeden davacıya destekten yoksun kalma tazminatı ödenmesine hükmeden ilk derece mahkemesi kararına karşı davalı sigorta şirketinin yaptığı istinaf başvurusunu konu edinmektedir; davalı, davanın zamanaşımına uğradığını, talebin poliçe teminatı dışında kaldığını, sigortalı sürücünün tam kusurlu olması nedeniyle zararın teminat dışı olduğunu, kusur oranları ve tazminat hesaplama yöntemlerinin hatalı olduğunu, destek olgusunun kanıtlanamadığını ve çeşitli indirimlerin yapılması gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmektedir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
ESAS NO : 2023/1746
KARAR NO : 2026/1427
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
KARAR TARİHİ: 18/05/2023
NUMARASI : 2022/327 Esas - 2023/410 Karar
DAVA : Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
KARAR TARİHİ: 11/06/2026
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin murisi ve desteğinin 23/09/2007 tarihinde sevk ve idaresindeki ... plakalı aracı ile yaptığı çift taraflı trafik kazası neticesinde vefat ettiğini, kazaya sebebiyet veren ... plakalı aracın kaza tarihinde ... poliçesi ile davalı sigorta şirketine sigortalı olduğunu, kazada desteğini kaybeden müvekkilinin maddi ve manevi olarak zarara maruz kaldığını, destekten yoksun kalan 3. kişi olan müvekkili için 10.000 TL (belirsiz alacak) destekten yoksun kalma zararının kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt (avans) faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıların murisinin tek taraflı eylemiyle kendi ölümüne neden olduğunu, başvuru şartının yerine getirilmemiş olması ve davaya konu talebin zamanaşımına uğradığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davanın kabulüne, 76.092,62 TL destekten yoksun kalma tazminatının dava tarihi olan 15/10/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine " karar verilmiştir.
Bu karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, uzamış ceza zamanaşımı ve arabuluculukta geçen süre dikkate alındığında dahi dava tarihi itibariyle davacının talep hakkının zamanaşımına uğradığını, ıslah edilen kısma da zamanaşımı itirazları sunduklarını, dava konusu olayda sigortalı aracın sürücüsü tam kusurlu olduğundan tazminat talebi teminat dışında olduğunu, ... Sigortası, işletenin üçüncü kişilere karşı kusuruyla verdiği zararları teminat altına alacağını, sigortalı araç sürücüsünün kendi kusuru ile vefat etmesi nedeniyle doğan zararlar poliçe teminatına dahil olmadığını, Genel Şartlarda yapılan değişiklik ile mevcut bir hukuki düzenleme ortaya çıktığını, teminat dışı itirazlarının saklı kalmak ve aleyhe kabul anlamına gelmemek kaydıyla; sigortalı araç sürücüsüne kusur atfedilmesi mümkün olmayıp kusur raporuna itiraz ettiklerini ayrıca davacının müterafik kusuru bulunduğu, hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini, dava konusu kaza açıkça iş kazası niteliğinde olduğunu, ... dan yapılan ödeme olması halinde indirilmesi gerektiğini, KTK'da öngörüldüğü üzere TRH yaşam tablosu ve %1.8 teknik faiz kullanılarak hesaplama yapılması gerektiğini, hükme esas bilirkişi hesap raporunda hukuka aykırı olarak ... rant yöntemi kullanıldığını, mütevvefanın desteğinden yoksun kalan diğer yakınlar araştırılmalı ve onlar için de pay ayrılması gerektiğini, evlenme ihtimalinin hesaplama tarihinde değil, olay tarihine göre belirlenmesi gerektiğini, dava konusu zarar olay anında ortaya çıkmış olup, temerrüt tarihinden itibaren de faiz işletileceğinden, gerek bakiye ömür, gerekse de evlenme ihtimali gibi tenkis sebepleri olay tarihine göre belirlenmesi gerektiğini, destekten yoksun kalma tazminatı, mirastan ayrı ve bağımsız bir hak olduğundan destek iddialarının kanıtlanması gerektiğini, müteveffanın davacılara sürekli ve düzenli bir şekilde yardım ettiğinin somut delillerle kanıtlanamamış olması karşısında davanın reddi ile poliçe teminatının dikkate alınmasını talep ettiklerini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.
Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.
Dosya kapsamından,
23.09.2007 tarihinde ... plakalı aracın sürücüsü ... Malatya - Kayseri karayolunda ... yönünden gelirken dikkatsizlik ve tedbirsizlik ve uykusuzluk etkisi ile karşı şeride geçerek ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın şeridine girmesi ve ... plakalı araç sürücüsü direksiyonunu kırarak kazadan kaçmış olduğu ve ... plakalı aracın çarpmaması için idaresindeki aracı şarampole girmesiyle meydana gelen kazada ...'ın ölümü nedeniyle ... plakalı aracın zmmms sigortacısından ölenin annesi olan davacının 3.kişi sıfatıyla destekten yoksun kalma tazminatı talep edildiği anlaşılmıştır.
Kaza nedeniyle kaza tespit tutanağı düzenlenmediği,
30/10/2007 tarihli Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı Soruşturma No : 2007/25139 ve Karar No: 2007/14490 yazısında “açık kimliği yazılı ölenin yanında mağdur ... olduğu halde olay günü saat 06:30 sıralarında Malatya - Kayseri karayolunda Kayseri istikametine ... plakalı araç ile seyir halinde bulunduğu sırada mağdurun ...'in beyanına göre direksiyonu başında sabahın erken saatleri olması nedeniyle ölenin uyuya kaldığı bu nedenle karşı yönden gelen ...'ın kullanmış olduğu kamyonun şeriden girdiği kaza sonucu ...'nin hayatını kaybettiği, ...'in ise yaralandığı olaydan dolayı her hangi bir kimsenin şikayetinin bulunmadığı iddia edilmekle, Dosya arasına celp edilen bilirkişi raporu, olay yeri tespit tutanağı ve tüm dosya kapsamıyla kazanın şüphelinin şeridinde meydana gelmiş olduğu mağdur beyanı ile kazanın ölenin direksiyon başında uyuklaması nedeniyle oluştuğu, bu nedenle şüphelinin ölenin hayatını kaybetmesinden dolayı bir kusurunun bulunmadığı anlaşıldığından,” dolayı kovuşturmaya gerek kalmadığı" bildirilmiştir. Mahkemece alınan kusur bilirkişi raporunda da; "Dosyada sunulan ifadelerinin incelenmesi neticesinde kazanın oluşunda dikkatsizlik ve tedbirsizlik ve uykusuzluk etkisi ile sürücü müteveffa ...’ın 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunun 56/1- A (Şerit izleme ve değiştirme kurallarına uymamak,) , 52/1- B(Aracının hızını, aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmamak,) kurallarını
ihlal ederek % 100 asli ve tam kusurlu olduğu " tespit edilmiştir. Bu durumda Mahkemece alınan kusur raporu ile ceza soruşturma kapsamı sırasında alınan kusur raporlarının birbiriyle örtüştüğü ve olayın oluşuna uygun düştüğü nazara alındığında kusura yönelik istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. Ayrıca destek sürücü olup kazada tam kusurlu olduğundan müterafik kusurdan da söz edilemeyecektir.
Kaldı ki kaza tarihinde davalı sigorta şirketinin poliçe limiti ölüm ve sakatlanma için 80.000,00 TL olup, hesaplanan tazminat miktarı çok çok üstünde olduğundan ve desteğin babasının ölüm tarihine kadar hesaplanan tazminat miktarının da garameten paylaştırılması sonucu davacı ve dava dışı babanın toplam limite göre babanın 3.907,38TL payının indirilmesi ile kalan miktara hükmedilmiş olup zaten müterafik kusur sonuca etkili olmayacaktır. Yine davacı desteğin annesi olup evlenme ihtimaline göre indirim yapılmayacaktır.
Davalı vekili cevap dilekçelerinde davacının hatır için taşındığı yönünde iddia ve savunma ileri sürmemiştir. Mahkemece, taşımanın hatır için olduğu değerlendirilerek tazminattan hatır indirimi yapılabilmesi için davalının bu yönde savunma getirmesi ve taşımanın hatır için olup olmadığı, tarafların yakınlığı, varsa hatır için taşımanın kimin arzusu ve ne amaçla yapıldığı gibi olayın özel şartlarını ortaya koyması gerekmektedir. Davalı tarafın, süresinde dosyaya sunulan cevap dilekçesinde hatır taşıması olduğuna dair iddiası ve savunması olmadığına göre İlk Derece Mahkemesince hatır indirimi yapılmamış olmasında bir isabetsizlik yoktur.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 85/1. maddesinde, “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar., 85/son maddesinde ise, "işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.” hükümlerine yer verilmiştir.
Yukarıda açıklanan madde hükümlerinden, zorunlu mali sorumluluk sigortasının; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 92. maddesinde, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası dışında kalan hususlar düzenlenmiş olup, araç sürücüsünün veya yakınlarının talepleri 92. madde kapsamında yer almamakla birlikte, uygulama ve yargı kararları ile sigortacının sorumluluğu kapsamında kabul edilmiştir.
Araç sürücüsü desteğin, ister kendi kusuru, ister bir başkasının kusuru ile olsun salt ölmüş olması, destekten yoksun kalanlar üzerinde doğrudan zarar doğurup; bu zarar gerek Kanun, gerek poliçe kapsamıyla teminat dışı bırakılmamış olduğundan, desteklerinin kusurunun olması davacıların hakkına, etkili bir unsur olarak kabul edilemez ve destekten yoksunluk zararından kaynaklanan hakkın sigortacıdan talep edilmesi mümkündür.
Davacıların uğradığı zarara bağlı olarak talep ettikleri hak, salt miras yoluyla geçen bir hak olmayıp, bilimsel ve yargısal içtihatlarda kabul edildiği üzere destekten yoksun kalanın şahsında doğrudan doğruya doğan, asli ve bağımsız bir talep hakkıdır. (Yargıtay 17. HD. 2014/17669 E. 2017/919 K.) (HGK'nun 15.6.2011 gün ve 2011/17-142 esas-411 karar, HGK'nun 22.2.2012 gün 2011/17-787 esas 2012/92 karar, HGK'nun 16.1.2013 gün ve 2013/17-1791 esas 2013/74 karar sayılı ilamları )
Somut olayda davaya konu trafik kazası 23/9/2007 tarihinde gerçekleşmiştir. Davalı tarafça sigortalı aracın ... poliçesinin başlangıç tarihi ise 30/07/2007 dir. Karayolları Trafik Kanununun 92.maddesinde değişiklik yapan 6704 sayılı Kanun 26/04/2016 tarihinde, yeni Genel Şartlar ise 01/06/2015 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Dolayısıyla, kaza tarihi ile poliçe tarihi, sözü geçen Genel Şartlar ve Kanun değişikliğinden öncedir. Bu durumda kazanın meydana geldiği ve poliçenin tanzim edildiği tarihe göre 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve Genel Şartlar'da yapılan değişikliklerin somut olaya uygulanması da mümkün bulunmadığından, Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin, HGK kararlarıyla da örtüşen içtihatlarında da vurgulandığı üzere, davacıların sigortalı araç işleteninin mirasçısı olarak değil, destek alacaklısı 3. kişi olarak sürücünün ve işletenin kusuruyla sorumlu tutulmadan talepte bulunabilecekleri sonucuna varıldığından davalı sigorta vekilinin bu yöne değinen istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir.
Destekten yoksun kalma tazminatı, 6098 sayılı TBK. md. 53/3 düzenlenmiş olup; "Ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar" şeklinde hükme bağlanmıştır. Yasa metninden de anlaşılacağı gibi destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir. Yani haksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimse TBK'nın 53/3. maddesine dayanarak uğradığı zararın ödetilmesini isteyebilir. Ancak, destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmesi için öncelikle ölen ile destekten yoksun kalan arasında maddi yönden düzenli ve eylemli bir yardımın varlığı gerekir. Hukuk Genel Kurulu'nun 21.04.1982 gün, 979/4-1528 E., 412 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi;TBK'nın 53.maddesinde sözü geçen destek kavramı hukuksal bir ilişkiyi değil, eylemli bir durumu hedef tutar ve ne hısımlığa ne de nafaka hakkındaki hükümlere dayanır, sadece eylemli ve düzenli olarak geçimini kısmen veya tamamen sağlayacak şekilde yardım eden ve olayların olağan akışına göre eğer ölüm vuku bulmasaydı, az çok yakın bir gelecekte de bu yardımı sağlayacak olan kimse destek sayılır. O halde destek sayılabilmek için yardımın eylemli olması ve ölümden sonra da düzenli bir biçimde devam edeceğinin anlaşılması yeterli görülür.
Somut uyuşmazlıkta, davacının desteğin annesi olduğu hayatın olağan akışına göre çocuğun annesine destek olmasının muhtemel olduğunun kabulü ile destek tazminatı hesaplanmasında isabetsizlik bulunmamaktadır.
KTK'nın 109/2.maddesine göre "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar.Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zaman aşımı süresi öngörmüş bulunursa, bu süre, maddi tazminat talepleri için de geçerlidir."
Dava konusu kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nın 85/1 ve 66/1-d maddelerine göre, ceza dava zamanaşımı 15 yıldır. Kaza tarihi olan 23/09/2007 tarihi ile dava tarihi olan 15/10/2021 tarihi dikkate alındığında 15 yıllık ceza dava zamanaşımının dolmadığı anlaşılmaktadır.
Belirsiz alacak davasında zamanaşımı yalnızca dava açılan kısım için değil, tüm dava için kesilir. 6100 sayılı HMK hükümleri gereğince davacının iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın, davanın başında belirtmiş olduğu alacak talebini HMK 107/1. maddesi hükmüne göre bilirkişi raporu ile tam ve kesin olarak belirlendiği anda arttırması mümkündür. HMK'nın 107/2. maddesi gereğince yapılacak bu artırım bir ıslah olmadığı gibi bu artırım nedeniyle zamanaşımının da gerçekleştiğinden söz edilemez (Benzer yönde Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2016/20495 E.ve 2019/7842 K.sayılı kararı).
Davacı taraf dava dilekçesinde belirsiz alacak ifadesi de kullanarak, belirsiz alacak davası olarak tazminat talep etmiş, zararını bilirkişi raporu ile tam ve kesin olarak öğrenmiştir. Belirsiz alacak davasında zamanaşımı yalnızca dava açılan kısım için değil, tüm dava için kesilir. 6100 sayılı HMK hükümleri gereğince davacının iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın, davanın başında belirtmiş olduğu alacak talebini HMK 107/1. maddesi hükmüne göre bilirkişi raporu ile tam ve kesin olarak belirlendiği anda arttırması mümkündür. HMK'nın 107/2. maddesi gereğince yapılacak bu artırım bir ıslah olmadığı gibi bu artırım nedeniyle zamanaşımının da gerçekleştiğinden söz edilemez (Benzer yönde Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 24.06.2019 tarih, 2016/20495 E.ve 2019/7842 K.sayılı kararı). Davalı sigorta şirketi vekilinin dava ve ıslah zamanaşımına ilişkin itirazı yerinde değildir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin güncel içtihatları uyarınca tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosu uygulanacak, bilinmeyen (işleyecek) devre bakımından da "... rant" formülü kullanılarak tazminatın hesaplanması gerekecektir. Bu nedenle hükme esas alınan aktüerya raporunda hesaplamanın TRH 2010 Yaşam Tablosu ve ... rant yöntemine göre yapılmasının içtihatlara uygun olmasına göre 1,8 teknik faiz uygulanması gerektiği yönündeki istinaf yerinde görülmemiştir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2024/3323 E.- 2024/5474 K., 2023/12136 E. - 2024/5730 K. sayılı kararları).
Desteğin kaza tarihinde bekar olduğu anne ve dava dışı babanın da (26/04/2021 ölüm tarihine kadar) payı dikkate alınarak ve poliçe limitine göre garame hesabına göre yapılan tazminata hükmedilmesine, dosyada bulunan ... Müdürlüğü’nün 22.10.2021 tarihli cevap yazılarında, davaya konu 23.09.2007 tarihinde meydana gelen olay sonucu vefat eden ...’ın ölümü
sonucunda geride kalan hak sahiplerine rücuya tabi ödeme yapılmadığı bildirilmiş olmasına ve zaten dava tarihinden faiz işletilmiş olmasına göre bu yönlere değinen istinaf itirazları da yerinde değildir
Bu nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Davalı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 5.197,88 TL harçtan peşin alınan 1.300,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.897,88 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,
4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına,
5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.11/06/2026